Bahçeli'den 'Terörsüz Türkiye' İçin Yeni Eylem Planı: 'Mühim Bir Merhale Aşıldı'

10 dk okuma
Bahçeli'den 'Terörsüz Türkiye' İçin Yeni Eylem Planı: 'Mühim Bir Merhale Aşıldı'

Hızlı Özet

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'Terörsüz Türkiye' vetiresinde yeni bir hamle ve buna uygun bir eylem planına gereksinim duyulduğunu ifade etti. Bahçeli, bu bağlamda Abdullah Öcalan'a, feshedilmiş PKK üzerindeki etkinliğini yönetecek bir 'koordinatörlük' statüsü verilmesini önerdi.

Yeni Aşama ve Yol Haritası İhtiyacı

MHP Lideri Devlet Bahçeli, Türkgün gazetesinde yer alan yedi ana başlıktaki değerlendirmelerinde, Terörsüz Türkiye sürecinde yeni bir hamle ve buna muvafık bir yol haritasına ihtiyaç bulunduğunu belirtti. Mevcut durumda, beyanlar ve eylemlerin karşılıklı olarak anlam kazanması noktasında bir iletişim noksanlığı gözlemlendiği ifade edildi. Bu sebeple yeni merhale için bir eylem planı ortaya konularak, bu doğrultuda lüzumlu mekanizmaların faaliyete geçirilmesi gerektiği vurgulandı.

Temel gayenin terörü ülkenin gündeminden, bölücülüğü ise zihinlerden tümüyle çıkarmak ve terörsüz Türkiye’yi eksiksiz bir şekilde inşa etmek olduğu belirtildi. Bu hedefin devamında, terörden arındırılmış ve istikrarlı bir bölgenin altyapısı tesis edilerek, bölgesel barış ve huzura da katkı sağlanması amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda, süratli, tesirli ve netice odaklı karar ve uygulamalara imkân tanıyan bir modelin ortaya konulması gerektiği dile getirildi.

1.Terörsüz Türkiye Süreci ve Gelişmeler

Türkiye, yaklaşık elli yıldır kan ve gözyaşına sebep olan bölücü terör örgütü PKK’nın feshiyle yeni bir gün doğumuna şahitlik etmektedir. Terörsüz Türkiye hedefi doğru zamanda atılan doğru adımlarla gerçeğe dönüşmektedir. Türkiye millî birliğin güçleneceği, barış ve huzurun kalıcılaşacağı bir döneme girmekte, yeni bir siyasî ve toplumsal hayat vasat bulmaktadır. Türkiye için tarihî bir fırsat olan PKK’nın silah bırakması ve fesih sürecinin uzun vadeli beklenen başarıya ulaşması için demokratik, siyasî ve ekonomik reformlarla millî birliğimiz daha da güçlendirilmeli, toplumsal uzlaşı, adalet ve eşitlik esas olmalıdır.

Bu çerçevede, şu kritik aşamalardan geçilmiş olduğunu hatırlatmakta fayda vardır:

• 12 Mayıs 2025 tarihinde PKK terör örgütü kongresini topladığını ve Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli çağrısı üzerine örgütü feshetme ve silahlı mücadeleyi bırakma kararı aldıklarını açıklamıştır.
• 11 Temmuz 2025 tarihinde silah bırakma kararının göstergesi olarak 30 PKK militanı silahlarını yakmak suretiyle bırakmıştır.
• Silah bırakma ve devlet yetkililerinin bu silahları teslim alma süreci kısmen de olsa devam etmektedir.
• 27 Şubat 2026 tarihinde Abdullah Öcalan bir yıl önce yaptığı çağrının arkasında durduğunu ifade ederek PKK’nın bölgesel uzantılarına da silah bırakma çağrısı (üstü kapalı da olsa) yapmıştır.
• TBMM Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi komisyonu çalışmalarını tamamlayarak komisyonda yer alan partilerin tamamına yakın bir ekseriyetle kabul ettiği ortak raporunu hazırlamış ve kamuoyuna duyurmuştur. Buradaki irade ise terörü ülkemizin gündeminden kalıcı olarak çıkarmak ve terörsüz Türkiye’yi inşa etmek için yasal düzenlemelerin yapılması gerektiği yönündedir.
Ayrıca, bu süreçte başta Suriye olmak üzere İran ve Irak’ta yaşanan gelişmeler PKK terörünün bölgesel uzantıları ve tüm bileşenleriyle sonlanmasının önemini göstermiştir. ABD’nin İran’daki PKK unsurlarına silah verdiğini ve bunun karşılığında kendisine destek beklediğini ifşa etmesi, Türkiye’de PKK’nın feshedilmesiyle nasıl bir kazanım elde edildiğini de ortaya koymuştur.

