Başbakan'dan çok önemli darbe açıklaması!..
Darbe komisyonunun sorularına yazılı cevap veren Başbakan Erdoğan, AK Parti döneminde uğradığı darbe girişimleri ve muhtıralar hakkında ayrıntılı açıklamalar yaptı.
Başbakan Erdoğan Darbeleri Arıştırma Komisyonu'nun yazılı sorularına 28 sayfalık bir cevap gönderdi.
DARBE MAĞDURUYUM
Erdoğan, Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu’nun kendisine yönelttiği 50 sorunun yanıtını dün verdi. Komisyona akşam saatlerinde ulaşan 29 sayfalık yanıtta, “Yakın tarihimizdeki demokrasiye müdahale girişimlerine şahit olmuş, bazı müdahale girişimlerinde bizzat hedef seçilmiş ve mağduriyet yaşamış bir siyasetçi olarak, demokratikleşme sürecinin, öncelikle darbeci ve vesayetçi anlayışla mücadeleden geçtiğine inanıyorum” dedi.
AYNI DERECE KÖTÜLER
“Doğrudan veya dolaylı olarak, bir gecede veya sürekli olarak, silah marifetiyle veya bürokratik aygıtlarla milletin iradesine ve onun adına yetki kullanan demokratik kurumlara tasallutta bulunan her girişim, her müdahale, her tavır aynı derecede kötüdür, aynı derecede demokrasi ve millet düşmanlığıdır” diyen Erdoğan’ın yanıtları özetle şöyle:
HASTALIKLI ZİHNİYET
“Demokrasiye kasteden müdahaleler, hem ülkede cari olan sisteme, hukuk düzenine inanmamak manasına gelmektedir, hem de milli iradeye, millete güvenmemek gibi bir anlayışa dayanmaktadır. Ülkesine, kendi siyasi-idari-hukuki sistemine güvenmeyen, kendi halkına inanmayan bir anlayış ya hastalıklı bir zihniyetin tezahürü olabilir ya da belli kişi ve grupların menfaatini esas alan keyfi, despot ve kural tanımaz bir zihniyete dayanır.
RUHSAL DA İNCELENMELİ
Darbe şartlarını oluşturmak için her türlü kirli oyuna başvuran, demokratik rejimi yıkarak milletin iradesini ayaklar altına alan, müdahale süreçlerinde her türlü zulüm ve haksızlığı kendi halkına reva gören bir anlayış, bir ruh hali, bir siyasi zihniyet sadece hukuken ve siyaseten değil, ahlaki ve ruhsal açıdan da irdelenmek durumundadır.
ONLARI DA İNCELEYİN
Türkiye’de sivil demokratik siyasete ve milli iradeye yönelik karanlık girişimler araştırılırken, millet iradesinin gasp edilmesi süreçlerinde ittifak yapan siyasetçilerin, bürokrasinin, ekonomi çevrelerinin, medyanın ve sivil toplum örgütlerinin rolü mutlaka genişlemesine incelenmelidir.
DARBE SORUNU DERİNDE
Darbeler, statükocu zihniyeti korumak veya milletin seçtiği iktidarı devirmek isteyen farklı kesimlerin işbirliği ve konsorsiyumu şeklinde gerçekleşmiştir. Darbelerin içinde veya arkasında yer alan, alkış ve çanak tutan, darbelerden medet uman anlayışlar bu darbe sorununun daha derinlere inen boyutları olduğunu göstermektedir.
AĞIR BEDELLER ÖDEDİK
Şahsım ve arkadaşlarım, 12 Eylül 1980 müdahalesini ve 28 Şubat müdahalesini bizzat yaşadık ve bu müdahalelerde ağır bedeller ödedik. 1980 darbesiyle, bütün siyasetçiler gibi ben de siyasi faaliyetlerime ara vermek durumunda kaldım.
