Gündem
  • 9.3.2026 19:30

Erdoğan : Uyarılara rağmen yanlış adımlar atılıyor. İran'a gerekli ikazlar yapıldı

Kabine Toplantısı'nın ardından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran'dan ateşlenen ve NATO tarafından vurularak parçaları Gaziantep'e düşürülen füze ile ilgili "Uyarılara rağmen yanlış adımlar atılıyor. İran'a gerekli ikazlar yapıldı." dedi. Erdoğan ayrıca "Her türlü saldırıyı püskürtecek kudrete sahibiz. Tüm kurumlarımız teyakkuzda" ifadelerini kullandı.

Özellikle İran krizi ve bölgemizdeki yansımalarını ele aldık.

Geniş bir yelpazede bu krizin etkilerini değerlendirdik.

Çatışmaların uzaması ve yayılması ya da kontrolden çıkması dahil senaryoları analiz ettik.

Hükümet olarak 28 Şubat'tan beri tüm birimlerimiz ile teyakkuz halindeyiz ve tüm birimlerimizi seferber etmiş halindeyiz.

ÖZGÜR ÖZEL'İN SÖZLERİNE TEPKİ

Kriz yönetiminde deneyim sahibi kadrolarımızla tüm gelişmeleri takip ediyor, hiç bir ihtimali göz ardı etmiyoruz.

Tedbiri bir an olsun elden bırakmıyoruz.

Hedefimiz öncelikle ülkemizi bu yangından uzakta tutmaktır.

Türkiye'nin güvenliğini ve 86 milyonun huzurunu temin etmek bu süreçte en büyük hassasiyetimizdir. tek bir insanımızın bile kılına zarar gelmesini istemiyoruz.

Ateşe benzin dökenlere rağmen biz ateşe su taşıyor, yangını daha fazla büyümeden kontrol altına almanın ve söndürmenin samimi mücadelesini veriyoruz.

Bu mücadele içinde ana muhalefetin başındaki zatın kimsenin önemsemediği, hatta kendi seçmeninin bile umursamadığı sözlerini ibretle takip ediyoruz.

Füzelerin uçuştuğu, en küçük hatanın büyük sorunlalar yol açacağı böyle bir süreçte bize sataşan ve prim kazanmaya çalışan bu zatı aziz milletimize havale ediyorum.

BU HASTALIKLI BİR YAKLAŞIM

Türkiye'nin ana muhalefeti bile olsa bu söylem düzeyi ile muhatap olmak bizlere ağır geliyor.

Öyle şeyler söylüyor ki, milletimize saygımız gereği bazen cevap vermek zorunda kalıyoruz.

Ana muhalefetin elle tutulur bir dış politika vizyonu, kriz yönetimi yok.

Bu hastalıklı bir yaklaşımdır.

Avrupa'dan Asya'ya Türkiye'nin izlediği politikadan övgü ile bahsediyor.

Milletlimiz, kabinemizin nasıl ince bir siyaset izlediğini anlıyor.

Fakat ana muhalefetin başındaki zat açıklamalarla Türkiye Cumhuriyeti'ni içler acısı bir durumda olmakla suçluyor.

NE DEVLETİMİZ NE DE HÜKÜMETİMİZ ASLA BİR ACZİYET İÇİNDE DEĞİLDİR

Aziz milletim, şunu hem ülkemize yan gözle bakanlar hem de herkes çok iyi bilmelidir: Ne devletimiz ne de hükümetimiz asla ve asla bir acziyet içinde değildir.

Türkiye Cumhuriyeti, diplomasi, savunma ve istihbarat başta olmak üzere her alanda güçlüdür, muktedirdir.

Her türlü saldırıyı püskürtecek ve bekasına uzanacak kirli elleri kıracak kapasiteye ve kudrete hamdolsun sahiptir.

Ortada durumu içler acısı olan tek kişi ve yapı vardır.

O da Türkiye’nin ana muhalefet partisi olmayı bir türlü başaramayan bu şahıs ve yoldaşlarıdır.

'İktidarda değilsek sorumlu değiliz' tavrı yanlış ve bencilce bir tutumdur.

Düne kadar 'Balıklar ürküyor' diyerek füze testlerini eleştiren bir ufuksuzluktan başka bir türlü davranmasını beklemiyoruz.

Düne kadar 5 dakikalık görüşme için muhataplarına yalvaran, batılı ülkelere sizin çıkarlarınızı en iyi biz koruruz diyen bir kifayetsizlikten başka türlü hareket etmesini beklemeyiz.

Gözden kaçmasın Savaşın görünmeyen ‘cephesi’: Körfez’de ‘elektronik’ kaos! ‘Gördüğümüz bu tablo son derece tehlikeli’ Haberi Görüntüle Yine de 86 milyonun emanetini taşıyan bir Cumhurbaşkanı olarak tüm kötü sicillerine rağmen bunlara bu çağrıyı yapmak istiyorum: Kendi siyasi ikbalini, mensubu olduğu milletin istikbalinin önünde tutanlar ne bizim ne de milletin nezdinde asla itibar göremezler.

Gün abuk sabuk söylemlerle siyasette yelkenleri şişirme, ona buna sataşma günü değildir.

Gün sorumluluk bilinci ile hareket etme, bölgemiz en azından bu tehlikeyi atlatana kadar biraz daha sorumlu davranma günüdür.

Gelin siyasi fırsatçığı bir yana bırakın ve bu hassas dönemde Ankara merkezli siyaset yapmayı deneyin.

