Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara'da "2025 Yılı Yenilenebilir Enerji Yatırımları Toplu Açılış Töreni"nde CHP'ye sert tepki gösterdi. Erdoğan, "Yaşananlar ana muhalefet partisinin iç meselesidir. Bizi ilgilendirmez. Biz Türk siyasetine yakıştıramadığımız bütün bu tartışmaları güvenli takip mesafesinden izlemekle yetiniyoruz." ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca "Nasıl bundan 13 sene önce 3-5 tane ağacın yerinin değiştirilmesi bahane edilerek sokaklarımızı ateşe veren gezici vandallara boyun eğmediysek bugün de enerji yatırımlarımızı sabote etmeye çalışanlara teslim olmayacağız." dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde “2025 Yılı Yenilenebilir Enerji Yatırımları Toplu Açılış Töreni”nde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:
"Bugün artık geleneksel hale gelen bir törenimizi icra etmek üzere bir aradayız. Hizmet ve eser siyasetimizin bir nişanesi olarak her sene yenilenebilir enerji yatırımlarımızın toplu açılışlarını bahar aylarında gerçekleştiriyoruz. Geçen yıl yine burada 5 milyar dolarlık enerji yatırımlarını devreye almıştık. İnşallah birazdan 2025 yılı içinde tamamlanan elektrik üretim santrallerinin açılışını yapacağız. Törenimizin ve bugün resmen hizmete sunduğumuz yatırımların ülkemiz, milletimiz ve enerji sektörümüz için hayırlı olmasını diliyorum.
Önemli yatırımları ülkemize kazandıran firmalarımızı, kurumlarımızı ve enerji bakanlığımızı canı gönülden tebrik ediyorum. Türkiye'nin bölgesinin enerji merkezi ve kavşak noktası olma vasfı giderek güçleniyor. Önceki hafta kendi alanında uzman ve seçkin isimlerin bir araya geldiği İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi'nin ikincisini tertipledik. İRES 2026 enerji, madencilik, kritik mineraller ile hidrokarbon alanlarında güncel meselelerin ele alınmasına vesile oldu.
"TÜRKİYE, ENERJİ ALANINDA BÖLGESİNİN SİKLET MERKEZİ OLDU"
Türkiye'nin bilhassa güncel gelişmeler ışığında enerji alanında bölgesinin siklet merkezi olduğu çok net biçimde görülüyor. Gerek son dönemde uluslararası basında yayınlanan makaleler, gerekse enerji sektörünü çok iyi bilen isimler, ülkemizin günden güne artan stratejik değerine vurgu yapıyor. Şu bir gerçek ki 28 Şubat'ta başlayan ve henüz çözülemeyen İran merkezli kriz, Türkiye'nin küresel enerji tedarikindeki kritik rolünü perçinlemiştir.
"TARİHİN EN BÜYÜK PETROL ARZ KESİNTİSİ YAŞANDI"
Olumsuz etkilerini halen hissettiğimiz ve bir süre daha hissedeceğimiz, İran savaşının ilk günlerinden itibaren neler yaşandığını hep beraber takip ettik. Körfez ülkelerinin açık denizlere açılan kapısı olan Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanmasıyla birlikte Uluslararası Enerji Ajansı'nın tanımına göre tarihin en büyük petrol arz kesintisi yaşandı. Boğazın kapatılması küresel petrolün yaklaşık yüzde 25'inin sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin ise yüzde 20'sinin devre dışı kalmasına yol açtı.
60 dolar civarında seyreden petrol varil fiyatları iki katına kadar yükseldi. Aynı sarsıcı rakamlarla LNG fiyatlarının yanı sıra gübre, plastik dahil petrol türevi olan bütün ürünlerde karşılaştık. Bunun üzerine kimi ülkeler enerji tüketimlerini düşürmek için koronavirüs salgını günlerinden hatırladığımız çeşitli kısıtlamaları devreye aldılar. Okullar tatil edildi, özel araçların trafiğe çıkışına sınırlamalar getirildi, uçak seferlerinde ciddi sayıda iptaller oldu, petrol istasyonlarının önünde uzun kuyruklar oluştu.
"PEK ÇOK ÜLKE KENDİNİ RESESYONA HAZIRLIYOR"
Petrol ve doğal gaz bazlı ürünlerin fiyatlarıyla eşit zamanlı olarak dünyada enflasyonlar artmaya başladı. Birkaç ay öncesine kadar küresel ekonomide toparlanma beklenirken Hürmüz krizi uzadıkça bugün pek çok ülke kendini resesyona hazırlıyor. Bunlara iş gücü piyasasından turizme, sanayiden tarıma uzanan geniş bir yelpazedeki etkilerini dahil ettiğimizde enerji tedariki meselesinin ne kadar hayati önemde olduğu çok net biçimde ortaya çıkmıştır.
"ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİ, EGEMENLİK VE MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR"
Rusya-Ukrayna savaşı ile Hürmüz'ün kapanması bize şunu öğretmiştir: Enerji arz güvenliğinin sağlanması sadece bir kalkınma meselesi değil, aynı zamanda bir egemenlik ve milli güvenlik meselesidir. Bu krizin, hatta bir diğer hususta fosil yakıtlar dışındaki alternatif enerji kaynaklarına yönelik yatırımların önemidir.
"ENERJİ TALEBİ GELECEKTE DAHA DA ARTACAK"
Malumunuz sanayileşme, şehirleşme nüfus ve teknoloji kullanımı arttıkça enerjiye olan ihtiyaç da yükseliyor. Enerji talebinin gelecekte daha da artacağını hepimiz çok iyi biliyoruz. Sadece yapay zeka odaklı veri merkezlerinin elektrik tüketiminin gelecek beş yılda iki katına çıkacağı öngörülüyor. Türkiye olarak hızla gelişen diğer tüm ülkeler gibi bizim enerji talebimiz de yıldan yıla yükselmektedir. Son 20 yılda ülkemizin enerji ihtiyacı iki katına çıkmıştır.
2025 yılında elektrik tüketimimiz önceki yıla kıyasla yüzde 2,1 oranında artmıştır. Elektrik talebimizin 2035 yılına kadar en az yüzde elli oranında artmasını bekliyoruz şu an enerji arzımızda ithal kaynakların payı yüzde 57 civarındadır. Her yıl değişmekle birlikte enerjide 60 ila 100 milyar dolar arasında bir ithalat faturamız var.
"EKONOMİMİZ KARŞILAŞTIĞI ŞOKLARA RAĞMEN 23 ÇEYREKTİR BÜYÜMESİNİ SÜRDÜRÜYOR"
Burada şunu özellikle dikkatinize getirmek istiyorum: Türkiye dünyanın 16'ncı, Avrupa'nın da 6'ncı büyük ekonomisidir. Biz aynı zamanda son 23 yılda ortalama yüzde 5,3 büyüyen bir ülkeyiz. Pazartesi günü 2026 yılının ilk çeyreğine dair büyüme rakamları açıklandı: Türkiye ekonomisi bu yılın ilk çeyreğinde önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2 buçuk oranında büyüme kaydetti. Böylece ekonomimiz karşılaştığı şoklara rağmen 23 çeyrektir büyümesini sürdürmüş oldu. İnşallah bu ivmeyi 2026'da devam ettirmek istiyoruz. Bu daha fazla enerji tüketeceğimiz anlamına geliyor.
Türkiye'nin önceliklerinin en başında enerjide dışa bağımlılığı azaltmak ve kendi kaynaklarından azami derecede istifade etmek vardır. Milli enerji ve maden politikamız ile daha çok yerli, daha çok yenilenebilir stratejimizin hedefi enerjide dışa bağımlılığımızı sıfırlamaktır. Enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi, verimliliğin arttırılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesine büyük önem veriyoruz. Halihazırda yenilenebilir enerji kurulu gücü bakımından Avrupa'da 5'inci dünyada 11'inci sıradayız.
"80 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM YAPACAĞIZ"
2020-2035 yıllarını kapsayan Türkiye ulusal enerji planıyla inşallah çok daha iyi yerlere gelmenin çabası içindeyiz. Buna göre 2025 yılı sonu itibariyle 40 bin megawatt olan güneş ve rüzgar kurulu gücümüzü 2035 yılında 120 bin megawatta çıkarmayı hedefliyoruz. Hedefe ulaşmak için toplam 80 milyar dolarlık yatırım yapacağız.
"YEŞİL İLETİM ALTYAPISI İNŞA EDECEĞİZ"
Ayrıca rüzgar ve güneş kurulu gücünün sisteme entegrasyonu için yeşil iletim altyapısı inşa edeceğiz. Yine aynı dönemde 5 bin megavatlık deniz üstü rüzgar kapasitesi oluşturma niyetindeyiz. Son 20 yılda yenilenebilir enerji alanında kat ettiğimiz mesafe bu hedefleri gerçekleştirme noktasında bizlere güven veriyor.
Bakınız 2025 yılında toplam kurulu gücümüz 38 bin 820 megawattı. Yenilenebilir enerjinin bundaki payı ise yüzde 33'ün biraz üzerindeydi. Kurulu güç içerisinde güneş enerjimiz yoktu. Nisan sonunda ülkemizin kurulu gücü 125 bin 410 megavata yükselirken yenilenebilir enerji kapasitesinin payı da yüzde 62 buçuğa çıktı.
