Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından ATO Congresium'da düzenlenen ve 'Türkiye Yüzyılı: İletişimin Yüzyılı' temasını taşıyan 2. İletişim Şurası'nda bir konuşma gerçekleştirdi.
Konuşmasının başlangıcında Erdoğan, görevlerini idealist ve fedakar bir şekilde icra ederken yaşamını yitiren medya çalışanlarını, özellikle İsrail tarafından Gazze'de katledilenleri rahmetle andı. Bu anlamlı organizasyon dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve ekibine tebriklerini sunan Erdoğan, toplantının ülke ve iletişim camiası için hayırlı olmasını diledi.
Erdoğan, iki gün boyunca devam edecek Şura'ya bilgi, tecrübe ve önerileriyle katkıda bulunan kurumlara, üniversite yöneticilerine ve akademisyenlere şükranlarını iletti. Sektörün tüm taraflarını bir araya getirecek ve değişen koşullar ışığında iletişim ekosistemine yeni bir vizyon sunacak kapsamlı bir buluşmaya uzun zamandır gereksinim duyulduğunu belirtti. Bu doğrultuda, Şura için hazırlık faaliyetlerine 1,5 yıl önce başlandığı ve bu süreçte çalıştaylar ve diğer etkinliklerle yoğun bir çalışma yürütüldüğü bilgisi paylaşıldı.
ŞURA'NIN ÖNEMLİ BİR BOŞLUĞU DOLDURMASI BEKLENİYOR
Bu hazırlık sürecinde, kamu kurumları, üniversiteler, medya kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve özel sektör temsilcileri gibi iletişim camiasının tüm aktörlerinin faal bir rol üstlendiği kaydedildi. Alanında yetkin 425 değerli uzmanın, 16 farklı çalışma grubunda özveriyle görev yaparak güncel problemlere yönelik yeni ve tesirli çözüm teklifleri geliştirdiği ifade edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kamu diplomasisinden yapay zekaya, dezenformasyonla mücadeleden afet ve kriz iletişimine kadar pek çok alt başlığın masaya yatırıldığı oturumları son derece değerli bulduğunu söyledi.
Şura'nın gerek zengin katılımcı profili, gerekse güçlü muhtevası itibarıyla, eksikliğini çokça hissettiğimiz bir alanda önemli bir boşluğu dolduracağına yürekten inanıyorum. Ortak aklın ürünü olan buradaki tespitler, raporlar, tebliğler ve yarın yayımlanacak sonuç bildirgesi, öyle ümit ediyorum ki Türkiye'nin gelecek vizyonunu şekillendirecek, ülkemizin ulusal ve uluslararası iletişim kapasitesini inşallah daha da güçlendirecektir.
Erdoğan, özgün fikirleriyle Şura'nın içeriğine zenginlik katan gençlere de ayrıca teşekkür etti.
SOSYAL MEDYA TEPKİLERİMİZİ YÖNLENDİRİYOR
İletişim bilimlerinde sıkça atıf yapılan "araç, mesajın kendisidir" ilkesine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, enformasyona erişimin hiç olmadığı kadar süratli, kolay ve yaygın hale geldiği dinamik bir çağda yaşandığına işaret etti. Uydu ve haberleşme teknolojilerindeki ilerlemelerin neredeyse her gün yeni bir gelişmeyle devam ettiğini belirtti. Erdoğan, sözlerini şöyle devam ettirdi:
"Dünyanın bir ucunda vuku bulan bir olay, dakikalar, hatta saniyeler içinde milyarlarca kişiye erişebilmektedir. Yeni medya araçları ve dijital platformlar, bilginin üretim ve yayılma süratini muazzam ölçüde artırmıştır. Eskiden saatler, günler veya haftalar süren işlemler, artık tek bir tuşla dakikalar içinde tamamlanabilmektedir. Özellikle yapay zeka modellerinin kullanımıyla eğitimden medyaya, sağlıktan ticarete her alanda bu teknolojilerin sunduğu imkanlardan en üst düzeyde yararlanılmaktadır. Ancak bu durum, giderek büyüyen bir tehlikeyi de beraberinde getirmektedir. Merkezinde bilginin yer aldığı bu teknolojiler, düşünme ve olayları yorumlama biçimlerimizi de şekillendirmektedir. Bilhassa sosyal medya mecraları, hangi konuya ne kadar odaklanacağımızı, meseleleri nasıl ele alacağımızı ve hangi tepkileri vereceğimizi ciddi şekilde tayin etmektedir."
DEPREMİ KULLANARAK FIRSATÇILIK YAPANLAR HESAP VERİYOR
Bu acı gerçeğin özellikle COVID-19 salgını, orman yangınları ve 6 Şubat depremlerinde tecrübe edildiğini belirten Erdoğan, bu dönemlerde hem içeriden hem de dışarıdan yoğun iletişim saldırılarıyla karşılaşıldığını ifade etti. Asılsız haberlerden kışkırtmalara, karalama kampanyalarından beşinci kol faaliyetlerine kadar geniş bir yelpazede son derece sinsi operasyonlara maruz kalındığını dile getirdi.
Milletin iyi niyetinin suistimal edildiği, resmi kurumların iftiralarla zan altında bırakıldığı ve halkı paniğe sevk etme amaçlı yalanların yayıldığı bir süreç yaşandığı vurgulandı. Sahada canı pahasına görev yapan personelin emeklerinin ve fedakarlıklarının hiçe sayıldığı belirtildi. Sadece hükümeti yıpratmak amacıyla devlet ile milletin arasını açmaya yönelik her türlü ahlak dışı eylemin sergilendiği aktarıldı.
Son haftalarda ortaya çıkan bilgi ve belgelerin, 6 Şubat depremleri sırasında yaşananları, çevrilen oyunları ve devlete yönelik operasyonları açıkça gösterdiğini söyleyen Erdoğan, kimlerin kimlerle çarpık ilişkiler içinde olduğunun gün yüzüne çıktığını belirtti. Deprem felaketini kullanarak siyasi ve ekonomik fırsatçılık peşinde koşanların bugün adalet önünde hesap verdiğini ifade etti.
Dezenformasyonun her türüyle mücadelenin bir milli güvenlik meselesi olarak ele alındığını vurgulayan Erdoğan, "Dezenformasyonla mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Türkiye Yüzyılı'nı inşa ederken medeniyet değerlerimizden beslenen güçlü bir vizyonu da hayata geçiriyoruz." şeklinde konuştu.




