Medya
  • 23.2.2021 13:54

Enver Abi'nin Tansu Çiller'e sürprizi!..

ZİLLİ
Enver Abi aramızdan ayrılalı 8 sene olmuş..
İnanılır gibi değil..
Hayatım boyunca pek çok insan tanıdım ama Enver abi gibi birisini görmedim.
Kim Enver Abi’yi görse, mutlak severdi. Seven de kolay kolay bırakmazdı.
Yakından tanıyanlar bilirler, Enver Abi sevdiklerine ‘Zilli’ derdi.
Ben bu ‘zilli’nin sırrını bir türlü çözemedim.
Bir gün Ankara’ya gelmişlerdi.
Odada otururken, “Anlat bakalım zilli, Ankara’da neler oluyor?” dedi.
Olup bitenleri anlattım.
Baş başa olunca bu zilli meselesini sordum.
Efendim kusura bakmazsanız bir şey sorabilir miyim?” dedim.
“Sor bakalım” dedi.
- Efendim siz sevdiklerinize ‘zilli’ diyorsunuz. Bunun esrarı nedir?
Mübarek başladı gülmeye..
Dedi ki;
- Allahü teala Bir kulunu; İslam memleketinde, bir mümin ana babadan dünyaya getirtmişse, O kimse akıl balig olduğunda iman edip o imanı muhafaza etmişse, yine o kimse tek kurtuluş yolu olan Ehlisünnet yolunu bulmuş ve bu yolun bir büyüğünü tanıyıp bağlanmışsa, işte o kimse zil takıp meydanda oynamalıdır.
Bizler hocamızı tanıdık. Onun sayesinde doğru bir yolu bulduk. Bu öyle büyük bir lütuf ki; bu nimete kavuşanların hakikaten zil takıp oynaması lazımdır.
O yüzden bu nimete kavuşanlara ‘Zilli’ derim
Bir gün hocamız buyurdu ki; Allahü teala bir kuluna iman verdi ise her şeyi vermiştir.
İman vermedi ise hiçbir şey vermemiştir.
İster fakir ister zengin, bir müminin en kıymetli şeyi imanıdır.
Cenab-ı Hakk’ın verdiği imanı terazinin bir kefesine koysan, diğer kefesine de dünyanın yer altındaki ve üstündeki bütün hazinelerini koysan; imanın ağırlığının binde birisi etmez.
Bu bakımdan yaşarken en büyük saadet Hak teala’nın iman ihsan etmesidir.
Bunu böyle bilip imana sahip çıkmak, sahip çıkmaktan öte parlatmak lazımdır.
İmanı parlatmanın yolu muhabbetten geçer.
Büyüğünü seveceksin, ilminle amel edeceksin.
İşte kurtuluşun şifresi budur.

Allah ondan razı olsun.
Böylece kafamda çözemediğim bu ifadenin de sırrını çözmüş olduk.
Enver Abi sayesinde biz de bu nimete kavuştuk. Şükürler olsun. Onun için ne kadar sevinsek ve dua etsek azdır.
Enver Abi’nin hakkını kolay kolay ödeyemeyiz.
Rabbim, kavuştuğumuz bu nimetleri elimizden almasın.
Enver Abi kimseyi kırmaz, çocukla çocuk büyük ile büyük olurdu.
Kiminle ne iş için bir araya gelse önce Ahireti anlatır sonra dünya meselesine girerdi.
Tansu Çiller Başbakan’dı.
Enver Abi ile birlikte ziyaretine gittik.
Enver Abi ahiretten bir başladı anlatmaya, Çiller’in ağzı açık kaldı.
Dedi ki, “Enver Kardeşim hakikaten bu anlattıklarını ilk kez işitiyorum
Laf Çiller’den açılmışken bir de hatıramı anlatayım..
O zamanlar, “Siyaset vitrini” diye bir program yapıyorum.
Seçimlerden hemen önceydi.
Tansu Çiller konuğumdu.
Programda İstanbul’da..
TGRT’ye geldim.
Enver Abi aradı, “Ben bugün çok yorgunum. Biraz da rahatsızım. Oraya gelemeyeceğim sen durumu idare et” dedi.
Neyse Çiller geldi.
İlk sorusu, “Enver kardeşim yok mu?” oldu.
Ben de,  “Biraz yorgun size çok selam söyledi” dedim.
Çiller telefon etti, “Enver kardeşim gözümüz sizi aradı geçmiş olsun” dedi.
Neyse biz programa başladık.
Ben soruyorum, Çiller cevaplandırıyor.
O arada stüdyonun sağ tarafından stüdyonun kapısı açılmış gibi bir ses geldi.
Ben program sırasında kameraman arkadaşların olduğu tarafa pek bakmam. O yüzden sese de başımı çevirmedim.
Tekrar ses geldi.
Çiller konuşurken sesin geldiği tarafa bir baktım. Dondum kaldım.
Enver Abi stüdyoda iki kamerasının ortasına bir sandalye koymuş, bizi izliyor.
Aramızda 3 metre ya var ya yok.

Canlı yayındayız.
Hayatta aklıma gelmeyecek bir olay.
Resmen afalladım.
Çiller’de bendeki garipliği fark edince o da baktı, Enver Abi gelmiş stüdyoda oturuyor.
Başladık gülmeye.
Tabi sizlere de yani seyircilere de hissettirmiyoruz.
Güldüğüme bakmayın bir yandan ter bastı.
Enver Abi eliyle “Şahane, çok güzel” manasında işaret yaptı.
Neyse ben Çiller’e soru soruyorum, Enver Abi eliyle , “Çok iyi” işareti yapıyor.
Biz o halde programı tamamladık.
Çiller dedi ki, “Enver Bey çok sürpriz yaptınız” bize dedi.
Enver Abi de, “Baktım yokum diye üzüleceksiniz. Karşılamaya gelemedim Uğurlamaya geleyim dedim. Hem canlı yayını ekrandan değil de buradan canlı canlı izleyeyim dedim” Dedi.
Kısaca Çiller'i hem kırmamış oldu hem de sürpriz yaptı.
Enver Abi işte böyle bir insandı.
Kimsenin üzülmesini, kırılmasını istemezdi.
Enver Abi ömrü boyunca bizi bir kez üzdü, o da aramızdan ayrılmasıyla oldu.
Tabi bizler üzüldük ama büyükler her olaya farklı baktığı gibi ölümü de farklı baktılar.
İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:
-Ölmek felaket değildir. Öldükten sonra başına gelecekleri bilmemek, tedbirini almamak felakettir.
Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri (Rahmetullahi Aleyh) buyurdu ki:
Allahü teâlâya kavuşturduğu için, ölüm sevilir.
Sevdiğim kimsenin kalmasını da, ölmesini de severim.
Dost dosta kavuşmak istemez mi?
Azrail aleyhisselam, İbrahim aleyhisselâmdan ruhunu almak için izin istediğinde, “Nasıl olur, Dost, dostun canını alır mı hiç?” dedi.
Allahü teâlâ, Azrail aleyhisselam ile haber gönderip, “Dost dosta kavuşmaktan kaçınır mı?” buyurunca, “Ya Rabbi, Ruhumu hemen al!” diye dua eyledi.

Rabbim canımızı imanlı alıp dostu olan büyüklerimize kavuştursun.
Cennet-i Ala’da bizi büyüklerimize komşu eylesin ( Amin)

METİN ÖZER/HABERVİTRİNİ

İLGİLİ HABERLER