Medya
  • 6.7.2019 21:17

Cemâl-i İlahi'yi müşahede

CEMÂL-İ İLÂHÎ’Yİ MÜŞAHEDE

Resûlulluh Sallalahü Aleyhi ve Sellem Efendimiz anlatmaya devam buyurdu;
- Buradan Arş’a vardığımda ayakkabımı çıkarmak istediğim. 
Arş bana şöyle dedi;
- Ya Habiballah, Mübarek ayaklarını bana bas ki , ayaklarının toprağına yüz süreyim. “Üzerimde; Habib-i Ekrem’in mübarek ayakkabılarının üzerindeki tozu vardır” diyerek iftihar edeyim.
Arş’ın bu sözleri üzerine yine de ayakkabılarımı çıkarmak istedim.
O zaman Hak teala’dan şu hitab-ı izzet geldi;
- Habibim!.. 
Çıkarma ki; Arşım senin ayağının tozu ile müşerref ve mükerrem olsun.

Şöyle niyaz ettim;
Ya Rabbi, Musa Tur Dağı’na münacaata geldiği zaman ona;
- “Ayakkabılarını çıkar” diye hitap eyleyip ayakkabılarını çıkarması için ferman eyledin.

İzzet sahibi Rabbımdan tekrar şu hitab-ı izzet geldi;
- Sen benim katımda ondan daha muazzez ve mükerremsin. O benim Kelimimdir, sen benim Habibimsin.
Hele önüne bak ne görüyorsun?

Yüce Hakk’ın fermanı üzerine önüme baktım.. 
Bir derya gördüm.. O kadar ki bu deryanın nihayeti yok. Ucu bucağı görünmez..
Bana yakın bir yerinde bir ağaç var. O ağacın üzerinde de güvercin kadar bir kuş vardı..
O kuş ağzında mercimek tanesi kadar bir toprak parçası tutuyordu..

Hak teala şöyle buyurdu;
- Bu nedir? bilir misin?
En iyiyi bilen sensin Ya Rabbi!..” dedim.
Şanı Büyük Rabbım bu sefer de şu hitab-ı izzet de bulundu;
- Sen daima benden ümmetinin günahlarının affını istersin..
İşte o derya benim rahmetimim misalidir.
O ağaç ise, dünyanın misalidir.
Ağaçtaki güvercin misali kuş da, ümmetinin misalidir.
Güvercinin ağzındaki toprak da, ümmetinin günahının misalidir.
Şimdi; Ümmetinin günahları benim rahmetime göre ne kadar küçük, Rahmetim ne kadar büyüktür bunu müşahede ettin.
Kalbini mutmain kıl..

Bu konuşmanın ardından Resûlullah Sallalahü aleyhi ve Sellem Efendimizin, akılların anlamaktan aciz kaldığı; 
“ Sonra yaklaştı; İki yay kadar; hatta daha yakın oldu .. (Necm Suresi 8-9’uncu ayetleri mealen) Âyet-i kerimesi ile belirtilen sırra mazhar olduğu zaman şu Hitab-ı izzet geldi;
- Yaklaş.. Ey halkın hayırlısı..
Yaklaş, Yâ Muhammed.. 
Yaklaş ki, dost dostu ile başbaşa kalsın.

Böylece; Mekandan münezzeh, keyf ve keyfiyetten arı, niteliksiz baş gözü ile Resûlullah Efendimiz, Sübhan olan Yüce Hakk’ın mübarek cemalini vasıtasız görme şerefine erdi.
(Evvelin ve ahirin arasında, Resûllerin ve nebilerin içerisinde Hak teala’nın Cemal-i İlahi’ni görmekle müşerref olan ilk ve tek ademoğlu oldu)

Ehl-i sünnet katında tercih edilen kavl budur.
(NOT : Peygamber Efendimiz’in ayakkabısı.. Enes bin Malik Radiyallahü anh: “Resulullah efendimizin ayakkabısı nasıldı?” diye sorulunca: “Kıbalan idi” dedi. 
Kıbalan, ayakkabı tasmasına dikilmiş iki kayıştır ki, baş parmağıyla yanındaki parmağın arasına geçirilir.)


ALLAH-Ü TEALA’NIN PEYGAMBER EFENDİMİZE SELAMI
Resûlullah Sallalahü Aleyhi ve Sellem Efendimiz’in anlattıklarına devam edelim.
Şanlı Peygamberimiz şöyle buyurdu;
Cemal nimeti ile mükerrem olduğumda dilime şunu demek geldi; 
ET TEHİYYÂTU LİLLÂHİ VES-SALAVÂTÜ VET-TAYYİBATÜ
Lisan ile; senâ, hamd ve ibâdet. Beden ile ibadet ancak, Allahü Azimüşşan’a mahsustur. Hak mabut ancak odur.)
Ben dilime geleni söyledikten sonra; Celâl ve ikram sahibi Yüce Allah şöyle buyurdu;
ES SELÂMÜ ALEYKE EYYÜHE’N – NEBİYYÜ VE RAHMETULLAHİ VE BEREKÂTÜHÜ
Selam sana Ey peygamber.. (Yani Dünya ahiretin cümle azaplarından ve kötülüklerinden dehşet ve şiddetinden selamette ol.) Allah’ın rahmeti ve bereketi de sana..
Hak teala bu şekilde bana has bir selam verdi.
Bu selam’a karşılık şöyle dedim;
ES-SELAMÜ ALEYNA.. VE ALA İBADİLLAH’İS SALİHİN

