Sağlık
  • 29.11.2020 13:04

Korona Bilim Kurulu üyesinden kan grubu uyarısı!

Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Afşin Emre Kayıpmaz, "Kişinin kan grubu ne olursa olsun, kan grubunun koronavirüsten koruyucu bir yönü yoktur" dedi.

Ankara Şehir Hastanesi Acil Tıp Kliniği Eğitim Görevlisi ve Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Afşin Emre Kayıpmaz, kan grupları ve yeni tip koronavirüs (Kovid-19) arasındaki ilişkiye ilişkin açıklama yaptı.

Kayıpmaz, bu konuya ilişkin ulusal ve uluslararası çalışmaların yapıldığını belirterek DHA'ya şunları dedi:

"Hacettepe Üniversitesi'nden yayınlanmış bir çalışma var. Bu çalışmada koronavirüs testleri pozitif olan kişilerin büyük çoğunluğunun 'A' grubunda olduğu, onu daha sonra '0' grubunun izlediği ortaya konmuş. Ama burada çok önemli bir sonuç cümlesi var; 'her ne kadar hastalar arasında belirli kan grupları daha sık görünse de hastalığın klinik gidişatına bu kan grubunun herhangi bir etkisi yoktur' diye. Bu şu demek; klinik gidişat derken, hastaların entübasyon oranlarında, yoğun bakım yatış oranlarında veya ölüm oranlarında, kan grupları ile bu bahsettiğim klinik gidişat kriterleri arasında herhangi istatiksel olarak anlamlı bir ilişki gösterilmemiş."

Koronavirüse karşı koruyan kan grubu yok

Kayıpmaz, kendi kanaatinin de 'belirli kan grupları bu hastalıktan korunmaktadır', 'daha az yakalanmaktadır' diye, tedbirsiz davranışlar içerisine girilmemesi gerektiği yönünde olduğunu belirterek, "Hangi kan grubu olursa olsun, her ne kadar çalışmalarda belirli kan gruplarında hastalarda daha nadir olduğu gösterilmiş olsa da tedbirler tüm kan grupları için aynıdır. Bahsettiğim çalışmada koronavirüs tanısı almış hastalarda en sık gözlenen kan grubunun 'A' grubu olduğu ortaya konmuş. Ondan sonra '0' grubu, üçüncü sırada 'B' grubunun en son sırada da 'AB' grubunun geldiği saptanmıştır. Dediğim gibi kişinin kan grubu ne olursa olsun, kan grubunun koronavirüsten koruyucu bir yönü yoktur" diye konuştu.

Aşı üretiminin artması ile birlikte üretici ülkeler ve firmaların ciddi bir rekabet içine girdiğini belirten Kayıpmaz, şunları kaydetti:

"Biz aşıların ne tür aşılar olduğuna bakıyoruz. Birisi inaktif aşı denilen zayıflatılmış veya öldürülmüş virüsün vücuda verilmesi, vücutta buna karşı bir antikor yanıtının elde edilmesi prensibine dayanan aşılar. İkincisi, vektör aşılar dediğimiz aşılar, üçüncüsü de mRNA aşıları olarak tarif edilen aşılar. Bu üretilen aşıların kimi inaktif aşı, kimi de mRNA aşı, kimi vektör. mRNA aşılarının üretilmesi, inaktif aşılara göre daha kolay ve daha kısa zamanda daha fazla miktarda aşı üretebiliyorsunuz."

İLGİLİ HABERLER