DARBE İLE SUÇLANAN PAŞA'NIN DOSYAYA GİREN ŞOK SÖZLERİ!..
Dönemin 1. Ordu Komutanı Doğan imzalı ‘Balyoz’ darbe planı tüyler ürpertti. Balyoz, ‘Sakal’, ‘Çarşaf’, ‘Oraj’ ve ‘Suga’ adlı dört eylem planından oluşuyor.
Eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın başını çektiği, Hava Kuvvetleri eski Komutanı ve Ergenekon şüphelisi emekli Orgeneral İbrahim Fırtına’nın aktif rol aldığı cunta yapılanmasının 2003 yılında hazırladığı ‘Balyoz Güvenlik Harekât Planı’yla bağlantılı insanın kanını donduran 4 eylem planı gündeme bomba gibi düştü. Altında “Balyoz Sıkıyönetim Komutanı” ünvanıyla emekli Çetin Doğan’ın imzası bulunan Balyoz, Albay Dursun Çiçek imzalı İrtica İle Mücadele Eylem Planı ve Kafes Planı’nı gölgede bıraktı.
Taraf gazetesi tarafından deşifre edilen Balyoz Harekat Planı dehşet senaryolarını gölgede bıraktı. Darbe ortamı yaratmak ve sıkıyönetim ilan ettirmek amacıyla ‘Sakal’, ‘Çarşaf’, ‘Oraj’ ve ‘Suga’ isimli dört Eylem Planı’ndan oluşan Balyoz Planı’na göre Fatih ve Beyazıt camileri Cuma namazı sırasında bombalanacak. Cemaat arasına karışan kişiler ve bölgede esnaf kılığında konuşlanan elemanlarca provake edilecek sakallı ve cübbeli kişiler Askeri Müze’yi basacak. Asker sert biçimde silahla karşılık verecek.
29 GENERALİN İSMİ YER ALIYOR
Gök gürültüsü anlamına gelen ‘Oraj Eylem Planı’na göre ise iktidarı köşeye sıkıştırmak için Türkiye ile Yunanistan’ı savaşın eşiğine getirmek amacıyla Yunan jetlerinin bir Türk jetini düşürmesi sağlanacak. Taciz uçuşlarıyla provake edilecek Yunan jetleri, Türk jetini vurmazsa, Özel Filo’da görevli bir pilot yanındaki uçağı vuracak. Fatih Cemiine yönelik Çarşaf Eylem Planı’nı Jandarma Yüzbaşı H.T. komutasındaki 9 kişilik ekip, Beyazıt Camii’ne yönelik Sakal Eylem Planını ise Jandarma Binbaşı H.Ö. komutasındaki tim gerçekleştirecekti.
Darbe öncesi kaos yaratmak içni yapılan dört eylem planı ile darbenin nasıl organize edileceğini öngören Balyoz Planı’nda 29’u general, 133’ü subay olmak üzere 162 askerin ismi yer alıyor. Bu isimler arasında Darbe Günlükleri’nin yazarı Özden Örnek, eski Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına, eski 1. Ordu Komutanı Ergin Saygun, Süha Tanyeri, Nejat Bek, Hayri Güner, Şükrü Sarıışık ve Ergenekon sanığı Fikri Karadağ dikkat çekiyor.
‘Bu bir gladyo tekniğidir’
Balyoz Darbe Planı’na siyasilerden sert tepki geldi. İşte o görüşler:
TBMM İnsan Hakları Komisyon Başkanı Zafer Üskül: Tüyler ürpertici, gerçek olmamasını diliyorum.
Vahit Erdem (Kırıkkale): Her gün her gün bir gündem yaratmanın bir faydası olmadığını düşünüyorum. Artık bu işleri bırakılım da ülkenin ileriye gitmesi için uğraşalım. Bu tür çalışmalarla Türkiye’yi bir yere götürmek mümkün değil.