HEDEF ÖNÜMÜZÜ KESMEKTİ
28 Şubat müdahalesi, TBMM’yi, seçilmiş Hükümeti, millet iradesini, sivil siyaseti hedef aldığı kadar, doğrudan şahsımı da hedef almıştır. Demokrasi yolundaki yürüyüşümüzü akamete uğratmak için, yasaları zorlamak suretiyle, kurumları harekete geçirerek, önümüzü kesmeyi hedeflemiştir.
GÖLE MAYA ÇALMAK GİBİ AKIL DIŞI
Bu tür müdahaleler göle maya çalmak gibi akıl dışıdır, güneşi üfleyerek söndürmeye çalışmak gibi mantık dışıdır. 28 Şubat müdahalesi karşısındaki cesur ve sabırlı duruşumuz, kararlı mücadelemiz oyunu bozmuştur.
27 NİSAN’I BOŞA ÇIKARDIK
27 Nisan bildirisi sonrasında yaşananlar, Türkiye’de samimi ve kararlı bir sivil irade bulunması halinde, demokrasiye yönelik tehlikelerin demokratik sistemin kendi dinamikleri ile bertaraf edilebileceğini göstermiştir. Bildiri ve bildirideki haddi aşan ifadeler, hükümetimizin net ve güçlü tavrıyla anlamsız hale getirilmiş, sergilediğimiz demokratik duruş sayesinde muhtemel oyunlar boşa çıkarılmıştır.
DOLMABAHÇE SIRADAN GÖRÜŞME
Kamuoyunda ‘Dolmabahçe Görüşmesi’ olarak adlandırılan, dönemin Genelkurmay Başkanı ile yaptığımız görüşme konusundaki spekülasyonların abartılı, haksız ve gerçekdışı olduğunu ifade etmek durumundayım. Başbakan ile kendisine bağlı olan Genelkurmay Başkanının haftalık görüşmelere başlaması ve asker-sivil ilişkilerinin olması gerektiği şekle dönüşmesi, Türk siyaseti açısından olumlu bir gelişmedir. Bu görüşme de haftalık olağan ve sıradan bir görüşmedir. Bu görüşmenin muhtevasında speküle edilen hususlar veya devam eden davalarla ilgili konular bulunmamaktadır. Bildirinin danışıklı dövüş olduğu iddiaları, dönemi yaşayanlar için, gerçekten çok anlamsız, insafsız ve mesnetsiz boş laflardır.
KURUMLAR YIPRATILMADAN ÇÖKERTİLMELİ
Hükümetimize ve milli iradeye karşı tertiplenen birçok oyun bozulmuş, birçok illegal girişim yargı konusu yapılmış, müdahaleci senaryolar peşinde koşan birçok odak tasfiye edilmiştir. Biz bu süreçte hiçbir kuruma, hiçbir kişiye karşı önyargıyla, peşin hükümle hareket etmedik, böyle bir yöntemi de doğru bulmayız. Önemli olan kurumları yıpratmadan yanlış yapan kişilerin cezalandırılması, illegal şebekelerin çökertilmesidir.
ERGENEKON-BALYOZ YANITI
Doğal olarak demokratikleşme mücadelesi tüm bu boyutları da kapsamak durumundadır. Böylesine ciddi bir hususta, sadece kulaktan dolma bilgiyle, dedikoduyla, duyumla hareket edilmesi söz konusu olamaz. 2003 sonrasında gündeme getirilen darbe planları ve hazırlıklarıyla ilgili somut bilgiler, belgeler, iddialar yargıya ulaştığında, savcılarımız ve hakimlerimiz üzerlerine düşeni cesaretle yapmışlar, iddianameleri hazırlayıp davaları görmeye başlamışlardır. Bizim hükümet olarak bu süreçte yaptığımız, yargının işleyişini kolaylaştıracak imkanları sağlamaktan ve adaletin tecelli etmesini sabırla izlemekten ibarettir.
