Bakın nerelerinden uyuşturucu çıktı?
İsrail'in katliamı BM görevlisini böyle ağlattı
Bir porsiyon hamburger 5 bin dolar

ATATÜRK HANGİ HASTALIKTAN ÖLDÜ?...

Büyük Önder’in sağlığını inceleyerek 450 sayfalık bir tez hazırlayan Doç. Dr. Akçiçek, “Atatürk’ün, Hepatit B veya C olma ihtimali var. Ancak bu asla ispatlanamaz” dedi.
Ölümünün 66. yılında Mustafa Kemal Atatürk’ü ölüme götüren hastalığın ne olduğu hâlâ tartışma konusu. Sirozdan öldüğü bilinen Atatürk’ün hastalığı bugünün imkânlarıyla tanımlanabilen Hepatit B miydi? Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Gastroneneteroloji Kliniği’nde görev yapan Doç. Dr. Eren Akçiçek aylarca 700 kaynağı araştırarak 450 sayfalık bir tez hazırladı. Akçiçek’in, “Atatürk’ün Sağlığı, Hastalıkları ve Ölümü” konulu doçentlik tezinde, Mustafa Kemal’in ölüm sebebinin ne olabileceğine dair çeşitli hastalıklar inceleniyor. Cumhurbaşkanlığı ve Dolmabahçe Sarayı’nda aylarca çalışma yaptığını söyleyen Doç Dr. Akçiçek, “Doğumundan ölümüne kadar Atatürk’ün bütün hayatını inceledim. Bu incelemeler sırasında Atatürk’ün, zehirlenme, böbrek ve kalp rahatsızlığı, solunum yetmezliği, zatürree gibi hastalıklarda geçirdiğini öğrendim. O günün koşullarında Hepatit hastalığının teşhisi bu kadar kolay olmadığı için Hepatit B veya C olma ihtimali var. Ancak bu ispatlanamaz” dedi. Alkole bağlı siroz mu yoksa Hepatit mi? Ancak tez sonunda Doç. Dr. Akçiçek, “alkole bağlı karaciğer sirozu” bulgusunda ısrarlı. Düzensiz beslenme, uyku ve dinlenmeye yeterli vakit ayıramaması da karaciğeri yoran diğer faktörler. Fakat Dr. Akçiçek’in dikkat çektiği unsurlardan biri, hastalığın teşhisinde oldukça gecikilmesi. Dr. Akçiçek’e göre “Uzun süre alkol kullanan bir kişide halsizlik, güçsüzlük, soğuğa direnç azalması, renginde değişiklik, nihayet kaşıntı ve burun kanamaları gibi karaciğer yetmezliği belirtilerine niçin dikkat edilmediğini anlamak mümkün değil.” Akçiçek, erken teşhisin devamında, alkol yasağı, düzenli beslenme ve istirahat ile yaşam kalitesini ve süresinin uzatılabileceğini söylerken, Atatürk’ün Fransız doktoru Dr. Fiessinger’in görüşlerine de yer veriyor. Dr. Fissinger, içki içmeyen bir çok Müslüman hastasının da aynı durumda olduğunu belirterek, hastalığın sebebini sadece alkola dayandırmamak gerektiğini belirtmiş. Konsültasyon raporları arşivde yok Fakat, Doç. Dr. Akçiçek bu görüşe karşılık, “Atatürk’ün hastalığı alkole bağlı siroz değildir, gibi kesin bir ifade, kesin bilimsel verilere dayındırılarak kullanılabilir. 1938 yılının Mart ayında, ‘Hepatite sclero-congestive ethylique’ olarak konulan teşhis, karaciğerin büyümesine yol açan bir hastalık. Bu teşhis yüzünden alkol bağlantılı sebeplerden bir ölçüde uzaklaşılmış. Ama tıpta yaşanan gelişmelerle tanımlanan bu bulgu, yani karaciğerin büyümesi, alkole bağlı sirozun en önemli göstergelerinden biri” diye konuştu. Dr. Akçiçek, Atatürk’ün sirozunda Hepatit B enfeksiyonunun rolünün olabileceğini belirtmekle birlikte, doktorların fikir birliğine vardıkları konunun, Ata’nın askeri öğrenciliğinden beri çok miktarda alkol kullandığı göz önüne alındığında, alkolün sebep olduğu karaciğer hastalığı olduğunu söylüyor. Çankaya’da bulunan Cumhurbaşkanlığı Arşivi’nde Atatürk’ün sağlık dosyası içinde 1938 yılında yapılan konsültasyon raporlarının olmaması, Türk hekimlerinin 10 Kasım günü hazırladıkları ölüm raporunda kullanılan “alkole bağlı karaciğer hastalığı” tanımının esas alınmasını sağlıyor. Bu görüşü destekleyecek bulgulardan biri de, Atatürk’ün Savarona yatında ortaya çıkan ve zamanla tekrarlanmasına rağmen sebebi o günün şartları içinde teşhis edilemeyen ateş yükselmesi. Karında asit biriktikten sonra oluşan yüksek ateşin sebebi, bugün siroz hastalarında görülen “Karın sıvısının iltihaplanması” (spontan bakteriyel peritonit) olarak kabul ediliyor. Hastalığım bana detaylı anlatılmadı SİROZUN ilerlemesinde geç teşhisin olduğu kadar, Atatürk’ün bütün ısrarlarına rağmen çevresinin hastalığının boyutunu anlamakta çekingen kalmalarının da yapı var. Tezde, bu konular şöyle işleniyor: “Atatürk, hastalığı ile ilgili bazı bilgiler edinmişti. Medical Larousse’u gizliden gizliye okumuş, hastalık ve tedavi tarzlarını öğrenmişti. Hatta bir keresinde, çocukluk arkadaşı ve yaveri Salih Bozok’a şu cümleleri eder: Ben öleceğim Salih, çünkü benim hastalığım siroz. Bu hastalık beni ölüme götürecek. Okudum, tetkik ettim, siroz insanı muhakkak öldürür. Ama hastalığım çok daha önce bütün ağırlığıyla bana anlatılsaydı o zaman bu işin başında önlemini alırdım. Bana yeterince anlatılmadı, gerçekler gizlendi.” (H.O. TERCÜMAN)

Çok Okunanlar

Katil sapık tesadüfen yakalandı..
Napoli yakınlarındaki Nola kasabası erkeklerinin boyunlarında taşıdıkları ...
Şimdiye kadar hep sessiz kalan Sinem’in babası suskunluğunu bozdu.
Hürriyet Gazetesinin ana sayfası bir gazeteden çok porno dergiyi ...
Hamas’ın askeri kolu İzzeddin el Kassam Tugayları’nın Gazze sınırındaki ...
Küçük Azra Çiçek, yaşıtları için bir servet olan biriktirdiği parayı ...
Sanatçı Murat Göğebakan, lösemi tedavisi gördüğü hastanede bu sabah ...
Habertürk yazarı Nihal Bengisu Karaca ile Zaman muhabiri Bürşa Erdal ...
Müzik dünyasının genç yıldızı Justin Bieber ile aktör Orlando Bloom "kadın ...
Torba Yasa'dan kimlerin borcunu silme kararı çıktı
Haber Vitrini’nde yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.
Görüş ve önerileriniz için info@habervitrini.com adresine e-posta gönderebilirsiniz.