Nurettin Akman (Ankara): Hiçbir zaman sorumluluk sahibi insanları bu tür faaliyet içinde olacağını dahi düşünmek istemiyorum. Fatih sembol bir yer. Bunu yapacak kişilerin akıllarında zoru olması lazım. Bu planların olduğuna ihtimal dahi vermek istemiyorum.
FATİH’TE İKİ HOCA ÖLDÜRÜLDÜ
Kemalettin Göktaş (Trabzon): Bu ve bunun benzeri halkı galeyana getirecek eylemler olayların olacağı belirtiliyordu. Balyoz, Kafes operasyonlarının ardından gündeme gelmişti. Fatih Camii’nde daha önce 2 öldürme olayı oldu. Çok saygın 2 din adamı öldürüldü. Gelişigüzel öldürme olayı olduğunu düşünmüyorum. Türkiye’yi kaosa, bir arayışa sürüklemeye mecbur edecek provakif eylemler yapılacağını duyuyordum. Sürpriz olmadı. Allah bizi ve ülkemizi bunlardan korusun.
BUNLAR GLADYO TEKNİKLERİ
Prof.Dr. Burhan Kuzu (Anayasa Komisyonu Başkanı): Bunların yüzde 1’i doğru olsa ihanet için yeterlidir. Bunları insanın hafsalası almıyor. Bu darbe falan değil, başka bir şey. Vur-kaç taktiği dediğimiz Gladyo yapılanmasının bir yöntemidir. Bir çete hareketidir. Savcılar gereğini yapıyordur.
Ahmet İyimaya (TBMM Adalet Komisyonu Başkanı): Devletin rutin dışı olanı olamaz. Ne rutin dışı devlet ne rutin dışı işlemleri olamaz. Devlette egemenlik yetkisini kullananlar bu devleti yeniden teşhis, tarif ve inşa etmek zorundadırlar. 20. asrın gerekleri içinde 19. asrın gerekleri ile yaşayamayız
İDDİA OLMASI BİLE ÜRKÜTÜCÜ
Ayşenur Bahçekapılı (Ak Parti Grup Başkanvekili): Demokratik ülkede darbe planlarının yapılmasını doğru görmüyorum. İddiaların olması bile insanı ürkütüyor. Vatandaş ve siyasetçi olarak darbe planlarının yapılmadığı bu anlamdaki iddiaların gazete sayfalarına manşet olmadığı günlerde yaşamak istiyorum.
Zeynep Dağı (Ankara): Maalesef bu tür senaryoları yapılmış olması üzücü. Bütün kurumlardaki çalışanlarını zihniyet dönüşümüne ihtiyacı vardır. Bu plan net bir şekilde gösteriyor ki devletteki görev dağılımını net algılanmaya ihtiyacı vardır. Bu planlar Meclis’i kapatmak üzerine kuruludur. Ama bu Meclis’i Atatürk’ün kurduğu unutulmamalıdır.
Fatih ve Beyazıt camilerini Cuma vakti bombalayalım
İki camide bomba patlatılacak. Çok sayıda kişi yaralanacak. Önceden yerleştirilen elemanlar cemaati provake edecek. ‘İrtica hortladı’ denilecek
Balyoz Güvenlik Harekât Planı’yla bağlantılı eylem planlarından en vahimleri olan Çarşaf Eylem Planı Harekât Emri’nde Jandarma Yüzbaşı H.T.’nin, Sakal Eylem Planı Harekât Emri’nde ise Jandarma Binbaşı H.Ö.’nün imzaları var. İstanbul’daki camilere saldırı düzenlenmesini öngören Çarşaf Planı İstanbul Fatih, Sakal Planı ise Beyazıt Camii’ni hedef alıyor. Her iki planda da hemen hemen aynı keşif, taarruz ve tahrip talimatlarını içeriyor. Bomba Fatih’te caminin içinde cemaate yakın bir ayakkabılığa, Beyazıt’ta ise cami avlusundaki şadırvana konuyacak. Beyazıt’taki bomba Cuma namazından 10 dakika önce, Fatih’teki bomba ise Cuma namazının farzı bittekten sonra patlatılacaktı.
