FINANCIAL TIMES: ''ERDOĞAN, MECLİS'TEN ASKER GÖNDERME KONUSUNDA ONAY ALAMAYACAĞI ENDİŞESİ TAŞIYOR''
LONDRA - Financial Times gazetesi, Irak'a asker gönderme konusunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kararlılığının zayıfladığını yazdı. İngiltere'de iktidardaki İşçi Partisi'nin yıllık kongresi gazetelerin birçok sayfasını işgal etti.
Dün Maliye Bakanı Gordon Brown'ın yaptığı ve epey yankı uyandıran konuşma bazı gazetelerde, ''Başbakanlık yolundaki ilk kıpırtıların işareti'' olarak değerlendirildi ancak partinin lider değişimini bu aşamada düşünmediği yolunda genel kanı dikkat çekti.
Financial Times'ta bugün yer alan Türkiye'ye ilişkin haberdeki 2 imzadan biri, İstanbul'dan gazeteci Metin Münir'e ait. Haberde üst düzeyde bir Türk yetkilinin şu sözleri aktarıldı:
''Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Irak'a asker gönderme kararlılığı, Amerika'nın Irak'taki ayrılıkçı Kürtlere karşı harekete geçme konusunda sağlam güvenceler vermemesi yüzünden zayıflıyor.''
Bu yetkilinin ismi verilmiyor. Irak'taki Amerikan güçlerinin PKK/KADEK militanlarına karşı harekete geçmesini, Türk hükümetinin asker gönderme koşulu olarak ısrarla savunduğu vurgulandı. Haberde Kürt militanlarla mücadele dışındaki faktörlerden de söz edildi. Yine ismi verilmeyen yorumcuların, Başbakan Erdoğan'ın, Meclis'ten asker gönderme konusunda onay alamayacağı endişesi taşıdığını söyledikleri bildirildi. Haberde bir Batılı diplomatın da şu değerlendirmesi aktarıldı:
''Meclis'ten karar çıkaracağından emin değil. Bir kere mağlup oldu, ikinci mağlubiyet riskini üstlenemez. Türk birliklerinin hangi koşullarda görev yapacağına dair Amerikalılarla bir anlaşmaya da varılmış değil.''
Financial Times'ın haberinde, Amerika'nın 8.5 milyar dolarlık kredi paketinin Irak konusunda Washington'la işbirliği şartına dayandığı hatırlatıldı. Habere göre ancak Ankara'daki Amerikan Büyükelçiliği yetkilileri, asker gönderme koşulunun buna dahil olmadığını söyledi.
Habere göre, yine de, bir Türk gazetesinin ele geçirdiğini söylediği belgeye göre, Irak konusunda Amerika ile işbirliği koşuluna dahil olan bir başka unsur ortaya atıldı. Bunun da Türkiye'nin tek yanlı bir kararla Irak'a müdahale etmeyeceği vaadi olduğu belirtildi.
PAPA'NIN SEÇİMİ
Papa II. John Paul'ün 31 yeni kardinal tayini Almanya ve İngiltere'de gazetelerin yorumlarına konu oldu. Almanya'da Der Tagesspiegel, Almanya'dan yeni kardinal atanmamasına dikkat çekti. Amerika Birleşik Devletleri ve Almanya'daki Katolik kiliselerinin, Vatikan tarafından en sorunlu şubeler olarak görüldüğünü aktaran gazete, ''Amerika ve Almanya'da katoliklik, muhafazakarların bakış açısına göre iyice Protestanlığa yaklaşmış durumda'' yorumunda bulundu.
Gazeteye göre üçüncü dünyadaki katoliklik, nisbeten daha muhafazakar. Tayin edilen yeni kardinallerin kökenlerinin de bunu yansıttığını belirten Alman gazetesi, yeni Papa belirlenirken bu muhafazakar eğilimin gözükeceği görüşünü savundu.
İngiltere'de Times, yeni kardinallerin çoğunun muhafazakar olduğunu, ama İskoçya'dan liberal bir din adamının da tayin edilenler arasında bulunduğunu kaydetti. Yeni kardinallerin ilanı normalde Şubat 2004'te olacakken Papa bunu önümüzdeki aya çekti. Kardinaller yeni göreve 21 Ekim'deki törenle başlarken, Papa, görevdeki 25. yıldönümünü kutlamış olacak.
