CUMHURBAŞKANI GÜL'DEN YEREL YÖNETİM ÇIKIŞI!..
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, demokratik özerklik konusunda çarpıcı açıklamalar yaptı. Cumhurbaşkanı, "bunlar gizli ajandayla gelen şeyler. Üniter yapı bozulamaz" dedi; ama her konunun da Ankara'dan çözülemeyeceğini söyledi. TRT'ye konuşan Gül, yerel yönetimler reformunun yapılması gerektiğini vurguladı. New York'ta temaslarını sürdüren Cumhurbaşkanı Gül, TRT Haber'de canlı yayında soruları yanıtladı. "Türkiye burada büyük bir ilgiyle karşılandı, medyanın size büyük bir ilgisi var. Bu ilgiyi neye bağlıyorsunuz?" sorusuna Gül, "Bütün bu ilgi aslında Türkiye'ye olan ilgi. Türkiye'yi ben temsil ettiğim için benimle görüşüyorlar Cumhurbaşkanı olarak ama şu artık Türkiye'de de görülmeli; Türkiye gerçekten çok önemli bir ülke, Türkiye çok başarılı bir ülke ve giderek Türkiye'nin önemini bütün dünya, bölge, herkes görüyor. Onun için herkes bizimle görüşmek istiyor. Çok sayıda devlet başkanı, çok sayıda dışişleri bakanı Dışişleri Bakanımızdan randevu alıyor. Olağanüstü bir trafik var" yanıtını verdi. Kolombiya Cumhurbaşkanı ile görüşmesini neredeyse yarım bırakarak programa geldiğini, daha önce de görüşmelerde bulunduğunu anlatan Gül, herkesin görüşmek için çok uğraştığını, Türkiye'nin ilgiyle takip edildiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Gül, şunları kaydetti: "Türkiye'de biz bazen bunun farkında değiliz. Kiminle görüşürseniz 'siz bu kadar nasıl büyüyorsunuz' diyorlar. Hatta koridorda yürürken karşılaştığımız insanlar, 'eskiden Avrupa'nın hasta adamı diye bilinirdi Türkiye, şimdi Avrupa'nın en sıhhatli adamı' diyorlar. Bunu yüzümüze söylediler. Niye söylüyorlar derseniz, bakıyorlar Türkiye birinci çeyrekte yüzde 11.7 büyümüş, ikinci çeyrekte yüzde 10.3 büyümüş. Yılın ortalama büyümesi yüzde 7 civarında. Bunlar Avrupa'da, Amerika'da, Latin Amerika'da hiç düşünülemeyen şeyler. Ayrıca tabi Türkiye'nin özellikle çevresindeki problemlerle ilgili yapıcı, çözüme yönelik gayretleri, inisiyatif alması da çok dikkat çekiyor. Türkiye'nin inisiyatif alması önemli gerçekten. Bu inisiyatifi alırken de yapıcı, olumlu bir şekilde diplomasi güdüyor. Bazen kıskanılıyor belki, basında sık sık 'acaba Türkiye'nin ekseni nereye kayıyor' diye tartışmalar da oluyor. Bütün bunlar, Türkiye'yi çok görünür yapmış vaziyette. Hiçbir dönem belki Türkiye bu kadar görünür olmamıştı." En çok hangi konunun gündeme geldiğinin sorulması üzerine Gül, eskiden sadece siyaset konuşulurken bugün ekonominin de konuşulduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Eskiden ben bakanken büyükelçilerimizi yeni görevlerine gönderirken, hepsine 'Bakın eski diplomasi yok ortada. Eskiden büyükelçiler bulundukları merkezlerden haberleri bize yazarlardı biz de değerlendirirdik. Şimdi sen yazmadan önce orada ne oluyor, bitiyor takip ediyoruz. Onun için sen daha çok ekonomik faaliyetleri hızlandıran, işbirliğini, ticareti hızlandıran bütün Türk şirketlerinin sahibi gibi hareket eden insan olacaksın' derdim. Çünkü sadece eğer siyaset olsa iş yoğunluğu çok azalmış olacak. O açıdan burada da konuşurken ekonomi de konuşuluyor. Türkiye G-20'nin bir üyesi. Dünya inanılmaz bir ekonomik krizden geçti, hala tam çıkamadı. Görüştüğüm devlet başkanları hep şunu tekrar ediyor, '1929 ekonomik buhranı çok büyük bir buhrandı, ondan bu yana dünya en büyük ekonomik sıkıntıyı çekti' diyorlar. Gerçi o zaman uzun sürüyordu, bu tip sıkıntılardan çıkmak. Şimdi kısa sürüyor ama izi büyük oluyor. O yüzden herkes bunu konuşuyor." "Meseleleri izah edeceğiz" Türkiye'nin Ortadoğu'daki bütün ilişkilerinin de gündeme çok geldiğini, ayrıca bunları anlatma fırsatı olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Gül, "Şu bir gerçek ki bugünkü dünyada siz aktif olacaksınız ve siz anlatacaksınız. Siz meseleleri izah edeceksiniz. Yoksa yanlış algılamalar oluşuyor, yanlış anlayışlar oluyor. Kasıtlı olarak çarpıtanlar da oluyor ama herkesi kasıtlı olarak da görmemek gerekir. İnsanlar bazen yanlış anlıyorlar. Siz yeteri kadar bilgilendirmezseniz, yeteri kadar önem verip, kendi PR'ınızı yapmazsanız... O açıdan bu dönem iyi bir dönem. Zaten Genel