AMAÇ YARALI SAYISINI ARTIRMAK
Çarşaf ve Sakal eylem planlarının “koordinasyon talimatı” başlıklı bölümlerinde hedef “yaralı sayısını arttırmak” olarak belirtiliyor. Çarşaf Planı’ndaki talimatta “Konulacak malzemenin ölümden daha çok yaralanmaya sebep olacak şekilde hazırlanması sağlanacaktır. Cami ve çevrede bulunan kameraların durumu tespit edilecektir. Tv’lerde canlı yayına bağlanarak fikir ifade edebilecek olanların tespiti ve yönlendirmesi Ankara’dan yapılacaktır.” Planda operasyon günü kullanılacak ve sonra hemen yok edilecek cep telefonlarının kullanılması, operasyona sahte isimlerle kiralanmış araçlarla gidilmesi talimatı da yer alıyor.
ŞOK DETAYLAR
Balyoz Harekât Planı’nın altında “Balyoz Sıkıyönetim Komutanı” ünvanıyla dönemin 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan’ın imzası var. Planın vazife bölümünde hedef “Balyoz Komutanlığı, ülke bütünlüğünü korumak, milli birlik ve beraberliği sağlayarak muhtemel bir iç savaşı ve kardeş kavgasını önlemek ve laik demokratik düzenin işlemesine mani olan sebepleri, bir daha hortlamamak üzere ebediyen ortadan kaldırmak maksadıyla; derhal, AKP Hükümetini iktidardan uzaklaştıracak ve mevcut irticai yapılanmayı şiddetle bertaraf ederek, belirlenen kadroları iktidara getirerek laik devlet otoritesini ve varlığını yeniden tesis edecektir” diye özetleniyor.
BALYOZ’UN MAKSADI
• Balyoz planını hazırlayanlar tüm darbecilerin yasal maskesi olan İç Hizmet Kanunu’nu kendilerine maske yapmışlar. Planın amacı “Kanununun verdiği Cumhuriyeti kollama ve koruma görevini yüce Türk Milleti adına yerine getirme” olarak vurgulanmış.
• Harekatın maksadı: Ülke bütünlüğünü korumak, milli birlik ve beraberliği sağlamak, muhtemel bir iç savaşı ve kardeş kavgasını önlemek, devlet otoritesini yeniden tesis etmek ve laik demokratik düzenin işlemesine mani olan sebepleri, bir daha hortlamamak üzere ebediyen ortadan kaldırmak.
BALYOZ’UN DÜŞMAN DURUMU
• İrticai grupların bir taraftan TSK’ya sızma gayretleri artarak devam ederken diğer taraftan yıpratma, komuta zafiyeti içerisinde ve dinsiz gösterme çabaları da artan bir ivme ile devam etmektedir.
• Mevcut iktidarın uygulamalarından cesaret bulan irticai gruplar, devlet düzenimizin temelini oluşturan laiklik ilkesini kendi çıkar ve amaçlarına göre yorumluyor. Bu kapsamda; başta öğretim kurumları olmak üzere, kamu hizmetlerinin yerine getirildiği kamu kurum ve kuruluşlarında, irticai hareketin simgesi türban ve başörtüsü kullanılmasında ısrarlı davrandıkları gözlenmektedir.
