TOPLUMU SARSAN VAHŞETİN DETAYLARI
Bursa'nın Orhaneli ilçesinde 11 Ekim 2024 tarihinde yaşanan kan dondurucu olay, hazırlanan iddianameyle gün yüzüne çıktı. Alkol ve uyuşturucu etkisindeki 17 yaşındaki M.K. ile arkadaşı U.U., "kısa yoldan zengin olma" amacıyla M.K.'nin dedesi Mustafa Macar'ın evine av tüfekleriyle bir saldırı gerçekleştirdi. Bu saldırı esnasında dede Mustafa Macar ile yatağa bağımlı eşi Cahide Aydın gaddarca katledildi. Çıkan arbedede, suça iştirak edenlerden U.U. (17) da M.K.'nin tüfeğinden çıkan kurşunla yaşamını yitirdi. Dosyaya giren bilgilere göre, olayın ardından sanıkların şüphe çekmemek için bir komşularına konuk oldukları ve ertesi gün cesetler ortaya çıkana dek herhangi bir yardım talebinde bulunmadıkları anlaşıldı.
YARGILAMA SÜRECİ VE PİŞMANLIK DUYMAYAN İFADE
Bursa Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen karar duruşması, son dönemde artan çocuk suçları bağlamında ele alındı. Mahkeme heyeti, suçun işlenmesindeki serinkanlılığı ve toplumda oluşan infiali göz önünde bulundurarak sanıklara karşı müsamaha göstermedi. Yargılamanın en çarpıcı anı, suça sürüklenen çocuk M.K.'nin son sözleri oldu.
Pişman değilim, bir daha olsa yine yaparım.
MAHKEMEDEN İNDİRİMSİZ REKOR CEZA
Kentin ilk çocuk ağır ceza mahkemesi, benzer suçlara karışanlara yönelik net bir mesaj verdi. Davada, Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddesi uyarınca herhangi bir iyi hal indirimi uygulanmadı. Yargılama sonucunda suça sürüklenen tutuklu çocuk M.K., 3 ayrı cinayet ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından dolayı toplamda 63 yıl hapis cezasına mahkum edildi. Olayla ilgisi olmadığını iddia eden ve son sözünde "Ben böyle biriyle arkadaşlık yaptığım için pişmanım" diyen diğer tutuklu suça sürüklenen çocuk A.E. ise, yaşlı çiftin öldürülmesine iştirakten 48 yıl hapis cezası aldı. Böylece iki sanığa verilen toplam ceza 111 yılı buldu.
KARARIN TOPLUMSAL YANSIMALARI
Hukukçular, bu kararın önemine dikkat çekiyor. Kahramanmaraş'taki okul saldırısı gibi vakalarla birlikte değerlendirildiğinde, Bursa'daki torun dehşetinin kontrolsüz silahlanma, madde kullanımı ve dijital şiddet gibi sorunların bir yansıması olduğu ifade ediliyor. Mahkemelerin bu tür ağır cezalar vermesi, çocuk sanıkların yargılamalarında "yaş küçüklüğü" kriteri yerine artık "suçun vahameti ve toplum vicdanı" ilkesinin öncelik kazandığının bir göstergesi olarak kabul ediliyor.




