ABD'de 11 Eylül saldırılarının planlayıcılarından olmakla suçlanan Halid Şeyh Muhammed ile üç sanığın yargılanmasına 5 Haziran 2028'de başlanmasına karar verildi. Guantanamo'daki dava, saldırıların üzerinden yaklaşık 27 yıl geçmesine rağmen hâlâ sonuçlanmadı.
ABD'yi ve dünyayı sarsan 11 Eylül saldırılarının üzerinden yıllar geçmesine rağmen dava dosyasındaki hukuki düğüm bir türlü çözülemiyor.
Axios'un aktardığı bilgilere göre, saldırıların baş aktörü olarak yargılanan Halid Şeyh Muhammed ve beraberindeki sanıklar için nihayet ileri bir tarih işaret edildi.
5 HAZİRAN 2028'DE DURUŞMA GÖRÜLECEK
Askeri mahkeme hakimi Michael Schrama, savcılığın davanın 2027 yılının ocak ayında başlatılması yönündeki talebini reddetti. Ön duruşma aşamasındaki delil tartışmaları ve hukuki prosedürlerin tamamlanabilmesi için daha geniş bir süreye ihtiyaç duyulduğunu belirten hakim, duruşmanın esası için 5 Haziran 2028 tarihini resmi olarak takvime yazdı.
Belirlenen yeni takvime göre, 5 Haziran 2028 tarihinde jüri seçimi ile sürecin fiilen başlaması öngörülüyor. Savcılığın ve savunma taraflarının delil sunumu, duruşma öncesi ara kararlar ve usul tartışmaları uzun süredir davanın önündeki en büyük engel olarak duruyordu.

27 YIL GEÇTİ, HALEN SONUÇLANMIYOR
Guantanamo Körfezi'ndeki Askeri Komisyon Mahkemesi'nde görülecek dava, 11 Eylül'ün üzerinden yaklaşık 27 yıl geçtikten sonra mahkeme salonunda esastan ele alınmış olacak. Savcılar ile sanık avukatları arasındaki delil tartışmalarının ve sorgu tekniklerine dair hukuki itirazların ise duruşma gününe kadar devam etmesi bekleniyor.

NE OLMUŞTU?
11 Eylül 2001 tarihindeki terör saldırılarının ardından başlatılan küresel soruşturmalar kapsamında, saldırıların planlayıcısı olduğu iddia edilen Halid Şeyh Muhammed 2003 yılında Pakistan'da yakalanmıştı.
2006 yılının eylül ayından itibaren Guantanamo Üssü'nde tutulan sanık, askeri komisyon sistemi kapsamında 2008 yılında ilk kez hakim karşısına çıkarılmış ve suçlamalarla yüzleştirilmişti.
Geçen uzun yıllar boyunca CIA gözaltındayken uygulanan sert sorgulama yöntemlerinin mahkemede delil olarak kullanılıp kullanılamayacağı konusu ve savcılık ile sanıklar arasında yapılan çeşitli anlaşma denemeleri (ve sonrasında iptal edilen uzlaşma süreçleri) davanın sürekli ertelenmesine yol açmıştı.