• ABD ve AB’nin karşılıklı paslaşmalarını seyreden ve ülke menfaatlerini gözetmeden her talebi emir telakki eden, Büyük Atatürk’ün deyimi ile müstevlilerin siyasi emellerine boyun eğmiş AKP Hükümeti;
a- İrticai faaliyetlerin artmasına, güç kazanmasına, kadrolaşmasına ve teşkilatlanmasına destek veriyor.
b- AKP yandaşları, ekonomik çözümsüzlüklerin yol açtığı boşluklardan da istifade ederek tarikat ve cemaatlerle devlette hızla kadrolaşmakta
c- İktidarın kendisine sağladığı imkân ve kabiliyetleri kullanarak medya, sivil toplum örgütleri ve bürokrasiyi kendine bağımlı hale getirmeye çalışmakta,
ç- Hukuki boşluklardan istifade edilerek mürteci ve dogmatik yapıda insan yetiştirmeye uygun ortam sağlayan medrese, tekke ve zaviye tipi çarpık bir eğitim sisteminin yeniden hayata geçirilmesini hedefliyor
d- Bu amaca ulaşmak maksadıyla, anayasa değişikliği ve hukuk reformu adı altında TSK ile birlikte laik cumhuriyetin en önemli teminatı anayasal kurumların etkinliğini kıracak, kendi amaçları doğrultusunda evrimleştirecek yollar aramakta,
e- Başta dışarıdan müzahir ABD ve AB ülkeleri olmak üzere, içeriden irtica ile iltisaklı medya, hukuk, bürokrasi, emniyet ve daha birçok kamu kurumunda örgütlenmiş, yandaşları ile koordineli ve planlı çalışmalarla laik kesimi hareket edemez hale getiriyor
f- AB üyeliğini ve terör sorununu bahane ederek, Cumhuriyetin temel niteliklerini değiştirmeye yönelik çabalarını, dış desteğin de etkisiyle devam ettiriyor.
• AKP Hükümetine, AB üyeliği kapsamında dış güçler tarafından sağlanan mali ve siyasal destek devam ederken, Ortadoğu ve Arap ülkeleri ile İslami gruplar tarafından sağlanan ekonomik destek artıyor.
• İktidar ve irtica yanlısı basın yayın organları her geçen gün cesaretlenip palazlanırken, muhalif basın, geçmişte yaptığı şahsi yanlışlıkların bedelini, görevini yapmayarak ve/veya yapamayarak ödemektedir.
• İrticai faaliyet gösteren vakıf ve dernekler ile yıkıcı bölücü unsurlar işbirliklerini alenen yapma pervasızlığını göstermekte ve bunun için AB süreci, birlik, kardeşlik, demokrasi gibi temaları kullanmakta.
• Buna karşın muhalefet partileri etkin, önleyici, alternatif oluşturan ve geniş halk kitlelerinde yankı bulan bir muhalefet sergileyememekte; basit, tutarsız, kişiliksiz, silik ve günü kurtarmaya yönelik muhalefet yaparak halkta giderek artan bir umutsuzluğa yol açmakta.
BALYOZ’UN DOST DURUMU
• (...) AKP içinde de harekatımıza, müzahir ve dost gruplar bulunmakta, ihtimaller karşısında yönetici elite yakın durmaktadırlar.
• Buna rağmen, şimdiye kadar içimizde barınmayanlar meclise taşınmıştır. (...) Bu nedenle anılan personelin, sadece TSK’dan değil, bütün kamu kurum ve kuruluşlarından derhal uzaklaştırılmaları bir zorunluluk haline geldi.
• TSK’daki dost ve müzahir unsurlar dışında kalan, özellikle yüksek rütbeli personel kontrol altında tutulmalı,
• TSK’nın her kademesine eleman temini konusunda referans uygulamasına (ÇYDD, ADD, Türkiye Gençlik Birliği vb.) devam edilerek azami koordinasyon sağlanmalı.
• TSK haricindeki dost unsurlar tarafından yapılacak ekonomik operasyonlar, basın yayın faaliyetleri ve sosyal sorumluluk projelerinin yakından takip edilmesine ve gerektiğinde koordinasyonun sağlanmasına,
• Aleyhe yapılan her türlü propaganda ve yasal düzenleme girişimlerinde muhalefet partileri ile koordineli fikir ve eylem birliği içerisinde hareketler sergilenecektir.
