Gündem
  • 14.9.2010 14:07

AVRUPA'DA "TÜRKİYE" SESLERİ

Referandumun ardından Avrupa'dan, Türkiye'nin AB'ye üyelik yolunda önemli adımlar attığına dair yorumlar gelirken, Avrupalı medya organları da Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyeliğini destekleyen yayınlar yapmaya başladı. Referanduma Alman gazeteleri de geniş yer vermeyi sürdürürken, Türkiye'de, Anadolu'nun geleneksel, dini ve muhafazakâr değerleriyle şekillenen bir sınıf ortaya çıktığı savunuldu.

ALMAN BASINI

Frankfurter Rundschau gazetesi, pazar günü yapılan referandumun Türkiye'de sınıflar arasındaki mücadele açısından önemli bir sınav olarak görülebileceğini yazdı. Gazete, Türkiye’de bir tarafta ordu ve yargı tarafından desteklenen eski elit kesim bulunduğunu, bunların, Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün mirasını kendilerinin sürdürdüklerini belirterek, politikayı kendi tekellerine aldıklarını, ekonomi ve Türk toplumuna yön verdiğini yazdı. Bu kesimin devleti de mülkü olarak gördüğünü kaydederken şöyle devam etti: “Zaman içinde Türkiye'de yeni bir orta sınıf oluştu. Bu, Anadolu'nun geleneksel, dini ve muhafazakâr değerleriyle şekillenen bir sınıf. Anayasa referandumunun sonucu aslında içeriye ve dışarıya verilen önemli bir mesaj: Türklerin büyük çoğunluğu reform istiyor, demokratik değerlere önem veriyor, yüzünü Avrupa'ya dönmüş durumda. AB, buna yanıt vermeli ve Türkiye'ye 'eğer' ve 'ama' gibi koşulların, çekincelerin bulunmadığı, açık ve net bir Avrupa perspektifi sunmalıdır." Süddeutsche Zeitung ise Türkiye'deki referanduma "Günün Konusu" başlığı altında tam sayfa ayırdı. Kai Strittmatter imzasıyla yayınlanan haber-analizde, sandıktan "evet" çıkmasının ardından Türkler’in, kendilerine karşı Batı'da varolan bir takım önyargı ve klişelerin artık ortadan kalkmasını umdukları ifade edildi. Yazıda, Türkiye’nin batı ve güneydeki sahil şeridinin referandumda "hayır" sonucu çıktığı, özellikle muhafazakar olarak tanınan Anadolu insanının oylarıyla Türkiye'nin daha modern yapıya kavuşacağı belirtildi. Aynı gazetedeki "Türkiye ikilemi" başlığılı yorumda, Türkiye'nin giderek daha Avrupalı olduğu, ancak Avrupa Birliği'nin Ankara'nın AB üyeliği konusunda bir türlü karar veremediğine dikkat çekildi. Yorumda şu satırlara yer verildi: "Türkiye, daha demokratik, liberal ve dünyaya açık bir ülke haline geliyor. AB ile beş yıldır süren üyelik müzakereleri ise yerinde sayıyor. Nedeni, Kıbrıs'ın, Ada'nın bölünmüşlük sorunu yüzünden neredeyse bütün fasılları veto etmesi, Yunanistan'ın Rum kesimiyle dayanışma için buna destek vermesi, Fransa'nın ise Türkiye'nin Avrupa'ya uyup uymayacağı yönündeki temel endişeye sahip olması. Eğer politik bir mucize olmazsa, AB ile Türkiye arasındaki müzakereler, 2011 yılında dondurulabilir, çünkü Türkiye ile AB arasında müzakere edilecek, konuşulacak bir konu kalmamış olacak. Türkiye'de de AB heyecanı bir süredir azalmış görünüyor. Türkiye'nin modernleşmesini isteyenler, Başbakan Erdoğan'ın partisinin taraftarlarından çok daha fazla. Referandum sonucu bunu gösteriyor. Bununla, Türkiye'deki temel bir çelişki de ortaya çıkıyor: Türkiye'de kökleri siyasal İslam'a dayanan bir güç, bundan 90 yıl önce Mustafa Kemal Atatürk'ün belirlediği, Batı'ya giden yolda ilerlenmesi hedefini, önemli bir seçim sonucuyla sürdürüyor. Belki de kendilerini, Atatürk'ün bıraktığı mirasın savunucuları olarak gören muhalefeti bu kadar öfkelendiren ve Avrupa'ya şüpheli bakmaya iten neden de bu. Avrupa bunu takdir etmeli ve kaydettiği ilerlemeler nedeniyle Türkiye'ye karşı gerekli saygıyı göstermelidir." Kölner Stadt-Anzeiger ise yorumunda yeni Türkiye’nin, Orta Asya'dan Uzakdoğu'ya kadar uzanan yelpayezede giderek daha iyi ticari ilişkilere sahip olduğu vurgulandı. Yazıda, Türkiye’nin bu özelliğiyle Avrupa için partner olarak da giderek daha fazla cazip hale geldiği aktarıldı.