(O selama icabet ve kabul ettiğimizden, dünya ve ahiretin selameti bizlere olsun.(Yani bütün peygamberlere) Sonra Salih kullara olsun. Salih kullar ki onlar Ümmet-i Muhammed’dir)
Bu manaya göre ; “Selam, Selam ümmetimin üzerine olsun” demektir.
(NOT : Peygamber Efendimiz bir Hadis-i  Şerif’inde; “Ettehiyyatü duası namazlarda müminlerin Miracıdır” buyurdu)
Cebrail Aleyhisselam bu selamlaşmadan haberdar oldu. Ve bulunduğu Sidre’deki makamından şöyle şehâdet etti;
- Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh
Bundan sonra İzzet sahibi Yüce Allah bana sordu;
- Ya Muhammed!.. Sema ehli hangi amelin işlenmesini temenni ve arzu ederler, bilir misin?
Bu ferman üzerine şöyle dedim; “Bilmem Ey Rabbım.. Her şeyi bilen sensin. Gaybleri de yine sen bilirsin.”
Tekrar İzzet sahibi Rabbım şöyle buyurdu;
- Ya Muhammed!.. Mele-i alâ ( Çok yüce manevî âlem.)  hangi ameli işlemeyi arzu ve temenni eder, bilir misin?
Ben de şöyle dedim; “Bilmem Ey Rabbım, Onu ve her şeyi ancak sen bilirsin. Çünkü sen gaybları bilensin.”
Bu sözümden sonra; lütfunu keremeni, fazlını ve ihsanını verip her şeyi keremi ile öğretti.
Beni cümle ilimlere vâsıl eyledi.. 

Ardından tekrar sordu;
- Mele-i alâ hangi ameli işlemek ister bilir misin?
Şöyle dedim;
- Günahlara kefaret olan ve onları kapatan amelleri ve cennetteki dereceleri yükselten amellerin işlenmesini ister.
İzzet sahibi Rabbım tekrar sordu;
- Günahlara kefaret olan ameller hangileridir?
Şöyle cevap verdim;
-Soğuk günlerde soğuk su ile abdest alıp, azalarını tam yıkamak.
Cemaat ile namaz kılmaya ayaklarıyla (yürüyerek) gitmek.
Bir namazı kıldıktan sonra öbür namazı beklemek. (Yani vakit yaklaştı mı diyerek hazırlanmak)
Bu üç amel günahlara kefarettir.
Her kim bu üç ameli işlerse; 
O Kimse hayırla ömür sürüp gider. Daime hayır içerisinde olur. Anasından doğduğu günkü gibi günahlarından temizlenir.

(NOT : Son iki cümleye verilen mânâ;  cümle-i hayriye olduğu düşünülerek verilen manadır. Ama inşaiye ve duaiye de olabilir. O zaman mana şöyle olabilir;
- Her kim bu üç ameli işlerse; rica ve niyazım odur ki o kimseler hayırla ömür sürüp geçinsin. Daima hayır içerisinde olsun. Anasından doğduğu gibi günahlarından yana temiz ve pak olsun.)
Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu;
- İzzet sahibi Rabbım tekrar sordu:
Cennetteki dereceleri âli kılan amel hangisidir?
Şöyle dedim;
- Misafire ve halka yemek yedirmek
Rastgeldiği Mümine selam vermek
Gece insanlar uyurken kalkıp namaz kılmaz. (Teheccüd namazı)
(NOT : Teheccüd, gecenin üçte ikisi geçtikten sonra, imsak vaktine kadar kılınan nafile bir namazdır. 
Teheccüd, uykuyu terk etmek demektir. 
Nâfile namazları gece kılmak daha faziletlidir. Çünkü gece uyanmak zordur. Hadis-i şerifte, (En kıymetli ibadet zahmetli olandır) buyuruldu.
 Teheccüd namazı, gündüz kılınan bin rekâttan daha faziletlidir.
Allahü teâlâ, Musa aleyhisselama, (Benim için ibadet et!) buyurunca, Hazret-i Musa, (Yâ Rabbî, sana ne zaman ibadet edeyim ki makbul olsun?) diye sordu. Cenab-ı Hak (Gece namaz kıl!) buyurdu.)
********************    *****************   ******************

Böyle bir Rabbımız olduğu için yarattıklarının sayısı kadar hamd ediyorum..
Cemal nimeti ile mükerrem olduğu anda dahi ümmetini unutmayıp; Yüce Hak’dan ümmetine selam alıp selamet dileyen böyle bir peygamberimiz olduğu için, alemlerin içerisindekilerin sayısı kadar şükür ediyorum..
Şanı büyük Rabbımızı hakkıyla tanıtan ve Resûl-i Ekrem Sallalahü Aleyhi ve Sellem Efendimizi aşkla sevmemize sebep olan büyüklerimizden; Cenab-ı Hak, ilmi kadar razı olsun.
Hak teala; hepimize ehl-i sünnet üzere yaşamayı, Ümmet-i Muhammed olarak ölmeyi nasib etsin... ( AMİN)


DERLEYEN : METİN ÖZER

Yorum Yazın

İLGİLİ HABERLER