Önce itiraf etti sonra ‘darbeye karşıyım’ dedi
Çetin Doğan, t24.com.tr’ye yaptığı açıklamada Balyoz Planı’nı itiraf etti. “İç tehdit olarak değerlendirilen bölücü ve irticai gelişmeler EMASYA (emniyet ve asayiş) planları çerçevesinde elbette ele alınmıştır” diyen Çetin Doğan, söz konusu planların ‘cumhuriyeti koruma ve kollama görevinin gereği’ olduğunu’ savundu. Doğan’ın “TSK’lerinde her kademede mevcut planları gözden geçirmek üzere Harp oyunu, Plan Tatbikatı ve Seminerler yapılması doğal bir uygulamadır. Benim komutanlığım döneminde de bunlar yapıldı. (...) Planlar önceden İç tehdide karşı koruma görevi kapsamında TSK’nın her kademesinde elbette planları vardır. (...) İç tehdit sadece bölücü tehdidi değil, irticai tehdidi de kapsar. Bu kapsamda EMASYA (Emniyet ve Asayiş) planları seminerlerde elbette ele alınmıştır” dedi.
Çetin Doğan dün akşam katıldığı Star TV Ana Haber’de ise “Bu doğrudan doğruya hasta kimselerin benim şahsımda TSK’yı daha fazla sindirme, hareketsizleştirme, pasifize etme, aydın kesimi susturmasıdır. Darbe planlarına her zaman karşı olmuşumdur. 1960 ihtilali içine harbiyeli olarak katıldım. O zaman da plan yoktu. Daha sonra da haberim olmadı. Darbeler siyasete yükselmek isteyen insanların, iyi niyetli subay ve askerleri kullanıp kendi emellerine hizmet ettirmeleridir. İhtilallerin çare olmadığını hep söyledim” diye konuştu.
Darbe günlüklerindeki Çetin Doğan
Ergenekon tutuklusu Mustafa Balbay’ın günlüklerinde şu ifadeler yer alıyor: “Çetin Paşa, Aktüel’deki yazıyı okuduktan sonra demiş ki ameliyattan önce tabancam yan tarafımdaydı. Şimdi çapraz tutuştayım. O hazır, onunla ilgili gidişte bir sorun yok. By-pass ameliyatından önce İzmir’de ordu komutanlarıyla konuşmak, toplanmak üzere hazırlık yaptı. Orada yapacağı konuşmayı hazırladı. Bunu bilgi olsun diye Genkur’a (Hilmi Özkök) gönderdi. Yaşar Paşa (Yaşar Büyükanıt) bir üste iletmedi...”
ÇETİN DOĞAN ÇOK RAHATSIZ
Özden Örnek’in günlüğünden: 24 Şubat-02 Mart 2003: “27 Şubat günü sabahleyin Genkur denetlemesi için bölgeye gelen Tümg. Can Teller beni ziyarete geldi. Oldukça ilginç bir görüşme yaptık. Önceleri konuşmada çekingendi ama kendisini cesaretlendirdim ve konuşmaya başladı. Genelkurmay başkanın şahsına karşı bir tepki olduğunu, Çetin Doğan Paşa ile Hurşit Tolan paşanın çok rahatsız olduklarını ve kendi aralarında bir şeyler yaptığını benim de onlarla görüşmemi ima etti.
‘Türk ulusu üstün safsatasını yıkın’
General ve albay rütbesindeki Alevi komutanların katıldığı toplantının notları Üçüncü Ergenekon iddianamesinin 77. klasöründe yer aldı. İşte Doğan’a ait tüyler ürperten sözler:
• Her yerde ‘irtica var’ kampanyası başlatılsın. Sadece eşi kapalı olan, namaz kılan değil, yarın irticaya kaçması muhtemel herkesi yazın, şikayet edin.
• Din, bizim için, bizim için derken aklına ne gelirse gelsin, her şeyi kastediyorum, zararlıdır. Bizden olan birlik komutanları çokça eğlence düzenlenmeli. Dansöz, Rus revüsü ne bulursanız getirin. İçkiyi zorlayın. (...) Osmanlı hayranlığını kırın. Türklerin üstün bir ulus olduğu safsatasını yıkın.
