KAYNAK : Haber Vitrini
Başbakan Abdullah Gül, Genelkurmay'daki verilen brifingin irtica bölümüyle ilgili tartışmadan, ordu ile ilişkilere, AB konusu ve Türkiye'deki üslerin modernazisyonundan Kıbrıs sorunundaki gelişmelere kadar uzanan geniş bir yelpazede soruları yanıtladı.
Irak’ın kitle imha silahı var
BAŞBAKAN Abdullah Gül, ‘‘Savaşa karşıyız’’ sözleriyle I rak'a yönelik operasyona karşı çıkarken, ‘‘Irak'ın elinde kitle imha silahları var’’ diyerek, ABD'nin savaş senaryosuna örtülü destek verdi.
AKP'nin dün Meclis Grubu'nda konuşan Gül, Türkiye'nin, güneyinde olup biteceklere ‘‘gözü kapalı olamayacağını’’ belirtti. Savaşın olmaması için üstün gayret sarfettiklerini vurgulayan Gül, ‘‘Ama komşu bir ülkede kitle imha silahlarının bulunması bizi de yakından tedirgin etmektedir’’ dedi.
Irak'ın bu silahları daha önce kullandığını da hatırlatan Gül, ‘‘Hele hele, bu kitle imha silahlarının İran'a karşı ve Halepçe'de kullanıldığını gözönüne alırsanız, bu tehlikeyi gözardı etmek mümkün değildir’’ diye konuştu.
KRİTERLERE UYDUK
Gül, dün katıldığı Dünya İnsan Hakları Günü toplantısında da AB liderlerini, ‘‘Bu saatten sonra kimse bize Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirmediniz deme hakkına sahip değildir’’ diyerek uyardı. Gül AB'ye, ‘‘Eğer daha zengin, dünya olaylarında daha stratejik rol oynamayı hedefleyen bir AB'yi özlüyorsanız, Türkiye'nin AB'ye çok şey katacağını hesaplamalısınız’’ mesajını gönderdi.
Gül, AKP Lideri Tayyip Erdoğan'ın önceki gün Washington'daki ‘‘AB olmadan Türkiye'den Kıbrıs konusunda birşey beklenmemeli’’ mesajını da yineledi. Gül, Türkiye'nin tarih alamaması durumunda Kıbrıs sorununun da çözülemeyeceği mesajını vererek, ‘‘Kıbrıs'ta bir çözüm derken, Kıbrıs'ın masa başında kaybedilmesi kesinlikle kabul edilebilecek bir husus değildir’’ dedi.
Ertuğrul Özkök'ün bugünkü yazısında vardı: Cüneyt Zapsu Amerikalı gazetecilerin karşısına üslerde Irak harekatıyla ilgili olarak yapılacak inşaat faaliyetlerini anlatan bir notla çıkmış. Ocak ortasında üslerde inşaat faaliyeti başlayacakmış...
Cüneyt Zapsu doğrusu, ne hükümetin içinde, ne şeyin... Böyle bir belge onda nasıl olur anlamış değilim. Amerikalılar böyle bir şey söylediyse bilmiyorum.
Ama Cüneyt Zapsu'nun önünde böyle bir not varmış...
Ben bilmiyorum. Ertuğrul Bey'in yazısını gördüm, böyle bir şey yok. Ben Cüneyt Bey'in bulunduğu o yemekte de yoktum. Ayrıca, böyle bir şey olsa ben söylerim.
Hükümetiniz üslerde keşif yapılması için ABD'ye izin verdi mi?
Biz şu anda onlara hiçbir şey henüz vermedik. Bazıları zaten yapılan şeyler. O yapılanların ötesinde bir şey yok.
Wolfowitz ‘Üslere bakacağız, sonra üslerde yatırım yapmamız gerekecek’ dedi.
Bunlar izne tabi olan şeyler.
Onun dışında Irak'a harekat için üslerde bir teknik çalışma yapılması için verilmiş bir izin yok diyorsunuz...
Şu anda bir şey yok. Kopenhag geçsin bakalım.
Anladığım kadarıyla Kopenhag geçmeden herhangi bir şey yok
Evet.
Denktaş gitmeyecek
Sayın Denktaş Kopenhag'a gidecek mi?
Gidemez, hasta, rahatsız.
BM'nin ‘Değiştirilmiş metni hemen imzalayın’ yaklaşımını nasıl karşılıyorsunuz?
Doğru değil.
AL-VER İLE OLMAZ
Ne açıdan?
Doğru değil, ayakta el sıkışarak ‘şunu al, bunu ver’, böyle şey olur mu? Biz ayak üstü bir şey yapmayız. Onun için de kendilerini önceden de ikaz ettik, söylüyoruz da, bugün Genel Başkan da Genel Sekreter'e söyleyecek zaten. Böyle ayak üstü olmaz. Biz olumluyuz, biz bu işleri çözmek için uğraşıyoruz, olumlu yaklaşıyoruz. Ama bize nasıl yaklaşılırsa, biz de öyle adım atarız.
Askerde en ufak bir tedirginlik görmüyorum
Siz TSK'nın, Genelkurmay Başkanı'nın hükümetle ilişkileri götürme şeklini nasıl karşılıyorsunuz?
Çok sağlıklı buluyorum ve doğrusu kanunlar, yasalar çerçevesi içinde, ben çok karşılıklı güven içinde görüyorum. Ben telefonları açıp konuşuyorum, beraber olduğumuzda rahat konuşuyoruz. Ben kendi açımdan söyleyeyim, bunu dürüst olarak yine, en ufak tedirginlik görmüyorum.
Düzenli bir diyaloğunuz var o zaman Sayın Genelkurmay Başkanı'yla...
Tabii var. MGK'da da çok samimi konuşmalar yaptık.
İRTİCA ÖNCELİKLİ DEĞİL
Başbakanlık Müsteşarı'nın başkanlığında irtica ile mücadeleyi gözden geçirmek amacıyla işleyen bir sivil çalışma grubu var. Bu kurul çalışmalarına devam edecek mi?
Kurumlar çalışmalarına devam ederler tabi ki. Kurullar oturur, toplanır, gündemine bakar, yapacağı işleri yaparlar.
İrtica ile mücadele edilmesi konusunda herkes hemfikir. Ancak irticanın kapsamının ne olduğu konusunda görüş ayrılığı çıkıyor galiba...
Gayet normal, olabilir de... Nedir, ne değildir ortaya çıkacak, konuşacaklar işte. Niçin var bu kurullar, bu kurumlar, niçin var.
Siz askerlerin getirdikleri irtica tanımı ile mutabık mısınız?
Bu kadar büyük devasa meseleler varken, açık söyleyeyim, bizim vaktimizi bu konulara verecek, daha çok bunları öne çıkaracak halimiz yok.
MGK'DA PROBLEM YOK
AB'ye tam üyelik sürecinde MGK'nın rolünün aşağı çekilmesi ve Genelkurmay Başkanı'nın Başbakan'dan alınıp Savunma Bakanı'na bağlanması konusunda yasal düzenleme yapacağınızı söylediğiniz yolundaki haberler var...
Bu, 3-4 kişinin (Dışişleri ile) arasında konuşulan bir konu. Şu çerçeve içinde geçti: ‘AB’nin bundan sonraki aşamalarda, 2003 sonundaki Roma zirvesinden önce bize söyleyebileceği bir şey var mı?' dedim ben. ‘Biz Kopenhag kriterleri ne gerekiyorsa yapmışız, bize onların iyiniyetle söyleyebileceği bir şey var mı?’ dedim. Arkadaşlar dediler ki: ‘Bir şey yok. Bu MGK ile ilgili konular ve bu protokol meselesi var’ dediler. Ben de dedim ki: ‘Zaten MGK ile ilgili anayasa değişikliği yapıldı. Sivil üyelerin sayısı artırıldı. Geriye de hiçbir şey kalmamış, elle tutulur bir problem yok.’ Ayrıca ‘Bizim de hükümet ve parti olarak görüşümüz bu’ diye bir şey söylemedim doğrusu. Onun ötesinde onu oraya bağlarız diye bir konuşma olmadı aramızda.
Brifing sızınca Paşa çok üzüldü
Genelkumay'da katıldığınız brifingin basına sızmasına tepki gösterdiniz...
Bizim açımızdan çok verimli bir brifing oldu. Çok memnun kaldık, çok iyi oldu. Son gündemdeki değişik konular da eklenmişti. İç tehditle ilgili bir şey de vardı. Uzun uzun PKK konuşuldu. Sonra belki 5-10 dakikayı alan irtica konusu da vardı. Onların içerisinde genel bilgiler verdiler. Ben rahatsız olmadım doğrusu anlattıklarından. Sonra geldim, NTV'yi bir açtım, haberleri gördüm, aaa, ben doğrusu aynen tuttuğunu görünce çok üzüldüm ve hemen Genelkurmay Başkanımızı aradım. ‘Şimdi izliyorum, bu nedir, nasıl bir şeydir? Bize, En top, en gizli şeylerdir, sizin takdirinize bırakıyoruz, dediniz. Çok üzüldüm’ dedim. Genelkurmay Başkanı da çok hayret etti, üzüldü samimi olarak biliyorum. ‘Nasıl olur, olamaz, bizde hiç olamaz. Ben araştırayım’ dedi. Aradı, ‘Bizimkiler araştırdı, olmamış, belki eski şeyler, aynısıdır’ dedi.
(Sedat Ergin/ Hürriyet)
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 18:53