Yine Times'ın bildirdiğine göre, yeni kardinallerin kırmızı cüppe ve takkelerini başlarına geçirmesiyle birlikte yeni Papa'nın kim olacağı tartışmaları başlayacak. Şimdiye kadar Papa'nın yerine geçebileceği sanılan adayların çoğunun öldüğü, diğerlerinin de neredeyse onun kadar yaşlandığı anlatılıyor. Artık yeni adaylara fırsat doğacağı vurgulandı.
SCHRÖDER'İN REFORM SANCILARI
Almanya'da sağlık reformu konusundaki parlamento oylamasına dair tartışmalar sürüyor. Sosyal demokratlardan 6 milletvekili, hükümet girişiminin aleyhinde oy kullanarak tartışmaları başlatmıştı. Berliner Zeitung, Almanya Başbakan Gerhard Schröder'in partiyi umursamadığını ileri sürdü. Gazete, oylamadaki isyan, hükümetin, istikametsiz kaldığının bir işareti olduğunu yazdı.
Gazete, hükümetin teklifleri, yasa tasarıları, propagandalarında Sosyal Demokrat kıvılcımın görülmediğini yazdı. Gazete, Başbakan'ın yaklaşımının, pragmatik diye de nitelendirilemeyeceğini vurguladıktan sonra, ''Bu hükümetin hala hükümette kalmasının tek sebebi, bedeli ne olursa olsun hükümette kalma arzusudur'' dedi.
Frankfurter Runsdschau, Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer ile tamamen iç politika meselelerine dair bir mülakat yaptı. Bakan, koalisyon hükümetinin uygulamalarını savundu. Fischer, ''Ben de bu önlemlerin bazılarının gerekmemesini dilerdim ama gerekiyor'' dedi. Alman Dışişleri Bakanı'nın ayrıca, Hıristiyan Demokratlarla Hür Demokrat Parti'nin iktidar olmaları halinde doğabilecek sorunlara karşı da uyarıda bulunduğu bildirildi.
Fischer, ''Bu reformları Kızıl-Yeşil koalisyonu yapmasaydı, alternatif bir koalisyon hükümetinin yapacağı değişikliklerde çok daha az sosyal boyut olacaktı'' dedi.
FRANSIZLARIN AB SORGUSU
Le Monde'un baş sayfası, Avrupa Birliği'ni savunan Fransızların dağıldığını bildirdi. Habere göre, Avrupa taraftarları, Başbakan Jean-Pierre Raffarin'in Avrupa konusundaki son açıklamalarının felaket düzeyinde sonuçlar doğurabileceğinden korkuyor.
Çünkü, Avrupa anayasası konusunda Fransa'nın referanduma gitmesinin, anayasanın reddedilmesi sonucunu doğurabileceğinden korkuyorlar. Le Monde, başyazısında, Avrupa'nın Fransa'da gördüğü desteğin giderek azaldığına dikkat çekti.
Kısmen açık olmaması, karmaşık bir mekanizması olması sebebiyle, Avrupa'nın bir hayal kırıklığına dönüştüğünü belirtti. Le Monde, yine de uyararak Avrupa projesinin para politikaları, diplomasi ve ticarette getirdiği faydaların küçük görülmesinin yanlış olacağını belirtti.
Fransız gazetesi, ulusal egemenlik taraftarları dahil olmak üzere Avrupa'yı eleştirenlerin, bir şeyi itiraf etmesi gerektiğini vurguladı. Gazete bu itirafın, ''Avrupa yapısı dışında kalmış bir Fransa'nın kötü bir devlet olacağı'' olduğunu yazdı.
AIR FRANCE-KLM EVLİLİĞİ
Avrupa'nın iki havayolu şirketi, Hollanda'dan KLM, Fransa'dan Air France arasında birleşme kararı gazetelerin kıta Avrupası'nda ilgi gösterdiği bir konu oldu. Fransa'dan Liberation, KLM'nin çok borcu olduğunu, birleşme sonrasında muhtemelen işçi çıkarmaya başvurulacağını belirttikten sonra yine de Air France'ın bu adımı atmak zorunda olduğunu kaydetti.
Liberation, ''Dünya havacılık sektörünün son on yılda görülmemiş düzeyde şirket birleşmelerine sahne olduğu göz önüne alınınca, bu akımın kurbanı olmamak için trendin ön safında yer almak zorundasınız'' dedi.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 20:45