Gündem
  • 15.9.2019 06:40

Afrika’yı güldürdük

Afrika’yı güldürdük

Geçtiğimiz yıl Afrika’nın selamını Türkiye’ye taşıyan Mustafa Ndiaye, bu kez Furkan Türkyılmaz ve Veysel Karakaş ile “Anadolu’dan Selam” adlı geziyi düzenledi. Üç üniversiteli arkadaş bisiklet sırtında, iki ay boyunca Afrika’yı gezdi. İnsanların beyazlara iyi bakmadığına değinen Türkyılmaz, “Çocuklar sure okuduğumuzda çığlık atıp seviniyorlar. Bir taksici de radyodaki Kur’an-ı Kerim’e eşlik eden arkadaşımı duyunca beyazların Kur’an bilmesine alışık olmadığını söylemişti” diyor.

Bisiklet sırtında Türkiye’yi gezen Senegalli öğrenci Mustafa Ndiaye, Afrika’dan getirdiği selamı bütün ülkeye taşımıştı. İstanbul Şehir Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi son sınıf öğrencisi olan Ndiaye, bu kez yanına aldığı iki arkadaşıyla “Anadolu’dan Selam” adını verdikleri bir seyahat düzenledi. Bazen bisiklet bazen arabayla şehirleri, köyleri gezen üçlü, birçok anı ile bu hafta yurda döndü. Mustafa Ndiaye, Furkan Türkyılmaz ve Veysel Karakaş ile iki ay süren yol hikayelerini konuştuk.

Yolculuk fikri nasıl ortaya çıktı?

 
 
Üniversite öğrencileri ve Afrikalı çocuklar

Mustafa Ndiaye: “Anadolu’dan Selam” seyahat fikri, aslında geçen sene Türkiye’de yaptığım “Afrika’dan Selam” turunun devamı. Türkiye’de eğitim için geçirdiğim zaman sürecinde Afrika ile ilgili kulaktan dolma bilgiler dışında pek bir şey bilmediklerini fark ettim. “Afrika’dan Selam” adı altında köy köy dolaşıp, karşılaştığım insanların çayını içip, onlara Afrika’yı anlatmaya karar verdim. O macera dolu serüvende daha önce Afrika adını bile duymamış bölgelere ayak bastım. Çoğu insanın Afrika’ya ve Afrikalılar’a olan yanlış bakış açısını değiştirmeyi başardım. Anadolu’dan topladığım selamı Afrika’ya taşımak için bu Senegal turunu planladım. Arkadaşların da Senegal’e gelerek kendi ağızlarından Anadolu’yu ve Türkiye’yi bu halklara tanıtması, seyahatin en önemli amaçlarının başında geliyor.

SÖMÜRGE TARİHİ BEYAZLARDAN SOĞUTMUŞ

 
 
Üniversite öğrencileri ve Afrikalı çocuklar

Ekip olarak hangi duraklardan geçeceksiniz?

Mustafa Ndiaye: Yeni başlarken tüm Senegal’i 2 ay içerisinde bisikletle dolaşmayı düşünüyorduk ama turun başlamasıyla vaktin yetmeyeceğini anladık. Yolculuk Dakar›dan başladı. Ardından Thiés, Saint-Louis’e kadar etraflıca gezdik. Kuzey tarafı sahra, dolayısıyla aşırı sıcak olduğu için fazla durmadık. Oradan geze geze inerken Tambacounda’ya geçtik. Oradaki keşiflerimizi yaptıktan sonra Ziguenchor’a gittik. Vakit kazanmak için bu yolda araba kullandık. Oradan da Gambia üzerinden geçerek Kaolack’tan Touba’ya geçtik. Touba’dan Dakar’a yolculuğumuzu Mbour üzerinden gerçekleştirdik. Dakar başlangıç noktamız olduğu gibi aynı zamanda bitiş noktamız da oldu.

Gittiğiniz yerlerde nasıl karşılandınız?