2.Yeni Aşama ve Yol Haritası

Ancak yapılanların ve söylemlerin karşılıklı anlam kazanması noktasında bir iletişim eksiliği yaşandığı görülmektedir. Bu noktada yeni aşama için bir yol haritası ortaya koymak bu doğrultuda gerekli mekanizmaları harekete geçirmek gerekmektedir. Örgüt üzerindeki yaptırımların hayata geçmesini mümkün kılacak mekanizma oluşturmak, gelişmelerin takibini sağlayacak devlet kurumlarını yetkilendirmek, bir yandan da yasal ve idari düzenlemeleri yaparak barış ve kardeşliği, siyaseti ve demokratik değerleri öne çıkarmak terörsüz Türkiye hedefine ulaşma amacına hizmet edecektir. Genel olarak terör örgütü kurumsal kimliği ile örgütün feshi yönünde söylem geliştirilse de münferit farklı çıkışlarla kamuoyu terörsüz Türkiye’ye karşı kışkırtılmaya çalışılmaktadır.

Diğer yandan devlet ile örgüt arasındaki ilişki biçimi bir çerçeveye oturtulmadığından belli kurumlar eliyle sistematik olmayan bir kontrol ve yönlendirme süreci işlemektedir. Bu durum işlerin ortaya konulan irade paralelinde yürümemesi gibi bir sonuç ortaya çıkarmaktadır. Temel hedef terörü ülkemizin gündeminden, bölücülüğü zihinlerden tamamen çıkarmak ve terörsüz Türkiye’yi bütünüyle inşa etmektir. Devamında terörsüz ve istikrarlı bölgenin alt yapısını oluşturarak bölgesel barış ve huzura da katkıda bulunmaktır. Bu doğrultuda hızlı, etkin ve sonuç alıcı karar ve uygulamayı mümkün kılan bir model ortaya konulmalıdır. Böylesi bir tercihte ise çok yönlü ve dağınık yapılarla ayrı ayrı ilişki yahut irtibat yerine tek merkezli karar mekanizması ile hızlı ve etkin karar süreçlerini inşa etmek öne çıkmakta, belirleyici olmaktadır.

Parçalı yapılarla terörsüz Türkiye yolunda yürümek sonuç almayı geciktirecek, provokasyonları artıracak, dış müdahalelere imkan verecek, örgüt içi çatışma dinamiklerini öne çıkararak görünür kılacak ve sonuç almayı zorlaştıracaktır. Başından beri “örgütün kurucu önderi” ifadesinin kullanılması da bu endişeyi gidermeye, olası riskleri azaltmaya ve en hızlı şekilde terörsüz Türkiye hedefine ilişkin sonuç almaya yöneliktir.

Terör örgütlerinde kurucu önderler, örgütsel kimliğin inşası, ideolojik çerçevenin tahkimi ve hareketin siyasal meşruiyet anlatısının oluşturulması bakımından merkezi bir rol oynarlar. Siyaset bilimi literatüründe bu durum çoğu zaman “karizmatik otorite”, “örgütsel kurumsallaşma”, “lider-merkezli mobilizasyon” ve “kolektif eylem çerçevesi” gibi kavramlarla açıklanır. Özellikle yeraltı örgütlenmelerinde kurucu lider, yalnızca askerî ya da operasyonel bir figür değil; aynı zamanda hareketin ideolojik repertuarını belirleyen, üyeler arasında sadakat ilişkisi üreten ve örgütün dost-düşman ayrımını tanımlayan sembolik bir merkez işlevi görür. Bu bağlamda kurucu önder, hareketin “kurucu miti”nin ve lider kültünün taşıyıcısı hâline gelir ve örgütsel aidiyet büyük ölçüde liderin şahsında somutlaşır. Birçok silahlı örgütte lider kültünün gelişmesi, Weberyen anlamda karizmatik otoritenin bürokratik ya da kolektif yapılardan daha baskın hâle gelmesine yol açabilir. Bununla birlikte örgüt zamanla büyüyüp kurumsallaştıkça, kurucu liderin şahsî otoritesinin örgütsel mekanizmalara devredilmesi meselesi kritik bir sorun alanı yaratır.