• Güneydoğu’da bizimkiler postu deldirmesin.
PKK ile savaşanlara el altından şu mesajı gönderin: “Sakın ha ölmeyin, bırakın Atatürkçü olsa da Sünniler ölsün.”
12 Eylül modeli!
Balyoz Harekât Planı, Türkiye genelinde sıkıyönetim ilân edilmesi sonrasında yapılacak darbenin icraat yöntemini tarif ediyor ve 12 Eylül darbesinden önce hayata geçirilen Bayrak Harekât Planı’nın kopyası niteliğini taşıyor. Planın altında “Balyoz Sıkıyönetim Komutanı” unvanıyla imzası olan Orgeneral Doğan, Birinci Ordu Plan Semineri’ni kamuflaj olarak kullanmış. Balyoz Güvenlik Harekât Planı, ‘Olasılığı En Yüksek Tehlikeli Senaryo’ isimli jenerik bir plan şeklinde, ‘GİZLİ’ gizlilik derecesinde ve özel olarak seçilmiş, sınırlı sayıda personelin katılımıyla icra edilen 4-6 Mart 2003 tarihli Birinci Ordu Semineri’nde denenmiş ve müzakere edilmiş. Bu bilgiler 29 generalle 133 subayın katıldığı toplantı esnasında Çetirn Doğan’ın emriyle yapılan ses kayıt dosyalarına girmiş.
Kanlı eylem adım adım planlanmış
‘Vazife’ bölümünde “Darbe için elverişli koşulları oluşturmak maksadıyla, İstanbul Fatih Camii’nde G Günü S Saatinde tedhiş faaliyeti icra edilecektir” yazan Çarşaf Eylem Planı’nın “İcra” hükümleri şöyle:
• Keşif Emniyet Timi tarafından faaliyetten bir hafta ve bir gün önce Cuma namazı vaktinde yapılan keşif neticeleri Keşif Emniyet Tim Komutanı tarafından Ekip Liderine bildirilecek ve hedef bölgesindeki son değişikliklere göre faaliyet planı güncellenecektir.
• Faaliyetten bir saat önce bölgenin son keşfi yapılacak, faaliyeti etkileyebilecek herhangi bir husus varsa ivedi olarak Ekip Liderine bildirilecektir.
• Hedefte tahrip, cep telefonu düzenekli patlayıcı ile gerçekleştirilecek, patlayıcı madde ayrı bir ekip tarafından hazırlanacak ve faaliyetin icra tarihinden bir gün önce Taarruz Tim Komutanı tarafından teslim alınacak ve faaliyet zamanına kadar Tahrip Unsuru tarafından eğitim ve provaları yapılacaktır.
FARZ BİTİNCE PATLATILACAK
• Tahrip düzeneği (bomba) Cuma namazının farzının kılınmasını müteakip patlatılacaktır. Tahrip düzeneğini patlatacak Taaruz timi en geç S saatinde yerlerini almış olacaktır. Taarruz timi icra edeceği faaliyetin provasını bir gün önceden aynı saatte aynı mekânda yapacak.
• Saldırı günü sabah tüm hazırlıklar yapılmış ve malzemeler alınmış olarak hedef bölgesine hareket edilecek, araçlar tenha bir yerde park edilecek ve hedef bölgesine yaya olarak yaklaşılacaktır. Keşif Emniyet Timi hedefte son keşfini yapmasını müteakip Emniyet görevi için tertiplenecek Keşif Emniyet Timleri yerini alacak. Keşif Emniyet Timinin yerleşmesini müteakip Taarruz Timi yerini alacak.