Kurul sırasında Birleşmiş Milletler'e derler ki 'diplomasinin açık pazarı'. Büyük merasimlerle karşıladığımız devlet başkanları ile selamlaşıyorsunuz, ayak üstü görüşüyorsunuz. Böyle pratik bir ortam var" diye konuştu. Bir soru üzerine, Türkiye'ye özgüven geldiğini vurgulayan Gül, şunları söyledi: "Diplomatlarımıza da özgüven geldi, siyasetçilerimize de özgüven geldi. iş adamlarımıza da gazetecilere de herkese özgüven geldi. Buna biraz geç ulaştık ama bu, bugün var. Bir misal vereyim, eskiden Türkiye uluslararası platformlarda gözükmezdi. Kendisiyle ilgili bir konu varsa, diyelim ki Kıbrıs meselesi varsa hepimiz oraya yığılırdık. Herkes sadece onu konuşur, ondan sonra diyelim ki diğer oturum iklim değişikliği ise hepimiz çıkardık. Veya kadınlarla ilgili, nüfusla ilgili bir mesele varsa bunlarla Türkiye hiç ilgilenmezdi. Şimdi Türkiye, bütün bunlarla ilgilenen bir ülke oldu. Aslında genel kurul yarın başlayacak ama pazartesi günü başka bir genel kurul başladı, 'Bin Yıl Kalkınma Hedefleri.' 2000 yılında dünya liderleri toplanmıştı ve 'Dünyada bir felaket var. Milyarlarca insan çok fakir. Milyarlarca insan güzel bir içme suyuna ulaşamıyor, yolu yok, hastanesi yok. Milyonlarca anne doğum yaparken ölüyor. Bu büyük bir felaket. Bununla ilgili bir şey yapmamız lazım ve en azından 2015 yılına kadar bazı iyileştirmeler olmalı'. Bununla ilgili bu sene tekrar bir genel kurul oldu ve 10 senede ne mesafe alındığını görüşüldü. Bu toplantılarda biz Türkiye olarak başkanlık yapmaya başladık." Kur'an-ı Kerim yakılması New York'taki cami projesi tartışması ile Kur'an-ı Kerim'in yakılmasına ilişkin olaylar anımsatılarak, BM'deki konuşmasında İslamofobiye yer verip vermeyeceğinin sorulması üzerine Gül, birçok başka platformda, bu konuları geniş biçimde konuştuğunu belirtti. ABD'de, söz konusu konularla ilgili tartışma yaşandığına dikkati çeken Gül, şöyle devam etti: "ABD'de yönetim bu tartışmaların tepkili boyuta gelmesini asla istemiyor. Başkan burada bir din özgürlüğü olduğunu ve olması gerektiğini ve herkesin, burada, Müslüman ise cami, Hristiyan ise kilise, Musevi ise sinagog, bunları yapmalarının hak olduğunu... 'ABD'de cami yapılabilir. Bunda anormal bir şey yok'. En güçlü insanlar çıkıp bunu konuşuyorlar, ediyorlar. Ancak, Kur'an yakma... Dünyanın her döneminde bu tip saçma insanlar, hasta insanlar çıkmıştır doğrusu. Ona tepki koymak önemli. Usulüne göre tepki koymak... O yönde de Amerikan yönetimi elinden geleni yaptı. Böyle bir saçmalığa müsaade etmedi. Meşhur, ortaya çıkan bir papaz var, 'Yakacağım, edeceğim' diye. Ama, hasta insanlar her tarafta, her yerde olabilir. Bunu böyle görmek lazım ve onları orada tutmak lazım." Anayasa referandumu Cumhurbaşkanı Gül, Anayasa referandumu sonrasında yapılan değerlendirmeleri nasıl karşıladığına ilişkin soru üzerine, referandumun yapıldığını, bittiğini belirtti. Referandumun neticesinin herkes tarafından saygıyla karşılandığını, "Hayır" kampanyası yürüten partilerin, "Halk kararını madem böyle verdi, böyle olacak" dediğini anlatan Gül, "Hayır" kampanyasını en şiddetli yapan siyasi partilerin liderlerinin bile bunu böyle gördüğünü belirtti. Bunun önemli olduğunu söyleyen Gül, referandum sonucuna ilişkin, "Türkiye 2'ye bölünmüş, hatta 3'e bölünmüş" tahlilleri yapıldığına işaret etti. Gül, şöyle konuştu: "Doğrusu ben bunları kabul etmiyorum. Bundan 20 sene önceki seçimlere bakalım, o zaman da buna benzer haritalar. 'Bölünmüş' mü diyeceğiz? Bu laflar, bunların şuyu bulması bile bence hoş değil. Ekstrem laflar. Tabii ki insanlar bu şekilde fikrini, evet veya hayır diyecekler. Kız mı doğacak, oğlan mı doğacaksa, ya öyle, ya öyle olacak. Öyle değil mi? İnsanlar nihayetinde, evet ya da hayır, bir şey söyleyecekler. Bir de, evet diyenler, yüzde 100 evet, yüzde 80, yüzde 90; hayır diyenler de sanki yüzde 90'la, yüzde 100'le hayır diyor. Böyle bir durum yok ortada. Nihayetinde her taraf yüzde 50, eşit çıkacak diye bir şey yok. Birinde yüzde 48 çıkmış, diyelim ki hayır; başka bir yerde evet çıkmış, biraz daha yüksek; başka bir yerde, öbür tarafta hayır yüzde 60 çıkmış."
Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 03:23