Hazreti Hatice’nin (Radıyallahü anha) Evi Mimar Sinan Tarafından da Restore Edilmiş
Eski Suudi Arabistan Petrol Bakanı ve El-Furkan İslam Mirası Vakfı Kurucusu Ahmed Zeki Yamani tarafından kaleme alınan “Hazreti Hatice’nin Evi” adlı eser, Muttalip Tütüncü’nün çevirisiyle Ketebe Yayınları’ndan çıktı.

Mimar Sinan 1524’te Yeniden İnşa Etti
Kitapta yer alan tarihsel bilgilere göre, Hazreti Hatice’nin (Radıyallahü anha) Mekke-i Mükerreme’deki evi asırlar boyunca çeşitli medeniyetler ve hükümdarlar tarafından titizlikle korundu. Abbasiler, Eyyubiler ve Memlüklerin yanı sıra Osmanlı İmparatorluğu döneminde de geniş kapsamlı bakımdan geçirildi.
Özellikle Kanuni Sultan Süleyman döneminde, 1524 yılında Mimar Sinan’ın gözetiminde evin belirli bölümleri tamamen yıkılarak aslına uygun şekilde yeniden inşa edildi. Yapı ayrıca IV. Murad, III. Ahmed ve II. Abdülhamid dönemlerinde de onarımlar gördü.

İslam Tarihindeki Birçok İlk Bu Evde Yaşandı
Hazreti Peygamber (sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile Hazreti Hatice’nin çocukları Kasım, Abdullah, Rukiyye, Zeynep, Ümmü Gülsüm ve Fatıma bu evde dünyaya geldi. Vahyin indiği, Hazreti Hatice, Hazreti Ali ve Zeyd bin Harise’nin kelime-i tevhidi kabul ettiği ve İsra ile Miraç yolculuğunun başladığı bu kutsal mekan, hicretten sonra mescide dönüştürülerek muhafaza edildi.

1989’da Kurtarma Kazısıyla Gün Yüzüne Çıktı
Zamanla bakımsız kalarak toprak altında kalan mekan, 1989 yılında Mescid-i Haram’ın genişletilme çalışmaları esnasında tespit edildi. Ahmed Zeki Yamani’nin desteği ve uzman ekiplerin yürüttüğü yaklaşık bir aylık kazı çalışması sonucu Hazreti Fatıma’nın doğduğu oda, Vahiy Kubbesi ve Hazreti Peygamber’in namaz kıldığı alanlar gibi ana unsurlar ortaya çıkarıldı.
Tamamlanan arkeolojik ve belgeleme çalışmalarının ardından, kutlu hanenin özgün yapısının dış etkenlerden korunması amacıyla özel ve temiz kumla üzeri tekrar kapatılarak korumaya alındı. Eser, üç boyutlu mimari çizimler, haritalar ve kazı fotoğraflarıyla bu tarihi süreci günümüz okuyucusuna aktarıyor.

Kazı sırasında Hz. Hatice’nin evinin bulunduğu alan.
Peygamber Efendimizin evlenip yerleştiği ev Âlemlere rahmet olarak gönderilen Hazreti Peygamber’in Sallallahü aleyhi ve sellem eşi Hazreti Hatice Radıyallahü anha ile yirmi beş yıl yaşadıkları, evlatları Kasım, Abdullah, Rukiyye, Zeynep, Ümmü Gülsüm ve Fatıma’nın dünyaya geldiği, vahyin indiği, İslam’ı ilk kabul edenlerden Hazreti Hatice, Hazreti Ali, Zeyd ibn Hârise’nin kelime-i tevhid ile şereflendiği, İsra ve Miraç yolculuğunun başladığı bu mübarek hane İslam’ın ilk yıllarında pek çok önemli hadiseye şahitlik etmiştir.
Ev daha sonra mescid olmuş İslam tarihinde benzersiz bir konuma sahip olan Hazreti Hatice’nin evini hicretten sonra Hazreti Ali’nin abisi Akil bin Ebu Talip satın alır. Yıllar sonra Akil, evi Muaviye bin Ebu Süfyan’a satar. Muaviye de evin ana formunu bozmadan, onarır ve bazı eklemelerle mescid olarak ziyarete açarak korunmasını sağlar.

Hazreti Hatice annemizin evinin konumu, sınırları ve özellikleri sonraki yüzyıllar boyunca tarihi kaynaklarda yer alarak doğrulanmış hakkındaki bilgiler nesilden nesile aktarılmıştır. Ayakta kaldığı asırlar içinde Hazreti Hatice’nin Radıyallahü anha evi Ezrakî, Fakihî, İbnü’z-Ziya, Fasî, Taberî, İbn Fahd gibi tarihçilerin kitaplarında sıklıkla ele alınan konulardan birisi olmuştur.

