ABD ile İran arasında varılan tarihi mutabakatın yankıları sürerken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yürütülen diplomatik temaslar sürecin şekillenmesinde önemli rol oynadı. ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Erdoğan'ın diplomasi ve gerilimi düşürme yönündeki çabalarını takdir ettiklerini açıklarken, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'a özel teşekkürlerini iletti.
ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'ın stratejik noktalarına yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın ardından Türkiye, bölgesel gerilimin kontrol altına alınması için yoğun diplomatik temaslar yürüttü.
Edinilen bilgilere göre Ankara, çatışma süreci boyunca sadece açık diplomasi kanallarını işletmekle kalmadı, aynı zamanda perde arkasında devasa bir istihbarat koordinasyonunu da bizzat idare etti.
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın diplomasi ve gerilimi düşürme çabalarını övgüyle karşılarken, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de Hakan Fidan'ı arayarak Türkiye'nin süreç boyunca yürüttüğü diplomatik girişimler ve kolaylaştırıcı rolü nedeniyle teşekkürlerini iletti.
Arakçi, "Bölgede kalıcı ateşkesin sağlanması, gerilimin azaltılması, istikrar ve güvenliğin yeniden tesis edilmesine yönelik yapıcı diplomatik çabaların desteklenmesinde Türkiye, Irak ve Mısır'ın ortaya koyduğu kararlı tutum ve üstlendiği kolaylaştırıcı rol için derin şükranlarımızı sunuyoruz." ifadelerini kullandı.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ise ABD ve İran arasında sağlanan mutabakat sürecinde gösterdiği "liderlik ve işbirliği" dolayısıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a şükranlarını sundu.
Dawn gazetesinin haberine göre, Şerif, Ulusal Meclis'te yaptığı konuşmada, 3 ay 16 gün süren yoğun çabaların ardından yeni bir dönemin başladığını vurguladı.
Şerif, anlaşmanın imza töreninin Cenevre'de yapılacağını hatırlatarak, müzakere süreci boyunca hem ABD hem de İranlı liderlerin "zor koşullar altında sabır ve sağduyu sergilediklerini ve sonuç olarak tüm dünyanın bu büyük güne tanıklık ettiğini" söyledi.
NELER KONUŞULDU?
Görüşmenin ana gündem maddesini, bölgede tansiyonu düşürmesi beklenen tarihi "İslamabad Anlaşması" ve anlaşmanın uygulanma süreci oluşturdu.
Arakçi, görüşmede mutabakat kapsamındaki taahhütlerin hayata geçirilmesi konusunda asıl sorumluluğun ABD tarafında olduğunu vurguladı. İranlı Bakan ayrıca, İsrail'in Lübnan'a yönelik istikrarı bozduğunu öne sürdüğü saldırı ve işgal faaliyetlerinin vakit kaybetmeden tamamen durdurulması gerektiğini ifade etti.
Görüşmenin sonunda Türkiye, İran, Irak ve Mısır dışişleri bakanları, bölgedeki gelişmeler karşısında istişare mekanizmalarının güçlendirilmesi, yakın koordinasyonun sürdürülmesi ve barış ile istikrarın korunmasına yönelik ortak diplomatik adımların artırılması konusunda mutabık kaldı.
TÜRKİYE'YE PEŞ PEŞE TEŞEKKÜR
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın diplomatik çabalarına teşekkür etti.
Barrack, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın diplomasiye ve bölgedeki gerilimin azaltılmasına verdiği desteği takdir ediyoruz. Ülkeler diyalogu, ortaklığı ve barış ile güvenliğe yönelik ortak bir taahhüdü tercih ettiğinde ilerleme sağlanabilir." ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı Trump da Oval Ofis'te iç güvenlikle ilgili bir imza töreninin ardından basın mensuplarının İran gündemine ilişkin sorularını cevaplarken Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yakın ilişkisine vurgu yapmıştı.
