AK Parti Sözcüsü Çelik'ten CHP'ye tepki: Sınırın 30 kilometre ötesini bile göremiyorlar
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Osmaniye'de gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Suriye'deki gelişmelerden bahseden Çelik, CHP'ye dış politika üzerinden eleştirilerde bulunarak, "Burada bir kere daha görüldü ki daha sınırımızın 30 kilometre ötesini göremeyen, ne olduğunu anlayamayan, Türkiye’nin nasıl bir dış politika izlemesi gerektiğini anlayamayan bir CHP yönetimi ile karşı karşıyayız." ifadelerini kullandı.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Suriye'deki gelişmeler üzerinden CHP'ye ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e sert eleştirilerde bulundu.
Ömer Çelik'in açıklamalarından satırbaşları:
"Türkiye devletimizin büyük dayanışmasıyla Cumhurbaşkanımızın liderliğiyle devletimizin tüm seferberliği ile yıllar boyunca çözülmez denen sorunların çözülmesi konusunda büyük bir yol kat etti. Bütün şehitlerimize rahmet diliyoruz, yaralılarımıza şifalar diliyoruz.
Teşkilatlarımız deprem bölgelerinde olacaklar. Yapılan çalışmalar çerçevesinde vatandaşlarla bir araya gelecekler. Şehitliklerimizi ziyaret edeceğiz. Kaybı olan ailelerimizi ziyaret edeceğiz. Bunların acısını hiçbir zaman unutmayacağız. 455 bininci afet konutu teslim edilmişti. Bu, dünya çapında büyük bir gayretin neticesidir.
"İRAN İLE İLGİLİ GELİŞMELER İÇİN BÜTÜN DÜNYA NEFESİNİ TUTMUŞ DURUMDA"
Türkiye’nin etrafına baktığımızda Rusya-Ukrayna savaşı devam ediyor. Yine geçtiğimiz günlerde son derece yıpratıcı can alıcı saldırılar karşılıklı olarak gerçekleştirildi. İnsanlığın en büyük utancı sayılabilecek Netanyahu hükümetinin, katil şebekesi tarafından Gazze soykırımıyla ilgili katliamlar devam ediyor. Doğumuzda İran ile ilgili gelişmeler için bütün dünya nefesini tutmuş durumda. Müzakerede sonuç alınacak mı? Maalesef yeni bir saldırı ortaya çıkacak mı?’ diye bu gündemler etrafımızda gerçekleşiyor.
Batı’dan Rusya-Ukrayna savaşı söz konusu olduğu zaman yapılan hatırlatmalar, referans verilen ilkeler, dikkat edilmesi gereken kurallar zikredilirken, zikredilen bu kuralların Gazze soykırımı olduğu zaman unutulması şeklindeki çifte standartlar, ikiyüzlülük bütün dünyanın dikkatini çekmeye başlamıştı. 'NATO bundan sonra nasıl devam edecek? AB ile ilişkiler nasıl devam edecek? AB güvenlik mekanizması kurulabilecek mi?’ derken tüm tartışmaların merkezinde Türkiye var.
Yapay zekanın ortaya çıkmasıyla kitlelerin işsiz kalması, gerçek insan hayatının zora girmesi karşısında karşılaşılacak siyasi, sosyal sorunlar herkesin gündeminde oluyor. Bugün AB güvenliğinden bahsedilirken, küresel güvenlikten bahsedilirken ne zaman masa kurulmak istense Cumhurbaşkanımızın fikrine ihtiyaç duyuluyor. Bunun en somut örneği Suriye konusunda ortaya çıktı. Suriye devrimi gerçekleşti. Türkiye, ilkeli bir şekilde Suriye halkının iradesini temsil eden bir politika çizgisi tutturdu. Cumhurbaşkanımızın tek Suriye vurgusu bugün küresel mutabakatın omurgasını teşkil etmektedir.
Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Sayın Devlet Bahçeli’ye çok büyük haksızlıklar, tamamen reddettiğimiz çirkin sözler söylenmesi ile karşı karşıya kaldık. Bunları kınadığımızı reddettiğimizi ifade ettik. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge konusundaki ısrarının zamanlaması bakımından ne kadar önemli olduğu bir kere daha görüldü. Suriye’de ve Irak’taki terör yapılarının tasfiyesi Türkiye’nin terörsüz bölge hedefiyle uyumludur.
“SURİYE SURİYELİLERİNDİR”
Suriye’yi bütün Suriyeliler beraber yönetsin. Şii, Alevi, Hristiyan, hepsi birer iradenin parçası olsun diye bu vurgu yapıldı. Suriye Suriyelilerindir. Hiçbir terör örgütünün vesayeti olmamalıdır. Bütün bu çerçevede gelinen noktada Esad’ın henüz katliamlara başlamadığı zamanda cumhurbaşkanımızın onunla görüştüğü, Suriye’de reformlar yapması gerektiğini söylediği zamanlarda en çok bahsettiği konulardan birisi Suriye Kürtlerine Cumhurbaşkanımız, Esad’ın vatandaşlık vermesi gerektiğini söylüyordu.
Suriye’de yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin yüzyıldır vatandaşlık hakkı olmayan Suriyeli Kürt kardeşlerimizin vatandaşlık haklarına kavuşmasının sevindirici olduğunu söyledik. Cumhurbaşkanımıza bir iftira attılar. Orada HTŞ diye bir şey yok.
CHP'YE TEPKİ
Bütün unsurlara sahip çıkan tek Suriye ilkesi önemlidir. 10 Mart Mutabakatı, bütün bu süreçlerin artık taçlanması anlamına gelecek yeni bir mutabakat sağlanmış orada. İşlerin masada halledilmesi, kan dökülmemesi her zaman tercih edilmesi gereken bir yoldur. Türkiye bunu desteklediği halde CHP Genel Başkanı Özel, Türkiye ve Cumhurbaşkanımızla ilgili olarak çıkmış diyor ki; 'Türkiye burada çatışmanın tarafı olmamalı barıştan yana olmalı.' Esad kaçarken 'Esad ile görüşülmeli' diyen zihniyet bugün Cumhurbaşkanımızın iradesini sanki çatışmadan yanaymış gibi göstermek ‘Türkiye çatışmaktan yana olmalı, barıştan yana olmalı’ gibisinden hiçbir zemini olmayan kampanya yürütüyor. Burada bir kere daha görüldü ki daha sınırımızın 30 kilometre ötesini göremeyen, ne olduğunu anlayamayan, Türkiye’nin nasıl bir dış politika izlemesi gerektiğini anlayamayan bir CHP yönetimi ile karşı karşıyayız.
TÜRKİYE, ŞAM YÖNETİMİYLE BİRLİKTE İNSANİ YARDIMLARI ULAŞTIRDI
Oradaki çatışma ortamı sebebiyle, gerçekten Türkiye’nin büyük bir hassasiyetle ilgilendiği insani bir kriz ortaya çıktı. Kürt kardeşlerimizin karşı karşıya kaldığı insani kriz karşısında Türkiye, Şam yönetimiyle birlikte insani yardımları ulaştırdı. 11 TIR gitti, oradaki yardımlarımız devam edecek. Ne olursa olsun bu kardeşlerimizin yanında olacağız.
Belli çevreler Suriye’nin birliği, bütünlüğü değil de işgalci terör aktivitelerine destek veren çevreler oraya yeterince insani yardım gitmiyor, engelleniyor diyor. Türkiye Devleti ile Suriye Devleti arasında açılmış koridorlardan iş birliği içerisinde bu yardımlar götürülüyor. Yardım etmek isteyenler için yol bellidir. Bu yardımlar açılan insani koridorlardan Türkiye ile Suriye arasındaki mutabakat çerçevesinde rahatlıkla götürülebilir. Oradaki kardeşlerimizi yalnız bırakmayacağız."
Güncellenme Tarihi : 1.2.2026 22:26