Medya
  • 7.11.2020 21:31

Resulullah kimlere şefaat edecek?

RESÛLULLAH KİMLERE ŞEFAAT EDECEK?
Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu vesselam’ın bir ismi de “SÂHİB’ÜS ŞEFAAT”tir..
Bu mübarek isim kelime manasıyla şefaat sahibi, manevi manada ise büyük şefaat demektir.
Sâhib’üs şefaat isminden de cümle şefaat manası çıkar ki; Peygamber Efendimizin şefaatleri hem dünyada hem ahirettedir.
Habib-i Hûda Sultan-ı Enbiya Muhammed Mustafa (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) efendimiz; cennete almak için sayısı belirsiz kimselere şefaat edecektir.
Nitekim Gözümüzün nuru sevgili peygamberimiz bir hadis-i Şerif’te bu hali şöyle haber verdi;
- Şanı büyük Allah, ümmetimden 70 bin kişiyi hesapsız ve azapsız cennetine koyacaktır.
Hesapsız ve azapsız olarak, kendilerine cennet ihsan edilen o 70 bin kişinin her birine 70 bin kul sırf Allahü teala’nın fazlı ve keremi ile bağışlanır ve cennete konur.

Kâdi İyaz Hazretleri’nin (Rahmetullahi Aleyh) Şifa-i Şerif kitabındaki başka bir rivayette; “Bu 70 bin kişinin biner biner ayrıldıktan sonra ayrılan her sıraya 70 bin kişinin günahları ve asilikleri bağışlanarak arkasına yerleştirilir.” bilgisi var. Her şeyin iyisini ve doğrusunu Cenab-ı Allah bilir.
Resûlullah Efendimizin ahiret hayatındaki şefaatleri şöyledir;
1. Günahları cehennem azabını hak ettikleri halde, bu kimselerin cehenneme girmemeleri için şefaat edecektir. Bunların sayısı Ancak Allah bilir.
2. Cehenneme giren asi Mümin ve Mü’minelerin cehennemden çıkmalarına şefaat edecektir.
3. Bazılarının da Cennet-i âliyatta derecelerinin yüksek olması için şefaat edecektir.
4. Bazı taat ehlinin (ibadet ehli) irtikâp ettikleri kusurlarının affı için şefaat edecektir.
5. Kabirle mahşer arası 50 bin yıllık yoldur. Her bin yılda bir durak vardır. Bu duraklar hesap duraklarıdır. Mahşer ehlinin hesap duraklarında hesaplarının kolay görülmesi için şefaat edecektir.
6. Ameller tartıldığında; hayır tarafı hafif gelenlerin hayırlarının ağır gelmesi için şefaat edecektir.
7. Küffardan ebedi cehennemde kalacakların bazıları için azabının hafiflemesi için şefaat edecektir.
8. Mahşerdeki sıcak, sıkıntı ve beklemekten bitap düşen küffarın huzura gelmesi üzerine cümle mahşer ehlinin hesabının başlaması için şefaat edecektir.
9. Öfkeden çıldıran cehennemin zincirlerini kırıp mahşer ehlinin üzerine yürüdüğünde, herkes korkudan bayılmışken cehennemin uzaklaşması için şefaat edecektir.
10. Resûlullah Efendimiz; müşriklerin ve küffarın sabi (Akıl baliğ olmamış) çocuklarının azaba uğramaması için de şefaat edecektir.
11. Peygamber Efendimiz kendi Ehl-i beytinden hiç kimsenin cehennem ateşinde yanmaması için de şefaat edecektir.
12. Şanlı Peygamberimiz Araf ehlinin cehennemi girmemesi için şefaat edecektir.
Araf; cennet ile cehennem arasında bir yerdir. Dünyadaki hayrı ve şerri birbirine eşit olanlar burada bekletilirler. Burada bekledikleri için kendilerine ‘Araf ehli’ denmiştir.
Merhameti yüksek olan Resûlullah efendimiz bu ve benzeri başka şefaatlerde bulunacaktır.
Yüce Hak bizi de o şefaatleri ile şereflendirsin.
Buraya kadar anlatılanlar Ahiret hayatında Kıyamet günü olacaktır.
Dünya hayatındaki şefaatleri
Resûlullah’ın dünya hayatındaki şefaatleri de şöyle sıralanabilir.
Peygamber Efendimiz, (Allah ondan yarattıklarının ve yaratacaklarının sayısı kadar bu Şanlı Peygambere Salat ve selam olsun.) kıyamet kopuncaya kadar gelecek ümmetlerinin hayırlı amellerinin kabulü, günahlarının ise bağışlanmasına da şefaatçidir.
Bu mana üzerine Eshab-ı Kiram Efendilerimizden şu rivayet olundu;
- Her pazartesi ve Perşembe günü; Kiramen Kâtibin melekleri (İnsanın hayrını ve şerrini yazan melekler. Onlar 4 ayrı melektir birisi sağda hayırlı işleri diğeri solda hayırsız işleri yazar. Gündüz iki akşam iki ayrı melek yazmaya devam eyler) Ravza-i Mutahhara’ya varıp ümmetinin gündüz ettiği amelleri Resûlullah Sallallahü Aleyhi ve Selleme hayır ve şer olarak arz eder.
Ümmetine merhameti ve şefkati çok olan Alicenap Peygamber Efendimiz; Ümmetinin hayırlarının Yüce Allah katında makbul olmasını; lütuf, kerem ve bol ecir verilmesini, günahlarının da affedilip bağışlanmasını dilemek suretiyle şefaat eder.
Resûlullah Efendimiz (Aleyhissalatu vesselam), ölenlerin kabir azabından necat bulup cennet bahçelerine girmelerine de şefaat edecektir.
Bu manada şöyle anlatıldı;
İnsanın iki kaşının ortasına bir melek tayin edilmiştir. Daima orada oturup gözetir. O kimse Resûlullah Efendimize salavat getirdiği zaman, hemen onu tebliğ eder.
O salavat okuyan kimse vefat ettiğinde o melek gider Ravza-i Mutahhara’ya varıp, neler olduğunu Peygamber Efendimize haber verir. Duyduklarını ve gördüklerini birer birer anlatır.
Şayet azaplık durum varsa Salavat-ı şerife hürmetine o kimsenin günah ve kusurlarına şefaat eder.

