Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Uçakta Flaş Açıklamalar! Atina'ya Zirve Dönüşü Çok Sert Tepki

7 dk okuma
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Uçakta Flaş Açıklamalar! Atina'ya Zirve Dönüşü Çok Sert Tepki

Hızlı Özet

Yunanistan’ın Ege’deki adaları silahlandırma adımlarına sert tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, komşu ülkeye net bir dille uyarıda bulundu:

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Dış Politika ve Güvenlik Mesajları: "Yunanistan Yanlış Yoldan Dönmeli"

Kırgızistan’daki Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; Doğu Akdeniz'deki gerilimden Şanghay Örgütü ile ilişkilere, Rusya-Ukrayna savaşından "Terörsüz Türkiye" sürecine kadar birçok kritik konuda çarpıcı açıklamalarda bulundu.

YUNANİSTAN ADALARI SİLAHLANDIRMAKTAN VAZGEÇMELİ

Ne yapalım? Bize düşen nedir? Gereğini yapmak. Yunanistan'la biz iyi komşuluk temelinde yürüyelim diyoruz. Kara parçamızdan, şöyle Kaş’tan Yunanistan'a bir ses versek duyarlar değil mi? Ama biz her konuda samimi olduk. Yapıcı davranan taraf olduk. Fakat çoğu zaman iyi niyetimizin karşılığını göremedik. Bir defa Yunanistan'ın şunu artık anlaması lazım, Türkiye'nin, kimsenin toprağında gözü yoktur ancak kimseye de haklarını çiğnetmez. Uluslararası anlaşmaların hiçe sayılması ve bunların çiğnenmesi kimseye fayda sağlamayacaktır. Türkiye'nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımını her kim bir acziyet olarak okuyorsa, açık söylüyorum, vahim bir hata yapıyor demektir. Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri-askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir. Tarih, ibret alanlar için çok çok iyi bir yol göstericidir. Biz bölgemizde barış, güvenlik ve istikrar için çalışmaya devam edeceğiz.

Yunanistan'a Ege ve Ada Çağrısı: "Gayriaskeri Statü Çiğnenmemeli"

Yunanistan’ın Ege’deki adaları silahlandırma adımlarına sert tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, komşu ülkeye net bir dille uyarıda bulundu:

"Türkiye’nin kimsenin toprağında gözü yoktur ancak kimseye de haklarını çiğnetmez. Yunanistan girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayriaskeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir. Tarih, ibret alanlar için çok iyi bir yol göstericidir."

Şanghay İşbirliği Örgütü: "Batı'ya Sırt Dönmek Değil, 360 Derecelik Vizyon"

Bişkek’teki zirveyi ve Türkiye'nin doğuyla gelişen ilişkilerini değerlendiren Erdoğan, bu adımların Eksen Kayması tartışmalarıyla ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirtti:

"Türkiye'nin Şanghay İşbirliği Teşkilatı'na üyelik perspektifi bir bloktan kopuş ya da Batı'ya sırt çevirme anlamına asla gelmez. Hedefimiz 360 derecelik bir vizyonla kendi ağırlığımızı artırmaktır. Hem Doğu hem de Batı ile dengeli ilişkiler kurabilen bir ülkeyiz."

Putin İle Görüşme: "Barış İçin Elimizden Geleni Yapmaya Hazırız"

Zirve marjında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği ikili görüşmeye de değinen Erdoğan, savaşın gidişatına dair şu ifadeleri kullandı:

"Sayın Putin ile çok samimi bir görüşme gerçekleştirdik. Bu savaşın hem bölgemiz hem dünyamız hem de taraflar için hayırlı bir sonuç doğurmadığı ortada. Putin de bir an önce bu işin hayırlısıyla sonuçlanmasını bekliyor. Biz barış için elimizden geleni yapmaya hazırız."

"Terörsüz Türkiye" ve Meclis’ten Geçen Çerçeve Yasa

Gündemdeki iç güvenlik maddelerini de değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Terörsüz Türkiye" süreci ve çerçeve yasa hakkında şu mesajları verdi:

"Bu tür süreçlerde takvim vermek mümkün değildir. 'Terörsüz Türkiye' bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesidir. Yasanın uygulanmaya başlaması için örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye olması gerekir. Devlet ciddiyetiyle adımlarımızı atıyoruz."

“Terörsüz Türkiye” sürecinde “çerçeve yasa” büyük bir çoğunlukla Meclis’ten geçti. Artık terör örgütünün silahları bırakması bekleniyor. Bu süreçte hedefe ulaşmak için merak ettiğim şey şu; sizce bu sürecin ne kadar bir zamanda tamamlanması gerekir?