Seyyahlar bu evden bahsetmişler Mekke’yi ziyaret eden Müslüman ve Oryantalist seyyahlar da Hazreti Hatice’nin evinden söz etmiştir. Bunlardan ilki 1183’de İbn Cübeyr’dir. Daha sonra 1315’de İbn Battuta, 1671’de Evliya Çelebi, 1813’de Johann Burckhardt, 1853’de Richard Burton, 1884’de Christian Hurgronje, 1872’de Eyüp Sabri Paşa, 1901’de İbrahim Rıfat Paşa, 1905’de Hüseyin Vassaf seyahatlerinde evi görmüş konumu, mimarisi ve geçirdiği değişikliklerden eserlerinde bahsetmişlerdir.
İslam tarihindeki statüsü ve önemine yakışır bir şekilde korunan Hazreti Hatice’nin evi Abbasiler, Eyyûbiler, Memlükler ve Osmanlılar tarafından çok sayıda onarım görmüştür. Kanuni Sultan Süleyman, IV. Murad, III. Ahmed ve II. Abdülhamid döneminde bakım ve onarımlar yapılır. 1524 yılında Mimar Sinan’ın gözetiminde evin belli yerleri tamamen yıkılıp yeniden inşa edilmiş 1635’te ise Rıdvan Ağa’nın üstlendiği bir restorasyon geçirmiştir.
Evliya Çelebi de anlatıyor 1671’de Hac vazifesi için Mekke’ye gelen meşhur seyyah Evliya Çelebi, evin muhteşem yapısını ve tefrişatını tasvir etmiştir. Seyahatnamesinde işlemeli ipek halılarla döşenmiş, kubbeleri avizeler, şamdanlar ve kandillerle süslenmiş olan evin beyaz kireçle kaplı kubbeli olduğunu, duvarlarının çini porselenle bezeli bir avlusu ve mihrabıyla yerden yüksek bir mescidin yer aldığını aktarmaktadır.
Güney cephesinden girişin ve her iki yanından iki mihrabın görülebildiği Vahiy Kubbesi odası.
Yaklaşık on dört asır boyunca varlığını sürdüren Hazreti Hatice’nin evi 20. yüzyılın başlarında bakımsız bir hale gelerek toprak altında kalmıştır. 1925’de İngiliz seyyah Eldon Rutter Mekke’ye yaptığı ziyaret esnasında evin kayalar ve çamurla tıkanmış olduğunu anlatmaktadır. Mısırlı yazar Muhammed Hüseyin Heykel ise 1935 yılında Hazreti Hatice’nin evinin toprakla dolmuş boş ve çorak bir arazi halinde bulunduğunu söylemektedir.
Kazı çalışmaları sırasında evden kalıntılar bulunur 1989’da Mescid-i Haram’ın dış avlusunu genişletme çalışmaları başlatılır. Bölgedeki binalar kaldırıldığı esnasında Şeyh Abbas Yusuf Kattan tarafından yaptırılmış hafızlık okulunun eski yerinde mihrap ve bazı tarihi kalıntılar keşfedilir. Bu bölge esasında Hazreti Hatice’nin evinin bulunduğu alandı. Suud kralı Fahd bin Abdülaziz’in izni ve devrin petrol bakanı Zeki Yamani’nin desteğiyle buluntuların olduğu sahanın etrafı çevrilerek uzman bir ekiple kazı çalışmalarına girişilir. Çalışma süresince çeşitli aşamalar fotoğraf, harita ve planlarla belgelenir. Yaklaşık bir ay boyunca aralıksız süren çalışmalar neticesinde Hazreti Hatice annemizin evinin ana unsurları ortaya çıkarılır. Adeta bir kurtarma kazısı denebilecek bu çalışma ile evin temellerinde giriş, odalar, iç ve dış avlu tespit edilir. Böylece Hazreti Fatıma’nın Radıyallahü anha doğduğu oda, vahiy kubbesi, Hazreti Peygamber’in namaz odası (gizlenme yeri), misafir ağırlama odası, ağıl ve mescitten oluşan yapı topluluğu gün yüzüne çıkmış oluyordu.

Evin üzeri örtünerek korumaya alınmış Hazreti Hatice’nin Mescid-i Haram’ın kuzey doğu tarafında el-Hacer sokağında ortaya çıkarılan evi tarihi kaynaklarda söz edildiği gibi 20. yüzyıl ortalarına kadar mescit olarak kullanılmıştı. Yüzyıllar içinde evin odalarında, Halife Hazreti Muaviye’nin emriyle inşa edilen mescidin revaklarında ve evi çevreleyen yapılarda birtakım değişiklikler yapıldığı gibi evin kot seviyesi de alçalmıştı. İslam tarihinin emsalsiz hatırası olan Hazreti Hatice’nin Radıyallahü anha evi tamamlanan kazı çalışmaların ardından özgün yapısını korumak gayesiyle tuzdan ve her türlü kirli, asitli materyallerden arındırılmış kumla tekrar gömülerek üstü kapatıldı.

Evin odalarına açılan iç geçit.
Evin yerine hafızlık okulu açılıyor 1951’de Suudi Arabistan Kralı Abdülaziz o dönem Mekke Belediye Başkanı olan şeyh Abbas Yusuf Kattan’a hafızlık okulu inşa etmesi için Hazreti Hatice’nin Radıyallahü anha evinin olduğu araziyi tahsis eder. Burada üç kat olarak Hafızlık Okulu inşa edilir. 1989 yılında Harem-i Şerif’in doğu tarafının genişletilmesi amacıyla yıkılmasına kadar da okul varlığını sürdürür.





