Peygamber Efendimizin mübarek gözünden Cennet-i alâ

5 dk okuma
Peygamber Efendimizin mübarek gözünden Cennet-i alâ

Hızlı Özet

Gazeteci Metin Özer'in Mirac derlemesinde bugün de sırada herkesin çok merak ettiği cennet var..






Resûl-i Ekrem Sallallahü aleyhi ve Sellem efendimiz Mübarek Mirac'ın'da Cennet-i alâ'yı ayrıntılarıyla anlattı.. İşte o bölüm..



PEYGAMBER EFENDİMİZİN MÜBAREK GÖZÜNDEN CENNET-İ ALÂ



Gördüm ki; cennetin kapısının bentleri gümüşten, eşiği inciden, çerçeveleri de cevahirden idi..

İçeri girince Cennetin bekçisi olan melek Rıdvan’ı gördüm.

İşlemeli bir taht üzerine oturmuş, meleklerde çevresinde el bağlayıp duruyordu.

Hep birlikte bana tazim ve tekrimde bulundular.

Selam verdim.karşılığında o da bana selam verdi. Rıdvan çok neşeli görünüyordu ve bana müjdeyi verdi..

- Ya Resûlullah, cennet ehlinin pek çoğu senin ümmetindendir. (Ümmet-i Muhammed)

Dedim ki;

- Ya Rıdvan bana ümmetimden haber ver.

Rıdvan bana şöyle dedi;

- Yüce Hak cennetini üç bölüğe ayırdı. İki bölüğü senin ümmetine, bir bölüğü de sair ümmetlere verdi.



(NOT : Büreyde (Radıyallahü anh)’den rivâyet edilmiştir. Rasûlullah (Sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

- Cennetlikler yüz yirmi saf olacaklardır. Onların seksen safı ümmetten kırk safı diğer ümmetlerden olacaktır.” (İbn Mâce, Zühd: 17; Dârimî, Rıkak: 27)

Tirmizî: Bu hadis hasendir.)




Rıdvan’ın önünde nurdan çokça anahtarları vardı. O anahtarların neler olduğunu sordum.

Şöyle anlattı;

- Ümmetinden bir kimse , “Lâ ilâhe İllallah” derse , Yüce Hak o kimse için bir köşk yaratır. Yarattığı o köşkün anahtarını da bana teslim eder.

O kimse kıyamet günü kabirden kalktığında, köşkünün anahtarını ben elimle veririm. O da gider menziline girer.


Rıdvan’ın halifelerini ve askerlerini gördüm.

Cennetin kapısına bir halife koymuştu.

Her halifenin hizmetinde 700 bin melek vardı.

Yalnız Rıdvan’ın 70 bin kumandanı vardı. Her kumandanın 70 bin askeri vardı.

Rıdvan sürekli tesbih ediyordu. 

O Tesbih şöyleydi,

 - Büyük Yaratıcı Yüce Zât noksan sıfatlardan münezzehtir 

Kerîmlerin en kerîmi Yüce Zat noksan sıfatlardan münezzehtir.

Kendisine itaat edene sevap olarak naim cennetinde ihsân eden Yüce Zat, noksan sıfatlardan münezzehtir.

(Sübhan’el – hallak’il-alim. Sübhan’el – kerim’il-ekrem. Sübhan’el – müsibü men etaahu cennet’en – naim)


Sonra bana naim cennetini gösterdi.

Hasılı burada o kadar çok nimetler gördüm ki, bütün ömrümü bu nimetlerin beyanı için harcasam onları bitirmem mümkün olmazdı..

Cennetin duvarlarını şöyle gördüm...

Bir kerpici altın, bir kerbici gümüş, bir kerbici kızıl yakuttan, bir kerpici yeşil zeberced, bir kerpici inci..

Harç yerine misk ve Kâfur (Beyaz ve yarı şeffaf, kolaylıkla parçalanan, sert, güzel kokulu, katı ve yağlı bir madde.) kullanmışlar..

Duvarın kalınlığı 500 yıllık yoldu.

Duvarı o kadar berrak ki; dışarıdan içerisi, içeriden de dışarısı görünüyordu.


Tıpkı bir ayna gibiydi.

Yedi kat sema, yedi kat yer, arş ve Kürsî onun duvarlarından müşahede edilirdi.

