Ahbap Derneği'ne yönelik soruşturmada tutuklanan satın alma müdürü Deniz Şimşek'in savcılığa gönderdiği dilekçe ortaya çıktı. "İtiraf" niteliğindeki beyanlarında Şimşek, kitaptan mamaya, gıdadan taşımacılığa kadar birçok alımda usulsüzlük yapıldığını öne sürdü. Şimşek ayrıca Haluk Levent'in kendisine dernek içerisinden bazı bilgilerin dışarıya sızdırıldığını, yarın bir sorun olursa İsviçre’ye kaçacağını söylediğini öne sürdü.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ahbap Derneği'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan satın alma müdürü Deniz Şimşek'in "itiraf" niteliğindeki ifadesi ortaya çıktı. Şimşek'in savcılığa gönderdiği dilekçede yer alan iddialar, derneğin çeşitli alımlarına ilişkin usulsüzlük iddialarını gündeme taşıdı.
DENİZ ŞİMŞEK KİM?
Deprem öncesinde taksi şoförlüğü yaptığını söyleyen Deniz Şimşek, depremin ardından Ahbap Derneği'nin ilanına başvurarak 21 Mart 2023'te satın alma sorumlusu olarak göreve başladığını anlattı. Şimşek, 30 Temmuz'da gözaltına alınmasının ardından tutuklanmıştı.
DİLEKÇEDEKİ İDDİALAR
Şimşek, Ahbap'ın deposunda halihazırda bulunan, eski ve müfredat dışı kitaplar için 80 milyon TL ödendiğini, kurulması planlanan konteynerlerin ise hiç kurulmadığını öne sürdü. İfadede 3 bin ton küçükbaş, büyükbaş, kedi ve köpek yemi için ise 30 milyon TL ödendiği iddia edildi. Şimşek ifadesinde bu alımın miktarı için "petshop'tan bu kadar yüklü alım yapılması abesle iştigaldir" dedi.
Deniz Şimşek, toplam 430 ton kahvaltılık ürün için 230 milyon TL harcandığını, ancak sevk irsaliyelerinde belirtilen ürünlerle depoya giren malzemeler arasında ciddi farklar tespit edildiğini, 6 adet "Bilim TIR" dorsesi için 160 milyon TL ödendiğini, ayrıca bu araçlar için 12 milyon TL'lik bakım faturası kesilmesine rağmen söz konusu bakımın yapılmadığının ortaya çıktığını iddia etti.
HALUK LEVENT "İSVİÇREYE KAÇARIM" DEMİŞ
Şimşek ayrıca Haluk Levent'e ilişkin de bazı iddialarda bulundu. İfadede Haluk Levent'in İsviçre'ye gitmekten söz ettiği, yasadışı faaliyetleri gizlemek amacıyla uzaktan çalışma düzeni getirildiği ve bazı sanatçıların yönlendirildiği iddia edildi.
İŞTE O İFADENİN TAMAMI
Hürriyet'in haberine göre Deniz Şimşek'in ifadesi şöyle:
"Dernek deprem bölgesinde konteyner kırtasiyeler kurarak kırtasiye malzemeleri dağıtacaktı. (…) adlı şirketin ilk teklifi 66 milyondu. Teklifi inceledim, (yönetime) fiyatların çok yüksek olduğunu, kalemlerin kimisinde 2 kat, kimisinde 5 kata kadar makas olduğunu söyledim. Teklif birkaç gün sonra 44 milyon TL olarak geri geldi. Daha sonra deprem bölgesindeki arkadaşlar arayıp depolara kitap geldiğini söyledi. Çeşit çeşit kitaplar TIR’larla gönderilmişti. Arayanlara haberimin olmadığını söyledim. Sorunca, kitapların 80 milyon bedelle (ilk teklifi yapan) firmadan alındığını söylediler. (Şirketin sahibi) A.A. adlı işadamını dernekte sürekli görüyordum. (Dernek yöneticisi) Hüseyin Küçük’ün ortağı olduğu söyleniyordu. Sonradan araştırdığım ve öğrendiğim kadarıyla bahsedilen kitaplar yayınevinin deposunda kalan, kimisi eski, kimisi tedavülden kalkmış daha doğrusu müfredat dışı konuları içeren kitaplarmış. Deprem bölgesinde (kırtasiye için) konteynerler kurulmadı.
3 BİN TON KALİTESİZ YEM İÇİN 30 MİLYON TL ÖDENDİ
Bir başka konu İzmir’den 30 milyon TL bedelli 1500 ton küçükbaş hayvan yemi, 1500 ton büyükbaş hayvan yemi, 750 kilo kedi maması, 750 kilo köpek maması satın alımı konusudur. Bu konu bana geldiğinde satın alım zaten gerçekleşmiş ve ödeme yapılmıştı. Kafamda bunu oturtamadım. Miktarlar çok fazlaydı. Bir petshop’tan alınıyordu. Normal değildi. Zaten daha sonra da bu yemlerin çiftçiler tarafından çok beğenilmediğini ve hayvanların bu yemleri yemediğini, çok kötü kalitede yemler olduğunu duydum. Ayrıca bu miktarların dağıtımı için neredeyse 100 adet TIR gerekir. Böyle bir lojistiğimiz de yoktu. Ayrıca petshop’tan bu kadar yüklü bir alım yapılması abesle iştigaldir.
