Gündem
  • 2.8.2021 20:28

Bakan Soylu: Sosyal medyadakilerin yüzde 90'ı yalan

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Milas'ta Yangın Koordinasyon Merkezi'nde basın toplantısı düzenledi. Orman yangınlarıyla ilgili provokatif paylaşımlar hakkında konuşan Bakan Soylu, 'Sosyal medyadaki iddiaların yüzde 90'ı yalan. O hesaplar tek tek tespit ediliyor. Yurt dışından açılan yeni hesaplar var.' dedi. Bakan Pakdemirli, 'Son 5 günde 132 yangından 125'ini kontrol atına aldık, 7'si devam ediyor. Ayrıca 78 de kırsal yangına teşkilatımız müdahale etti.' ifadelerini kullandı. Bakan Ersoy ise 'Yangınla mücadele tweetle olmuyor, sahada oluyor. Yanan arazilerle ilgili yapılaşma hukuken mümkün değil.' diye konuştu.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Milas'ta Yangın Koordinasyon Merkezi'nde basın toplantısı düzenledi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin açıklamaları şöyle:

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Son 5 günde 132 yangından 125'ini kontrol atına aldık, 7'si devam ediyor. Ayrıca 78 de kırsal yangına teşkilatımız müdahale etti." dedi.

Pakdemirli, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy'la Milas'ta Yangın Koordinasyon Merkezi'nde yaptığı basın açıklamasında, kırsal yangınların yanında yerleşim yeri yangınlarının önlenmesinde de orman teşkilatının çok büyük gayret sarf ettiğini söyledi.

Hem Antalya hem de Muğla'daki yangınlarda birinci odağın mecburen yerleşim yerleri olduğunu belirten Pakdemirli, "Marmaris'teki yangın, devam ediyor. Bu yangın, şu anda stabil. Öğleden sonra değişen hava şartlarıyla potansiyel tehlikeler içeriyor ama ekibimiz, şu anda bununla ilgili çalışmalarına devam ediyor." diye konuştu.

Sabah saatlerinde tüm yangınların üzerinde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile hava aracıyla hem koordinasyon hem de inceleme yaptıklarını aktaran Pakdemirli, notlar alıp ilgili ekiplere ilettiklerini dile getirdi.

Pakdemirli, Köyceğiz'deki yangın için özellikle kara birliklerinin gücünü artırarak, hem karadan hem de havadan ciddi bir çalışmayla müdahale ettiklerini vurgulayarak, "Köyceğiz'de yangın halen dağlık arazide devam ediyor. Oraya iki helikopter ve 1 uçak müdahale ediyor. Yerleşim yerlerinden uzak bir yangın, halen devam ediyor. Buradaki yangın önemli ve yaygın bir yangın." ifadesini kullandı.

- "ISPARTA'DA SÜTÇÜLER MEVKİSİNDE BİR YANGIN DAHA ÇIKTI"

Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, şunları kaydetti:

"Milas yangınına da müdahale ediyor olacağız, Seydikemer'de iki yangın devam ediyor, Muğla üzerinde. Ancak bunların, diğer saydığım yangınlara göre ciddiyeti daha az. Manavgat yangını halen devam ediyor. Bugün itibarıyla Gündoğmuş'un tahliye edilmesi söz konusu oldu. Gündoğmuş yangını devam ediyor. Tunceli Hozat, yeni bilgi geldi şu anda kontrol altına alındı. Şu anda ana odak olarak Muğla ve Antalya yangınları devam ediyor. Çok kısa bir süre önce aldığımız haberle de Isparta'da Sütçüler mevkisinde saat 11.30 sularında bir yangın daha çıktı. Ona da hemen 1 uçak, 15 arazöz, ve 200'ün üzerinde personel sevk ettik, burada da çalışmalara başladık. İlerleyen saatlerde bununla alakalı da gerekli çalışmaları ve gerekli bilgileri veriyor olacağız."

