ERDOĞAN : "PARANIN DİNİ İMANI OLMAZ"
Erdoğan konuşmasında şunları söyledi:"Bizden önce iktidarda DSP-MHP-ANAP vardı. IMF'ye borçlandılar, 30 milyar dolar borç aldılar, bize 23.5 milyar dolar borçla devrettiler. 23.5 milyar dolar borcu biz nereye düşürdük biliyor musunuz? 5.5 milyar dolara düşürdük. Onlar borçlandı, biz ödedik. Onların pisliklerini biz temizliyoruz. Yolsuzlukların olduğu bir Türkiye'de bu olur mu, yolsuzlukların olduğu bir ülkede bu duble yollar olur mu?"
ÇOÇUKKEN 'UÇAN ARABAYA NE ZAMAN BİNECEĞİZ' DİYORDUM "
Evvelallah batıda ne varsa benim ülkemde de o olacak" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:"Artık havayolları kaymak takımının yolu olmaktan çıkıyor. Artık halkın yolu oluyor. Buralara durup dururken gelmedik. Demek ki vatandaşımın alım gücü de artıyor. Artık uçağa binebiliyor. Ben şöyle çocukluğumu hatırlıyorum. Biz, 'Bu uçan arabaya ne zaman bineceğiz' diyordum. Otobüslere İstanbul'dan Rize'ye gidiyorduk. Yollar Allah göstermesin iki otobüs yan yana gidemezdin, uçabilirsin, uçurum. Şimdi biz o Karadeniz'in yollarını evvelallah tamamen otoyol haline getirdik. Şimdi buralar aynen öyle. Benim insanım, medeniyetin bütün imkanlarından istifade edecek. George, David, Helga, Katerina istifade ediyor da benim Ayşe'm, Fatma'm, Ahmet'im, Mehmet'im, Alim, Hüseyin'im, Hasanım niye etmesin? Bunu yapacağız, beraberce yapacağız, yeter ki siz bizim arkamızda olun. Siz, bizim arkamızda olduğunuz sürece hiç endişeniz olmasın."
UZUN TELEFON KONUŞMASI
Erdoğan daha sonra Hatay'ın Dörtyol İlçesi'nde Türk-Rus ortaklığı ile inşaa edilen demir çelik fabrikasına geçti. Sadece davetli 2 bin 500 kişinin alındığı tören sırasında Başbakan Erdoğan'ın, uzun süre cep telefonu ile konuşması dikkat çekti. Ağırlıklı olarak karşı tarafı dinlediği gözlenen Erdoğan, yanına Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'i çağırdı. Erdoğan'ın yanındaki koltukta oturan Hatay Valisi Celalettin Lekesiz ile yer değiştiren Bakan Çiçek, telefon açıkken Başbakan ile bir süre değerlendirme yaptı. Ardından Erdoğan telefonla konuşmaya devam etti. Konuşmanın tamamlanmasının ardından kürsüye gelen Erdoğan, tesisin özelliklerinden bahsetti.
EN BÜYÜK YABANCI SERMAYE
Tesisin özel sektör tarafından demir çelik alanında Türkiye'de yapılmış en büyük yabancı sermaye niteliğini taşıdığını ifade eden Erdoğan şöyle konuştu:"2.5 milyon ton üretim kapasitesine sahip bu tesiste diğer ilave tesisler tamamlandığında 2 bin 500 kişi istihdam edilecek. Bu benim sevincimi çok daha fazla arttırdı. 1 milyar dolar döviz getirisine sahip tesisten söz ederken aslında 7 fabrika ve limandan oluşan kompleksi konuşuyoruz. 10 milyon elleçleme kapasitesine sahip liman görüyoruz.Sadece fabrikanın ihtiyaçlarını görmekle kalmayacak bölgedeki yatırımcılara da hizmet verecek. Bu tesis Türkiye'nin en önemli sorunlarından olan dış ticaret açığımızın kapanmasında ve istihdam konusunda önemli ve örnek yatırım. Her alanda olduğu gibi Türkiye'nin demir çelik üretiminde de dünyanın iddialı ülkeleri arasına olmasını istiyorum. Otomobil sektöründe 17 milyar dolar ihracatı yakaladık. Demir çelik ikinci sırada 15 milyar dolarla, bu gidişle demir çelik ile otomotiv ihracatı yarışır hale gelecek. Burada istihdam edilenlerin meslek lisesi mezunu olması ayrı bir önem gösteriyor. Meslek liselerindeki haklılığımızı gösteriyor. Meslek lisesinde yüzde 70'lik oranını yakalamamız lazım ama tam tersi. Burada düz liseden çok çok meslek lisesi muzunu var.