"O, benim çok iyi bir dostum ve birlikte çok iyi çalıştık. Onu seviyorum. Kendisi müthiş bir lider ve çok güçlü bir kişi. O bana saygı duyuyor, ben de ona saygı duyuyorum. Bunun da ötesinde, aramızda iyi bir dostluk var." demişti.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, dün yaptığı açıklamada, Katar, Türkiye ve Suudi Arabistan'a teşekkür etmişti.
Diğer yandan Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Yoğun görüşmelerin ardından, Amerika Birleşik Devletleri ile İran İslam Cumhuriyeti arasında bir Barış Anlaşmasına varıldığını memnuniyetle duyuruyoruz. Her iki taraf da Lübnan dahil olmak üzere tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirildiğini ilan etmiştir. Resmî imza töreni 19 Haziran Cuma günü İsviçre’de gerçekleştirilecektir.
Çatışmaya diplomatik bir çözüm bulunması yönündeki kararlılıkları nedeniyle Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti’ne teşekkür ediyoruz. Ayrıca bu arabuluculuk sürecinde anlaşmaya varılmasına verdikleri destekten dolayı kardeşimiz Katar Devleti’nin büyük liderliğine içten teşekkürlerimizi sunuyoruz. Bunun yanı sıra Suudi Arabistan Krallığı’nın ileri görüşlü liderliğine ve Türkiye Cumhuriyeti’ne bu süreçte yaptıkları önemli katkılar nedeniyle özellikle teşekkür etmek isterim."
"TEMKİNLİ BİR BEKLEYİŞ İÇERİSİNDEYİZ"
MİT Başkanı İbrahim Kalın da İran-ABD anlaşmasını değerlendirdi. Yaptığı açıklamada, "Dün akşam ABD ile İran arasında anlaşmanın var olduğuna dair haber hepimiz tarafından memnuniyetle karşılandı. Ama temkinli bir bekleyişin içerisindeyiz. Zira önümüzdeki süreçte müzakerelerde asıl konuların ele alındığı, tartışıldığı, müzakere edildiği zorlu bir süreç olacak. Bu süreçte destek veren başta Pakistan ve Katar olmak üzere bu konuda kararlılık gösteren tüm ülkeleri ve liderlerini kutluyoruz. Umarız bundan sonraki süreç barışın inşası olur ve Ortadoğu'da kalıcı barışın tesisi için önemli bir adım olur." yorumunda bulundu.
BATI VE İRAN ARASINDAKİ TEK KÖPRÜ: DIŞİŞLERİ VE MİT
Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgilere göre MİT, krizin başından bu yana hem Batı bloku hem de İran ile doğrudan temas kurabilen ender mekanizmalardan biri olarak çözümün merkezinde yer aldı.
MİT Başkanlığı; ABD, İran, Irak, Pakistan, Katar, BAE, Suudi Arabistan, Kuveyt, Mısır, İngiltere, Almanya, Fransa ve İtalya istihbarat servisleriyle kesintisiz bir koordinasyon yürüttü. Özellikle İran Devrim Muhafızları Ordusu ile kurulan üst düzey temasla, yanlış anlaşılmaların önüne geçildi ve stratejik mesajlar iletildi.
Teşkilatın mesaisi sadece diplomasiyle sınırlı kalmadı. MİT, İran’daki kriz ortamının Türkiye’nin "terörsüz süreç" hedeflerini ve sınır güvenliğini etkilememesi için saha operasyonlarını sıkılaştırdı. Kaos ortamını fırsat bilerek Türkiye’ye yönelik gerçekleştirilebilecek casusluk faaliyetlerine karşı istihbarat birimleri alarm durumuna geçirildi. Ayrıca bölgede mahsur kalan farklı ülke vatandaşlarının güvenli tahliyesi de bizzat MİT koordinasyonunda gerçekleştirildi.
ÇIKIŞ YOLUNU TÜRKİYE GÖSTERDİ
Ankara, hem Dışişleri Bakanlığı hem de Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) üzerinden yürüttüğü süreçle İslamabad’ın elini güçlendirdi. Güvenlik kaynaklarına göre MİT ve Dışişleri , krizin derinleşmesini engelleyecek somut çözüm önerilerini de ilgili taraflara sundu.