Sosyal medyada yangının termik santrale yaklaştığı ve riskli olduğu yönündeki iddialara değinen Pakdemirli, "Termik santralle ilgili 'risk altındadır' veya 'değildir' gibi bir durum meydana geldi. Sayın Bakanımızla geldiğimizde akşam saatlerinde bilgisayarda matematiksel modelleme ile baktığımızda, rüzgar durumuna baktığımızda bir risk görünmemekle beraber hem yangının hem de termik santrallerin özelinde bir ziyaret gerçekleştirdik. Şimdilik orada bir problem görünmüyor. Rüzgar da o yönde esmiyor. Bir problem yok, ilerleyen saatlerde bir değişiklik olursa bununla ilgili de karşı ateş ve diğer tekniklerle müdahale etmek için arkadaşlarımız gerekli tahkimatı yaptı. Bununla ilgili bir değişiklik olursa ilerleyen saatlerde bilgi veririz. Ancak şu anda inşallah olmayacak diye düşünüyoruz." dedi.

- "TÜM YANGINLAR SÖNENE KADAR BURADA ÇALIŞMALARIMIZI SÜRDÜRÜYOR OLACAĞIZ"

Hava sıcaklığının 40 derecenin üzerinde olduğunu, rüzgarın çok hızlı estiğini ve nemin de son derece düşük olduğunu belirten Pakdemirli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Meteorolojik olarak yarın yine tüm zamanların en düşük nemiyle, yüzde 8 gibi bir nemle karşı karşıya kalacağız. Normal şartlarda, yaz mevsimde yüzde 30'un altında bir nemin ne Antalya ne de Muğla'da olmaması gerekir diye düşünüyoruz ama şartlar bunu gerektirdi. Bu zorlu şartlar altında mücadelemiz devam ediyor. Devlet, tüm kamu kurumları, belediyeleri, jandarması, AFAD'ı, UMKE'si, sağlık ekipleriyle, en başta kahraman ormancılarıyla buna müdahale ediyor. Üç bakan burada. Tüm yangınlar sönene, vatandaşımız eski, normal hayatına kavuşana kadar burada çalışmalarımızı sürdürüyor olacağız. Tüm bu yangınlara 16 uçak, 9 İHA, 51 helikopter, 1 insansız helikopter, 850'nin üzerinde arazöz, 150'nin üzerinde iş makinesi ve 5 binin üzerinde tüm kamu kurumlarından personelle müdahalelerimiz devam ediyor. Uçaklar konusunda alan çok yaygın olduğu için vatandaşlar semaya baktığında çoğunlukla gözleri uçak arıyor ama arazi yaygın, defalarca da sortiler yapılıyor."

Pakdemirli, Muğla'da yangın söndürme çalışmaları kapsamında sabahtan beri binden fazla helikopter sortisi ile 3 bin tona yakın, uçaklarla da 1500 tonun üzerinde su atıldığını söyledi.

Yangın söndürme çalışmalarında yerleşim yerleri odaklı ilerlediklerini belirten Bakan Pakdemirli, "Burada maalesef ormanlarımızı da bırakmak zorunda kalıyoruz çünkü yerleşim yerlerindeki can ve mal emniyetini sağlamak için özellikle tahkimat böyle gitti. Özellikle Marmaris özelindeki yangında da çok ciddi bir yerleşim yerleri tahkimatla çalıştık. Dün de söyledim, yerleşim yerlerinin normal şartlar altında güvenlik altına alınması belediyelerimizin işi. Ama belediyelerimizin de bundan sonra 'şu binada yangın çıktı, buraya bir itfaiye gönderelim söndürelim' ötesinde, özellikle ormana yakın belediyelerimizin de bunların tahkimatı konusunda da yine ormanla iş birliği içerisinde bu konuda ileriye yönelik mutlaka tedbir alınması gerekir diye düşünüyorum." ifadesini kullandı.

