Medya
  • 16.11.2019 20:57

Nur-u Muhammedi - 3!.. İdris Aleyhisselam

Mübarek Nur-u Muhammedi'nin alnına geçtiği İdris Aleyhisselam, pek çok ilim de mahirdi. Pek çok ilim ondan yayıldı ve o ilimlerden yazılan suhufları çalan Yunan Filozoflar, o bilgilere sahiplendi.
Putpereslik de İdris Aleyhisselam'ın göğe çekilmesiyle başladı..

NUR-U MUHAMMEDİ (3)
YUNANLI FİLOZOFLARIN İLMİNİ ÇALDIĞI PEYGAMBER; İDRİS ALEYHİSSELAM


Babasının vasiyetini dinleyip kendine ahd eden Anuş, aynı vasiyeti oğlu Kaynan’a yaptı.
Kaynan dahi kendi oğlu Mehlâil’e vasiyet etti.
Mehlâil dahi kendi oğlu Yerd’e vasiyet verip ahd etti. 
Yerd’i BİRRE namında eteği pak bir hanımla nikahladı. 
Birre’den Yerd’in bir oğlu oldu. Adını Ahnuh koydular.
Yerd’in alnındaki Mübarek Nur-u Muhammedi, Ahnuh’un alnına geçti.

Ahnuh bugün bilinen ismiyle İdris Aleyhisselamdı..
Kur’ân-ı kerîm’de İdrîs diye bildirildi. 
Kendisine peygamberlik, hikmet ve sultanlık verildiği için “Müselles bin-Ni’me” (kendisine üç nîmet verilen) de denilmiştir. 
Babasının adı Yerd, annesinin adı Birre (Berre diyenlerde oldu). Bâbil’de veya Mısır’da Mûnif denilen yerde doğduğu rivâyet edilmiştir. 
Kendisine otuz suhuf (forma) kitap verildi. Diri olarak göğe kaldırıldı.Halen Cennette olduğu Mirac’da anlatıldı.
İdrîs aleyhisselam, içinde yaşamış olduğu, Kardeş katili Kâbil’in evlâdından bir topluluğa peygamber olarak gönderildi. 
Bu kavmi ilk olarak ŞİT Aleyhisselam hakka davet etmiş, kabul etmeyince de kılıçdan geçirmişti. Aynı topluluk aradan geçen zamanda yine sapıttı.,

Her türlü isyân, kötülük ve günâhın işlendiği bu topluluğa Allahü teâlânın emir ve yasaklarını bildirdi ve Allahü teâlâya kulluk etmeleri gerektiğini sabırla anlattı. 
Cebrâil aleyhisselam 
dört defâ gelerek Allahü teâlâ'nın emir ve yasaklarını tebliğ etti.
İdrîs aleyhisselam, kavmine kendisinden sonra gelecek peygamberleri, Muhammed aleyhisselam’ın (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) vasıflarını bildirdi. Kendisinden sonra gelecek olan Nûh Tûfânını ve Âhir zaman peygamberi Muhammed aleyhisselamı bütün tafsilatıyla anlattı. 
Peygamber olduğunu ispat eden birçok mucizeler gösterdi. Fakat kendisine kavminden pek az kimse itâat etti, pek çoğu ise karşı geldi. 
Bunun üzerine İdrîs aleyhisselam yaşamış olduğu Bâbil diyârından Mısır’a hicret etti. Kendisine îmân edenlerle birlikte burada yerleşti. 
Allahü teâlâ ona yetmiş iki lisanla konuşmayı nasib etti. Her kavmi kendi lisanıyla hak dîne dâvet etti. 
Harp âletleri yapıp, kâfirlerle cihâd etti.
İnsanlara şehir kurmak sanatını ve idârecilik ilmini öğretti. 
Yüz şehir kurdu. Bunların en küçüğü Diyarbakır yakınında bulunan Rehâ şehridir. 