PATLAMA KAMERAYA ALINACAK
• Tahrip düzeneği bir çanta içerisine yerleştirilmiş olarak Tahrip -A tarafından camii içerisinde caminin iç kısımlarındaki cemaate yakın ayakkabılığa bırakılacak kendisi de cami çıkışında kapıya yakın bir yerde yerini alacaktır. Keşif Emniyet Timi en geç saldırı saatinden 10 dakika, bombayı patlatacak Taarruz Timi en geç saldırıdan 5 dakika önce yerlerini almış olacak.
• Bomba Cuma namazının farzının kılınmasından sonra patlatılacak. Tahrip-A farzın kılınmasını müteakip süratle camiden çıkacak ve “Tahrip Hazır” işaretini verecek. Tahrip-A camiden çıktıktan sonra avluyu terk ederse bu “Tahrip Hazır”, camiden çıktıktan sonra avludaki şadırvanda ellerini yıkarsa “Tahrip İptal” işareti olacaktır.
• Tahrip -A’nın “Tahrip hazır işaretini” gören ve camii avlusunda bekleyen Tahrip-B, camii avlusundan çıkıp 300 m. kadar uzaklaştıktan sonra ilgili telefon numarasını arayarak tahribi gerçekleştirecektir. Tahrip timi patlamayı mütakip bölgeden süratle sıyrılacaktır.
• Patlama esnasında; Kayıt -A camii üst katından, Kayıt-B camii alt katından patlama ânını ve sonrasında oluşan panik havasını çekecek, patlama sonrası önce camii avlusunda toplanan ve sonra ana caddeye intikal ederek caddeyi kapatan öfkeli kalabalığın camii avlusunda toplanmasını ve caddedeki eylemleri de videoya alınacak. Bu görüntüler ivedi olarak internet üzerinden yayılacak.
CAMİ CEMAATİ PROVOKE EDİLECEK
• Patlamanın ardından oluşan kargaşadan da istifadeyle cami içerisindeki Tahrik timinden Tahrik-A bir kısım radikal Fatih esnafı içerisine sızdırılmış Tahrik-B ile irtibata geçecekr. Tahrik- A ve Tahrik-B irtibatlı bulundukları ve halkın içerisine sızmış bulunan provokatörleri harekete geçirecek. Böylece Cami cemaatinin, çoğunluğunu Fatihli esnafın oluşturduğu öfkeli radikal grupla ana cadde üzerinde birleşmesi sağlanacaktır. Yapılacak manipülasyonlarla öfkeli grubun yaşananları irticai söylemler ve sloganlar eşliğinde protesto etmesi sağlanacak. Bu olaylar da kameraya alınacak.
• Patlamanın ardından Tahrip Timi ve patlamayı kaydeden Kayıt Timi ayrı ayrı araçlarla bölgeden ayrılacak. Trafik sıkışık olursa bölge yaya olarak terkediyecek ve “emin ev”de buluşacaklar.
Sakallı ve cübbeliler Hava Müzesi’ni bassın
Türk Yıldızları’nın İstanbul’da birer gün ara ile iki gösteri yapması planlanan Balyoz’da, ilk gösterinin Kadıköy Meydanı’nda yapılması ve büyük bir kalabalığın katılmasının sağlanması, ikinci gösterinin ise Fatih’te Çarşamba semti üzerinde gerçekleştirilmesi amaçlanıyor. Planda “Gösterinin yapıldığı gece yarısı cübbeli, sarıklı ve çarşaflı gruplar ellerindeki yeşil bayrakları ve molotof kokteylleri ile Hava Müzesini basarak müzedeki uçakları tahrip etmeleri sağlanacaktır” deniliyor. Planda “3’üncü ve 8’ inci Ana Jet Üs Komutanlıkları başta olmak üzere tüm hava birlikleri nizamiyelerine şeriat isteyen gruplar tarafından saldırılar düzenlenmesi, mülki amirlerin izinleri beklenmeden olaylara müdahale edilecek geçici süreler ile hava birlikleri etrafındaki bölgelerde sokaklarda, caddelerde ve çevre yolu ve karayollarında güvenlik bölgeleri oluşturularak denetim sağlanacak, arama yapılacak, şüpheli olduğu gerekçesi ile bazı şahıslar belli süreler alıkonulacaktır. Şiddet gösterenlere şiddetle cevap verilecek gerekli durumlarda silah kullanmaktan çekinilmeyecektir” deniliyor.