SÜREÇ, BÜTÜN HER ŞEYİYLE DAR KALIPLARA HAPSEDİLMEMİŞTİR

Bu tür olaylarda zaman vermek, yani bir takvim ortaya koymak, bu işi zamanlamak mümkün değil. “Terörsüz Türkiye” sürecini bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak görüyoruz. Olaya böyle bakacağız. Elbette devlet olarak bizim bir yol haritamız var, bir planımız, bir takvimlendirmemiz var. Sürece dair ilgili kurumlarımız şu anda eş güdüm içinde çalışıyor. Bugün geldiğimiz noktada Meclis’imizin ortaya koyduğu güçlü mutabakat önemlidir, çok kıymetlidir. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz başkanlığında oluşturulan takip kurulu atılacak adımları, yasada tanımlanan görevler çerçevesinde planlamaya başlamıştır. Yasanın uygulanmaya başlanması için ise örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye olması gerekir. Bu konuda tespit ve teyitlerin nasıl yapılacağı ise bellidir. Süreç adım adım ilerlemektedir. Süreç, bütün her şeyiyle dar kalıplara hapsedilmemiştir. Bu yönde de bir rahatlık söz konusudur. Meseleye devlet ciddiyetiyle yaklaşıyor ve adımlarımızı da buna göre atıyoruz. Milletimiz de “Terörsüz Türkiye’ye desteğini ortaya koymuştur. Böylesi provokasyona açık süreçlerin çok uzamaması gerekir. Bu noktada Meclis Başkanımız da dahil olmak üzere Grup Başkanlarımız her türlü hassasiyeti gösteriyor ve yola da bu kararlılık içerisinde devam ediyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanım, siz iç cephenin güçlendirilmesine çok önem veren bir lidersiniz. Siz önem verirken DEM Parti’den zaman zaman aykırı seslerin gelmesi “Toplumsal bütünleşmeye hizmet etmiyor” yorumlarına yol açıyor. Bunu aşacak yeni dil nasıl inşa edilecek? Tavsiye ve çağrınız ne olabilir?

TOPLUMSAL BÜTÜNLEŞMEYE HİZMET ETMEYEN HER SÖYLEM, KAOSA KATKI SAĞLAR

Biz meseleye dar çerçeveden bakamayız. Samimi olacağız. Sorumlu olacağız. Sağduyulu olacağız, Kardeşliğimizi koruyacağız. En geniş perspektiften konuya yaklaşıyor ve hedefe de böylece odaklanıyoruz. Milletin kardeşliğini zedeleyen, toplumsal bütünleşmeyi yaralayan, terörün geçmişte oluşturduğu fay hatlarını yeniden harekete geçirme riski olan yaklaşımları hoş göremeyiz. Siyasi kimlik taşıyan bazı kimselerin birtakım ölçüsüz söylemleri olabilir. Bunu, süreci enfekte etmek için yapanlar da çıkabilir. Bilinsin ki; toplumsal bütünleşmeye hizmet etmeyen her söylem, kaosa katkı sağlar, başka herhangi bir işe yaramaz. Açıkçası, milletimizin bu tür tahriklere karşı ben bir direnç geliştirdiğini düşünüyorum. Bu süreci millet mayalamıştır ve maya da tutmuştur. İç cepheyi güçlendirmek, farklılıkları yok etmek değildir. Bunu boşuna söylemedik. İç cepheyi güçlendireceğiz. Farklılıklarımızla birlikte Türkiye paydasında kenetleneceğiz. Biz buna “Büyük Türkiye Mutabakatı” diyoruz. Bunu unutmayalım. Biz menzile ulaşmak için ne yaptığımızı bilerek bu yolda ilerliyoruz.

“Terörsüz Türkiye” konusundan devam edeyim. Bu örgütün Suriye'deki yapılanması YPG-PYD'nin fesih kararıyla ilgili nasıl bir değerlendirme yapacaksınız?

Açıklanan karardan kardeş Suriye halkı adına doğrusu memnuniyet duydum. Alınan kararı ve entegrasyonun sağlanmasını olumlu değerlendiriyoruz. Kararın sahada uygulamasını hem Suriye tarafı hem Suriye ile çok uzun bir sınır hattı bulunan bir komşu ülke olarak biz, elbette takip ediyoruz. Suriye'nin bütün unsurlarıyla bir ve bütün olmasını en çok biz arzu ederiz. Suriye'de sürdürülebilir kalkınma ve kapasite artışı için bu önemlidir. Bizler bunun için Suriyeli kardeşlerimizin hep yanında olduk, bundan sonra da yanlarında olmaya devam edeceğiz. Bu konuda Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, maşallah zor süreçleri başarıyla yönetmiştir ve yönetiyor. Hem entegrasyon sürecinden hem de Suriye halkının kısa sürede elde ettiği kazanımlardan ümitvarız. Ben bu sürecin sadece Türkiye ve Suriye için değil, bütün bölge için yeni bir dönemin kapısını aralayacağına inanıyorum. Terör defteri artık kapanmalı, silahın, şiddetin devri artık kapanmalı.