Her millet de öğrendikleri bu kâidelere göre kendi bölgelerinde pek çok şehirler kurdu.
İnsanlara muhtelif ilimleri de öğretti. 
Pek çok kimseye hikmet ve riyâziye (matematik) dersleri verdi. Fen ilimleri, tıp ve yıldızlarla alakalı ince ve derin meselelerden bahsetti. 
Allahü teâlâ ona göklerin terkiplerini, neden meydana geldiklerini, yıldızlarla alakalı derin bilgileri, senelerin sayısını ve hesâb ilmini öğretti. 
İdrîs aleyhisselam kavmine kalem ile yazı yazmasını, iğne ile dikiş dikmesini öğretti. 
Öğrettiği ilimler, Allahü teâlâ'nın bildirmesi ile oldu. Yoksa insanoğlunun aklı ve zekâsı, sâdece araştırma yoluyla bu bilgilere ulaşamazdı. 
Eski Yunanlılar ve daha sonra gelen filozoflar, fizik, kimyâ ve tıb bilgilerini İdrîs aleyhisselamın kitâbından aldılar.
İdrîs aleyhisselam, uzun seneler insanları hak dîne dâvet etti. Yeryüzünün meskûn yerlerini dört bölgeye ayırıp her birine bir vekil tâyin etti. 
Bir müddet sonra Aşûre gününde göğe (semâya) kaldırıldı.
Dünyâda yaşadığı ömrünün sonuna doğru ölüm meleği Azrâil aleyhisselam, İdrîs aleyhisselamı ziyârete geldi.
İdrîs aleyhisselam, Azrâil’e: “Bir anlık benim rûhumu al.” dedi. 
Bunun üzerine Allahü teâlâ, Azrâil aleyhisselama; “Onun rûhunu al!” diye vahyetti. 
Azrâil aleyhisselam rûhunu aldı. 
Allahü teâlâ, İdrîs aleyhisselamın rûhunu tekrar iâde etti. 
İdrîs aleyhisselam, Azrâil aleyhisselama; “Beni semâlara götür. Cennet’i ve Cehennem’i göreyim.” dedi. 
Allahü teâlâ, Azrâil’e onu semâya götürmesini, Cehennem’i ve Cennet’i göstermesini vahyetti. 
İdrîs aleyhisselama Cehennem gösterildi. Cennet’e götürüldü. Cennet’e girince, çıkmak istemedi. 
Kendisine; “Niçin çıkmıyorsun?” diye sorulunca; 
“Allahü teâlâ, «Her nefis ölümü tadacaktır.» buyurdu. Ben ise ölümü tattım. Yine Allahü teâlâ, «Herkes Cehennem’e uğrayacaktır.» buyurdu. Ben oraya uğradım. Allahü teâlâ, «Onlar oradan (Cennet’ten) çıkmayacaklardır (Cennete giren bir daha oradan çıkmayacaktır) .» buyurdu. İşte ben bunun için Cennet’ten çıkmak istemem.” dedi. 
Bunun üzerine Allahü teâlâ, Azrâil’e vahyedip, İdrîs aleyhisselamın Cennet’te kalmasını bildirdi. 
İdrîs aleyhisselam böylece Cennet’te kaldı. 
(Cehennem Sırat Köprüsü’nün altında olacaktır. Böylece Cennete giden her kimse Yüce Hakk’ın bu fermanına uygun olarak aşağıdaki cehennemi görecektir. Görecektir ki Rabbının  ihsanının ve rahmetinin büyüklüğünü anlaya)
Bu husus Kur’ân-ı kerîm’de Meryem sûresi 57. âyet-i kerîmesinde meâlen; “Biz onu yüksek bir mekâna kaldırdık.” buyrulmak sûretiyle bildirilmiştir.
İdrîs aleyhisselam, ağaçların yapraklarının sayısını bilirdi. Duâ ederken (Bî adedil-evrâk) “Ağaçların yaprakları kadar” diyerek tesbih okurdu. 
Yıldızlara âit ilmi bilirdi. Kavmini îmâna dâvet ettiği zaman, yıldızların heyeti, durumu ve diğer husûsî hâllerini açıklamasını istediler. 
İdrîs aleyhisselam bunu geniş olarak haber verdi. Yıldızların durumunu anlattı. Bunun için “nücûm ilmi” hazret-i İdrîs’den kalmıştır, denir. 
Melekler grup grup onun ziyâretine gelip görünürlerdi. Her birinin ismini, vazîfesini, tesbihini bilirdi. 
Havada uçup giderlerken onları görürdü. 
Gökyüzündeki bulutlara dağılmalarını emrettiği zaman dağılırlar ve dile gelip onunla konuşurlardı. 
Bunlar Allah’ın İdrîs aleyhisselama verdiği mucizelerdir.