Bir diğer çarpıcı rakam şudur: Türkiye'nin kurulu gücünün 26 bin 770 megavatı bugün güneş enerjisinden geliyor. Elektrik üretiminde ise benzer bir başarıya imzaya attık. 2005 yılında toplam elektrik enerjisi üretimimiz 162 bin gigawatt saatken, yenilenebilir kaynakların bundaki payı sadece yüzde 24'tü. 2025 yılı sonu itibarıyla elektrik enerjisi üretimimiz 363 bin gigawatt saate yenilenebilir kaynakların üretimdeki payı ise yüzde 43,3 'e ulaştı. Şüphesiz bunlar ülkemiz adına gurur verici oranlardır. Türkiye'nin gerçek potansiyeli bunun çok çok üstündedir.
Ülkemizin 140 bin megavat rüzgar enerjisi potansiyeline 53 bin megavat yüzer güneş enerjisi potansiyeline yıllık 3,9 milyon ton eşdeğer petrol biyokütle potansiyeline 4 bin 500 megawatt gücünde jeotermal tesisi potansiyele yıllık 180 milyar kWh hidroelektrik potansiyeline sahip olduğunu değerlendiriyoruz.
"GEZİCİ VANDALLARA BOYUN EĞMEDİK"
Çevreci maskeli marjinallerin engelleme çabalarına rağmen bu büyük potansiyeli hayata geçirmekte kararlıyız. Nasıl bundan 13 sene önce 3-5 tane ağacın yerinin değiştirilmesi bahane edilerek sokaklarımızı ateşe veren gezici vandallara boyun eğmediysek bugün de insanımızın çevre hassasiyetini istismar edenlere yenilenebilir enerji yatırımlarımızı sabote etmeye çalışanlara teslim olmayacağız. Hidroelektrik, ister rüzgar ve güneş enerjisi ister nükleer güç santralleri olsun Türkiye'nin kaynaklarını milletimiz için kullanmaya devam edeceğiz.
"1,8 MİLYAR DOLARLIK FATURADAN KURTULDUK"
Bu kararlılığımızın en net göstergesi birazdan hizmete aldığımız proje ve yatırımlardır. 2025 yılında 78 ilimizde irili ufaklı toplam 7 bin 110 adet elektrik üretim santrali hizmete girmiştir. Santrallerin toplam yatırım değeri yaklaşık 5,6 milyar dolar, kurulu gücü ise 8.313 megawatttır. Bunun 6 bin 63 megawattını güneş, 1946 megawattını rüzgar santralleri oluşturuyor. Bu yatırımların yıllık üretim kapasitesi ise 7,3 terawatt saattir. Eğer biz bu elektriği yenilenebilir kaynaklar yerine doğal gazdan karşılamış olsaydık 3 buçuk milyar metreküp doğal gaza ihtiyaç duyacaktık. Karşılığında da 1,8 milyar dolar ödeme yapacaktık. Bugün hizmete aldığımız yatırımlarla böyle bir faturadan kurtulmuş olduk.
"GÜNDEMLERİNDE SADECE KOLTUK KAVGASI VAR"
Bu gelişmeler, bu rakamlar bizim ana muhalefetin hiç mi hiç gündeminde değil. Ne ülkenin meseleleriyle ilgileniyorlar, ne de dünyada ne olup bittiğini takip ediyorlar. Gündemlerinde sadece koltuk kavgası var, hakaret var, nümayiş var. Dün kahraman ilan ettiklerine bugün hain damgası vurmak var. Bir ara aynı muameleyi 'gel' deyince koşa koşa gelen eski cumhurbaşkanı adaylarına da yapmışlar, onu da günlerce linç etmişlerdi. Acı zulüm de olsa o, hain ve iş birlikçi olma sırasını savdı, şimdi yerini bir başkasına bıraktı. Yarın muhtemelen benzer ithamlara bugün alkışlanan maruz kalacak.
"YAŞANANLAR CHP'NİN İÇ MESELESİDİR"
Ana muhalefeti esir alan sağlıksız ruh hali değişmedikçe anlaşılan o ki herkes bir gün hedef tahtasına konulacak, siyaseti halka hizmet vasıtası yerine kariyer ve kazanç kapısı olarak görenlerin çarpık zihniyeti değişmedikçe bu utanç sahnelerine muhtemelen yarın yenileri eklenecek. Yaşananlar elbette ana muhalefet partisinin iç meselesidir. Bizi ilgilendirmez. Biz Türk siyasetine yakıştıramadığımız bütün bu tartışmaları güvenli takip mesafesinden izlemekle yetiniyoruz. Şahsımıza, hükümetimize, partimize ve ittifakımıza yönelik çirkin ifadelere rağmen serinkanlı tavrımızı büyük özen göstererek devam ettiriyoruz."