Veysel Karakaş: Gittiğimiz yerlerde bizi kucaklayanlar da oldu, umursamayanlar da, hatta kötü karşılayanlar dahi oldu. Yani bu durum karşılaştığımız insana göre değişiyordu. Muhtemelen o anki ruh hali, yapamadığı bir kahvaltı da etkili olabilir. İnsanız işte, her birimiz diğerinden farklı.

Furkan Türkyılmaz: Ama genel bir görünüm çizmek gerekirse şöyle denebilir, ilk izlenimimizi beyaz olmakla veriyoruz. Uzaktan geçen biri bizi görünce “Aa iki toubap (beyaz) bisikletle geçiyor” der. Beyaz olmamız, bizim ilk izlenimde Fransız zannedilmemize sebep oluyor ve bu nedenle bize fazla ısınamıyorlar. Sebebi malum, sömürge tarihi. Fakat selamlayışımız olsun, yüzümüzdeki tebessüm olsun ilk kibriti çakıyor, özellikle sohbete başladıktan sonra Türk olduğumuzu söyleyince o ateş büyüyüveriyor.

EN İLGİNÇ OLAN ŞEY BİZDİK

 
 
Üniversite öğrencileri ve Afrikalı çocuklar

Yolculuk esnasında başınıza gelen ilginç veya duygusal olaylar neler?

Furkan Türkyılmaz: Senegal’de en ilginç olan şey bizdik. Sokaklarda dolaşırken sürekli ‘toubap’ olarak bakılmak ve çağrılmak ilk başlarda bize garip gelse de zamanla çok doğal bir hal aldı. Bir süre sonra karşılaştığımız insanların ilk anda bizim hakkımızda ne düşündüklerini çok iyi biliyorduk. Onlar bizleri tanıdıkları zaman çoğunlukla çok şaşırıyorlardı. Çünkü uzaktan bizi gördüklerinde ilk başta meraklı ama soğuk bakışlar atıyorlardı. Ardından biz “Selamün Aleyküm” dediğimizde insanlarda büyük bir değişim oluyor. Soğuk bakışlar önce yerini şaşkınlığa daha sonra ise heyecana bırakıyor. Kafalardaki beyaz adam eşittir Fransız denklemi yıkılıyor. Bir de abdest almak istediğimizi, namaz kılmak istediğimizi belirtirsek bize tekrar tekrar soruyorlar ve anlayamıyorlar. Bazen gittiğimiz yerlerde çocuklarla Kur’an-ı Kerim okuyoruz. Bize okumamız için sure isimleri söylüyorlar, okumaya başlayınca çığlık atıyorlar, seviniyorlar. Bir keresinde takside giderken radyoda okunan Kur’an-ı Kerim’e Türk olan arkadaş alçak sesle eşlik etmişti. Taksici kendisini tutamamış ve çok şaşırdığını, bir beyazın Kur’an-ı Kerim okumasından çok etkilediğini dile getirmişti. İlginç gelmişti çünkü bir beyazdan böyle şeyler görmeye hiç alışık değillerdi. İşte Senegalde ilginç gelen bizlerdik ve bize en ilginç gelense bu durumdu.

Hava şartlarıyla nasıl mücadele ettiniz?

Veysel Karakaş: Senegal turu boyunca en kurak havayı da gördük, en yağmurlusunu da. Ülkenin en kuzeyi yani Sahra’ya en yakın yer olan Richard Toll’ün sıcağı yüzümüze çarpıyordu. Yağmurlar ise tüm memlekette hızla başlayıp sağanak şeklinde iniyor ve aynı hızla duruyordu. Koşullara hızlı uyum sağladık. Böylece herhangi bir hava problemiyle karşılaşmamızda çok zorlanmadık.

DAĞLAR KADAR FARK VAR

 
 
Üniversite öğrencileri ve Afrikalı çocuklar

Her milletin damak tadı farklıdır. Yemek konusunda sıkıntı yaşandı mı?