YARGIYA İNTİKAL ETTİRDİK
Yakın tarihimizde yaşanan sorunlardan ders çıkarmış olarak, demokrasi dışı kurumların demokrasiye müdahale etmesinin, milli irade üzerinde vesayet kurmasının önüne geçmek için kararlı duruş sergiledik. Her ne şekilde olursa olsun, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, Hükümete, sivil siyasete yönelik girişimlerin önünü kestik, bu girişimleri Anayasa ve Yasalar çerçevesinde yargıya intikal ettirdik.
HAYALİNİ BİLE KURAN
Biz bir yol açtık. Biz, cesur adımlar attık, cesur reformlar gerçekleştirdik. Hiç kimsenin, hiçbir Hükümet ve siyasi partinin yapmadığını, yapamadığını yaparak, geçmişle yüzleştik, geleceğe sağlam bir zemin hazırladık. Demokrasiye müdahale girişiminde bulunan, bunun tasavvuru ya da hayali içinde bulunan herkes, her kurum, er ya da geç, milletin mahkemelerinde yargılanacağını, hesap vereceğini aklında bulunduracaktır. Türkiye’ye çok ağır bedeller ödeten darbeler dönemi artık geride kalmıştır. Vesayetçi anlayışı, darbeci zihniyeti, müdahaleci yaklaşımı tamamen tasfiye edene kadar, hukuki ve siyasi çabalarımız devam edecektir.”
İŞTE BAŞBAKAN'IN YAZILI AÇIKLAMASININ TAM METNİ
Sayın Başkan,
Değerli Komisyon Üyeleri,
Öncelikle, “Ülkemizde Demokrasiye Müdahale Eden Tüm Darbe ve Muhtıralar ile Demokrasiyi İşlevsiz Kılan Diğer Bütün Girişim ve Süreçlerin Tüm Boyutları ile Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu”na, şu ana kadar yaptığı başarılı, cesur ve samimi çalışmalardan dolayı şükranlarımı ifade ediyorum.
Hiç kuşkusuz, demokrasinin en önemli tecelli mekanı olan TBMM çatısı altında, demokrasiye kasteden girişimlerin ele alındığı böyle önemli bir komisyonun kurulması çok önemli bir adımdır, milletimizin onlarca yıllık beklentisinin somut bir karşılığıdır.
Sadece Türk siyaset ve demokrasi tarihine değil, ülkemizin ve milletimizin tarihine de kara leke olarak geçen darbelerin, muhtıra, müdahale ve ihtilallerin hem Meclis tarafından irdelenerek aydınlatılması, hem de yargı tarafından hukukun konusu yapılarak soruşturulması, demokrasimizin standartlarını yükselteceği gibi, ülkemizin ve milletimizin geleceğine de ışık tutacaktır.
Hükümetimizin ve Grup Başkanı olduğum Ak Parti’nin özverili çabaları neticesinde Türkiye son derece cesur şekilde demokrasiye müdahale girişimleriyle yüzleşmekte, demokrasiye müdahale girişiminde bulunanların yargı önünde hesap verebilmeleri için gerekli adımlar atılarak darbelerle siyasi ve hukuki hesaplaşma zemini hazırlanmaktadır.
Demokrasiye müdahale girişimlerinin her zaman hedefi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, bu Komisyonumuz marifetiyle ortaya koyacağı kararlılık, inanıyorum ki yeni müdahale girişimlerinin önünü kesecek, darbeci ve vesayetçi zihniyetin etkisizleşmesine katkıda bulanacaktır.
İleri demokrasiye ulaşabilmemiz, darbeci ve vesayetçi anlayışın ortadan kaldırılmasıyla mümkündür. Bu müdahaleci zihniyetin geriletilebilmesi ise ortaya büyük bir demokrasi ve hukuk mücadelesi koymayı gerektirmektedir.
AK Parti iktidarının, milletimizin gücü ve desteğiyle 10 yıldır verdiği bu mücadelede, demokrasiye inanan tüm toplum kesimlerinin yaptıkları çok değerli katkılar gibi, bu komisyonun yapacağı faaliyetler de Türk demokrasi tarihine altın harflerle not edilecektir.
