AK PARTİ İLE GÜLEN CEMAATİNİN ARASINA İSRAİL GİRDİ!
Mavi Marmara olayından sonra Fethullah Gülen’in “Bu geminin yola çıkması yanlıştı. İsrail’den izin almaları lazımdı. İsrail’den izin almadıkları için bu olay oldu.” Şeklindeki sözlerinin Ak Parti içerisinde derin bir hayal kırıklığına neden olduğunu bildiren gazeteci Nihal Bengisu Karaca, Habertürk’teki köşesinde şu tespitlerde bulundu:
İşte, Karaca’nın yazısını köşesine alan milliyet yazarı Aslı Ayrdıntaşbaş’ın yazısı:
Hükümet-Cemaat ayrılığı kalıcı olmaz
Bugünlerde siyasette ise en heyecanlı tartışma, Meclis içinde değil dışında yaşanıyor.
Anladınız. Şike yasasıyla ortaya çıkan Ak Parti ve Fethullah Gülen hareketi arasındaki ayrışmadan söz ediyorum. Bir süredir zaten fısıl fısıl orada burada konuşuluyor; kâh hükümetin derin isimleri, kâh cemaatin önde gelenleri tarafından laf arasında konu ediliyordu.
Ancak son günlerde Hüseyin Gülerce, Turan Alkan gibi cemaatle özdeşleşen isimlerin hükümet ve bizzat Erdoğan’a yönelik sitemkâr yazılarıyla, ortada gerçekten bir fikir ayrılığı yaşandığı, karşılıklı bir “hayal kırıklığı“ olduğunu aşikâr hale getirdi.
Madda madde sıraladı
Nedenleri üç aşağı beş yukarı belli. Ama dün, Habertürk’de Nihal Bengisu Karaca, “her iki çevrenin de kıyısında, her iki çevreyi de dinleyen” biri olarak ayrılık konularını çok güzel özetlemiş. Bakın madde madde nasıl sıralıyor Karaca:
1“Cemaatte Ak Parti’nin uyguladığı dış politikanın Türkiye’yi dünya sisteminden koparacağı endişesi var.” Zaten Fethullah Hoca’nın Mavi Marmara sonrası İsrail’le gereksiz bir çatışmaya girildiği konusundaki uyarılarını okuduk. Buna ayrıca İran politikası konusundaki çekinceleri ekleyin.
2“Cemaat Kürt meselesi ve anadilde eğitim gibi temel haklar konusunda ilerleme kaydedilmezken terörle mücadelede komşu ülkelere verilen açık çek yüzünden başarısız olunduğunu düşünüyor.” Bu maddeyi tam anlamadım. Cemaatin “Kürtçe eğitim“ konusunda yeni bir pozisyonu aldığı, artık buna karşı çıkmadığını sık sık duyuyoruz. Ama KCK operasyonları gibi sert terörle mücadele önlemlerini de destekliyorlar. Komşu ülkelerin bu işlerle ne ilgisi var?
3Nihal seçim öncesi Ak Parti’nin önde gelen isimlerinden birinin Pennsylvania’da Fethullah Hoca’yı ziyaret ederek “yakışıksız sözler zikrettiğini” söylüyor ve “ilişkiler yara aldı“ diyor.
4“Partililer cemaat mensuplarını cemaatcilik yapmakla, her önemli noktaya kendilerine yakın isimlerin gelmesi için kulis yapmakla suçlarken, cemaate yakın kişiler ise partiyi hemşericilik yapmakla suçluyor.”
5“Ak Parti cemaatin bir siyasi parti olmadığı halde ülke politikalarını domine etmesinden rahatsız.”
O kadar huzurlu değil
Nihal’in yazdıkları, iki cepheden kulislere sızan eleştirilerin güzel bir özeti.Bu tartışmalar şeffaf bir ortamda gerçekleşmediği için, bu tarz yorum ve duyumlar dışında başvurabileceğimiz bir mecra yok.
Zaten son aylarda Gülen hareketine yakın isimler hükümetteki “güç tekelleşmesinden“ yakınıyor; hükümet cephesi ise kamuoyunda her sıkıştığı tutuklama, her soruşturmada “Biz değil onlar yapıyor” türünden imalarda bulunuyor.
Buna bir de Gülen’e bağlı bazı isimlerin son dönem bazı bürokratik atamaların dışında tutulduğu, yerlerinin değiştirildiği ya da milletvekili listelerinde yer bulamadığını da eklerseniz, aslında iki siyasi erk arasındaki ilişkinin sanıldığı kadar rahat ve huzurlu olmadığını görürsünüz.
Ancak ben yine de bu ayrılığın kalıcı olmayacağını, iki güç arasında derin bir çatlak yaşanmayacağını, hatta tez elden Pennsylvania ve Ankara arasına giren aracıların meseleyi kısa zamanda “tatlıya bağlayacağını“ düşünüyorum.
Öncelikle, siyasi hedefler ve nihai Türkiye vizyonu açısından iki güç arasında ciddi bir çelişki yok. Tam tersine anayasadan Kürt meselesinin çözümüne kadar birçok konuda paralel düşünceler var. (Soruşturmaların nereye kadar gitmsi, kimin nereye atanması gibi meseleler tali konular... )
Çatışma zarar verir
Ayrıca herhangi bir çatışmanın iki tarafa da zarar vereceği ortada. Gülen hareketinin, sayısal desteğinin ötesinde bir siyasi nüfuzu var. Bürokrasi ve yargıda sevenleri çok.
Ancak bu, Tayyip Erdoğan’ın devasa rakamsal gücü, kitleler üzerindeki mobilizasyon kabiliyeti ve bizzat Başbakan olmasının getirdiği avantajlarla kıyaslanamayacak bir güç.
Bu yüzden iki eğilim arasında ciddi bir ayrılık bekleyenler, yanılıyor. Kırgınlıklar olabilir, arada sitemkar sözler, kırgın yazılar çıkabilir. Ama Gülen hareketinin medyada, siyasette ve günü geldiğinde sandıkta destekleyeceği yer, yine Ak Parti olacaktır...