Bu nedenle barış süreçleri, lider tasfiyeleri veya ideolojik dönüşümler sırasında kurucu önderlerin tutumu, örgütün stratejik yönelimini ve çözülme ya da devamlılık kapasitesini doğrudan etkileyen temel değişkenlerden biri olarak değerlendirilir. Terör örgütlerinin tasfiye süreçlerinde liderlik mekanizmasındaki çok seslilik, örgütün tasfiyesi sonrası başka liderliklerin doğmasına ve örgütün başka isimlerle yeniden organize olmasına sebebiyet verebilir. Bu bağlamda terörün tasfiye süreçlerinde muhatabın açık ve net bir şekilde ortaya konulması elzemdir. Bu muhataplık sürecin kolaylaştırılması, etkin, hızlı ve sonuç alacak şekilde yürütülmesi ile ilgilidir. İspanya’nın Bask bölgesindeki bölücü terör örgütü ETA, Birleşik Krallık’ta Kuzey İrlanda merkezli İRA mono-liderlik mekanizmasına sahip olduğu için fesih görüşmeleri bu zeminde ilerlemiştir. PKK terör örgütü de mono-liderlik mekanizmasının liderlik kültüyle beraber tesis edildiği bir sisteme haizdir. Lakin PKK’nın farklı isimlerle İran, Irak, Suriye gibi ülkelerde barınması ve İsrail, ABD ve Bazı Kıta Avrupası ülkelerinin bölgede etnik/dini/mezhep temelli istikrarsızlıkları besleyecek emellere sahip olması, yönetici kadroların manipüle edilerek farklı terör faaliyetlerinin başlamasına neden olabilir. Bu durum fesih ve silah bırakma kararlılığını gösteren, bu yönde bölgeye de çağrı yapan PKK’nın kurucu önderliğinin örgüt üzerindeki etki alanını devam ettirme, buna uygun bir kavramsal çerçeve geliştirerek etki gücünü artırma zarureti ortaya çıkarmaktadır.

Nitekim yaşanan süreçte Abdullah Öcalan’ın örgüt üzerindeki etkisi ve iradesi test edilmiş ve görülmüştür. Terörsüz Türkiye hedefinin nihai aşamasına geçildiği bu safhada devletin barışa ilişkin uzattığı müşfik elin gereği olarak ceza hukuku ve demokratikleşmeye dönük bazı adımların atılması, terör örgütünün silah bırakma kararlılığının fiiliyata dökülerek sonlandırılması gerekmektedir. Bu noktada devlet kurumlarının bırakılan silahları alma, silah bırakmayanları da bertaraf etme gücü ve kudretiyle hareket etmesi gerekmektedir. Niyet beyanları ortadadır ve gecikmeye mahal bulunmamaktadır. Tüm bu süreçleri koordine etmek ise devlet kurumları yanında fesih sürecinde örgüt içi karar ve uygulamaları yönlendirecek bir kapasite oluşumu ile yeterli hıza ve etkinliğe erişecektir. Bu durumda PKK’nın kurucu önderlik (örgüt açısından) statüsü de sona erdiğinden, Abdullah Öcalan’ın sürecin yönetimine katkı vermeye devam etmesini mümkün kılacak bir mekanizma oluşturulması gereği ortaya çıkmaktadır. Adı geçenin mahkumiyet hali saklı kalmak üzere bir sosyal statüyle teçhiz edilmesi, münfesih PKK ve bileşenlerinin örgütsel faaliyetlerinin yahut silah bırakmalarının daha sağlıklı şekilde yürütülmesini mümkün kılacaktır.
Bize göre “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” bu doğrultuda uygun bir statü tarifi olabilecektir.