Savaş jetimizi düşürelim
Sıkıyönetim ilan edilmesini sağlamak için hazırlanan ve ‘Gök Gürültüsü’ anlamına gelen Oraj Hava Harekât Planı’nda, Ege’de uluslararası kriz çıkarmak amacıyla gerekirse bir Türk jetinin düşürülmesi yer alıyor. Oraj Planı’nda “Emirle Ege uçuşları sırasında Yunan Hava Kuvvetlerine ait uçaklar taciz edilerek tahrik edilecek bir çatışma ortamı oluşturulacaktır. Mümkünse bir uçağımızın Yunan Hava Kuvvetleri tarafından düşürülmesi sağlanacak, bu gerçekleşmediği takdirde yeniden teşkilatlandırılan ÖZEL FİLO personelinden bir pilotun uygun zaman ve yerde kolundaki uçağa atış yapmak sureti ile kendi uçağımızın düşürülmesi sağlanacaktır. Uçağın, Yunan Hava Kuvvetleri tarafından düşürüldüğü yönünde medyada haberler yaptırılarak, AKP Hükümetinin bu konudaki acizliği ortaya konulacaktır” deniliyor.
TÜRK YILDIZLARI GÖSTERİ YAPSIN
Planda gerginliğin Trakya sınırında da artırılması, Deniz Kuvvetleri ile Ege Denizinde sürekli müşterek eğitim yapılması da yer alıyor. Planda yer alan bir diğer ayrıntı ise Türk Yıldızları üzerine kurulmuş. Planda “134 üncü Filo Komutanlığı (Türk Yıldızları) iki günde bir sanayi odaları, iş adamları, barolar vb. davetlisi olarak farklı şehirler üzerinde gösteriler yapacak, halkın TSK’ne duyduğu sempati pekiştirilecek, gösteriler sırasında halka ve özellikle de çocuklara hediyeler dağıtılacaktır” deniliyor.
SIKIYÖNETİM HERŞEYİ DÜZELTİR
Balyoz Planı’nda “Hükümetin sıkıyönetim ilan etmesi sağlanıncaya kadar faaliyetlere aralıksız devam edilecektir. Meclisin sıkıyönetim ilan etmesi için gerekli oy oranı yakalanamazsa, Ankara Ticaret Odası’nın (ATO) davetlisi olarak Ankara şehir merkezi üzerinde hava gösterileri yapılacak, TBMM’nin çalıştığı gün ve saatlerde meclis üzerinden çok alçak uçuşlar yapılmak sureti ile TSK’nin varlığı hissettirilecektir. Sıkıyönetim ilan edildikten sonra Ege ve Trakya’da faaliyetler tedricen azaltılacak ve gerilim ihtiyaç nispetinde düşürülecektir” deniliyor.
Oraj Planı Fırtına imzalı
“ÇOK GİZLİ” damgalı Şubat 2003 tarihli Oraj Hava Harekât Planı, dönemin Harp Akademileri Komutanı Hava Orgeneral İbrahim Fırtına’nın imzasını taşıyor. Gök gürültüsü anlamına gelen Oraj Planı “Türk Hava Kuvvetleri’nin Ege Denizi’ndeki uçuşlarının sayısının arttırılmasını” ve “Türk savaş uçaklarının Yunanistan tarafından engellendiğinin ve taciz edildiğinin gündeme getirilmesini” öngörüyor. İbrahim Fırtına, Ayışığı, Sarıkız, Yakamoz ve Eldiven isimli darbe planları nedeniyle Ergenekon savcıları tarafından yaklaşık 10 saat boyunca ‘şüpheli’ sıfatıyla sorgulanmıştı.