Gündem
  • 12.7.2019 08:02

Kanuni Sultan Süleyman Han'ın kayıp mezarı Macaristan'da bulundu

Kanuni Sultan Süleyman: Macaristan’da mezar çevresinde Osmanlı kasabasının kalıntıları bulundu..

Kanuni'nin türbesinin bulunduğu kasaba merkezinin, araştırmalar temelinde oluşturulan görüntüsü

Macar tarihçi ve arkeologların 2013 yılında başlattığı Kanuni Sultan Süleyman'ın kayıp mezarının bulunması projesinde sona gelindi. Araştırmalar, mezarla birlikte izleri büyük oranda kaybolmuş büyük bir Osmanlı kasabasının kalıntılarının da bulunmasıyla sonuçlandı.

Kanuni Sultan Süleyman'ın mezarı, Zigetvar yakınlarındaki 'Üzüm Tepesi'ndeydi. Araştırma ekibi, bu tepenin aynı zamanda 1566'daki Zigetvar Kalesi kuşatması esnasında, karargâhın ve padişah otağının kurulduğu yer olduğunu gün ışığına çıkardı.

Osmanlı İmparatorluğu'nun topraklarını 46 yıllık padişahlığı sırasında büyük oranda genişleten Kanuni, hayatını bu tepede kaybetti. Kalenin fethi gerçekleşinceye kadar, yani birkaç günlüğüne ölümü askerden gizli tutulmuş ve burada gizlice toprağa verilmişti.

kanuni sultan süleyman han türbesi ile ilgili görsel sonucu

Zigetvar Kalesi'nin ele geçirilmesinin ardından da padişahın naaşı İstanbul'a nakledilmişti.

Kanuni'nin türbesi nasıl unutuldu?

Bir zamanlar Kanuni'nin geçici olarak toprağa verildiği, iç organlarının defnedildiği bu mezar, daha sonra bir türbe haline gelmiş ve Osmanlı'nın Macaristan'da hüküm sürdüğü 150 yıl boyunca önemli bir ziyaret yeri oldu.

Ä°lgili resim

Avusturya ordularının Macaristan topraklarını Osmanlı'dan geri almasının ardından ise türbe yıkıldı. Aradan geçen yüzyıllar içinde de hâlâ konuşulsa da artık yeri bilinmeyen bir mekân haline geldi.

Ä°lgili resim

Pécs Üniversitesi bilim insanı Dr. Norbert Pap öncülüğünde başlatılan, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) ve Macar Bilimler Akademisi'nin (MTA) finansman ve bilimsel desteğiyle süren çalışmalar, birkaç yıl içinde sadece türbenin yerini tespit etmekle kalmadı, o güne kadar bilinmeyen bir kasabayı da ortaya çıkardı.

"Üzüm Tepesi"nde bulunan türbenin izleri, araştırmacıları türbe etrafında Osmanlı tarafından kurulan bir kasabaya götürdü.

Kasabının, etrafı hendek ve duvarlarla çevirili merkezinde bir türbe, bir tekke, bir cami ve bir kışla vardı. Kasaba, ilk olarak bu tesislere hizmet vermekle yükümlü insanların yerleştiği ve zamanla genişleyen iki mahalleden oluşuyordu.

1664'te Evliya Çelebi, seyahatnamesinde kasabadaki binaların bir kısmının inşasının devam ettiğini yazdı. 1683'te Viyana seferi yolunda Kara Mustafa Paşa da burayı ziyaret etti ve hemen türbenin yanındaki binada konakladı.

Ä°lgili resim

'Tarihle barışmak halklar arasında da barış sağlar'

Kanuni Sultan Süleyman türbesi ve çevresinde kazının tamamlanarak tüm binaların kalıntılarının ana hatlarıyla ortaya çıkarılması, Osmanlı tarihindeki bir boşluğu dolduruyor.

Ancak türbe sadece Türkler açısından değil, 16. yüzyılda başlayarak yaklaşık 150 yıl boyunca Osmanlı egemenliği altında yaşayan Macarlar açısından da büyük öneme sahip.

Macarlar, "tarihle barışmanın halklar arasında da barış sağlayacağına" inanıyor. Macaristan'da hem hükümet hem de uzmanlar, gelecek yıllarda Kanuni Sultan Süleyman türbesinin çok önemli bir ziyaret merkezi olacağı görüşünde.

2019 bitmeden, Türkiye ve Macaristan'dan devleti temsilen üst düzey katılımın da gerçekleşeceği bir törenle, Kanuni Sultan Süleyman türbesinin resmen açılışının yapılması planlanıyor.

ODTÜ Mimarlık Tarihi Bilim Dalı Profesörü Prof. Dr. Ali Uzay Peker ile Zigetvar´da ortaya çıkarılan Osmanlı yerleşkesi üzerine bir röportaj...

Tarihe ve arkeolojiye meraklı herkesin ilgisini çeken bir keşfin mimarları arasındasınız. Söz konusu keşfin önemi nedir?