Schwäbische Zeitung ise Türkiye’de yapılan referandumun sonucunda daha önceden olduğu gibi yine Avrupa'yı örnek gördüğünü gösterdiği bildirilirken, “Ancak Türkiye'nin AB'ye üye olması, Birlik için büyük bir sorun. Çünkü Avrupalılar bu ülke ile ne yapacaklarını tam olarak bilmiyorlar" görüşü dile getirildi.

2’nci Devlet kanalı ZDF de, Türkiye’deki seçim sonucunu ve yankılarını İstanbul’dan canlı yayınlarla aktarırken Deutche Welle’deki yorumda, “Kesin olan şu ki, Türkiye’deki yerleşik partiler Erdoğan'a ve onu destekleyen kesime alternatif oluşturabilecek durumda değiller. Türkiye bu nedenle daha fazla İslamlaşarak, zaten dikenlerle dolu olan AB yolunun tamamen tıkandığı bir ülke olma yolunda ilerliyor. Avrupa ülkeleri bir İslam ülkesini aralarına alamaz ve almayacaklardırö denildi.

İngiltere ve Finlandiya'dan Türkiye'ye AB desteği

İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague ve Finlandiya Dışişleri Bakanı Alexander Stubb ortaklaşa kaleme aldıkları makalede, AB’nin, Türkiye’nin üyeliğiyle daha güçlü olacağını ifade etti.

Hague ve Stubb, Türkiye, üyelik yolunda AB standartlarını karşılamaya yönelik ilerleme sağlarken, AB’nin de Türkiye ile ekonomik, güvenlik ve kültürel bağlarını güçlendirmesi gerektiğini kaydetti.

Brüksel’de yapılan AB Dışişleri Bakanları toplantısından önce İngiliz basınında yer alan makalede, "Bu toplantıda meslektaşlarına Türkiye’nin dünya sahnesinde artan rolü ve etkisinin farkında olmaları çağrısında bulunacaklarını" kaydettiler.

"Türkiye’nin AB’ye katılım süreci yavaş ilerliyor" ifadesini kullanan Hague ve Stubb, Türkiye’nin masada yer alarak AB ülkelerinin güvenliği ve refahına katkı sağlayabileceğini bildirdi.

Batı Balkanlar ve Ortadoğu’da, Türkiye’nin önemli bir güç olduğunu ve "yumuşak gücünü" etkili bir şekilde kullandığını belirten İngiliz ve Fin Dışişleri Bakanları, özellikle Irak, İran, Afganistan ve Pakistan gibi ülkelerle ilgili konularda Türkiye’nin önemine değindi.

"Özetle, AB ve Türkiye arasındaki çabaların potansiyel olarak birleştirilmesi çok iyi olur" görüşünü ifade eden Hague ve Stubb, hem ekonomik hem de dış politika anlamında Türkiye’nin AB üyeliğinin ortak ilgi alanlarında bulunduğunu kaydetti.

"AB, DEĞİŞEN DÜNYAYA KARŞI DUYARSIZ KALAMAZ"

Türkiye’nin hızlı büyüyen ekonomisine değinen Hague ve Stubb, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) 2050 yılında Türkiye’nin Avrupa’nın ikinci büyük ekonomisine sahip olacağı yönünde tahminde bulunduğuna dikkati çekti.

"AB içindeki Türk ekonomisi, ithalat ve ihracatçılar için yeni fırsatlar yaratacaktır ve bizi Orta Asya ve yakın doğudaki pazarlara ve enerji kaynaklarına bağlayacaktır" diyen Hague ve Stubb, şunları kaydetti: "Türkiye’nin AB üyeliği konusundaki ekonomik ve güvenlik durumu herzamankinden daha güçlü. Türkiye için de AB üyeliğinin stratejik ve ekonomik faydaları çok büyük. Sınır güvenliğini, eğitimi, sosyal eşitliği geliştirmek, hepsi de çabaya değer amaçlar." Türkiye’nin AB üyelik sürecini yeniden canlandırması gerektiğini de vurgulayan Dışişleri Bakanları, insan hakları, ekonomik reformlar gibi konularda ilerlemeler kaydedilmesi gerektiğini ifade etti.

Kıbrıs konusunun da bir an önce çözüme kavuşturulması gerektiğini belirten Hague ve Stubb, Kıbrıs’la ilgili bir anlaşmanın sadece adanın değil, Türkiye, AB ve tüm doğu Akdeniz bölgesinin ekonomik ve güvenliğine fayda sağlayacağını kaydetti.