Pakdemirli, yangınlar bittikten sonra belediyelerle bir çalıştay yapmayı düşündüklerini aktararak şöyle konuştu:

"Bunu siyaseten ari söylüyorum bu bizim belediyelerimiz de olabilir başka belediyeler de olabilir ama belediyelerin sorumluluk alanındaki sorumlulukları ve kurumsal kapasiteleri mutlaka geliştiriyor olmamız lazım diye düşünüyorum. İlk yağmurlarla beraber yine dikimlere başlıyor olacağız. İnşallah daha önce yapmış olduğumuz sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Cumhuriyet tarihinin en büyük fidan dikim kampanyasını yapmıştık 'Geleceğe Nefes', bunun misli misli daha büyük bir projeyi inşallah ilk yağmurlarla başlatmayı hedefliyor olacağız. Bunu da yangınların bitiminde inşallah arkadaşlarımız çalışmalarını da yapıp açıklamalarını da yapıyor olacağız."

İstisnalar dışında orman alanların asla daraltılamayacağını belirten Pakdemirli, şunları kaydetti:

"Bu istisnalar içerisinde rahmetli Özal'dan beri 40 yıldır olan bir konu. Eğer, bir turizm alanı tahsis edilecekse zaten tahsis edilir. Bunun şekil ve şartı vardır, orası turizm alanı ise oraya otel yapılır, değilse yapılamaz. Ormandan görüş alınır, orman da çeşitli kurumlardan görüş alır. Belki 10-15 kurumdan görüş alınır. Yaban hayatı, göç yolları olmak üzere bir çok kurumdan görüş alındıktan sonra eğer turizm alanı ilan edilecekse ilan edilir ve ilan edilmişse de oraya gerekli bakanlıklardan izin alınmak suretiyle yapılabilir. Bunun için ormanların yakılması gibi bir spekülasyonun yapılması son derece yanlıştır. Böyle bir konunun bir genel başkan tarafından açıklanması son derece üzücüdür. Bunun böyle olmadığını kendisi de biliyordur, bundan eminim. 169. maddeyi tekrar hatırlatıyorum, ormanları daraltmak söz konusu değildir."

Bu konularda bilgi kirliliği yaşandığına da dikkati çeken Bakan Pakdemirli, "Provokasyonlara dikkat etmemiz lazım. Siyaseten bu konunun istismar edilmemesi lazım. Bu konu son derece teknik bir konudur." dedi.

- "DÜNYADA EN GÜÇLÜ KARA EKİPLERİNDEN BİRİNE SAHİBİZ"

Pakdemirli, Orman Genel Müdürlüğüne siyasetin hiç girmediğine işaret ederek, "180 yıllık bu başarılı kurumumuz nevi şahsına münhasırdır. Dünyada da eşi benzeri yoktur. Sebebi de şu, dünyada gelişmiş ülkeler dediğimiz ülkeler özellikle yangınlar çıktığı zaman sadece ve sadece, genel bir bilgi daha vereyim, yerleşim yerlerine yönelik hava araçları ile müdahale yaparlar. Onun dışında karadan bir müdahaleleri olmaz. Bizim kara ekiplerimiz, bugün havayı konuşuyoruz. Havayı konuştuğumuzdan daha çok dünyada en güçlü kara ekiplerinden birine sahibiz. Bu anlamda da ciddi bir deneyimleri var. Bu deneyim bugünkü ve yarınki Türkiye'mize lazım. Askerden, polisten sonra en çok şehit veren kurumlardan biri olan orman kurumudur. Çok yakın zamanda şehitler vermişken bu konudaki özellikle istismarlara, bu konu üzerinden spekülasyonlara yapanları da burada hem vatandaşlarımıza hem de Allah'a havale ediyorum. Orman kahramanlarımıza tekrar teşekkür ediyorum. Cansiperane bir şekilde zaman zaman kendi canlarını riske etmek pahasına bir ağaç daha az yansın diye çalışıyorlar." değerlendirmesinde bulundu.