Hükümetimizin Türkiye’yi etrafını kuşatan bu ateşten koruma çabalarına destek olmuyorsanız, en azından köstek olmayın.

TÜRKİYE BARIŞIN VE İSTİKRARIN TARAFINDADIR

Şu gerçeği de bir kez daha kendisine hatırlatmakta fayda görüyorum: Türkiye; tıpkı 5. yılına giren Rusya-Ukrayna savaşında olduğu gibi, 13,5 yıl boyunca devam eden Suriye iç ihtilafında olduğu gibi, İsrail’in Gazze’ye yönelik soykırım ve katliamlarında olduğu gibi, İran krizinde de hakkın, adaletin, uluslararası hukukun, barışın ve istikrarın tarafındadır.

Çatışmaların diyalog yoluyla çözülmesinden yanadır.

İlk günden itibaren yoğun bir diplomasi trafiği içindeyiz.

Daha fazla büyümeden krize bir çıkış yolu bulabilmek amacıyla şimdiye kadar 16 liderle görüşmemiz oldu.

Dışişleri Bakanımız aynı şekilde 50’nin üzerinde telefon görüşmesi yaptı.

Milli Savunma Bakanımız, Genelkurmay Başkanımız, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanımız ve diğer yetkililerimiz muhataplarıyla sürekli temas halindeler.

Başta Hazine ve Maliye, Enerji, Ulaştırma ve Tarım olmak üzere ilgili bakanlarımız da kendi görev alanlarıyla ilgili konuları hassasiyetle takip ediyor.

Konuşmamın başında da ifade ettiğim gibi hiçbir şeyi şansa bırakmıyoruz.

Krizin özellikle ekonomik etkilerini asgari düzeyde tutmak için dinamik bir süreç yönetimiyle gerekli tedbirleri alıyoruz.

Burada 28 Şubat’tan bu yana neler yaptığımızı hatırlatmak istiyorum.

Bölgemizde yaşanan çatışmalar bir çok başlıkta belirsizlikler oluşturuyor.

Bu tür kaotik durumlar hazırlıksız ekonomiler için bir tehdit, hazırlıklı olanlar içinse yönetilebilir süreçlerdir.

Biz belirsizliği yönetebilme kabiliyetine ait ülkeler arasında yer alıyoruz.

"TÜRKİYE'NİN YERİ VE TAVRI BELLİDİR"

4 Mart'ta İran'dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasına geçtikten sonra ülkemize yöneltildiği tespit edilen füze NATO tarafından etkisiz hale getirildi. Samimi uyarılarımıza rağmen Türkiye'nin dostluğunu zora sokacak, son derece yanlış ve provokatif adımlar atılmaya devam ediyor. Milletimizin kalbinde ve zihninde derin yaralar açacak bin yıllık komşuluk ve kardeşlik hukukumuza gölge düşürecek hesabın içine girilmemelidir. Türkiye'nin yeri ve tavrı bellidir. Ateşin daha fazla yayılmaması ve kan dökülmemesi için gösterdiği çabalar ortadadır. Bugünkü hadise bağlamında yanlışta ısrar ve inat edilmemesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyorum. Gelişmeleri NATO ve diğer müttefiklerimizle eşgüdüm içinde takip edecek, güvenliğimizi tahkim edecek ilave önlemleri almayı sürdüreceğiz.

“6 ADET F-16 SAVAŞ UÇAĞIMIZI KKTC’YE KONUŞLANDIRDIK”

KKTC savunmasının artırılmasına yönelik 6 adet F-16 savaş uçağımızı ve hava savunma sistemlerini adaya konuşlandırdık.  İki devlet tek millet şiarıyla hareket ettiğimiz can Azerbaycan başta olmak üzere bölgedeki kardeş ülkelerle de dayanışma halindeyiz. Aynı şekilde bölgedeki terör unsurlarının faaliyetlerini an be an izliyoruz. 

Terörsüz Türkiye sürecini sekteye uğratacak, bölgemizin huzuru ve istikbaline darbe vuracak her türlü senaryonun karşısında en güçlü şekilde olduğumuzu bir kez daha vurguluyorum. Kimse yanlış hesap yapmamalı. Siyonist katliam şebekesinin kardeşi kardeşi kırdırma tuzağına düşülmemelidir. Irak Kürt bölgesinde kardeşlerimizin yaptığı açıklamaları memnuniyetken karşılıyoruz. Muhalefetin sık sık istismar ettiği bir başka konu. Hudut güvenliği. Sınır hattında bir hareketlilik yok. 

“KARANLIK SENARYOLARIN HİÇBİRİ İŞE YARAMAYACAK”

Türkiye artık eski Türkiye değildir. Herkes hesabını kitabını buna göre yapmalıdır. Malum çevreler tarafından körüklenen kampanyalara rağmen Türkiye Yüzyılı rotamızda emin adımlarla yürüyoruz. Karanlık mahfillerde yazılan karanlık senaryoların hiçbiri işe yaramayacak. 

Dili dualı bu millete tuzak kuranların hevesleri kursağında kalacak. Bugüne kadar her yolu denediler ve tüm maşalarını üzerimize saldılar.  Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyor. Kabine toplantımızın ve aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bir kez daha sizleri saygıyla selamlıyor, Allah'a emanet ediyorum. 

Güncellenme Tarihi : 9.3.2026 19:38

İLGİLİ HABERLER