"AB, değişen dünyaya karşı duyarsız kalamaz" diyen Hague ve Stubb, bu çerçevede yeni üyelere açık olunması gerektiğini ifade etti. İki bakanın ortaklaşa kaleme aldığı makalede ayrıca şöyle denildi: "Türkiye, jeopolitik olarak önemli, geniş nüfuslu ve büyüyen ekonomiye sahip çok kültürlü bir ülke. Ancak bunlar fırsat olarak görülmeli, tehdit olarak değil ve AB ile Türkiye arasındaki müzakere süreci hız kazanmalı. Türkiye, üyelik yolunda AB standartlarını karşılamaya yönelik ilerleme sağlarken, AB de Türkiye ile ekonomik, güvenlik ve kültürel bağlarını güçlendirmeli. AB, Türkiye’nin üyeliğiyle daha güçlü olacaktır."

"Türkiye'nin bakış yönü Avrupa'ya doğru"

Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle, halk oylamasının sonucunun Türkiye’nin bakış yönünün Avrupa’ya doğru olduğunu gösterdiğini belirtti.

Westerwelle, yaptığı açıklamada, referandum sonucunun Türkiye’deki güçleri, reform sürecini devam ettirmeleri yönünde cesaretlendirdiğini belirterek, "Referandumun sonucu Türkiye’nin yönünün Avrupa’ya doğru olduğunu gösterdi" dedi.

Türkiye’nin "adil, saygılı ve aynı göz hizasında davranılması hakkı" olduğunu belirten Westerwelle, tam üyelik konusunda zamanından önce söz verilmesini istemediklerini, ancak hiç kimsenin açık bir şekilde modernleşen bu önemli ülkeyi dışlamaması gerektiğini kaydetti.

Westerwelle, Türkiye’nin AB üyeliğinin mümkün olabileceğini, Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğini istemeyen koalisyon ortağı Birlik Partileri’nin (CDU/CSU) "imtiyazlı ortaklık" talebine de karşı çıktı.

İsveç Dışişleri Bakanı: "Referandum sonuçları memnuniyet verici"

İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt, Türkiye’de oylanan anayasa değişiklik paketinden alınan seçim sonuçlarının "memnuniyet verici" olduğunu bildirdi.

Carl Bildt, seçim sonuçlarının alınmasından sonra İsveç Radyosu’na yaptığı açıklamada, Türkiye’de pazar günü halk oylamasına sunulan anayasa değişiklik paketinin kabul edilmesini memnuniyetle karşıladığını duyurdu.

Tam anlamıyla demokratik bir Türkiye için halkın "evet" dediğini ve bunun önemli bir adım olduğunu kaydeden Bildt, "Türk halkı, reform politikalarına devam yönünde oy kullandı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bundan sonra yeni bir anayasa teklifi için daha fazla yüreklilik gösterebilecek" yorumunu yaptı.

Bildt, yeni anayasa ile Türkiye’nin Avrupa Birliğine üyelik yönündeki çabalarını kolaylaşacağını söyledi.

İsveç’in AB’den Sorumlu Bakanı Birgitta Ohlsson da yaptığı yazılı açıklamasında, halk oylamasından alınan sonucun memnuniyet verici olduğunu kaydetti. Ohlsson, "Anayasa değişikliği, Türkiye’yi AB’ye yaklaştırma konusunda büyük bir adım olabilir" görüşünü savundu.

İSVEÇ BASINI

İsveç gazetelerinin tamamı Türkiye’de oylanan anayasa değişiklik paketi ile ilgili habere, "Türkler anayasa değişikliğine ’evet’ dedi" şeklinde başlıklar ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın dün akşam yaptığı konuşmadan alıntılar yaparak haberlerini yer verdi.

İsveç’in saygın gazetelerinden Dagens Nyheter bugünkü haberinde "Türkiye anayasa değişikliğine ’evet’ dedi" başlığını kullanırken, halkın yüzde 58’inin oylamada "evet" oyu kullandığını kaydetti. Gazete haberinde Başbakan Erdoğan ile İsveç’in AB’den sorumlu bakanı Birgitta Ohlsson’un açıklamalarına da yer verdi. Haberde, 50 milyon seçmenin yüzde 80’e yakınının oylamaya katıldığını ve yüzde 42’sinin oylamada "hayır" dediğine de dikkat çekildi.

Svenska Dagbladet ile Aftonbladet gazeteleri de oylamadan çıkan sonucu "AKP’nin zaferi" başlığı ile verirken, gelecek yıl yapılacak genel seçimler öncesinde AK Parti’nin büyük bir zafer kazandığına dikkat çekti.

Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 03:34

İLGİLİ HABERLER