SÜFYAN-I SEVRİ (Rahmetullahi Aleyh) HAZRETLERİNİN ŞAŞIRDIĞI GENÇ
Süfyan-ı Sevri hazretleri hacca gitmişti. Tavafını yaparken önünde duran bir genç elini Hacer-ül Esvet’e sürüp, salâvat-ı şerife okuyordu. O genç Rahmet oluğunun altında da salavat okuyordu. Rükn-ü Yemani’ye vardığında salavat okuyordu. Makam-ı İbrahim’e vardığında da salâvat-ı şerife okuyordu. Duaların makbul olduğu yerde dahi Salavat-ı şerife ile meşguldü. Başka da bir dua okumuyordu.
Onun bu halini gören Süfyan-ı sevri  (Rahmetullahi Aleyh) o gence şöyle dedi;
- Yanına vardığın bu makamların her birinde kendine has okunacak dualar vardır. Hâlbuki sen bunları okumayıp Salavat-ı şerife ile meşgul oluyorsun. Her zaman bu Beyt-i Mükerreme’ye gelinip bu makamlar ziyaret edilmez. Şayet o duaları bilmiyorsan hemen öğren. Hacetleri bitiren Yüce Hakk’dan dile. Rahmet ve mağfiret dile.
Genç şöyle dedi; “Kerem buyurun, beni kendi halime bırakın. Benim Salavat-ı Şerife ile meşgul olmamın bir hikmeti ve sebebi var.. Dönüşte size anlatırım
Mola verdiklerinde o genç Süfyan-ı Sevri hazretlerinin yanına geldi ve anlattı;
-Babamla hacca gelirken, babam çölde hastalanıp vefat etti. Beyaz olan yüzü bir anda zenci gibi simsiyah oldu. Bana bir hüzün ve şaşkınlık geldi.
Babamı kendim yıkamak istesem yıkayamam. Başkasına yıkatacak olsam başı siyah vücudu beyaz olduğu için belki başkalarına haber verir. Bu durum cümle hacıların malumu olunca rezil ve rüsvay olurum. Yıkamadan defnetsem babalık hakkını yerine getirmemiş olurum..
Babamın başında öyle çaresiz olarak ağlarken uyuyakalmışım.
Uykumda 4 tane siyah yılanın babama yaklaştığını gördüm.
Bir de şunu gördüm. Çadırın kapısı açıldı. İçeriye yüzü güneşten parlak, nurlu, kokusu miskten daha güzel kokulu keremli bir zat tebessüm ederek girdi.
O içeriye girince 4 yılan da kaçtı.
O keremli zat gitti babamın yüzündeki örtüyü açtı. Mübarek elleriyle babamın başını ve yüzünü sığadı. Sonra örtüyü tekrar yüzüne kapattı.
Bana dönüp şöyle dedi;
- Oğul neden ağlarsın?
Babamın yüzü karardı bir de yılanlar saldırdı onun için ağlarım
Şöyle dedi;
- Ben babanı o yılanlardan ve yüz karalığından kurtardım.
“Lütuf buyurun adınızı bahşedin
” dedim. Şöyle cevap verdi;
- Ben Ahir zaman Peygamberi Muhammed’im. Baban yalan söylemeye ve bazı kötü ameller işlemeye müptela idi.  Bana da gece ve gündüz salât ve selam okumakta bağlı idi. Vefat edince Sübhan olan Hak, yalan söylediği için babanın başını kara etti. İrtikâp ettiği fesatlıklar içinde yılanları onun azabına musallat eyledi.
Salavata müekkel melek gelip bana durumu haber verdi. Vefatını ve azaba düştüğünü bildirdi. Bende salavat ve selamları için ona şefaat ettim.
Allah’ın izni ve merhameti ve bereketi ile azabından kurtuldu, yılanlar gitti. Yüzünü sığadım tekrar beyaz oldu.
Şimdi.. Ey oğul sende benim şefaatimi istersen daime salât-ü selamla meşgul olasın.

Uyanınca gördüm ki çadırın içini nur kaplamış, hemen babama koşup yüzünü açtım. Bembeyaz olmuş hatta nur saçıyor.
İşte o günden beridir ki nereye gitsem Salavat-i Şerife ile meşgul oluyorum.
Süfyan-ı Sevri hazretleri bu olaydan çok etkilenip gittiği her yerde anlattı.
Bu menkıbeden akıllı kimseler şu ibreti almalıdır ki, her zaman her vakit salavat-ı şerife okumalılar.
Eğer ki o Mübarek peygamberin şefaatine talip iseler.
Peygamber Efendimizin şefaatleri kabul ve makbul olduğu için onun pak ismine, “SAHİB’ÜS –ŞEFAAT “ denildi.
Şanı Yüce, Sübhan olan Rahman ve Rahim Allah Azimüşşan hepimizi ve dahi sevdiklerimizi muhtaç olduğumuz bu şefaate eriştirsin.
Dilimizden salavat-ı Şerife’yi düşürtmesin. (AMİN)

METİN ÖZER/HABERVİTRİNİ


 

İLGİLİ HABERLER