Benzer bir sürecin yaşandığı İngiltere’de IRA ile muhtelif ateşkesler olsa da asıl barış süreci 1997’de başlayıp 2005’te neticelenmiştir. Bu süreçte IRA’nın siyasi kanadı olan Sınn Fein partisi güçlenirken, örgüt içerisinde de tartışmalar artmış hatta süreci kabullenmeyenler tarafından “Real IRA” hareketi kurulmuştur. PKK için böyle bir seçeneğin oluşmaması maksadıyla Abdullah Öcalan’ın örgüt tarihindeki rolü ve PKK’nın bir Apoculuk hareketi oluşundan ilhamla; Öcalan’ın örgüt mensuplarına ulaşması ve özellikle teröristler üzerinde etkili bazı yöneticilere talimatlarını ileteceği, bu yönüyle barışın inşasına ve siyaset alanının açılmasına hizmet edecek bir mekanizma olarak söz konusu koordinatörlük işlevsel olacaktır. “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü”nün kuruluş amacı, kapsamı, görev ve sorumlulukları ile çalışma şekli şu şekilde olabilecektir:

3-Öcalan İçin Önerilen Statü: Koordinatörlük

Bu süreçte, PKK’nın kurucu önderlik statüsünün sona ermesiyle, Abdullah Öcalan’ın sürecin idaresine katkısını sürdürmesini sağlayacak bir mekanizma oluşturulması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Adı geçenin mahkumiyet durumu muhafaza edilmek kaydıyla bir sosyal statü ile donatılmasının, münfesih PKK ve bileşenlerinin örgütsel faaliyetlerinin veya silah bırakmalarının daha sağlıklı yürütülmesine olanak tanıyacağı düşünülmektedir. Bu kapsamda, “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” isminin uygun bir statü tanımı olabileceği kaydedildi.

Koordinatör olarak Abdullah Öcalan’ın belirlenmesi önerilmektedir. Bu statünün, örgütün feshiyle birlikte tüm türevleri ve unsurlarıyla kesin olarak tasfiyesine yönelik bir tanımlama olduğu ifade edildi. Koordinatörlüğün, PKK terör örgütünün bütün uzantıları, yöneticileri ve militanlarının mutlak surette silah bırakmasını ve tasfiyesini koordine etme, devam eden barış sürecinin örgütsel açıdan sekteye uğramasını engelleme ve silah yerine siyaset tercihine uygun meşru yönlendirmeler yapma amacına yönelik tasarlandığı belirtildi. Öcalan’ın koordinatörlük statüsünün, örgütün tasfiye süreciyle sınırlı olacağı ve Kürtlerin liderliği ya da etnik hakların savunuculuğu gibi konuları kapsamadığı vurgulandı.

4-Terörsüz Türkiye Sürecindeki Gelişmeler

Türkiye'nin yaklaşık elli yıldır kan ve gözyaşına sebep olan bölücü terör örgütü PKK’nın feshiyle yeni bir gün doğumuna şahitlik ettiği ifade edildi. Terörsüz Türkiye hedefinin, doğru zamanda atılan doğru adımlarla gerçeğe dönüştüğü belirtildi. Bu süreçte kaydedilen mesafenin umut verici olduğu, yaklaşık bir yıl sekiz aydır herhangi bir eylemin yaşanmamasının memnuniyetle karşılandığı ve atılan adımların samimiyetinin bir göstergesi olduğu kaydedildi. Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli “Barış ve Demokratik Toplum Çağrı”sında Türkiye’nin birliğinden yana bir duruş sergilendiği, 27 Şubat 2026'da ise bu çağrıya atıfla “demokratik siyasetin hayata geçtiği yerde silahın anlamsızlaşacağı” beyanının yapıldığı hatırlatıldı.

Bu çerçevede şu kritik aşamalardan geçildiği belirtildi:

  • 12 Mayıs 2025'te PKK terör örgütünün kongre toplayarak Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli çağrısı üzerine örgütü feshetme ve silahlı mücadeleyi sonlandırma kararı aldığı açıklandı.

