Medya
  • 4.1.2020 23:03

Nur-u Muhammedi (9).. Hazret-i İbrahim Aleyhisselam

ŞEYTANIN DOKUNMADIĞI  4 ERKEK 4 KADIN

Abir, Menşaha isminde bir hanımı nikahına aldı. Bundan Kalağan adında bir evladı oldu.
Kalağan’ın Erguva adında adında bir oğlu oldu. Erğuva’nın Saruğ, Saruğ’un da Nahur adında bir oğlu oldu.
Nahur’un da Taruh adında bir oğlu oldu.
Taruh, Emile veya Uşa ( Edna’da olabilir) adında pak bir hatunla nikahlandı.
Bu hanımdan Hazreti İbrahim aleyhisselam dünyaya teşrif etti.
İbrahim Aleyhisselam doğduktan sonra, nurdan iki bayrak dikildi.

Birisi meşrika diğeri ise mağribe..
Kur’ân-ı kerîm’de ismi bildirilen peygamberlerden, ülülazm adı verilen altı peygamberden biri olan İbrahim Aleyhisselam Keldânî kavmine gönderilmiştir. 
Hazreti İbrahim; Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselamdan sonra peygamberlerin ve insanların en üstünüdür. Allahü teâlâ ona Halîlim (dostum) buyurduğu için Halîlullah veya Halîlürrahmân olarak bilinir. 
Babası mümin olan Târûh olup, annesi Emile’dir. İbrahim aleyhisselam, Peygamber efendimizin dedelerindendir. Çünkü, ilk oğlu İsmail aleyhisselam Arapların, ikinci oğlu İshak aleyhisselam da İsrailoğullarının ceddi yâni dedesidir. 
İbrahim Aleyhisselam, Keldânî memleketi olan Bâbil’in doğu tarafında ve Dicle ile Fırat nehirleri arasındaki bölgede doğdu. 
Yüz yetmiş beş yaşındayken Kudüs’te vefat etti.
İbrahim aleyhisselama annesi Emîle veya Ûşâ hâmileyken, babası Târûh vefat etti. 

Annesi, Kocası Taruh’un kardeşi olan Âzer ile evlendi. Âzer üvey babası ve amcası olup, putperestti. Geçimini put yapıp satarak temin ederdi.
Tefsir âlimleri, En’âm sûresinin Âzer’in ismi geçen 74. âyetini tefsir ederken, Âzer’in hazret-i İbrahim’in amcası ve üvey babası olduğunu açıkça belirtmişlerdir. Zîrâ, Peygamberimizin baba ve dedeleri Âdem aleyhisselamdan beri hep mümindi. 
Kur’ân-ı kerîmde meâlen; “Sen, yâni senin nûrun, hep secde edenlerden dolaştırılıp, sana ulaşmıştır.” (Şu’arâ sûresi: 219) buyrulmaktadır. 
Abdullah ibni Abbâs’ın bildirdiği hadîs-i şerîfte de: “Benim dedelerimin hiçbiri zina yapmadı. Allahü teâlâ, beni temiz babalardan, temiz analardan getirdi. Dedelerimin iki oğlu olsaydı, ben bunların en hayırlısında, en iyisinde bulunurdum.” buyuruldu.
Âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerden anlaşıldığı ve binlerce İslâm kitâbında yazıldığı üzere Peygamber efendimizin anaları ve babaları arasında bulunmakla şereflenen bahtiyarların hepsi, zamanlarının ve memleketlerinin en asîl, en şerefli, en güzel ve en temiz kimseleriydi. Hepsi de aziz ve muhteremdiler. 
Bu ayrıntıdan ve özellikden bihaber bazı alim görünümlü cahiller, putperest Azer’in İbrahim Aleyhisselam’ın babasını olduğunu yazıyor:
Bu iddia en başta İbrahim Aleyhisselam’a ve onun pak soyuna hakarettir.

İbrahim aleyhisselamın babası, Târûh da mümin, yâni inanmıştı. Kötü ahlâktan, âdî ve çirkin sıfatlardan uzaktı.
Nûh aleyhisselamdan çok sonra Bâbil’de hüküm süren, yıldızlara ve putlara tapan Keldânî kavminin o devirdeki kralı olan Nemrûd, insanları kendine ve putlara taptırıyordu. 
Büyük küçük putların bulunduğu puthanenin sorumlusu da Azer’di..
NEMRUD’UN RÜYASI..
Nemrud’un baş veziri Tareh’di.. 

Nuh Tufanı’nın üzerinden bin sene, başka bir rivayete göre bin seksen sene bazılarına göre de bin iki yüz otuz sene geçmişti..
Nemrud rüyasında şöyle gördü;
Tareh’in arkasından bir ağaç çıktı.Gayet şaşaalı bir nuru vardı. O ağacın budakları ve yemişleri bütün dünyayı sardı. Dünyadaki bütün beğler o ağaca secde ediyorlardı..
Nemrut korkuyla uyandığında bütün kahinlerini topladı. Rüyasını anlatıp tabirini istedi.
Baş veziri şöyle izah etti..
- Ey Melik, Sana ve putlarına çok hizmet ettim. Rüyanda gördüğün o ağaç benim sana hizmetimdir.
Nemrud onun bu açıklamasına sessiz kaldı ama kalbindeki endişe de geçmedi.
Ardından bütün kahin ve müneccimlerini topladı ve şöyle dedi;
- Bunca zamandır sizleri ben beslerim. Buna rağmen bu rüyamı tabir edemediniz. Aklıma yatan bir tabir vermezseniz hepinizi cezalandırırım.
Bunun üzerine onlarda şöyle dediler;
- Ey melik bize 3 gün müddet ver. Bu sürede biz de kitaplarımızı kontrol edelim. Bir cevap arayalım.
Üç gün sonra gelip rüyasını tabir ettiler;
- Ey Melik, senin mülkünden bir kişi dünyaya gelecek ve seni mülkünden çıkartacak.
Bu açıklamayla korkuya kapılan Nemrud, tarih de eşi benzeri görülmedik bir katliama imza attı.
7 sene boyunca gebe kadınların karınlarını yardı.100 bin erkek çocuğu öldürttü.
Sonra kahinlerini tekrar topladı..
- O çocuk öldürdüklerimin arasında mı? Tehlike geçti mi?
Kahinler hep bir ağızdan, “Henüz değil” dediler.
O sene Nemrud ne kadar gebe kadın varsa hapsinin karnını yardırıp öldürmeyi murat ettiği zaman, Yüce Hak kudretiyle ona bu kavlini unutturdu. 
O sene kimseyi incitemedi kimseye zarar veremedi.
Emile Hatunun doğum sancısı başlayınca,Yüce Hak ona bir melek yolladı. O melek şöyle dedi;
- Korkma, benimle gel. Ben sana doğumunu yapacağın kimsenin görmeyeceği bir yer göstereyim.
Bundan sonra kendisini alıp bir mağaraya götürdü.
Yolda kendisine, “Hazret-i Nuh dahi bu mağarada dünyaya gelmiştir. Sen endişe etme” dedi.
Emile Hatun içeri girdiğinde gördü ki, döşekler döşenmiş, doğum için gerekenler hazırlanmıştı.
Hazret-i İbrahim Aleyhisselam o mağarada dünyaya gelir gelmez dile gelip şöyle dedi;
Allah’dan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur..( Lâ ilâhe illallahü vahdehu lâ şerike lehu)
Doğumdan hemen sonra Cebrail Aleyhisselam mağaraya teşrif etti. 
Hazret-i İbrahim’i cennet suyu ile yıkadı. Beyaz bir elbise ile kundakladı. Kulağına ezan okudu. Anasına teslim etti.
Olup bitenleri dili tutulmuş olarak seyreden Emile Hatun, bebeğini emzirdikten sonra kimsenin görmemesi için kendisini mağarada bırakıp evine gitti.
Üç gün sonra oğlunu görmek için mağaraya gitti.. Gördü ki mağaranın kapısı vahşi yırtıcı hayvanlar tarafından sarılmıştı.
Onları görünce oğlundan ümidini kesti. 
Oysa onlar oğlunu korumak için orada toplanmıştı. 
Biraz yaklaşınca hepsi uzaklaştı.
İçeriye girdiğinde müthiş bir manzara ile karşılaştı.
Oğlu Hazret-i İbrahim bir taht üzerine yatmış, o halde mübarek parmaklarını emiyordu.
Parmaklarının birisinden süt, diğerinden bal, birinden şerbet, diğerinden de su geliyordu.
3 gün boyunca anne sütüne ihtiyaç duymadan bunlarla beslenmişti.

Etrafından melekler dizilmişler kendisine hizmet ediyorlardı.
Oğlunu tekrar emzirdi ve evine gitti.
böylelikle 3 günde bir gelip oğlunun emzirir tekrar evine giderdi. Ta ki iki yaşına girene kadar..
Hazret-i İbrahim Aleyhisselam iki yaşına girdikten sonra Cebrail Aleyhisselam cennetten yiyecek ve içecek getirir, kendisine eliyle yedirip içirirdi.
4 yaşına varınca kadar şeytandan mahfuz oldu.
ŞEYTANIN DOKUNMADIKLARI
Büyük alim Vehb bin Münebbih hazretleri böyle buyurdu;

- Şeytan her anadan doğan masumu (Yeni doğan bebeği), “Sen mi bana bir bağ oldun?” diyerek el sürer ve dürter. Yeni doğan masumlar bu halden korktukları için feryat edip ağlarlar. Bebeklerin ağlaması bu sebep iledir.
Vehb bin Münebbih hazretleri şöyle devam etti;
- Şeytan erkeklerden 4 ve kadınlardan 4 masuma elini sürmek bir yana dokunamadı..
Erkekler sırasıyla ile şunlardır;
1. Hazret-i İbrahim Aleyhisselam.
2. Hazret-i Musa Aleyhisselam.
3. Hazret-i İsa Aleyhisselam.
4- Fahr-i âlem, server-i beniâdem Hazreti Muhammed Sallallahü Aleyhi ve Sellem
Kadınlar sırasıyla ;
1. Asiye binti Müzahim.... Firavunun kadını.
2. Meryem binti İmran... İsa Aleyhisselamın muhterem anası..
3. Hazret-i Hatice binti Huveyled... Râsulllah Efendimizin cümle hatunlarının en faziletlisi.. Allahü teala ondan razı olsun.
4. Hazret-i Fâtıma.. Râsullullah Efendimizin en küçük ve en sevgili kızı.. Aynı zamanda en faziletlisi .. Allah ondan razı olsun
DEVAM EDECEK

DERLEYEN : METİN ÖZER

Yorum Yazın

İLGİLİ HABERLER