- "HER GELEN YARDIMI DA KABUL ETMİYORUZ"

Kamunun tüm kurumlarıyla yangın bölgelerinde olduğunu ifade eden Pakdemirli, tüm bakanların destek verdiğini, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın elini yangın bölgelerinin hiçbirinden çekmediğini üçer, beşer, altışar saatlik bilgilendirmelerde de kendisine bilgilendirme yaptıklarını anlattı.

Bir gazetecinin yangına müdahale eden helikopter uçak ile amfibik uçak sayılarının detaylı verilmesi yönündeki sorusu üzerine Bakan Pakdemirli, şunları kaydetti:

"Amfibik dediğimiz hem karada gider hem de suda yüzer anlamında bir kelimedir. Bunlar iniş takımlarını içine alır, gövde üzeri iniş yapar. Suyu toplar alır ondan sonra atış yapacağı noktaya gider ve atışını gerçekleştirir. Tabii ki amfibik uçaklar tercihimiz. Özellikle biliyorsunuz son dönemde Rusya, Azerbaycan, Hırvatistan, İspanya ve diğer ülkelerin hepsinden gelen yardım taleplerine tamam dedik. Hem bugünkü yangınları halletmek hem de önümüzdeki birkaç hafta çok riskli olacağını düşündüğümüz meteorolojik koşullarda çıkacak olan ek riskleri de bertaraf etmek konusunda tüm gelen yardımların hepsine de tamam dedik. Bu yardımların hakikaten ekserisi de ülkelerimiz tarafından ilaveten bize yapılıyor. Elbette bu yardımlar yavaş yavaş geliyor. Gelen pilotların da bizim sistemimize oryante olması, uçuş paternine uyum sağlaması bir miktar zaman alıyor. Dün burada iki tane İlyuşin-76 uçağının akşama kadar gösterdikleri performansı bugün sabahtan 2-3 saat içinde alabildik. Pilotların da coğrafyaya alışması, beraber çalıştıkları ekiplere alışması biraz zaman alabiliyor. Her uçağın faydası var burada. Tabii her gelen yardımı da kabul etmiyoruz. Onu da söyleyeyim. Çünkü 5 tonun altında su atan uçaklar bizim uçuş paterninde de kalabalık meydana getirebiliyor. Özellikle bu trafiği idare etmek zor olabiliyor. Yardım teklif eden ülkelerden 5 ton ve üzeri su atan, tercihen amfibik ama amfibik değilse de mümkünse kullanmış olduğumuz İlyuşin-76 'lar gibi 40 ton su atabilen büyük tanker uçakları burada tercih ettik. Halen çeşitli ülkelerden uçaklar gelmeye devam ediyor. Her gün birer ikişer helikopter, birer ikişer uçak filomuza ekleniyor ama şu an itibariyle net sahada çalışan 16 tane uçak var ve 51 tane helikopter var hava aracının ana unsurları olarak söyleyebileceğim. Tabii ki İHA'mız var, insansız helikopterlerimiz var ve diğer teknolojilerin hepsi burada kullanılıyor."

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun açıklamaları:

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, orman yangınlarıyla mücadele edenlerin morallerinin yüksek tutulması için herkesi sağduyulu olmaya davet etti.

Muğla'nın Milas ilçesinde oluşturulan Yangın Koordinasyon Merkezi'nde, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ile basın açıklaması yapan Soylu, yaklaşık 4 gündür Antalya'da olduklarını, dün akşam ve bu sabah Ersoy ve Pakdemirli'yle beraber karadan ve havadan bir defa daha değerlendirme yaptıklarını belirtti.