  • 11 Temmuz 2025'te, silah bırakma kararının bir nişanesi olarak 30 PKK militanının silahlarını yakarak imha ettiği bildirildi.

  • Silah bırakma ve devlet görevlilerinin bu silahları teslim alma sürecinin kısmen de olsa sürdüğü ifade edildi.

  • 27 Şubat 2026'da Abdullah Öcalan, bir yıl önceki çağrısının arkasında durduğunu belirterek PKK’nın bölgesel uzantılarına da (üstü kapalı olarak) silah bırakma çağrısı yaptı.

  • TBMM Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmalarını tamamlayarak, komisyondaki partilerin neredeyse tamamının onayıyla ortak bir rapor hazırlayıp kamuoyuna sunduğu bilgisi paylaşıldı.

5-Yasama ve Yürütmede Kurumsal Yapı İnşası

Milli dayanışma, kardeşlik, demokrasi ve terörsüz Türkiye gelişmelerini izlemek amacıyla yasama ve yürütme organları içinde iki ayrı komisyon kurulabileceği önerildi. Bu komisyonların, terörsüz Türkiye hedefi gerçekleşene dek faaliyetlerini sürdüreceği belirtildi. TBMM’de kurulacak komisyonun, Meclis Başkanı’nın onayıyla her partiden teamüllere göre belirlenecek sayıda milletvekilinin katılımıyla bir takip komisyonu niteliğinde olması ve Meclis’te temsil edilen tüm siyasi partilerin yer almasına özen gösterilmesi gerektiği ifade edildi.

Ayrıca, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında; Adalet, İçişleri, Milli Savunma, Aile ve Sosyal Hizmetler, Hazine ve Maliye Bakanlıkları ile Milli İstihbarat Başkanlığı’ndan müteşekkil bir “Tasfiye ve Düzenleme Sürecini Yönlendirme ve Milli Birlik” komisyonunun kurulması teklif edildi. Bu yapı içinde, sürecin yönetileceği ve kamuoyunun bilgilendirileceği bir “Terörle Mücadele Devlet Koordinasyon Merkezi” oluşturulacağı kaydedildi. Bu merkezin, süreci topluma anlatma ve olası dezenformasyonlara karşı koyma gibi bir iletişim işlevi de göreceği belirtildi.

6-Demokrasi ve Siyasallaşma Vizyonu

Terör ile demokrasinin birbirine zıt kavramlar olduğu, terörün ve şiddetin varlığında hür irade, insan hakları ve demokrasiden söz edilemeyeceği vurgulandı. PKK terörünün son bulmasının, demokrasinin güçlenmesi için bir fırsat teşkil edeceği ifade edildi. PKK’nın feshedilmesiyle, hukuki meşruiyete sahip herkesin Anayasa ve ilgili kanunlar çerçevesinde siyaset yapmasının önünde bir mani kalmadığı belirtildi. Abdullah Öcalan’ın, silahlı mücadele devrinin kapandığını ve terör örgütünün anlamsızlaştığını belirterek PKK’nın feshini talep etmesi, savundukları fikirleri siyasi mücadeleye dönüştürme niyetlerini gösterdiği şeklinde yorumlandı.

Bu bağlamda, terörsüz Türkiye’nin inşasının yalnızca güvenlik politikalarıyla değil, aynı zamanda kapsayıcı siyaset ve toplumsal uyum gibi unsurlarla desteklenmesi gerektiği dile getirildi. Temsilde adaletin ve kapsayıcılığın demokrasinin kalitesini artıracağı, böylece siyasetin toplumun her kesimini içeren daha demokratik bir alan haline geleceği ifade edildi.