"PARANIN DİNİ İMANI OLMAZ"
Türkiye'yi dünyanın ekonomide en gelişmiş 10 ülkesi arasında sokma kararlılıklarının devam ettiğini de belirten Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:"Biz Türkiye'nin güçlendirilmesi zenginleştirilmesi yolunda yürürken dışarıdaki imkanlardan da yararlanmayı ilke olarak benimsedik. Geçtiğimiz yıllardaki gibi sermayeyi renklerine, bölgesine, coğrafyasına bölme yarışına son verdik. Zira paranın dini, imanı, vatanı olmaz para paradır. Para adeta civa gibidir, kendine uygun nereyi bulursa oraya akar. İşte Türkiye paranın aktığı ve akacağı en istikrarlı ülke haline gelmiştir. İşte bunu başardık.
Bu ülke ve millete katkı sağlayacak her sermayedara kapımızı gönlümüzü açtık. İhracatımızı 36 milyar dolardan 114 milyar dolara çıkarttık. Ekonomideki geniş vizyonumuz sayesinde Türkiye'nin 225 en büyük müteahhitlik firması arasında 8 firmamız varken geçen yıl itibarıyla 225 firma arasında 36 firmamızla ikinci sıraya yükseldik.
Turist sayısı 13 milyondan 28 milyonun üzerine çıttı. Bu yaklaşımla turizmde dünyanın 17'inci ülkesi iken 7'inci ülkesi haline geldik. Yaptıklarımızın hepsi önemli ama Türkiye'nin potansiyelini tam olarak hayata geçiremediğimiz söyleyebilirim."Artık katma değeri yüksek alanlara yönelmeli gerektiğinin altını çizen Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Otomobil üretmenin yanı sıra tasarlayan, bilgisayar üretmenin yanı sıra yeni teknolojiler geliştirmeliyiz. Bu nedenle eğitim faaliyetlerine çok önem veriyoruz. Türkiye'yi her alanda küresel güç haline getirecek tohumları attık, fidanları diktik. Bu tohumların fidanların serpilip düşünceye, teşebbüse, üretime dönüşmesini beliyoruz. Bu süreci hızlandırmak için demokrasinden hukuka dış politikadan ekonomiye kadar reformlar yapıyoruz. Bize uzanan hiç bir eli boş çevirmiyoruz. Üretime ve istihdama yönelik hiç bir girişimden desteğimiz esirgemedik. Biz Türkiye'yi bir bütün olarak kalkındırmak geliştirmek büyütmek istiyoruz. Girişimcilerden sadece belirli bölgelere yoğunlaşmamalarını yatırımların ülke geneline yaymalarını bekliyoruz. Bir şey daha bekliyorum, demokratik, laik, sosyal ve hukuk devleti içinde sosyal girişimlerini öneriyorum. Bu doğrultuda geri kalmış bölgelerimizi güçlendirelim."Erdoğan, konuşmasının ardından kurdeleyi kesip, tesisleri gezdi. Erdoğan, daha sonra basına kapalı olarak İskenderun Demir Çelik Fabrikaları'nı ziyaret etti.