Bu keşif her şeyden önce dünya tarihinde geniş yer bulmuş Osmanlı hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman’ın Macaristan’daki türbesinin içinde bulunduğu palankanın ortaya çıkartılmış olması açısından önemlidir (palanka: hendekle çevrili küçük ahşap kale, tabya). İkinci konu, Macaristan’da tamamen yok olmuş bir Osmanlı yerleşkesinin kendi bütünlüğü içinde ortaya çıkarılma girişimi olarak bir ilktir. Ayrıca,  Macaristan’ın ortak tarih mirasımıza olumlu yaklaşımının en görünür simgesidir. Macaristan Hükümeti kazılara maddi destek vermiştir. Ancak kazıları başlatan TİKA ve onun başkanı Dr. Serdar Çam oldu. Macar kazı ekibinin başkanı Norbert Pap kazıların başlamasını sağlayan desteğinden ötürü Sayın Çam’ın şahsında TIKA’ya minnettar olduğunu her vesileyle söyler. Son olarak bu keşif Macar ve Türk bilim insanlarının verimli işbirliği ve iki ülke halklarının yakınlaşması açısından da önemlidir. Macar bilim insanları arasında Norbert Pap, Erica Hancz ve Maté Kitanics’in katkılarını özellikle vurgulamak gerekir.

Kanuni Sultan Süleyman'ın Macaristan'daki ölümünden ve sonrasında defin işleminden biraz bahseder misiniz?

Sultan Süleyman 1566 yılındaki Zigetvar Kalesi’nin fethinden bir gece önce 08 Eylül 1566 tarihinde vefat etti. Sefere katılan veziriazam sırkatibi Feridun Ahmet Bey seferi anlattığı eserinde Sultan’ın bedeninin tahnit edildiğini belirtir. Ahmet Bey tahnitte misk ve anberin kullanıldığını yazar. Ona göre, Kanuni’nin “Ta’biye ve terbiye” edilen bedeni otağında saltanat tahtının altına (taht-ı saltanatı tahtında) gömülmüştür. Tarihçi Gelibolulu Mustafa Ali’nin verdiği bilgiye göre iç organları da gömülmüş ve üzerine daha sonra bir türbe inşa edilmiştir.

Bulunan mezarın Kanuni Sultan Süleyman'a ait olduğunu doğrulayan buluntuları, yazılı kaynakları, araştırma ve analiz sonuçlarını bizimle de paylaşır mısınız?

 Bulduğumuzu söylediğimiz palankadaki türbe Sultan Süleyman’ın Zigetvar’daki hatırasını yaşatmak için inşa edilmişti. Türbe Sokollu Mehmet Paşa’nın vakfiyesinde geçmez. II. Selim’in emriyle inşa edildiği tahmin ediliyor. Bugünkü bilgimizle Türbe’nin kesin olarak 1566-1577 arasında, büyük ihtimalle de 1573-1577 arasında bir tarihte inşa edildiği söylenebilir. Kazı ve araştırma çalışmalarının Macar koordinatörü Norbert Pap’ın editörlüğünde kazı öncesinde Macarca ve Türkçe yayımlanan Kanuni Sultan Süleyman’ın Sigetvar’daki Hatırası adlı kitaptaki makeleler Osmanlıca, Macarca ve Almanca pek çok belgeyi değerlendirir. Yazılı ve görsel kaynakların bize sağladığı bilgiye göre, türbe Sultan Süleyman’ın bedeninin tahnit edilerek geçici olarak yerleştirildiği otağının olduğu yerdeydi. Sefere tanıklık eden Feridun Ahmet Bey padişahın otağının Zigetvar Kalesi’nin karşısına (mukabelesinde) konumlandırıldığını yazıyor. Gelibolulu Mustafa Âlî ise Kanuni’nin iç organlarının defn edildiği yani gömüldüğü yer olarak yine “Sigetvar mukabelesinde” tarifini veriyor. Bu ifadeden anlaşıldığına göre otağ ve iç organlarının gömüldüğü yer Zigetvar Kalesi’nin karşısında yani dışında bir yerdeydi. Bu kadar da değil, 1576 yılından bir arşiv belgesi (MD, 26/815) Zigetvar dış kalesinden türbe palankasına asker gönderilmesini konu alır. Ayrıca, türbenin yanına Sokollu Mehmed Paşa bir cami ve tekke inşa ettirdi. Bunlar Sokollu’nun vakfiyesinde Zigetvar Kalesi’nin “haricinde” ve “kurbunda” yani “dışında” ve “yakınında” olarak tanımlanıyor. Demek ki kale dışında yer aldılar. Macar ve Avusturya yazılı ve görsel kaynakları türbeyi daha net olarak Zsibὸt Türbék’de, bugün Üzüm Tepesi (Szölöhegy) denilen yere konumlandırıyor.