Cennetin toprağı; misk, anber ve kâfurdandı. 

Otları ise zafiran ve erguvandandı.


Cennette ufak çakıl taşı yerine; yerlere inci, zümrüt ve yakut dökülmüştü.

Cennette köşkler gördüm.

Bazısı yakuttandı..Kubbeleri de incidendi. 

Bazısı cevahirden olup, kubbeleri zümrütten idi.

Bazısı ise altındandı.

Her köşkte 70 bin saray vardı.

Her sarayda 70 bin hücre vardı.

Her hücrede ise 70 bin hane vardı.

Her hanenin içerisinde; bazısı altından bazısı gümüşten tahtlar vardı.

Her taht üzerinde zebercetten bir çadır, her çadırda ise 70 bin dibaceden (Dîbâ, ipekli ve renkli bir kumaşa, atlasa veya canfese, altın veya gümüşle karışık olarak dokunmuş ve birçok çeşidi bulunan kumaşlara verilen isimdir. Dîbâce, dallı çiçekli bir cins ipek kumaş olarak da kullanılır)yatak vardı.

Yetmiş bin yatak pek süslü hazırlanmıştı.

Hiçbir yatak diğerine benzemiyordu. 

Bu yataklar türlü türlü anber ve misklerle doldurulmuştu.

Orada bulunan hurilerin giydikleri hullelerden; etleri, kemikleri ve ilikleri görünüyordu.

Her hurinin başında bir taç vardı.Bu taçlar cevahirle süslenmişti.

Her hurinin 40 bin zülüflü bukle misk saçı vardı.

Her birisinin zülüfü 70 bin zinetle bezenmişti.


O zinetlerin her birisinden çeşitli tatlı sesler çıkıyordu. O sesleri dinlemekten büyük lezzet hasıl oluyordu.

Her hurinin önünde 70 bin hizmetkar durmuştu.

Her tahtın etrafında; altından, gümüşten, inciden, zümrütten ve kâfurdan kürsüler dizilmişti.

Bir kürsü başka bir kürsüye benzemiyordu.

Cennetde ırmaklar gördüm.Sudan, sütten, baldan ve şaraptan..

Cenneteki her köşke bu dört ırmaktan kollar ayrılıyordu.

O ırmaklar köşklerin içerisine akıyordu.

Bunlar; Kâfurdan beyaz, baldan tatlı  ve kokusu miskten güzeldi.

Orada çeşmeler gördüm.Selsebilden ve tesnimden (  Cennet çeşmelerinden bir çeşmenin ismidir. İbn-i Abbas'tan (Radıyallü anh)  rivayet edildiğine göre Cennet meşrubatının en yükseğidir.)

O ırmakların ve köşklerin kenarları altın, inci ve yakuttandı..

O ırmakların içerisindeki taşlar, kaynaklarda olan cevahirler ve inciler çeşitli renklerle renkleniyordu.

O ırmakların köpükleri misk ve anberdendi.Çevresinden biten otlar; sümbül ve zafirandı,

Orada ağaçlar gördüm, şöyle ulu idiler;

Bir kimse yörük atla 70 bin sene koşsa, onun gölgesinden çıkamaz.

O ağaçların kökü altından dalları yakuttan, inciden ve zeberceddendi.

O ağaçların yaprakları; sündüsten, harirden ve dibacdandı.

Onun her yaprağı; kaftan kafa kadar dünyayı tutmuştu.

O ağacın her meyvesi , büyük testi kadar iri idi. 

Her meyvesinde 70 türlü lezzet var idi..

Her meyve kendini cennet ehline arz eder. 

Cennet ehlinin gönlü o meyveyi istediği zaman o yerinden kopar ve altın tabak içerisinde onun ağız hizasına gelir. Hemde zahmetsizce ve hiç duraksamadan.

O ağaç bin yıllık uzaklıkta bile olsa dahi, derhal isteyenin yanına gelir, derhal dudağının hizasında beklerdi. (Ağacın meyvesi gelirdi)

Cennet ehli onu istediği gibi yer, her meyveyi yediğinde onun yerinde aynısı tekrar çıkardı.

O ağacın üzerinde kuşlar gördüm. 

Deve misali idiler.

Cennette ne çeşit renkler varsa, onların da üzerinde o renkler vardı. 

Tahtların önünden geçip yüz çeşit ayrı sesler ve nağmeler çıkartıyorlardı.