İdrîs “aleyhisselâm” buyurdu ki;
- Bizler, Peygamber olduğumuz hâlde, dünyânın ömrünü bilemedik.

İdris Aleyhisselam’dan sonra insanlar doğru yoldan ayrıldılar. 
İdris Aleyhisselam sima olarak çok güzeldi. Yüzüne bakan gözünü alamazdı.
Daha önce resim ve heykeli yapmak günah değildi. 
Bunun için, İdris aleyhisselam semaya çıkarıldıktan sonra, sevenleri onun güzel yüzünü unutmamak için resimlerini, heykellerini yapıp, yükseklere koydular. 
Karşılarında eğildiler, secde ettiler. (İslamiyet resim ve heykel yapmayı yasak etti.)
Daha sonra gelenler, bu resimleri tanrı sandılar ve çeşitli heykeller yapıp, tapmaya başladılar. 
Böylece insanlar arasında putperestlik meydana çıktı. 
İnsanlar putlara tapmaya başladıktan sonra;  gün geçtikçe aralarında, zulüm, zorbalık, fitne, ahlâksızlık gibi kötülükler artıp yayıldı.
(Çok tanrı ve putlara tapınmak, İdrîs aleyhisselâmdan sonra meydâna çıkdığı Eyyûb Sabri Pâşanın (Mir’ât-ül-Haremeyn) kitâbında uzun uzun yazılıdır.)
Putperestlik İdris Aleyhisselam’ın göğe çekilmesinden sonra başladı. 
Başta; kayıp bildikleri İdris Aleyhisselam’ı unutmamak için resimlerini ve heykellerini yaptılar.
Nesiller değişince bu kez o yaptıkları heykellere ilah diye tapınmaya kalktılar.
Böylece putperestlik meydâna çıkdı.
Peygamberimizden “sallallahü aleyhi ve sellem” bin sene önce, Hicazdaki Huzâ’a hükûmetinin reîsi olan Amr bin Luhay, puta tapınmak dînini Şâmdan Mekkeye getirdi. 
Putlara tapanlar, putlardan ses işitirdi. Cin, putun, ya’nî heykelin içine girip söylerdi.

Peygamberimizin “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” dünyâya teşrîf etdiği, islâmiyyetin başladığı, birçok putlardan açık olarak işitilmişdi. 
Bu sözlerle, çok kimselerin müslimân olduğu, (Mir’ât-i Mekke) târîh kitâbında uzun yazılıdır. 
Kur’ân-ı kerîm’in Meryem, Enbiyâ sûrelerinde İdrîs aleyhisselamla ilgili haberler verilmiştir.

Kaynak : Saadeti Ebediyye ve Muhammed Cezuli hazretleri
********************   *********************  *********************

İdris Aleyhisselam’dan sonra binlerce yıl geçti ama sapkınların puta tapma merakı bir türlü geçmedi. 
Günümüzde dahi putperestler yoğun bir şekilde bulunuyor. 
Rabbim şerlerinden muhafaza etsin..
DERLEYEN : METİN ÖZER/HABERVİTRİNİ

Yorum Yazın

İLGİLİ HABERLER