Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından Ataşehir'de bir otelde "Türkiye Markasının Küresel Anlatısı: Türk Dizileri" başlıklı bir program tertip edildi. Programda bir konuşma gerçekleştiren İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Türk dizi sektörünün ulaştığı muazzam başarıya dikkat çekti.

TÜRK DİZİLERİ İHRACATTA ZİRVEDE
Duran, Türkiye'nin bugün dünyanın en büyük dizi ihracatçıları arasında ilk üçte bulunmasının bir tesadüf olmadığını, büyük gayretlerle bu noktaya gelindiğini ifade etti. Türk yapımlarının 170'ten fazla ülkede 1 milyarı aşan bir izleyici kitlesine ulaştığını belirten Duran, "2000'li yılların başında yaklaşık 10 milyon dolar seviyesinde bulunan dizi ihracatımız, bugün 1 milyar doları aştı, sektörümüzün geldiği nokta memnuniyet verici." şeklinde konuştu.
Ayrıca, Yunus Emre Enstitüsü ve RTÜK iş birliğiyle yapılan bir saha araştırmasına atıfta bulunan Duran, Türkçe öğrenen 5 bin yabancı katılımcının yüzde 81'inin bu sürece Türk dizilerinden etkilenerek başladığını aktardı. Farklı araştırmaların da dizilerin dünya genelinde Türkçe öğrenme isteği yarattığını, Türk ürünlerine, turizme ve Türkiye'ye yönelik kültürel merakı pekiştirdiğini gösterdiğini anlattı.
"BATI'NIN KÜLTÜREL HEGEMONYASI"
Konuşmasında anlatıların gücüne vurgu yapan Duran, insanlık tarihinin esasen hikayelerin tarihi olduğunu, Sümerlerin Gılgamış Destanı'ndan günümüz ekranlarına uzanan süreçte anlatım aracının değişse de insanın kendini ifade etme gereksiniminin baki kaldığını söyledi. Uluslararası sistemde anlatıların ikna kabiliyetinin argümanlardan daha tesirli olduğunun altını çizen Duran, şunları kaydetti:
Bir ülke hakkında edinilmiş veya inşa edilmiş kanaatlerin, çoğu zaman resmi açıklamalardan, diplomatik belgelerden veya siyasal değerlendirmelerden öte geçtiğini görürüz.
Geçen asırda sinema ve televizyon alanında popüler kültürün neredeyse tek üreticisinin Batı olduğunu hatırlatan Duran, bu durumun dünyanın herhangi bir yerindeki orta yaşlı bir bireyin yaşamında belirgin etkiler bıraktığını belirtti. Bu kültürel hegemonyanın sadece gündelik yaşamla sınırlı kalmadığını ifade eden Duran, "Birinci Dünya Savaşı'ndan beri, başka bir ifadeyle kuruluşundan beri beyaz perde, propagandaya, hegemonyaya ve ideolojik rekabete eşlik etmiştir." dedi. Soğuk Savaş yıllarının, beyaz perdenin bir iktidar mekanizmasına dönüşerek uluslararası mücadelenin ve siyasi buhranların bir unsuru haline geldiği en yoğun dönem olduğunu, Rambo ve Rocky serilerinin bu dönemin en bilinen örnekleri olduğunu söyledi.
"KENDİ HİKAYEMİZİ ANLATIYORUZ"
Batı dışı toplumlar söz konusu olduğunda meselenin daha ciddi bir boyut kazandığını belirten Duran, Hollywood yapımlarında Ortadoğu ve Türkiye'nin uzun seneler boyunca tozlu sokaklar, kaos dolu pazar yerleri ve şiddetle tasvir edildiğini dile getirdi. Bu indirgemeci yaklaşımın, maalesef başkasının kamerasından bakmaya alışmış yerli sinemacılar tarafından da bir dönem benimsendiğini sözlerine ekledi.
Duran, bu tehlikenin bugün de varlığını sürdürdüğünü ifade ederek şöyle devam etti:
Türk dizilerinin dünyadaki yükselişi, bizler için hiçbir zaman 'bir hegemonya kurma meselesi' olarak algılanmadı. Biz, ülkemizin kendi hikayesini üretme, dolaşıma sokma ve farklı toplumlarla buluşturma kapasitesini ortaya koyuyoruz.
Bir Türk dizisinin Şam, Rabat, Belgrad, Santiago veya Johannesburg'daki bir izleyiciye ulaştığında, Türkiye'nin artık haritada uzak bir nokta olmaktan çıktığını; İstanbul'un, Boğaz'ın, Anadolu şehirlerinin, aile ilişkilerinin ve Türkçenin milyonlarca insanın hayatına dahil olduğunu vurguladı. Bu başarının yalnızca bir sektörün zaferi değil, Türkiye markasının dünyadaki algısının da bir yansıması olduğunu belirtti.
SEKTÖRE "ÖZGÜN HİKAYE" ÇAĞRISI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğindeki Türkiye Yüzyılı vizyonunun, ülkenin kendi öyküsünü dolaysız bir şekilde dünyaya aktarmasını temel aldığını söyleyen Duran, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak Türkiye markasını güçlendirmeyi stratejik iletişim çalışmalarının merkezine koyduklarını ifade etti. Duran, "Nasıl ki insanlığın kaderi birkaç merkezin kararına bırakılamazsa insanlığın hikayesi de birkaç merkezin kamerasına bırakılamaz." diyerek, dijital platformlara uygun içerik üretimi, ortak yapımlar ve küresel ağlara daha fazla yatırım yapılması gerektiğini belirtti.
Duran, sektör temsilcilerine yönelik olarak, kendi kültürüne, aile yapısına ve milli değerlere hassasiyet göstermeleri beklentisini dile getirdi. Yaratıcılığı kısıtlamayı değil, tam tersine daha cesur ve özgün hikayeler beklediklerini vurgulayan Duran, "Aynı türleri ve hikayeleri sürekli tekrar etmek yerine Anadolu'nun muazzam hikaye hazinesine, tarihimize, şehirlerimize, edebiyatımıza ve insanımıza yeniden farklı şekillerde yönelmeyi teşvik ediyoruz." çağrısında bulundu.
Programa Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un yanı sıra çok sayıda yönetmen, yapımcı, oyuncu ve akademisyen iştirak etti. Türk dizileriyle ilgili kısa film gösterimiyle başlayan etkinlik, Duran'ın Bakan Ersoy'a hediye takdim etmesiyle son buldu.




