Gündem
  • 16.1.2010 16:46

ARINÇ: YENİ ANAYASAYA İHTİYACIMIZ VAR

KOCAELİ - '' Anayasa'nın bazı maddelerinde değişiklik yapılması, hatta bugüne kadar üçte biri değişmiş olan 1982 Anayasası'nın daha çağdaş bir düşünceyle AB normlarını içeren, daha demokrat, daha sivil bir Anayasa olarak düzenlenmesi konusunun Türkiye'nin epeyden beri gündeminde olduğunu belirten Arınç, şunları kaydetti:
''2007 seçimlerini takiben böyle bir anayasa çalışmasını iktidarımız yapmıştı. Fakat bugüne kadar, umumi anlamda yeni ve sivil bir anayasa yapma imkanını bulamadık. Anayasa'da bugüne kadar kısmen değişiklikler yapıldı. AB sürecinde Anayasa'nın 40'tan fazla maddesi değişti. Bugüne kadar da 1982'den bu yana 60 maddesi değişti. Dolayısıyla 175 madde olan Anayasa'nın üçte birinin zaten değiştiğini kabul edebiliriz. Dolayısıyla baştan sona yenilenmiş Avrupa insan hakları sözleşmesi, AB süreci, özgürlüklerin daha bir genişlemesi, demokratikleşmenin tamamlanmasıyla bütünleşecek bir anayasaya ihtiyacımız var. Bunun için iki ihtiyacımız bulunuyor. Bir tanesi, anayasa nitelikli oyla değişebiliyor. En az 330, en fazla 367'nin ötesi olması lazım. Sayısal çoğunluğa parlamentoda sahipseniz anayasa değişikliğinden bahsedebilirsiniz. Bazen bir partinin, tek başına sağlayabileceği milletvekili sayısıdır, bazen iki üç partiye ihtiyaç duyulabilir. İkincisi de anayasalar temel belgelerdir. Bunlar üzerinde değişiklik olurken, siyasi mutabakat kadar, toplumsal mutabakatın da olması gerekir. Toplumda genel bir mutabakatın olduğunu söyleyebiliriz ama parlamento içinde hem nitelikli çoğunluğa ulaşabilen hem bütünlük itibariyle muhalefet partilerinin de desteklediği bir değişiklikten bahsetmek şu anda söz konusu değil.''
''O kadar lüzumlu, o kadar zaruri bir anayasa değişikliğine ihtiyaç duyulabilir ki bunun için halk oylamasına gitmek de göze alınabilmeli'' diye konuşan Arınç, referandumun demokratik yöntemlerden biri olduğunu, nasıl seçimlerde millet iradesine başvuruluyorsa, bunun dışında temel noktalarda karar alabilmek için de referanduma gidilebileceğini vurguladı.
2007 seçimlerinden sonra 11 maddelik anayasa değişikliğinin referandum yoluyla kabul edildiğini hatırlatan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Arınç, şunları kaydetti:
''Dolayısıyla, önümüzdeki aylarda ve haftalarda zaruri bir anayasa değişikliği hissedilirse, en az 184 milletvekilimizin teklifiyle parlamentoda görüşülebilir. Temenni ederiz ki 367'nin üzerindeki bir oyla referandum ihtiyacı olmadan kabul edilsin. Ama bunun altında bir destekle çıkacak olursa o zaman son kararı halkımız doğrudan bizzat kendisi verir.''
Bir bakıma bir referandum ihtimalinin düşünülebileceğini, o açıdan referanduma sunulmasıyla ilgili kanundaki süreleri daha kısaltmakta fayda olduğunu söyleyen Bülent Arınç, şöyle konuştu:
''Meclisimizde kanun değişikliği gündeme geldi. 19 Ocak Salı günü Anayasa Komisyonu'nda görüşülecektir. Burada 120 günlük halk oylamasına sunulmasıyla ilgili süre 45 güne indirilmektedir. 45 gün içinde bir hazırlık yapılıp bir anayasa değişikliğinin referanduma sunulması imkanı daha da kolaylaştırılacaktır. Bunların hepsi demokratik yöntemlerdir. Bunların altında başka bir amaç aramak bence doğru değildir.''

-TÜRKİYE'NİN TUTUMU TAKDİRLE İZLENMEKTE-
Arınç, bir gazetecinin İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon'un, Türkiye'nin Tel Aviv Büyükelçisi Oğuz Çelikkol'a yönelik diplomatik nezaket kurallarına uymayan davranışını hatırlatması üzerine, olayın üzücü olduğunu belirtti.
Burada kaybedenin İsrail hükümeti olduğunu ifade eden Arınç, sözlerine şöyle devam etti:
''Çünkü dünyanın hiçbir yerinde bu tür muameleler hoş karşılanmaz. Aranızdaki ilişkiler kötü bile olsa... Kaldı ki, sadece İsrail'in sorumsuz bazı uygulamaları sebebiyle Türk hükümeti ve Sayın Başbakan, hepimiz zaman zaman eleştirilerimizi dile getiriyoruz. Bunlardan Gazze sadece bir örnektir. Ama buna karşılık yapılacak şey, böyle bir davranış olamazdı. Burada kazanan Türkiye devleti oldu, onun itibarı oldu. Çünkü İsrail kolay kolay özür dileyen bir ülke değildir.
Böylesine açık bir mektupla sadece Türkiye'nin değil tüm dünya kamuoyunun da nefretle takip ettiği bir olay karşısında özür dilemişlerdir. Bu İsrail'in dünyadaki yalnızlığını göstermektedir. Çünkü o kadar sorumsuz, o kadar cüretkar işler yapıyorlar ki sanki tüm dünya onları alkışlayacak zannediyorlar. Halbuki, gördüğümüz kadarıyla Amerika Birleşik Devletleri dahil son olaylarda hiçbir ülke İsrail'in yanında yer almamıştır; almamaya da özen göstermiştir. Türkiye'nin dış politikadaki itibarlı tutumu hem bölgenin hem dünya barışının yeniden kurulmasındaki sorumlu tutumu tüm dünyada takdirle izlenmektedir. İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısının yaptığı bu çirkin, bu ayıp, bu sorumsuz davranış karşılığında Türkiye'den özür dilenmesi mesele karşısındaki hassasiyetimizi göstermektedir.''

Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 11:06

İLGİLİ HABERLER