7-Toplumsal Mutabakat ve Milli Birlik

Milli birliğin tahkim edilmesi gayesiyle toplumsal mutabakat ve dayanışmanın yükseltilmesinin, “terörsüz Türkiye” vizyonu ekseninde merkezi bir ehemmiyet kazandığı belirtildi. Bu yaklaşımın, hem devletin bekasını güvence altına almayı hem de halkın farklı katmanları arasında sağlam bir birliktelik zemini inşa etmeyi amaçlayan geniş ufuklu bir siyasi tasavvurun parçası olduğu ifade edildi. Toplumsal mutabakatın, toplumsal dönüşüm, barış ve uzlaşmanın mühim bir unsuru olduğu, geçmişle yüzleşmenin ve affetmeye hazır olmanın toplum içinde daha sağlam ilişkiler kurmaya zemin hazırladığı kaydedildi.

Barış; terörün Türk milletinin berrak bilincinde ve temiz sinesinde açtığı yaraları rehabilite etme; etnik, dini veya mezhebi köken ayırt etmeksizin Türk milletinin her bir ferdi arasında sokulmaya çalışılan ayrılıkçı nifakları, hastalık yaratan parazitleri temizleme gayretidir.

Terörsüz Türkiye hedefinin, milletin özlemle beklediği bir gelişme ve daha müreffeh bir geleceğin müjdecisi olduğu belirtilerek, tavsamaya, gecikmeye ve istismara izin verilmeden neticeye ulaşılması gerektiği vurgulandı.

#Ankara#mhp#MHP Lideri Devlet Bahçeli
Kaynak:hurriyet.com.tr
Bu haber 10309 kez görüntülendi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Erdoğan'dan muhalefete 'savaş' tepkisi!
Gündem

Erdoğan'dan muhalefete 'savaş' tepkisi!

Kabine Toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran savaşı sonrası küresel ekonomiye etkiler, muhalefete yönelik eleştiriler, savunma sanayisindeki büyüme, Türk Devletleri Teşkilatı ile iş birliği ve Sumud Filosu’na yönelik İsrail müdahalesine tepki konularına değindi. Muhalefeti krizleri siyasi fırsata çevirmekle suçlayan Erdoğan, yapıcı bir yaklaşım yerine istismar ve tahrik odaklı bir tutum sergilediklerini ifade etti.

Habervitrini13199 Görüntüleme
Bakan Fidan'dan İsrail'e 'Sumud' tepkisi: Korsanlığı kınıyoruz
Gündem

Bakan Fidan'dan İsrail'e 'Sumud' tepkisi: Korsanlığı kınıyoruz

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Berlin'de Almanya Dışişleri Bakanı Johann David Wadephul ile ortak basın toplantısı düzenledi. Almanya'nın, Türkiye'nin Avrupa'daki en büyük ticaret ortağı olduğunu ifade eden Fidan, Avrupa Birliği üyelik sürecine de değindi. İsrail'in Sumud filosuna saldırına da tepki gösteren Fidan, durumu 'korsanlık eylemi' olarak nitelendirdi.

Habervitrini13358 Görüntüleme
Yıldız futbolcu, Galatasaray'a veda etti: 'Her şey için teşekkürler'
Gündem

Yıldız futbolcu, Galatasaray'a veda etti: 'Her şey için teşekkürler'

İstanbul'dan ayrılan Lang, yaptığı paylaşımda, "Her şey için teşekkürler Gala, seni seviyorum..." ifadelerini kullandı. Galatasaray'ın 30 milyon avroluk opsiyonunu kullanmayı düşünmediği Hollandalı futbolcu, sarı kırmızılılarda çıktığı 19 maçta 2 gol ve 3 asistlik performans sergiledi.

Habervitrini11864 Görüntüleme
Özkan Yalım bomba ifade.. Özgür Özel'in seçilmesi için para ve iş dağıttık
Gündem

Özkan Yalım bomba ifade.. Özgür Özel'in seçilmesi için para ve iş dağıttık

Görevinden uzaklaştırılan ve tutuklu bulunan Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım, verdiği ek beyanatta CHP kurultay sürecine ilişkin çarpıcı iddiaları gündeme taşıdı. Yalım'ın, delegelerle 'istihdam karşılığı oy' pazarlığı yapıldığı ve 1 milyon TL tutarında bir para sevkiyatı gerçekleştirildiği yönünde ifadeler kullandığı ileri sürüldü.

Habervitrini9634 Görüntüleme