Soylu, devletin bütün kurumlarının, tüm yangınların bir an önce söndürülebilmesi ve normale dönebilmek için büyük bir çaba sarf ettiğini kaydederek, emek veren herkese teşekkür etti.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında herkesin sağlık çalışanlarına moral verdiğini hatırlatan Soylu, "Şimdi de buranın önde gelen kahramanları var. Bu kahramanlar ormancılardır. Ateşin üzerine giden insanlar bunlar. Hepimizin ciğerleri yanıyor doğru ama bir de öteki tarafa geçelim. Bir ağaç büyütmek için çaba sarf eden ormancıların sadece ciğerleri yanmıyor, bütün bedenleri yanıyor. Lütfen biraz empati yapalım. Bir milletvekilinin sabah paylaşımını gördüm çok üzüldüm, 'Geldim bir tane ormancı göremedim'. Göremezsin tabii, ateşin ortasında ormancılar. Biz sabah 4,5'ta Fesleğen köyündeydik. Orman şefleri, arkadaşları bütün hepsi ateşin içindeydi, birisi eşiyle beraber gelmişti." ifadesini kullandı.

Bakan Soylu, dün 13 ormancının Antalya'da büyük tehlike atlattığını hatırlattı.

Yangınları söndürmede, ormancıların yetkin olduğunu kaydeden Soylu, şöyle devam etti:

"Bunun yıllardır eğitimini alan ormancılar ve profesyoneller. Biz onlara sadece lojistik sağlamak ve yangın söndürüldükten sonra orada yaşayan vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştırmak, iyileştirme ve yenileştirme çalışmalarını yapmakla mükellefiz. Bu işin profesyonelleri onlar ve bu konuda da yetkinler. Kusura bakmasınlar, iki tane selfie çekmekle yangın söndürülmüyor. Siyasi parti gözetmeksizin, ideoloji ve düşünce gözetmeksizin söylüyorum. Hem ormancılarımızın, kahramanlarımızın morallerini yükseltmek, onlarla birlikte olabilmek hem onlara destek ve gayret verebilmek, millet olarak sağduyu görevimizdir, hem de vatandaşlık görevimizdir."

- "SOSYAL MEDYANIN YÜZDE 90'I TEZVİRAT VE YALANDIR"

Ana muhalefet partisi genel başkanından bir istirhamları olduğunu dile getiren Soylu, şunları paylaştı:

"Biz burada 'Şehirler belediyelerin görev alanındadır' diye bir şey bugüne kadar söylemedik. Manavgat Belediye Başkanımız, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanımız CHP'dendir. Biz beraber çalışıyoruz. Eksik sahada görmüyor muyum, baktığımızda 10-20 tane eksik görürüm. Ama eksiği söylersem, tweete yazar 'şu da eksikti, şu da şöyleydi' dersem doğru yapmış olur muyum? Bu bir sorumluluk mu? Bu sorumsuzluktur. Sayın Kılıçdaroğlu'ndan bir istirhamım daha var, eğer siz dönüp bizim ormanları sadece turizm alanı açmak ve rant için yaktığımızı söylerseniz sizin Antalya Belediyenize de diğer belediyelerinize de Muğla Belediyenize de şunu söylersiniz lider olarak, 'arkadaş biraz ağırdan alın'. Bu yanlış, eksik bir şeydir. Ki bu arkadaşlarım böyle bir şey yapmıyorlar. Onlar da canhıraş mücadele ortaya koyuyorlar görmüyor muyum? Hep beraber mücadele ediyoruz. Zaten sosyal medyada herkes elinden geleni ardına koymuyor."

Fethiye'de silahların çekildiğine dair paylaşımlara değinen Soylu, "Buradan vatandaşlarımıza söylemek istiyorum. Şu anda sosyal medyanın yüzde 90'ı tezvirat ve yalandır. Bütün bilgiler elimizde, emniyet, jandarma olarak. Sosyal medyanın yüzde 90'ı tezvirat ve yalandır. İşi olan insanlar yangını söndürmeye çalışıyorlar, işi olmayan insanlar da dedikodu yapıyorlar." dedi.

Soylu, ormanlık bölgelerde gezip selfie'lerle yorumlar yapılmasının herkesin moralini bozduğunu belirterek, bunun yapılmamasını istedi.