Cennet ehli o kuşlara sorar;

- Sesin mi güzel, yoksa suretin mi güzeldir.

Ondan şu cevabı alır;

- Etim ikisinden de güzeldir.

Kuşun bu deyişi üzerine cennet ehlinin iştahı olarsa, o kuş derhal büryan olur ve önüne gelir.

nasıl isterse öyle yer.

Yedikten sonra o kuş hemen dirilir ve o ağacın üzerinde nağmelerle ötmeye başlar.

Oradaki kuşların tümü cennet ehlini namelerle övmeye başlar..

NOT : Enes bin Mâlik (Radıyallahü Anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’e Kevser hakkında soruldu da şöyle buyurdu: 

- O Allah’ın bana Cennet’te vereceği bir ırmaktır suyu sütten daha beyaz baldan daha tatlıdır. O nehirde bir takım kuşlar vardır ki boyunları deve boynuna benzer.

İbn-i Ömer, “
Bunlar besili ve bakımlı deve kuşlardır.” dedi. 

Bunun üzerine Rasûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem.): 

-  Onu yemesi görüntüsünden daha hoştur.
 (Tirmizî rivâyet etmiştir.)

NOT : Tirmizî: Bu hadis garibtir. Muhammed b. Abdullah b. Müslim, İbn Şihâb ez Zührî’nin kardeşinin oğludur. Abdullah b. Müslim’den, İbn Ömer ve Enes b. Mâlik hadis rivâyet etmişlerdir.






DERLEYEN : METİN ÖZER / HABERVİTRİNİ




Bu haber 1790 kez görüntülendi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

İşte Cem küçük davasında medya patronunun ifadesi
Medya/Magazin

İşte Cem küçük davasında medya patronunun ifadesi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Cem Küçük’e yönelik soruşturmasında gözaltına alınan medya şirketi sahibi İsmail Çanak’ın savcılık ifadesinin ayrıntıları belli oldu. Hesaplarındaki milyonluk para trafiği sorulan Çanak, Cem Küçük’e yaptığı 630 bin TL’lik ödemeyi organizasyonlara katılımıyla, Tahir Sarıkaya’ya gönderdiği 9 milyon 75 bin 564 TL’yi ise aralarındaki iş ilişkisiyle açıkladı.

Habervitrini11003 Görüntüleme
Mehmet Akif Ersoy mide bulandıran iddiayı mahkemede kabul etti!
Medya/Magazin

Mehmet Akif Ersoy mide bulandıran iddiayı mahkemede kabul etti!

286 yıla kadar hapis talebiyle yargılanan tutuklu gazeteci Mehmet Akif Ersoy, ilk kez hakim karşısına çıktı. Mahkemede hakkındaki suçlamalara yanıt veren Ersoy, uyuşturucu kullandığını kabul ederek, “8 senede 15 kez kullandım. Hata mı, hata” dedi. Ersoy, kadınlarla yaptığı görüşmelere ilişkin ise “Bu buluşmalarda maalesef hata yapmışızdır” ifadelerini kullandı.

Habervitrini11258 Görüntüleme
Mehmet Akif Ersoy ilk kez hakim karşısında!  Ofisindeki gizli kamerayı fark ettim, rızamla ilişkiye girdik
Medya/Magazin
#cinsel-istismar#adli sorusturma#Mağdur Hakları

Mehmet Akif Ersoy ilk kez hakim karşısında! Ofisindeki gizli kamerayı fark ettim, rızamla ilişkiye girdik

‘Uyuşturucu’ soruşturması kapsamında tutuklanan gazeteci Mehmet Akif Ersoy ve 7 sanığın yargılanmasına başlandı. Ersoy’un, ‘Suç örgütü kurma ve yönetme’, 11...

Habervitrini11309 Görüntüleme
Yıldız Tilbe konserinde ortalık karıştı
Medya/Magazin

Yıldız Tilbe konserinde ortalık karıştı

İzmir Enternasyonal Fuarı etkinlikleri bünyesinde gerçekleştirilen ve büyük ilgi gören Çim Konserleri serisinde sanatçı Yıldız Tilbe dinleyicileriyle buluştu. Konser öncesinde Kültürpark giriş noktalarında uzun kuyruklar oluştuğu gözlendi.

Habervitrini13955 Görüntüleme