Ekonomi
  • 11.5.2002 14:36

DERVİŞ İÇİN DÖKTÜ : EN ÇOK TELEKOM KRİZİNDE BUNALDIM

KAYNAK : Haber Vitrini ANKARA/Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Derviş, en fazla bunaldığı anın Temmuz başındaki Telekom krizi olduğunu belirterek "Çünkü kamuoyuna anlatmakta çok zorluk çektim" dedi. İyimser ortamın oluşmasının birinci aşamasının Mayıs sonrasında yaşandığını, ikinci aşamanın ise Türk parasına güvenin geri gelmesi olduğunu anlatan Derviş, ''Bu dönemde sürekli Türkiye acaba iflas mı edecek korkusu kayboldu. Türk Lirası değerlenmeye başladı. Bu hem iç, hem dış yatırımcının beklentilerini yansıttı'' dedi. Türkiye'nin şu anda son 15 yılın en düşük enflasyonunu yaşadığını ifade eden Derviş, bunun bir çok ülkeye göre hala çok yüksek olduğunu dolayısıyla da 'enflasyonu yendik' şeklinde algılanmaması gerektiğini söyledi. Bu yıl ilk 3 ayda, geçen yılın aynı dönremine karşın yüzde 10 oranında bir üretim artışına dikkat çeken Derviş, bir çok önemli göstergenin Nisan'da da üretim artışının çok ciddi devam ettiğini gösterdiğini açıkladı. 2001'DEKİ AĞIR DARBENİN MALİYETİ ''2001'deki ağır darbenin maliyetini yavaş yavaş telafi etmeye başladık'' diyen Derviş, uygulanan ekonomik politikadaki en önemli hedefin bu kez sağlam adımlarla büyümeyi gerçekleştirmek olduğunu vurguladı. Yapay bir talep baskısı yaratarak, enflasyonist bir yola saparak büyümeyi hızlandırıp ondan sonra çöküşü de bu hızlanmayla birlikte hazırlamamak gerektiğine dikkat çeken Derviş, şöyle devam etti: ''1994'ten sonra öyle oldu. Reel faizler hiç düşmedi yüzde 30'ların üzerinde kaldı. Büyüme başladı. Kendi dinamiğine dayanarak başladı. Bence bu yıl yüzde 35'lik enflasyon ve yüzde 3'lük büyüme son derece olası bu iki hedefin birarada tutması Türkiye için çok sevindirici. Şu anda bazı iktisatçı arkadaşlarda biraz aşırı iyimserlik seziyorum. Bence dalgalanmalar olacak, çok doğrusal bir iyileşmeyi de beklemememiz lazım. Temkinli devam edersek, belki yüzde 35 enflasyon ve yüzde 3'lük büyümenin gerçekleşmesi son derece mümkün. Ondan sonra gelecek yıl bu temel üzerinde faizlerin enflasyonun giderek indiği bir ortamda yüzde 5-6'lık büyüme, yüzde 20'nin altında bir enflasyon gibi güzel bir netice elde etmek mümkün. Türkiye'nin siz gençler için de çok önemli olan istihdam sorununun çözümü için tabii ki yüzde 6-7 gibi bir hızla 10 yıl için krize uğramadan büyümesi lazım. İki yıl yüzde 7, ondan sonra eksi 6 olmayacak.'' ''TÜRKİYE KRİZE KARŞI BAĞIŞIKLIK KAZANDI'' Devlet Bakanı Kemal Derviş, Türkiye'nin krize karşı büyük bir bağışıklık kazanmış durumda olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti: ''Esnek kur bu konuda çok önemli. Esnek kur rejiminde olmayan ülkelerde ani kriz yaşamak zor. Kur bir şekilde sinyal veriyor ve daha da kötü duruma gelmesini engelliyor. Tabii size (hiçbir zaman kriz olmaz) diye söz veremem, çok kötü politakalar uygulanırsa, çok kötü bir ortama geçilirse veya dünyada çok büyük bir sorun olursa tabii ki bize yansıyabilir. Hep eskiyi düşünmemiz lazım. Yeni yapı oldukça güçlü. Bir takım sert tartışmalar olunca kur faizler oynadı fakat bir panik olmadı.'' Derviş, yeni ekonomik yapının, ekonomik yaşamı ve sivil toplumu siyasi kriz ve çalkantılara karşı korumak gibi çok önemli bir amacı bulunduğunu kaydederek, ''Öyle bir yapı oluşturmamız lazım ki siyaset siyaset olmalı ekonomi de ekonomi olmalı. Bu yapının bir kısmını Türk toplumu oluşturdu'' dedi. Kriz, devalüasyon, işsizlik ve istihdama ilişkin sorular üzerine Derviş, yapay bir şekilde kuru fikslemenin bir çok yerde büyük sorunlar yarattığını anlatarak, ''Dolayısıyla kuru, enflasyon dünya enflasyonunun çok üstendeyken serbest bırakmak dışında çok da fazla seçenek yok ama bu şu anlama gelmez. (İşleri açmak için kuru düşürelim. Kolay ihracat yapmak için ücretimizi dolar bazında düşürelim)... Kalkınmanın esas yolu verimliliği, kaliteyi artırıp iyi mal satmaktan geçiyor'' şeklinde konuştu. Devlet Bakanı Kemal Derviş, sürekli devalüasyonla işin içinden çıkılamayacağını vurguladı. TELEKOM KRİZİ Kemal Derviş bir öğrencinin ''Türkiye'ye geldikten sonra (Keşke bu işe hiç bulaşmasaydım) dediğiniz an oldu mu? Sizi en çok hangi olay zorda bıraktı?'' sorusu üzerine, şunları kaydetti: ''Bu zor bir soru ama şeffaf olmaya söz verdik. Sanırım en fazla bunaldığım an şu meşhur Temmuz başındaki Telekom kriziydi. Çünkü kamuoyuna anlatmakta çok zorluk çektim. Bununla ilgili önemli işler yapılıyordu, sonra yönetim kurulunda bir sorun çıktı. Burada (IMF, Telekom'un yönetim kuruluna nasıl karışıyor) gibi sorular sorulmaya başlandı. Bir an için sanki dışarıdan bir dayatmaya araç olan kişi durumuna düştüm kısmen. Bu noktada önemli bir konu var, yasaları Meclis'ten geçirebiliyorsun, kurumlar profesyonel yöneticelerle yöneticilecek, günlük siyasete bulaşmayacak, o kurumun ekonomik gücünü gözetleyecek. Bu kurumların başına veya içine sadece siyasal bağlantısı yüzünden insan gelirse bu insanlar bu kurullardaki işlevlerini yerine getirecek ehliyete deneyime sahip değilse o zaman bu yasalar ne işe yaradı. Dolayısıyla kişilere önem vermeyelim. Bu atamalara kimse karışmasın anlayışı aslında yeni modelin işlemesinde çok büyük bir engel teşkil edebilir. Dolayısıyla bu olayın, 'yabancılar bize dayatıyor, iç işlerimize karışıyor' şeklinde algılanması beni gerçekten çok üzdü. Yeni düzenin işlemesi için kurulların bağımsız özerk ve profesyonel bir şekilde işlemesi son derece önemli. Bu çok zor bir olaydır. Bazen bu tür olaylar oluyor. Belki de en çok üzüldüğüm olaylar bunlar.'' Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 16:50

İLGİLİ HABERLER