Veysel Karakaş: Öncelikle helal yemek konusunda hiçbir sıkıntı çekmedik. Ülkenin çok büyük bir kısmı zaten Müslüman. Yemeklerinde ise beni şaşırttı açıkçası Senegal. Daha çok baharatlı, yemesi zor, kokulu yemeklerle karşılaşmayı bekliyordum fakat öyle olmadı bazı yemekler dışında hemen her şeyden yiyebiliyorduk rahatlıkla. Senegalde gördüğüm kadarıyla en temel besin kaynakları pirinç, balık, fıstık ve bazı sebze türleri. Özellikle pirinç çok fazla. Büyük bir tabakta geliyor, üstünde de değişik soslar, sebzeler, balık, tavuk veya et oluyor. Bu şekilde neredeyse her gün yeniyor.

Türkiye turu ile Afrika turu arasında hangi farklar ve benzerlikler var?

Mustafa Ndiaye: Türkiye ile Senegal ortam, atmosfer ve yaşam tarz açısından farklı dünyalar. Din sayesinde edinilen bazı kültür ve ortak değerler dışında, apayrı bir yaşam tarzına sahibiz. Türkiye›nin Doğu Anadolu Bölgesi, buranın yaşam tarzına en çok benzeyen bölge. Burada hayat Türkiye›ye göre daha yavaş ilerliyor. Türkiyeyi 3 ay boyunca beş parasız turladım. Senegal halkı ne kadar misafirperver olsa da, aynısını burada yapmak çok zor. Yaşam, ortam ve hava şartlar farklı, imkanlar farklı. Arkadaşların Türk olduğu bilinmeden, (Toubap) Fransız zannedilmeleri çoğu zaman aramızda mesafe koyulmasına neden oldu. Arkadaşlar karşılaştığı bazı insanlarda bu önyargıyı kırmayı başarsa da, yolculuk boyunca en çok zorlandığımız konuların başında bu geliyor. Bunu tamamen kırabildiğimiz gün tanışmış oluruz. Dil sorunu ‘Afrikadan Selam’ turunda yaşamadığım bir başka önemli bir engel oldu. Ayrıca bisikletle tur yapmak bu bölgelerde henüz bilinen bir şey olmadığı için karşılaştığımız insanlar bize nasıl yaklaşması gerektiğini bilmiyor. Anadolu›dan Selam ne kadar Afrika›dan Selam yolculuğun devamı olsa da, aralarında dağlar kadar fark var.

Bayram cümbüşlü geçti

Kurban Bayramı’nı nerede geçirdiniz? Neler yaşadınız? Furkan Türkyılmaz: Bayramı başkent Dakar’da geçirdik. İlk gün Türkiye’den gelen kurban yardımı yerlerini ziyaret ettik. İnsanlara nasıl ulaştırılıyor ona tanık olduk. Allah herkesten razı olsun. Kısa bir turun ardından bayramlaşma için Mustafa’nın babasının evine geçtik. Tam bir cümbüş idi. Bir sürü çocuğun etrafta kaçıştığı, akrabaların birleştiği, kalabalık bir bayram telaşesi, olayın sadece kurban kesmek olmadığını bize bir kere daha hatırlatır nitelikte idi. Zaten bu insanlar henüz “Nerede o eski bayramlar” demeye başlamadı. Ne mutlu onlara.

Kavramlar yeniden şekilleniyor

 
 
Mustafa Ndiaye

Şehirler arasında sizi en çok etkileyeni yer neresiydi?

Furkan Türkyılmaz: Aslına bakarsanız beni en çok etkileyen Dakar’ın banliyöleri oldu. Banliyölerde bizim hiç alışık olmadığımız bir hayat var. Buralarda kavramlar zihninizde yeniden şekilleniyor. Sokak algınızı, ev algınızı, komşuluğu sorguluyorsunuz. Çünkü banliyölerdeki hayatın normları, bizden çok farklı. Beni çok etkileyen ayrı bir hava var orada.

İlker Nuri Öztürk  Yeni Şafak

Yorum Yazın

İLGİLİ HABERLER