Türbe ve palanka 1692 yılında Avusturyalılar tarafından tahrip edildi. Türbék’deki palanka alanı yıkıldıktan sonra Cizvitlere sonra da Zigetvar Kilisesi’ne geçti. Maté Kitanics’in belirttiğine göre,  Kilise ile bölgede toprakları olan bir yerel aile arasındaki anlaşmazlık üzerine 1738 tarihli bir belgede 80 yaşındaki bir tanık Türbék’deki Türk tabyasından, tabya dışında yaşayan Hristiyanlardan, tabya içinde yaşayan Türkler, şeyh ve dervişlerden söz eder. Padişah otağının yerini veren Osmanlıca kaynaklar ve Türbék’deki yerleşimden bahseden Batı dillerindeki kaynaklar birbirini tamamlar. Mesela kış seferini gösteren bir gravürde (1664) Pál Esterházy’nin atının ayakları altında çizilen Türbék tepesinde, içinde cami olan bir Osmanlı kasabası yerleştirilmiş. Esterházy 1663-64 Osmanlı-Avusturya harbine katılan bir Macar asilzadesiydi. Esterhàzy’nin bu savaş sırasında çizdiği bir planda türbe, cami ve tekke bir palankanın içinde yer alıyor. Türbe savaşta hasar görmüş, Osmanlılar tarafından tamir edilmişti; 1692 yılına kadar da ayakta kaldı. Kısaca söylemek gerekirse, türbenin nerede olduğu yabancı ve Türkçe kaynakların karşılaştırmalı analizi yapılarak anlaşıldı.

2016 yılı Kanuni Sultan Süleyman’ın 450. ölüm yıldönümü. Kazı öncesi araştırmaların türbenin yeri hakkında oldukça önemli veriler sağlaması üzerine, Sultan Süleyman’ın Macaristan’daki anısını somutlaştırmak hedefiyle başlatılan kazılar 05 Ekim-06 Kasım 2016 tarihleri arasında sürdü. Arazi çalışması 2016 yılında, 20 Mayıs-15 Temmuz tarihleri arasında devam etti.

Mezarın bulunduğu alan hakkında bilgi verir misiniz? Mezarın bulunduğu yerde ve çevresinde başka yapı kalıntısına veya buluntuya ulaşıldı mı?

 

Mezarın bulunduğu alan bugünkü Zigetvar’a 1 saat yürüme mesafesinde, 4.2 km uzaklıkta, Üzüm Tepesi denilen yükseltide yer almakta.  Kazılar öncesi yüzey araştırmasında Balkanlarda yaygın kap-kacak ve Çin porseleni parçaları, cam, demir ile çok sayıda tuğla kalıntısı bulundu. Kazı öncesi çalışmalar hakkında Macar ekibin Die Erde’de (146/4) çıkan makalesinde bilgi var. Ayrıca bugün bağ ve bahçelik olan alandaki çiftlik evlerinin inşaatında eski yerleşkeden geldiği anlaşılan taş malzemenin kullanıldığı halen gözlemlenebilir. Palankanın içinde ve dışında binalar olduğunu kaynaklardan biliyoruz, arazide yapılan jeofizik çalışma palanka içindekileri gösterdi. Kazı sırasında ortaya çıkan artık türbe olduğuna kanaat getirdiğimiz kare planlı yapıdan sıva üzerine uygulanmış Osmanlıca yazı parçaları, üzerinde demir pencere kafesi yuvaları olan bir lento, yeşil sırlı seramik parçaları, daha önce sözünü ettiğim palmetler ve altıgen motifli mimari bezeme parçası çıktı. Bunlar yapı ve yerleşke hakkında yeni veriler sağladı. 2016 kazı döneminde türbenin kuzeyinde üç bölümlü son cemaat yeri olan bir cami ve onu kuzeyde saran tekke yapısı ortaya çıkarıldı.

Bu mezarın izlerinin zamanla kaybolmasını nasıl açıklıyorsunuz?

Osmanlıların 1683’deki II. Viyana kuşatmasının başarısız olması ardından Avusturyalıların bölgeye hâkimiyeti türbe ve içinde olduğu palanka bölgesine yani Türbék’e Cizvitlerin sahip çıkmasına neden oldu. Yerel kaynaklar burayı Cizvitlerin takdis ettiğini yazar.  Bir süre sonra, 1692 yılında Gallo Tesch adlı bir ordu tahkim subayı türbeyi yıktırıp kurşun çatısını ve âlemini satılmak üzere Viyana’ya gönderir. Gallo Tesch bu yaptığından ötürü üst makamlar tarafından daha sonra suçlansa da iş işten geçmiştir. Gallo Tesch burayı neden yıktırmıştır? Benzer olaylarda yaşandığı gibi yıkımı hazırlayan bir süreç ve Tesch dışında da failler olmalı. Yerel aktörler mi? Alt rütbeli ordu mensupları mı? Bunları bilmiyoruz. Yıkımdan sonra arazi bağ ve bahçelik alan olarak kullanıldığı için dümdüz edilmiş durumda. Duvar kalıntıları toprak üstünden 40-60 cm. derinlikte bulundu; temel alt kotu ile toprak üstü arasındaki mesafe de 1,00-1,50 metre olduğuna göre Osmanlı dönemi palanka zemini yerin 1,00-1,50 metre altında bulunmakta. Dolayısıyla bugün Osmanlı yerleşkesi tamamen toprak altında.

Yorum Yazın

İLGİLİ HABERLER