Medya
  • 7.9.2019 19:59

Peygamber Efendimizin Cennette İdris Aleyhisselam ile karşılaşması

Metin Özer Mirac'ın son yazısında halen Cennet-i Ala'da bulunan İdris Peygamber ile Resul-i Ekrem Sallallahü aleyhi ve Sellem Efendimizin karşılaşmalarını nakletti..
İşte o yazı..

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN CENNETTE İDRİS ALEYHİSSELAM İLE KARŞILAŞMASI
Peygamber Efendimiz devam etti..
Bundan sonra İdris’i (Aleyhisselam) gördüm. Selam verdim.. Selamımı tam tazimle alıp, “Merhaba” ( Merhaba; Müslümanlar arasında bir nevi selâmlaşma kelimesi olup, "rahat olunuz, serbest olun, hoş geldiniz" mânasında söylenir.) dedi..
Şöyle dedim; “Ya İdris çok güzel bir makama eriştim

NOT.. İDRİS ALEYHİSSELAM’IN KISSASI.....

İdris Aleyhisselam

İdrîs aleyhisselam, uzun seneler insanları hak dîne dâvet etti. Yeryüzünün meskûn yerlerini dört bölgeye ayırıp herbirine bir vekil tâyin etti. Bir müddet sonra Aşûre gününde göğe (semâya) kaldırıldı.
Dünyâda yaşadığı ömrünün sonuna doğru ölüm meleği Azrâil aleyhisselam, İdrîs aleyhisselamı ziyârete geldi.
İdrîs aleyhisselam, Azrâil’e: “Bir anlık benim rûhumu al.” dedi.
Bunun üzerine Allahü teâlâ, Azrâil aleyhisselama; “Onun rûhunu al!” diye vahyetti.
Azrâil aleyhisselam rûhunu aldı.
Allahü teâlâ, İdrîs aleyhisselamın rûhunu tekrar iâde etti. İdrîs aleyhisselam, Azrâil aleyhisselama; “Beni semâlara götür. Cennet’i ve Cehennem’i göreyim.” dedi.
Allahü teâlâ, Azrâil’e onu semâya götürmesini, Cehennem’i ve Cennet’i göstermesini vahyetti.
İdrîs aleyhisselama Cehennem gösterildi. Cennet’e götürüldü.
Cennet’e girince, çıkmak istemedi.
Kendisine; “Niçin çıkmıyorsun?” diye sorulunca; “Allahü teâlâ, «Her nefis ölümü tadacaktır.» buyurdu. Ben ise ölümü tattım.
Yine Allahü teâlâ, «Herkes Cehennem’e uğrayacaktır.» buyurdu. Ben oraya da uğradım.
Allahü teâlâ, «Onlar oradan (Cennet’ten) çıkmayacaklardır.» buyurdu.

İşte ben bunun için Cennet’ten çıkmak istemem.” dedi. Bunun üzerine Allahü teâlâ, Azrâil’e vahyedip, İdrîs aleyhisselamın Cennet’te kalmasını bildirdi.
İdrîs aleyhisselam böylece Cennet’te kaldı.
Bu husus Kur’ân-ı kerîm’de Meryem sûresi 57. âyet-i kerîmesinde meâlen; “Biz onu yüksek bir mekâna kaldırdık.” diye buyrulmak sûretiyle bildirilmiştir. 

Nitekim Buhârî ve Müslim’de bildirilen hadîs-i şerîfte, Peygamberimiz aleyhisselam Mîrâca çıktığı zaman, Hazret-i İdrîs’i dördüncü kat semâda gördüğünü bildirmiştir.
İdrîs aleyhisselam diri olarak göğe çıkarılınca, onu çok sevenler, ayrılık acısına dayanamadılar. Hatırlamak için resmini yaptılar. Daha sonra gelenler bu resmi tanrı sandılar, çeşitli heykeller yapıp tapıldı. Böylece putperestlik meydana çıktı. 
İdris Aleyhisselam’le ilgili bu kısa bilgiden sonra Peygamber Efendimiz’in anlattığına devam edelim..
İdris’e bunu söyleyince bana şöyle dedi;
- Ya Resûlullah!.. Ne olurdu da dünyada kalıp senin ümmetinden sayılsaydım.
“Ya İdris, can acısından selamet bulup, bu yüce makama eriştin. Dünyayı neylersin” dedim.
Bu kez şöyle cevap verdi;
- Dünya yaratıldıktan bu ana kadar cümle yaratılmışların can acısını çekeydim, ama senin didarınla (yüzünü görmekle) müşerref olaydım. Böylece de ümmetin olaydım.
Kendisine tekrar sordum;
- Ey kardeşim İdris, böyle istemenin sebebi nedir?
Şöyle anlattı;
- Cennette hangi köşkü görsem, hangi güzelliğe teveccüh etsem bana şöyle diyorlar;
“Biz Muhammed’in ümmetine aidiz.” 

