Pazartesi Günü Mutabakat Sağlanabilir
Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki çatışmayı nihayete erdirmesi beklenen bir anlaşmaya Pazartesi günü varılabileceği, Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından ifade edildi. Hindistan gezisi esnasında bir açıklama yapan Rubio, masada "oldukça sağlam bir teklif" olduğunu dile getirerek, "Hâlâ üzerinde çalışıyoruz," şeklinde konuştu.
Bu açıklamalar, ABD Başkanı Donald Trump'ın daha evvel anlaşmanın eli kulağında olduğunu ima etmesinin ardından, müzakerecilere "acele etmemeleri" yönünde talimat verdiğini belirtmesinden sonra geldi. 23 Mayıs'ta Trump, bir anlaşmanın "büyük ölçüde müzakere edildiğini" duyurmuş ve bu durum, savaşın bitişinin yakında ilan edilebileceği yönündeki beklentileri artırmıştı.
Ancak 24 Mayıs tarihli sosyal medya paylaşımında Trump, müzakerelerin "düzenli ve yapıcı bir şekilde ilerlediğini ve zamanın kendi taraflarında olduğunu göz önünde bulundurarak temsilcilerine bir anlaşma için acele etmemelerini söylediğini" belirtti.
Her iki tarafın da zamana ihtiyacı var ve işi doğru yapmalılar. Hata olmamalı!
Anlaşmanın Ana Hatları
ABD basınında yer alan haberlere göre, ele alınan mutabakatın 60 günlük bir ateşkes uzatması, dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz sevkiyatının yaklaşık %20'sinin yapıldığı hayati su yolu olan Hürmüz Boğazı'nın tekrar faaliyete geçirilmesi ve İran'ın nükleer programına dair ilave müzakereleri kapsadığı iddia ediliyor. Ayrıca, İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumunu teslim etmesinin de anlaşma maddeleri arasında olabileceği konuşuluyor.
İran'ın, nükleer enerji üretiminde ve yeterli zenginlik seviyesine ulaştığında silah imalatında kullanılabilen yaklaşık 440 kilogram yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyuma sahip olduğu tahmin ediliyor. Tahran, nükleer programının barışçıl amaçlar taşıdığını savunsa da ABD ve müttefikleri, İran'ın nükleer silah üretme çabasında olduğundan kuşkulanıyor.
Tarafların Yaklaşımı ve Müzakere Süreci
Hindistan'ın başkenti Delhi'de konuşan Rubio, "Süreç hâlâ devam ediyor. Dün gece bazı gelişmeler olabileceğini düşünmüştük. Belki bugün olur," dedi. Rubio, "Buna fazla anlam yüklememek gerekir" diyerek, "İran'dan yanıt almak biraz zaman alıyor," diye ekledi. BBC'nin ABD'deki yayın ortağı CBS News tarafından aktarılan bir habere göre, ABD istihbaratı, İran'ın dini liderinin savaşın başlangıcında düzenlenen bir İsrail saldırısında yaralandığını ve mevcut durumda gizli bir lokasyonda bulunduğunu değerlendiriyor. Bu durumun, İranlı temsilcilerle iletişimi güçleştirdiği ve müzakereleri yavaşlattığı öne sürülüyor.
İran medyasında ise muhtemel anlaşmada hâlâ "bir ya da iki" pürüzlü noktanın mevcut olduğu bilgisi yer alıyor. İran Dışişleri Sözcüsü İsmail Bekayi, hafta sonu temaslarda ilerleme kaydedildiğini doğrulamış fakat bunun temel meselelerde uzlaşıldığı manasına gelmediğini vurgulamıştı.
Cumhuriyetçi Parti İçindeki Fikir Ayrılıkları
Gündemdeki anlaşma taslağı, Cumhuriyetçi Parti içerisinde ihtilafa sebep oldu. Bazı siyasetçiler, bunun Tahran'a karşı aşırı tavizkar bir yaklaşım olduğunu ileri sürüyor. Senatör Ted Cruz, anlaşmanın "felaket bir hata" olacağını belirtirken, Senato Silahlı Hizmetler Komitesi Başkanı Roger Wicker, 60 günlük bir mütarekenin "Destansı Öfke Operasyonu ile kazanılan her şeyi heba edeceğini" savundu. Buna karşılık, Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi üyesi Mike Lawler, yönetimin "rejimin kalan unsurlarını gerçek bir müzakereye zorlamayı başardığını" söyledi.
Çatışmanın Geçmişi ve Mevcut Durum
Ortadoğu genelinde çatışmalara neden olan süreç, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik geniş çaplı saldırılar düzenlemesiyle başlamıştı. İran bu bombardımana, İsrail'e ve Körfez'deki ABD müttefiklerine yönelik saldırılarla mukabelede bulunmuştu. Nisan ayında ise görüşmeleri kolaylaştırmak hedefiyle bir ateşkes ilan edilmiş ve bu ateşkese taraflarca büyük ölçüde riayet edilmişti.
Başkan Trump, Washington'un Nisan başından beri yürürlükte olan İran limanlarına yönelik ablukasının, "bir anlaşma sağlanıp onaylanana ve imzalanana kadar tam güçle süreceğini" deklare etti. ABD, bu ablukayı Tahran üzerinde baskı oluşturarak kendi koşullarını kabul ettirme amacıyla uyguluyor. İran ise buna karşılık olarak Hürmüz Boğazı üzerindeki denetimini devam ettiriyor ve bu durum küresel petrol fiyatlarında artışa yol açıyor.
Orijinali İngilizce olan bu makalenin çevirisinde yapay zekadan yararlandık. Yayınlanmadan önce çeviriyi bir BBC gazetecisi kontrol etti. Yapay zekayı nasıl kullandığımız hakkında daha fazla bilgi burada.




