Medya
  • 2.1.2021 21:18

Hızır Aleyhisselam'ın düzelttiği duvarın altındaki hazinede duran yüksek ilim neydi?

HIZIR ALEYHİSSELAM’IN DÜZELTTİĞİ DUVARIN ALTINDAKİ HAZİNEDE NE İLMİ VARDI?

Rasûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Kehf süresi 82. ayetinde: “Duvarın altında hukuken o çocukların olan bir hazine vardı.” Ayeti hakkında şöyle buyurdu: “Altın ve gümüşten” bir define. 
İbni Abbas radıyallahü anh şöyle anlattı;
Bu definenin en üstünde altın bir levha var idi. Üzerinde şu 3 satır yazıyordu;
1. Satır: Kadere iman edenlere hayret doğrusu.. Nasıl dikilebiliyorlar? (Dua ve tövbe etmek için neden secde etmiyorlar)
2. Satır : Ateşin (Cehennemin) varlığına inanan kimselere hayret doğrusu..
                Nasıl gülebiliyorlar?
3. Satır: Dünyayı ve onun bir günü diğer gününe uymayan durumunu görenlere hayret ki; Nasıl ona meyl edebiliyorlar?
Ben o Allah’ım ki benden başka ilah yoktur.
Muhammed ise hem kulum hem de Resûlümdür..

Başka bir rivayette biraz daha tafsilatlı olarak hazine ve ondaki ilimle ilgili şu anlatıldı;
O hazinede olan ilim bir altın levha üzerinde idi..
Bir tarafında Yüce Allah’ın kelamı olarak şu yazıyordu;
- Tahkik ve tahkik.. Ancak Allah benim.. Ancak Hak Mabut benim.. Benden başka Hak mabut yoktur.
Tekim.Benim için ortak yoktur.
Cümle hayırları ve şerleri ben yaratırım.
Dünyada ve Ahirette pek temiz haletler (Hâl, durum, suret) şunlar içindir;
Onları hayır için yaratmışım, Hayra muvaffak etmişim. Hayır işlettirmişim.
Helak ise şu kimseler içindir;
Kendilerini hayır için yarattığım halde, şer işletirim.(Asilikleri için)

Altın levhanın diğer yüzünde ise şu yazıyordu;
Şu kimseye şaşılır; Yakinen öleceğini bildiği halde nasıl ferahlanır ve şad olup (Sevinçli, ferahlı, memnun, mesrur, şen, bahtiyar) da güler?
Şu adama da şaşılır ki; Hayrın ve şerrin cümlesi Yüce Allah’ın takdiriyle olduğunu bildiği halde nasıl yorulur ve elem çeker?
Şu kimseye şaşılır ki; Ezelde rızkını Allahü teala’nın takdir ettiğini bildiği halde, artık eksik olmadan takdir edilen rızkının bütününü bitireceğine yakınî ve imanı olduğu halde o kimse nasıl hırsla yorulur?
Kendinden fazla malı olanlara taaccüp ( Şaşma, hayret etme.) edip, elem çeker?
Şu kimseye taaccüp edilir ki; Kıyamet günü cümle amellerinden sual ve hesap olunacağını yakinen bildiği ve buna iman ettiği halde nasıl gaflet eder?
Şu kimseye şaşılır; Dünyanın gidici ve fani olduğunu, meyil edenlerin ve onun halkının tagallüp (zorbalık) ve (başkalaşma) ettiklerini yakinen bildiği halde nasıl dünyaya ve dünya ehline itibar edip dayanır.
Hızır Aleyhisselam; onardığı duvarın altında bulunan levhadaki bu yazıları gözünün önünde okur gibi söyleyip anlattı.
Gerçekten Yüce Hakk’ın yazdırdığı hazinenin üzerine koydurduğu levhanın her kelimesi her satırı ve her cümlesi uğruna kitaplar yazılacak bir derya gibi ilimle donatılmıştı.
Hızır Aleyhisselam şöyle dedi;
Sana zahiren batın gelen işleri ben kendim yapmadım. Yüce Hakk’ın emriyle yaptım.
Bunların tevillerini de (Manasını) böylece sana izah etmiş oldum.