İRSALİYE İLE GİDEN MALZEME ARASINDA BÜYÜK FARK
Haluk Levent bana bizzat deprem bölgesinde fazlasıyla gıda ve özellikle kahvaltılık ihtiyacı olduğunu, kahvaltılık sepeti satın alma işi olacağını söyledi. İlk satın alımımız 30 milyon TL bedelliydi. Satın alımın (…) şirketinden yapılacağını söyledi. Kahvaltılık ürün satın alımını bir firmadan 430 ton şeklinde 4 veya 5 seferde toplamda 230 milyon TL bedelle gerçekleştirdik. Daha sonra bu ürünlerle ilgili Hatay’dan arandım. Üç TIR geldiğini, sevk irsaliyeleriyle malzemeler arasında büyük fark olduğunu ve bunu tutanağa geçtiklerini söylediler. Şirket ürünleri tam gönderdiğini ancak şoförlerin çaldığını iddia etti. Haluk Levent bana onların da mağdur olduklarını söyledi. Haluk Levent bu olayın üzerine bana, ‘Denizcim biz Murat beylerden 50 milyon TL’lik bir satın alım daha yapalım’ dedi. Şirkete güvenmediğim için oradaki depocu arkadaşları uyardım. Ürünlerden bazılarını teste götürmelerini istedim. Antep’deki depocu bana kendisinin de gıdacı olduğunu, gelen salamların teste sokulmasına gerek bile kalmadığını çünkü dana salama hiç benzemediğini söylemişti. Dolayısıyla ürünler satın alındığından daha az ve kalitesiz bir şekilde teslim edilmiştir. Gıda kolilerinde genel olarak sorun olduğunu düşünüyorum. Genelde 2 kat fiyatına satın alınmıştır.
"VERİLEN ÜCRET ASTRONOMİK"
6 adet ‘Bilim TIR’ dorsesi satın alınmıştı. Haluk Levent’in depremden önce iletişimde olduğu bir şirketti. Yaklaşık 160 milyon TL ödendiğini biliyorum. Ancak sözleşmede dorselerin resmi olarak şirket adına olacağı yalnızca üstünün derneğe ait olacağı yazılı diye biliyorum. Bu durumda verilen ücret astronomik kalıyor. Dorse üzerinde bir alan yaratılıyor ve teknolojik aletlerle bir etkinlik düzenleniyor. Verilen herhangi bir ürün yoktur. Muhasebede TIR’ların bakımı için 10 milyon TL + KDV 12 milyon TL bedelli bakım faturası gördüm. İlgili arkadaşı aradığımda bana herhangi bir bakım yapılmadığını söyledi. Ben bu konuyu Haluk Levent ile bizzat konuştum. Bana aynen şöyle söyledi “Denizcim, biliyorsun bu TIR’lar zaten (satın alınan … şirkete) ait ve onlara gidecek’ dedi. Daha sonra TIR’lar Ankara’ya şirkete gitmiş oldu. Yapılan harcamanın anlamsız olduğunun sahadaki çalışanlar dahil olmak üzere herkes farkındaydı.
"BANA 'YARIN BİR SORUN OLURSA İSVİÇRE'YE KAÇARIM' DEDİ"
Haluk Levent dernekte beni en üst katta bulunan ve uyumak için kullandığı odaya çağırdı, baş başa görüştük. Dernek içerisinden bazı bilgilerin dışarıya sızdırıldığını, yarın bir sorun olursa kendisinin İsviçre’ye kaçacağını söyledi. Ben de şaşırdım. ‘Yaptığımız yasadışı bir şey değil, neden kaçalım?’ dedim. Daha sonra benden evrakları olabildiğince gizlediler. Beni dışladılar. Adımı ajana çıkarttılar. Uzaktan çalışma sistemini yasadışı faaliyetlerini daha rahat yürütebilmesi için getirdiğini düşünüyorum.
KIZILAY'DAN ÇADIR SATIN ALIMI OLAYI
Kızılay’dan çadır satın alımı şeklinde yaratılan algının Haluk Levent ve ekibi tarafından bilinçli olarak dolaşıma sokulduğunu düşünüyorum. Bu bilgi kesinlikle içeriden servis edilmiştir. Bu şekilde olup bitenler siyasi zemine kaydırıldı. Sanatçılar çoğunlukla manipüle edildi. Kızılay zaten bir iştiraki üzerinden çadır temin ettiği için teknik olarak bunu satmak zorundaydı. Yani kendisi bile temin etmek istese bu para çıkışına ihtiyaç vardı. Ben o dönem oluşan devlet karşıtı havanın yaklaşan seçimlerle birlikte bu tür bir haberle bilinçli olarak yayıldığını düşünüyorum. Bu şekilde de dernek çok fazla taraftar ve bağış toplamış oldu."