Demokratikleşme mücadelesinin bir parçası olarak gördüğümüz komisyon çalışmaları, ülkemizin ve aziz milletimizin refah, huzur ve istikrar içinde geleceğe ilerleyişine çok önemli katkılar sağlayacaktır.
Yakın tarihimizdeki demokrasiye müdahale girişimlerine şahit olmuş, bazı müdahale girişimlerinde bizzat hedef seçilmiş ve mağduriyet yaşamış bir siyasetçi olarak, demokratikleşme sürecinin, öncelikle darbeci ve vesayetçi anlayışla mücadeleden geçtiğine inanıyorum.
AK Parti’nin ve AK Parti hükümetlerinin başından bu yana yapmaya çalıştığı, milli iradeyi güçlendirerek her alanda ileri demokrasiyi hayata geçirmek, hukuk devleti standartlarını ve temel hakları ileri düzeylere taşımaktır.
Demokrasiye ve milli iradeye bir gecede kökten müdahalede bulunan darbelerin yaptıkları olumsuz etki ile bürokratik oligarşinin her gün milli iradeyi örseleyen bir vesayet uygulaması arasında fark yoktur. Darbeciler, yaptıkları yasal ve anayasal düzenlemelerle siyaseti ve toplumu dizayn etmeye soyunmuşlar, ülkenin geleceğini ipotek altına alacak bir vesayet düzeni tesis etmeye çalışmışlardır. Müdahale dönemlerinde ülkenin yaşadığı kayıplar yanında, müdahalecilerin yerleştirdikleri vesayetçi anlayış da daha sonra sürekli olarak ülkeye kayıplar yaşatmaya devam etmiştir.
Doğrudan veya dolaylı olarak, bir gecede veya sürekli olarak, silah marifetiyle veya bürokratik aygıtlarla milletin iradesine ve onun adına yetki kullanan demokratik kurumlara tasallutta bulunan her girişim, her müdahale, her tavır aynı derecede kötüdür, aynı derecede demokrasi ve millet düşmanlığıdır.
Gücünü milletten almayan, milli iradeye dayanmayan, temel hukuk devleti normlarını, hak/özgürlükleri yansıtmayan her türlü iş, işlem, uygulama ve düzenleme demokratik meşruiyetten yoksundur. Darbe dönemlerinde oluşturulan veya vesayetçi mantıkla yorumlanan yasal düzenlemeler de, aynı şekilde demokratik dayanaktan mahrumdur.
Bu yüzden siyasetin, yargının, medyanın, sivil toplumun, tüm kurum ve kuralların demokratikleşmesi, milletin iradesine dayanması, ileri demokrasiye ulaşmak için mutlak şarttır.
Türkiye’nin demokratikleşme sürecine önemli ve olumlu bir etki yapacağına inandığım Komisyonunuzun çalışmalarına katkı sağlamaktan büyük memnuniyet duyacağımı ifade etmek istiyorum.
Komisyon üyeleri tarafından şahsıma yöneltilen sorulara sözlü olarak cevap vermeyi çok arzu ediyordum; ancak, yurtiçinde ve yurtdışındaki yoğun programım sorulara sözlü cevap vermemi mümkün kılmadığı için, cevaplarımı yazılı olarak iletiyorum.
Ekte, Komisyon üyelerinin soruları bağlamında, yakın tarihimizde demokrasiye yönelik müdahale ve müdahale girişimlerine ilişkin gözlem ve değerlendirmelerim; soruların mükerrerliği dikkate alınarak toplu halde hazırlanmış cevaplarım ve çalışmalara ışık tutacak bazı belgeler yer almaktadır.
Bir kez daha çalışmalarınızdan dolayı sizleri tebrik ediyor; hazırlanarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunulacak Komisyon Raporu’nun ülkemiz, milletimiz ve geleceğimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
En içten saygı ve sevgilerimle…
Recep Tayyip Erdoğa
Başbakan
Güncellenme Tarihi : 22.3.2016 10:54