En baştaki Mübarek Hadis-i Şerifi Buhari ve Müslim’de Übeyy bin Kaab’tan  (Radıyallahü anh) naklen Resûlullah Efendimizin (Sallallahü Aleyhe ve sellem) saadetle şöyle buyurduğu;
- Yüce Hak, Musa’ya rahmet eylesin. Çok sever ve mesrur olurdum. N’olurdu Musa Hızır ile karşılaştığında, ondan acayip şeyler gördüğü zaman sabredeydi.
İkincisinde de..
- Bir sual edersem sonra benimle arkadaşlık etme. Çünkü artık özür son buldu demeyeydi.
Böyle demeseydi ondan çok çok acayip işler görürdü. O işlerde bize haber verilirdi.

HIZIR ALEYHİSSELAM’IN MUSA ALEYHİSSELAM’A TAVSİYESİ

Sonra..
Ayrılık vakti tamam olunca Hızır Aleyhisselam Musa Aleyhisselam’a şu vasiyeti yaptı;
Ya Musa!..
İlmi, konuşmak veya söylemek için öğrenme.. Gereği ile amel ve bilmeyenlere de öğretmek için öğren.
Ya Musa!..
Kalp bir kalıp ve bir sandık gibidir. Onun içerisine ne koyduğuna bak.
Ya Musa!..
Dünya karar kılınacak bir yer değildir. Onun için bundan sana ne kadar yeterse o kadarını iste.
Ya Musa!..
Anan seni tabut içerisinde Nil’e Allah’ın emriyle bıraktığı vakit, seni anandan ayırmadı. Yine seni anana çevirip onu ihsan eyledi.
Ben de celâl ve ikram sahibi Yüce Allah’ın emriyle gemiyi deldim. Bunda büyük nimet ve fayda oldu. O gemiyi ihtiyaç sahibi olan sahiplerinin elinde selamete erdi.
Ya Musa!..
Sen, düşmanımız olan Kıptî’yi Yüce Hakk’ın emri olmadan öldürdün.
Ben ise o çocuğu Allah’ın emri ile öldürdüm.
Sen Şuayib Aleyhisselâmın kızlarının koyunlarını suvardıktan sonra (Güttükten sonra çobanlık etmek) Şuayib Aleyhisselâmdan ücretini istedin.
Ben o yetimlerin duvarını yaptım, ecrini yani sevabını Allah-ü teala’dan istedim.

Sonra…
Musa Aleyhisselam’ın Allahü teala’dan talep ettiği ilim, Yüce Allah tarafından Hızır Aleyhisselam vasıtası ile kendine ihsan edildi.
Hızır Aleyhisselam’ın Allahü teala’dan gelen bu ilimlerin tamamını anlatmaya ne kağıt ne de mürekkep yeter..
Tafsili bu kadardır.
Şunun iyi bilinmesi icab eder.
Hızır Aleyhisselam Musa Aleyhisselam’a bu anlatılanları öğretmesi onun Musa Aleyhisselam’dan daha faziletli olduğuna işaret etmez.
Neden?
Çünkü Hızır Aleyhisselam’ın ilmi ledün ilmidir.( Gizli ilim, marifetullah) Mükâşefat ilmidir. Bu ilim Allahü teala’nın veli kullarından zuhur eder. Hızır Aleyhisselam velidir.
Hâlbuki Musa Aleyhisselam ise peygamberdir. Hem de ‘Ülülazm” olarak bildirilen 6 peygamberden birisidir.

Musa Aleyhisselam Allahü teala’nın resullerindendir.
Hem de kitap gönderilmiştir.
Dolayısı ile Hızır Aleyhisselam Musa Aleyhisselam’ın şeriatı ile amel etmeye memurdur.
Sonuç olarak yüksek ilim sahibi Musa Aleyhisselam’dır.
Hızır Aleyhisselam Musa Aleyhisselam’a kendi ilmini değil, Allahü teala’nın bildirdiğini bildirmiştir.
Her şeyin iyisini ve doğrusunu İzzet ve Celal sahibi Yüce Allah bilir.
Rabbim sonsuz ilmi kadar bizlere af ve mağfiret eylesin.
Günahlarımızı affedip son nefeste iman ihsan etsin. (AMİN)

METİN ÖZER/HABERVİTRİNİ


 

İLGİLİ HABERLER