Geçtiğimiz aylarda Dışişleri Bakanlığı savaşın başından bu yana tüm tarafların mutabakata bağlı kalması gerektiği hatırlatmıştı. Özellikle Bakan Fidan, hem savaşın yayılmasının önlenmesi hem de ateşkesin bir an önce sağlanması için Pakistan, Suudi Arabistan ve Mısır dışişleri bakanları ile yoğun iletişim içindeydi.
Dünya basınının da defalarca kez aktardığına göre, arabuluculuk çabalarının ön saflarında Pakistan yer alıyordu, ancak perde arkasında Türkiye ve Mısır, ABD ile İran arasındaki uçurumları kapatmada kilit bir rol oynadı. Mısır, hem Gazze’deki ateşkesin hem de İran’daki ateşkesin sağlanmasında kilit öneme sahipti. Türkiye de bu çabalara katkıda bulundu.
ESKİ AMAN BAŞKANI HAYMAN İTİRAF ETTİ: "ERDOĞAN, TRUMP’I İKNA EDİP ÖNLEDİ"
Diğer yandan Washington ile Tel Aviv arasındaki en tehlikeli gizli operasyon fiyaskoyla sonuçlandı. İddialara göre MOSSAD, İran'da kara harekatı düzenleme konusunda çekinceleri olan ABD'ye alternatif ve kanlı bir plan önerdi. Savaşın karaya taşınmasını hedefleyen bu kirli planın merkezine ise terör örgütü PKK yerleştirildi.
Plana göre İsrail, terör örgütü PKK ve uzantısı olan bölücü grupları silahlandırarak İran’a karşı harekete geçirecekti. Böylece ABD askerlerinin doğrudan sahaya girmesine gerek kalmayacağını savunan İsrailli yetkililer, terör örgütüne uçuşa yasak bölge sağlamayı ve İran güçlerine karşı hava desteği vermeyi vaat etti. Hatta İsrail'in, Gazze'de Hamas'tan ve Lübnan'da Hizbullah'tan ele geçirdiği silahları bu bölücü gruplara dağıtacağı aktarıldı.
İSRAİL BASININI KÜPLERE BİNDİREN İDDİA: ABD’NİN 2 NUMARASI DEVREYE GİRDİ
The Jerusalem Post, tehlikeli planı Türkiye’ye sızdıran ismin ABD Başkan Yardımcısı JD Vance olduğunu ileri sürdü. ABD basınının da savaşa karşı bir tutum aldığını belirttiği Vance, Washington’ın ucu bucağı olmayan yeni bir Ortadoğu bataklığına saplanmasından ciddi endişe duyuyordu. Savaşın sonuna kadar gitmesini isteyen İsrail ve Beyaz Saray'daki savaş yanlısı şahinlerle büyük bir çekişme yaşayan Vance, MOSSAD'ın bölgeyi ateşe atacak PKK planını bozmak için hamle yaptı.
Vance'in özel asistanı Luke Schroeder iddiaları resmi olarak yalanlasa da İsrail istihbarat kaynakları, ABD’nin 2 numaralı isminin bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a haber vererek planı deşifre ettiğinde ısrar etti.
İsrail ordusu eski İstihbarat Dairesi (AMAN) Başkanı Emekli Tümgeneral Tamir Hayman da katıldığı bir programda fiyaskoyu itiraf etti. Hayman, ABD ve İsrail'in terör örgütü PKK uzantılı oluşumları İran’a saldırtarak Tahran yönetimini devirmeyi amaçlayan gizli planının, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın anında devreye girmesiyle akamete uğradığını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ABD Başkanı Donald Trump ile doğrudan bir görüşme gerçekleştirerek MOSSAD’ın tehlikeli planının bölgede getireceği müttefikler arası büyük krizi aktardığı ve Trump’ı ikna ederek kirli tezgahı tamamen iptal ettirdiği öne sürüldü.