"Yerel yönetimlerle, belediyelerle hükümet arasında, hangi siyasi parti olursa olsun, araya nifak sokup milletin çalışma güdüsünü, duygusunu, kuvvetini aşağıya almayalım" diyen Soylu, hava sıcaklığının yüksek, nemin az olmasının dezavantaj olduğunu, ormanlarda neredeyse 30 santimetre yerin altında kuru bir örtü olduğunu ve bunun yangını söndürmeyi güçleştirdiğini anlattı.

Bakan Soylu, rüzgarın da dezavantaj oluşturduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Bütün bu mücadeleyi biraz daha sürdürmekle yükümlü olduğumuzu, önümüzde böyle bir dönem olduğunu görüyoruz. Bunu sağlarken de yok şöyleydi, yok böyleydi deyip burada siyaseten hükümeti, devletimizi, milletimizi zora sokacak, moralini bozacak bir anlayış içerisinde olmanın doğru olmadığının bir kez daha altını çiziyorum. Sonra Sayın Genel Başkan 'hadsizler' diyorsunuz. Neyin hadsizliği var burada? Herkes elinden geleni yapıyor. Öyle bir şey kabul edilebilir bir şey değil. Sosyal medyada bu işi körüklemeye çalışan yurt dışından, yurt içinden, Amerika'dan, Avrupa'dan birçok yeni açılmış sosyal medya hesabı var. Birçok yalanı ve tezviratı milletimizin kafasını bulandırmak için, endişe, korku, öfke nefret yaratmak için ortaya koyuyorlar. Biz bunun gereğini yapıyoruz. Yüzlerce hesabı, yüzlerce sahibini tespit ettik. Bunların bir kısmı yurt dışında, bir kısmı da yurt içinde. Bilmenizi isterim, milletimizi korkuya, endişeye bu dönemde sevk edene, kanun gereğini yerine getirecektir. Arkadaşlarımız tek tek tespit ediyorlar."

Soylu yol kesip kimlik soranların olduğu yönündeki paylaşımlara da değinerek, "Bir iki münferit olay olmuş olabilir. Vatandaşlarımızı köylülerimizi biz de gördük dün akşam. 'Ne yapıyorsunuz kardeşim burada?' dedik. 'Bakanım, biz araçlar geliyor, onlara yol tarif ediyoruz. Su vidanjörleri, tankerleri geliyor onları yönlendiriyoruz. Ayrıca acaba yangın çıkar bizden bir şey ister mi diye bekleşiyoruz'. Her şeyi bir nefret söylemine, karşılıklı bir kaos haline getirmek için bir çaba söz konusudur. Bir iki tane münferit olay olmuş olabilir. Orada da kolluk güçlerimize gerekli olanı söyledik." dedi.

Muğla'da da Antalya'da da canhıraş çalışıldığını vurgulayan Soylu, "Yerleşim yerlerine girmeden, çoğu yangın başarıyla durdurulmuştur. Bakın bu çok önemli bir şeydir. Bu bir başarıdır." diye konuştu.

Tedbiren 8 yerleşim yerinin tamamen boşaltıldığını aktaran Soylu, "Allah'a şükür can kaybı söz konusu değil. Elbette ki börtü böcekten hayvanlarımıza kadar bir çok kaybımız oldu. Bunu da atlamamak, geçmemek lazım. Hatıralarımız kayboldu, ama insan canı şu ana kadar kaybolmuş değildir. 5 yerleşim yeri de kısmen boşaltılmıştır. Toplam 13 yerleşim yeri boşaltılmıştır. 70'in üzerinde konut, bina şu anda kullanılmaz haldedir. Yanmıştır." ifadesini kullandı.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ekiplerinin hasar tespit çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Soylu, şöyle devam etti:

"Biz, vatandaşımızın yanındayız. Sadece bugün yangınla mücadelede yanında değiliz, bu iş derlenip toplanana kadar, vatandaşımızın hasarları giderilene kadar, bu ne kadar süreyse, belki yeşiliyle hatıralarıyla o eski haline hemen ulaşamayacaktır ama onun orada yaşamasını temin eden bütün imkanlar ortaya konulana kadar biz vatandaşımızın yanındayız. Tüm imkanlarımızla, madden ve manen. Tüm ödemelerimizi yapıyoruz. Kızılay'ımız bir taraftan, diğer sivil toplum kurumlarımız bir taraftan, AFAD'ımız, koordinasyon bir taraftan devam etmektedir. Burada bizim moralimiz bozulmuyor. Bizim endişemiz şudur, biz bunlara alışığız, vatandaşımızın morali bozulacak, vatandaşımız kendisini endişeye sevk edecek diye üzülüyoruz. Bu konuda lütfen tekrar istirham ediyoruz. Sosyal medyayla ilgili son bir şey söylemek istiyorum. Bir kamplaştırma oluşturmak istiyorlar. Lütfen bu nefret dilinden, bu öfke dilinden uzak duralım."

Soylu, bu dilin ülkeye, geleceğe, yangınların sönmesine fayda sağlamayacağını vurgulayarak, "Siyasetçiler çok siyaset yapmak istiyorlarsa, ki ben de siyasetçiyim, bunu yangında yapmasınlar." değerlendirmesinde bulundu.

Vatandaşlardan dua ve destek beklediklerini dile getiren Soylu, hem Antalya'da hem de Muğla'da neye ihtiyaç varsa bunları ilgili valiliklere AFAD'ın bildireceğini aktardı.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un açıklamaları:

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, yanan orman arazilerinin yapılaşma veya başka amaçla tahsisinin mümkün olmadığını bildirdi.

Ersoy, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Muğla'daki yangınlara ilişkin Milas'ta yangın koordinasyon merkezinde açıklamada bulundu.

Yangının kısa sürede kontrol altına alınması için yoğun çalışma yürütüldüğünü aktaran Ersoy, "İlk etapta yangınla mücadelede yangının tehlike altındaki yerleşim merkezlerinden uzaklaştırılması sağlandı." dedi.

Hava şartlarının çalışmaları güçleştirdiğine dikkati çeken Ersoy, "Rüzgar da izin verirse en kısa sürede yangını kontrol altına alırız diye düşünüyoruz." ifadesini kullandı.

Yangınla mücadeleyle ilgili tartışmalara değinen Ersoy, "Yangınla mücadele twitle olmuyor, bizzat sahada operasyonun içinde olarak oluyor. Özellikle sahanın içinde mücadele eden arkadaşlarımız, ilgili kurumlarımız işini çok iyi biliyorlar. Onların en çok ihtiyacı olan şey motivasyon." diye konuştu.

Orman arazilerinin turizme açılıp açılmayacağı yönündeki tartışmaların da yersiz olduğunu ifade eden Ersoy, "Yanan orman arazilerinin herhangi bir sebeple, Anayasa, kanunlar gereğince yapılaşmaya veya başka amaçla tahsisi mümkün değildir. Yanan araziler öncelikli olarak tekrar orman arazileri ağaçlandırılır, orman haline gelmesi kanundur, mecburiyettir, zorunluluktur." ifadesini kullandı.

Otellerdeki durum hakkında bilgi veren Ersoy, "Şu anda tamamen boşaltılmış bir tesisimiz yok. Kısmi tedbir amaçlı boşaltılıp birkaç saat içinde dolan tesislerimiz var." dedi.

Bakan Ersoy, vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileterek, önceliklerinin yerleşim alanlarının güvence altına alınması olduğunu söyledi.

İlk etapta yangınla mücadelenin o şekilde yoğunlaştırıldığını vurgulayan Ersoy, "Şu anda yangın kontrollü bir şekilde ince ve uzun bir hat üzerinde yerleşim merkezlerine uzak şekilde devam ediyor. Ancak özellikle yoğun tonajlı uçakların da mücadeleye katılmasıyla dar ve uzun olan hattın en kısa sürede kontrol altın alınacağına umudumuz yüksek." diye konuştu.

