Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen "Mevlid-i Nebi Haftası Programı" kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşma yaptı. Konuşmasının başında, bu manevi atmosferde bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Erdoğan, milletin ve İslam dünyasının Mevlid-i Nebi Haftası'nı kutladı. Programa katılanlara teşekkürlerini iletti ve etkinliği takip edenlere selamlarını gönderdi.
Allah'a şükürlerini, Peygamber Efendimiz'e salat ve selamlarını sunan Erdoğan, İslam'a hizmet etmiş alimler ile vatan, millet ve din uğruna canlarını feda eden şehit ve gazileri de rahmetle andı.
"PEYGAMBER SEVGİSİ EN KIYMETLİ MİRAS OLMUŞTUR"
İnanç sahiplerinin kalbinde Peygamber sevgisinin nesiller boyu aktarılan en değerli emanet olduğu vurgulandı. Milletimizin, İslam ile şereflendiği ilk andan itibaren bu sevgiye kalbinde özel bir yer ayırdığı ifade edildi. Ecdadımızın asırlarca İslam'ın sancaktarlığını yaptığı ve Peygamber'e olan aşkını temiz bir imanla muhafaza ettiği belirtildi. Bu bağlılığın, dil, edebiyat, kültür ve sanatta da kendini gösterdiği kaydedildi.
Bu duruma örnek olarak Süleyman Çelebi'nin Mevlid-i Şerif'i ve Fuzuli'nin Su Kasidesi gösterildi. Merhum Mehmet Akif İnan'ın da Peygamber aşkıyla dolu isimlerden biri olduğu hatırlatılarak, Efendimiz'e olan bağlılığını ifade ettiği şu dizeler paylaşıldı:
“Özgürlük, menşurun kanatlarından toprağım, devletim, bayrağım sensin. Maddemsin, manamsın, varım yoğumsun, ufkumsun, yakınım, uzağım sensin. Annem, babam, atam, kardeşim, yavrum, evim barkım, bahçem ve bağım sensin. Seslerin kalbimin dudaklarında, zamanın, dönemim ve çağım sensin. Ümidim, cihanım, şafağım sende, hicretim, menzilim, durağım sensin. Seninle olmaktır ahdim, yeminim, ordum, emirim ve otağım sensin.”
Müslümanların kişisel, iş ve aile yaşamlarında Kur'an ve Sünnet rehberliğinde ahlak-ı hamidiyeyi hayatlarının merkezine yerleştirmeleri gerektiğinin altı çizildi. Çocukların ve gençlerin, Peygamber'in örnek ahlakıyla ve temsil ettiği değerlerle tanıştırılmasının yaşamsal bir konu olduğu ifade edildi.
"İYİLERİN GALİP GELECEĞİ TARİHİ BİR DÖNEMİ YAŞIYORUZ"
Erdoğan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Aktörler ve senaryolar değişse de iyi ile kötünün mücadele ettiği ve sonunda inşallah iyilerin galip geleceği tarihi bir dönemi yaşıyoruz."
Filistin'den Lübnan'a, Sudan'dan Somali'ye kadar pek çok coğrafyanın senelerdir kriz, savaş ve istikrarsızlıkla mücadele ettiği belirtildi. Masum çocukların, kadınların, yaşlıların ve yardım görevlilerinin sivil yerleşim bölgelerinde bombalarla öldürüldüğüne dikkat çekildi. Gazze'nin, soykırım şebekesi tarafından dünyanın en büyük çocuk mezarlığına dönüştürüldüğü söylendi. Milyonlarca Filistinlinin en temel gereksinimlerden mahrum şekilde hayatta kalma mücadelesi verdiği aktarıldı.
Lübnan'da İsrail yönetiminin saldırıları neticesinde 1,3 milyon kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığı, çoğu çocuk ve kadın olmak üzere dört binden fazla insanın hayatını kaybettiği ve 12 bini aşkın Lübnanlının yaralandığı bilgisi paylaşıldı.
"MÜSLÜMANLAR OLARAK BARIŞI BİRLİKTE İNŞA ETMEK MECBURİYETİNDEYİZ"
İsrail'in mevcut hükümetinin işgalci ve soykırımcı ideolojisinin yalnızca komşularını değil, bölgesel barışı savunan herkesi hedef aldığı ifade edildi. Siyonizm'in yayılmacı hedeflerine dikkat çekmenin, bölgedeki tüm halklar ve insanlık adına yapıldığı vurgulandı.
Yakın tarihte Hitler ve Pol Pot gibi zalimlere karşı sergilenen sessizliğin bedelini sivillerin ödediği hatırlatıldı. Milyonlarca insanın o dönemde soykırıma uğradığı ve insanlığın olanları izlemekle yetindiği belirtildi. Bugün Gazze, Batı Şeria ve Lübnan'da aynı hatanın tekrarlandığı, küresel yapıların ve uluslararası toplumun katliamları durduracak güçlü bir irade gösteremediği dile getirildi.
Müslümanların başkalarından medet umarak bir yere varamayacakları gerçeğinin fark edilmesi gerektiği vurgulandı. Güçlü olmanın, caydırıcılık sağlamanın, hak ve hukuku birlikte savunmanın ve bölgede barış ile güvenliği birlikte tesis etmenin bir zorunluluk olduğu ifade edildi.