Bir ulu dağ gördüm.. Bu dağın adına “Cebel-i Rahmet” (Rahmet dağı) derler. Baş yüksekliği Arş’a erişmiştir. Ve tamamen Misk ve amberdendir.
Bu dağa iki kapı tertip etmişler. İki kapısı da ak gümüştendi.
Bir kapı ile diğer kapının arası şu kadardı;
- “Bir kimse bir ata binip süratle beş yüz yıl seğirtse, bir kapısından diğer kapısına erişemez
Bu dağın içerisinde o kadar köşkler ve saraylar vardı ki, onların sayısını hesaplamak ve anlatmak mümkün değildi.
Bunların keza güzelliğini de anlatmak mümkün değildi..
Sordum; “Bu köşkler hangi peygamberlerindir?
Yüce Hakk’dan nida geldi;
- Bu Peygamber makamı değildir. Ümmetinden bir kimse iki rekat namaz kılarsa, ona burada bu makamı veririm.
(NOT : Cenab-ı Hakk’ın buyurduğu iki rekat namaz kılmaz, yatıp kalkmak değildir. Bu namazı kılanda; önce sağlam bir iman, sonra düzgün bir itikad olmalı. Bunlar olduktan sonra da sonunda tadili erkan ile namaz kılınmalıdır.)
Yâ Resûlullah, İşte anlatılan bu sebeplerden ötürü senin ümmetin olmayı talep ettim....
Peygamber Efendimiz şöyle devam buyurdu;
Hasılı; Cennette gözlerin görmediği, kulakların işitmediği beşer kalbine gelmeyen nimetler gördüm
Bundan sonra Cebrail eli birlikte cennetten çıkıp Yedinci Semaya indim.
Burada İbrahim Peygamber ile görüştüm. Merhabalaştık.. Mirac’ımı tebrik ettik ettik Bana başka birşey sormadı..
Buradan sonra Altıncı Semaya indim. Burada Musa ile görüştüm. O da Mirac’ımı tebrik etti ve merhabalaştık. Sonra bana sordu;
- Ya Resûlullah, ümmetine ne emrolundu ?
Kendisine şöyle anlattım;
- Bir gün ve gecede elli vakit namaz, bir yılda altı ay oruç, cenabetlikten yedi kere gusül, Murdarlık bulaşan yeri yedi kere yıkamak...
Musa bunları dinledikten sonra şöyle dedi;
- Ümmetinin bunları yapmaya gücü yetmez. Bunların hepsini tam ve eksiksiz eda edip yerine getiremez.
Vallahi senden evvel ben insanları tecrübe ettim. Ümmetim olan Beniisrail’e türlü türlü vasiyetler,ahdler ve ikna yolundan çokça çarelere başvurdum. Benim ümmetim yinede bunları eda edemedi.
Rabbından rica eyle, ümmetin için bunların hafifletilmesini dile..
Bunun üzerine Sidre-i Münteha’ya vardım ve secde eyleyip, niyaz ederek şeyle dedim;
- Yâ Rabbi, Ümmetim zaiftir. Elli vakit namaza, altı ay oruca, yedi kere gusüle onlar ve ben takat getiremeyip kusur işleriz. Lütuf ve kereminle bunların hafiflet..
Bu niyazım üzerine; elli vakit namaz, altı ay oruç ve yedi kere gusül kaldırıldı.
Müjde ile Musa’ya haber verdim.
Musa bana şöyle dedi;
- Ümmetin 40 vakit namazı. 5 ay orucu ve altı kere gusülü de yerine getiremez.. Ümmetine acı tekrar hafifletilmesini iste.
Bunun üzerine Sidre-i Münteha’ya varıp, Yüce Hak’dan  tekrar hafifletmesini niyaz ettim.
Hak Teâla yine bu niyazım üzerine yine ; 40 vakit namaz, 5 ay oruç ve 6 kere gusül kaldırıldı.
Bu söylediğim Musa şöyle dedi;
- Ümmetin 30 vakit namazı. 4 ay orucu ve beş kere gusülü de yerine getiremez.. Ümmetine acı tekrar hafifletilmesini iste.
Tekrar gittim, secdeye kapandım. Rabbımdan tekrar hafiletmesini diledim..
Aynı şekilde hafifletti.. Musa yine fazla dedi.. Tekrar gittim tekrar niyazda bulundum. Tekrar hafiletti.
Ve en sonunda Yüce Hak niyazımı kabul edip şöyle dedi;
- Ümmetin bir gün ve gecede 5 vakit namaz kılsın, Yılda bir ay Ramazan orucunu tutsun. Bir gere gusül etsin. Murdarlık olan yerini veya elbisesini bir kere yıkasın.
Emri alınca sevinçle Musa’ya geldim son durumu anlattım.
Musa bana şöyle dedi;
- Yine hafifletmesini iste..
Dedim ki;
- Ya Musa çok talep ettim. Her talep ettiğimde de keremiyle hafifletti. Tekrar hafifletilmesini istemekten haya ederim. Artık bu amelleri kabul ettim.
Musa’yı geçtikten sonra Rabbımdan bir nidâ geldi;
- Kullarımın ibadetini hafiflettim. Beş vakit namazı imzaladım.
Yâ Muhammed; senden önceki ümmetlerin 50 vakit namazlarına 50 sevap ihsân ettim. Senin ümmetinin 5 vakit namaz kılsınlar, onlara elli vakit namaz kılmış gibi sevap ihsân ederim.
Ümmetinden her kim iyilik işlemek için niyet edip sonra yapmazsa, onun niyetine göre bir sevap ihsân ederim.
Hatta yedi yüze varıncaya kadar; kat kat sevap ihsân ederim.
Şâyet bir günah işlemeye kast eder de  yapmazsa, o işi etmediği için de sevap veririm.
Şâyet kest ettiği işi yaparsa ona da bir günah veririm.

Sonra Cebrail’in kanadına binip Beyt-i Makdis’e geldim. Burak’ı bağladığım halde gördüm.
Mescide girip Allahü teala’ya şükür niyetiyle iki rekat namaz kıldım.
Yüce Hakk’ın bu fazlına, keremine, lütuf ve ihsânına Hamd-ü sena ettim.
Bundan sonra Burak’a binip göz açıp kapatıncaya kadardan daha az zamanda, Mekke’ye geldim.
Allah’ın kudretiyle yatağımın ısısını henüz gitmemiş buldum.
 

METİN ÖZER / HABERVİTRİNİ
 

 
 

Yorum Yazın

İLGİLİ HABERLER