Ersoy, gerek Manavgat gerekse Marmaris ve Muğla'da sahadaki ziyaretlerinde başta yerel halk olmak üzere çok motive, istekli şekilde görevli personele destek olduklarını, arkalarında durduklarını, onların her türlü ihtiyaçlarını karşıladıklarını gördüğünü bildirdi.

Motivasyonun önemine işaret eden Ersoy, "Sahadaki vatandaşımız, yerel halkımız bu desteği sağlarken sahada olmayan insanların attığı tweetlerle hele hele bunlar siyasiler olduğu zaman olayın motivasyonunu bozduğu zaman inanın sahadaki arkadaşlarımız açısından çok yıpratıcı oluyor." diye konuştu.

Ersoy, yanan alanların ağaçlandırılarak orman arazilerine dönüştürülmesinin zorunluluk olduğunu belirterek, "Bu iddiada bulunan kişiler de bunu çok iyi biliyorlar. Bilmelerine rağmen bunun farklı amaçlarla yıpratma, motivasyonu bozma amaçlı kullanılması özellikle çok yanlış adımlardır. Birliğin, beraberliğin gerektiği dönemde en son yapılması gereken harekettir." ifadesini kullandı.

- "ÖNEMLİ OLAN SAHADAKİ MÜCADELEDİR"

Ersoy, özellikle son zamanlarda gündeme gelen yasal değişiklikle ilgili kanun maddesi olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:

"Tamamen 39 yıldır yürürlükte olan kanunların birçok kurumumuza verdiği yetkinin sınırlandırılmasıyla ilgilidir. Yani ilave bir hak getirmemekle birlikte mevcut yetkinin sınırlandırılmasıyla ilgili yasal düzenlemedir, ilgili kanun madde. Özellikle söylüyorum yanan arazilerle ilgili olan kısım, hem anayasa hem kanunlarımızla özellikle belirtilmiştir. Yanan araziler orman arazileri öncelikli olarak ağaçlandırılması gereken arazilerdir. Herhangi bir amaçla yapılaşmaya ya da farklı amaçla tahsisi zaten hukuken de mümkün değildir. Önemli olan sahadaki mücadeledir. Vatandaşlarımızın yaptığı gibi yerinde ilgili kurumdaki arkadaşlarımıza destek oluyor. STK ve tüm vatandaşlarımıza göstermiş oldukları işbirliğinden dolayı teşekkür ediyorum. 6 gündür gözlemliyorum farklı noktaların hepsinde aynı şey oluyor. Omuz omuza çalışarak, elbirliğiyle bu olayı kısa sürede atlatacağımızı düşünüyoruz."

- "MADDİ HASARLARLA İLGİLİ HAZIRLIKLARIMIZ VAR"

Önceliklerinin yerleşim alanlarının ve can güvenliğinin sağlanması olduğunu belirten Ersoy, "Maddi hasarların telafisi mümkün. Onunla ilgili hazırlıklarımız var, biz onları en hızlı şekilde telafi ederiz. Önceliğimiz en hızlı şekilde, bir kaç gün içinde demek istiyorum, bu yangını sonuçlandıracağız, vatandaşlarımızla, kurumlarımızla el birliğiyle sonuçlandıracağız. Gerisi bizim işimiz, zaten onu halledeceğiz. Herkesin içi rahat olsun." diye konuştu.

Ersoy, yangın nedeniyle Marmaris'te bir tesisin boşaltıldığını, bu tesistekilerin de komşu tesislere kaydırıldığını kaydetti.

Tesislerin genelde tedbir amaçlı boşaltıldığını aktaran Ersoy, "Can güvenliğini garanti altına almak için boşaltılıyor. Bir kaç saat sonra, tehlikenin önlenmesiyle birlikte tekrar misafirler otellerine yerleşiyorlar." dedi.

İLGİLİ HABERLER