Suriye'den devam edeceğim. Amerika'nın Suriye politikasıyla ilgili özellikle son dönemde Suriye'nin toprak bütünlüğünü vurguladığını görüyoruz. Hatta Amerikalılar da “tek bayrak, tek ordu” söylemini vurgulamaya başladılar. Bu vesileyle Washington’la, Türkiye'nin yıllardır savunduğu bu Suriye politikası arasında bir yakınlaşma görüyor musunuz?

SURİYE'NİN İÇ BARIŞINA DARBE VURMAK İSTEYENLERE ALAN AÇILMAMALI

Türkiye olarak biz, Suriye konusunda dün ne söylediysek bugün de aynısını söylüyoruz. Suriye'nin terör örgütlerinin cirit attığı bir alan olamayacağını, buradaki istikrarsızlığın bütün bölgeye yayılabileceğini söyledik ve neticede haklı çıktık. Demek ki Amerika da artık Suriye'nin gerçeklerinin farkına vardı. Suriye halkı çok ağır bedeller ödedi ama vatanlarına sahip çıktılar. Şimdi de bütün Suriye'yi inşa etmek için çalışıyorlar. Bu konuda bütün komşu ve Suriye'ye dost ülkeleri Suriye'nin yeniden inşa ve imarına yardımcı olmaya davet ediyorum. Ve bu çağrımızı yapacağız, yapmaya devam edeceğiz. Suriye’deki durum bizim vizyonumuzun ne kadar doğru, Suriye politikamızın ne kadar gerçekçi olduğunu kanıtlaması yönüyle de önemli. Provokasyonlarla mücadele konusu da önemli. Suriye'nin iç barışına darbe vurmak isteyenlere alan açılmaması şart. Suriye'nin istikrarına giden yol, fitne tohumlarını temizlemekten geçer.

Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi meselesiyle bağlantılı olarak S400’lerin üçüncü bir ülkeye devri konusunda adım atılabileceği ifade ediliyor. Sayın Putin'le görüşmenizde bu konu masaya geldi mi?

KENDİ HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİMİZİ GELİŞTİRMEKTEN VAZGEÇMİYORUZ

Sayın Putin’le ikili gündemimizdeki her konuyu ele aldık. Biliyorsunuz, Türkiye, F-35 programının ortaklarından biriydi. Bu program kapsamında ciddi katkılar sundu. Türkiye'nin programa tekrar dahil olması konusunda da görüşmelerimiz sürüyor. Amerika'daki süreçlerin bir an önce tamamlanmasıyla bu meselenin geride bırakılacağını düşünüyoruz. Tüm bu diplomatik çabalarımızı yürütürken de KAAN'dan vazgeçmiyoruz. Kendi hava savunma sistemlerimizi geliştirmekten vazgeçmiyoruz. Aksine Türkiye'nin seçeneklerini artırıyoruz. İşte güçlü Türkiye budur. Güçlü Türkiye'nin yol haritası budur.

Benim sorum da Karadeniz'le ilgili olacak. Rusya-Ukrayna arasında yaşanan savaş sürecinde Karadeniz'de zaman zaman ticari gemiler de hedef haline gelebiliyor. Ve zaman zaman da Türk gemileri de bu süreçten zarar görebiliyorlar. Sayın Putin'le görüşmenizde bu konu gündeme geldi mi? Ortak bir çözüm geliştirilecek mi?

Yalnız Türk bayraklı veya Türk işletmecilerin kullandığı gemiler değil, Karadeniz'deki bütün sivil deniz taşımacılığının güvenliği bizim için önemli. Taraftar arasındaki mücadele, sivillerin ve ticari hayatın güvenliğini ortadan kaldıracak bir noktaya taşınmamalıdır. Bu nedenlerle çok daha geniş bir perspektifle hareket ediyoruz. Bu sorunu çözmemiz lazım. Çünkü artık verdiği zarar giderek katlanıyor. Karadeniz'de ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı şekilde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç var. Şunu açıkça söylemek isterim ki, tahıl krizinin özellikle Afrika kıtasında yeniden baş gösterdiğini görüyoruz. Sorun daha da büyümeden inisiyatif alınmasında fayda var.

Bölgesel Güvenlik İttifakı

Mekke İttifakı çerçevesinde yürütülen iş birliğine dair gelen soruları yanıtlayan Erdoğan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ekseninde atılan adımların bölge istikrarı için kritik olduğunu, bazı çevrelerin rahatsızlığına rağmen bu yolda kararlılıkla yürümeye devam edeceklerini vurguladı.

Bu haber 10381 kez görüntülendi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR