İstanbul'da gerçekleştirilen SAHA 2026 Savunma ve Havacılık Fuarı'nda, Türkiye tarafından geliştirilen milli jet motoru ve kıtalararası balistik füzenin tanıtımı, İsrail basınında önemli bir gündem maddesi haline geldi.
Türk savunma sanayii firmalarının imal ettiği yeni sistemler arasında, ilk defa kamuoyuna sunulan ve 'YILDIRIMHAN' adı verilen kıtalararası balistik füze de bulunuyordu. Menzilinin takriben 6 bin kilometre olduğu ifade edilen hipersonik sistemin, 3 tona kadar harp başlığı taşıma kapasitesine sahip olacak şekilde tasarlandığı bilgisi paylaşıldı.
ABD, ÇİN VE RUSYA İLE AYNI KATEGORİDE
İsrail medyasında, Ankara'nın savunma endüstrisindeki ilerlemesi ve bölgesel bir güç olma gayesi yeniden ele alındı. İsrailli gazeteci ve İsrail Yayın Kurumu'nun eski CEO'su Yoni Ben-Menachem, ArabExpert sitesinde kaleme aldığı makalesinde konuyu değerlendirdi.
“Türkiye geçtiğimiz 5 Mayıs'ta kendi üretimi olan kıtalararası balistik füze ve jet motorunu tanıttı ve böylece ABD, Çin, Rusya ve diğer Batı ülkeleri gibi süper güçlerin de yer aldığı caydırıcılık kulübüne katıldı.”
Ben-Menachem, Türkiye’nin milli motor, yakıt ve füze başlığı geliştirme yeteneğinin, savunma alanında mühim bir aşamaya gelindiğini gösterdiğinin altını çizdi.
ANKARA'DAN STRATEJİK MESAJ
Haberlerde, söz konusu tanıtımın Orta Doğu'da tansiyonun yükseldiği bir zaman diliminde yapılmış olması da ilgi çeken bir nokta oldu. Bölgedeki güvenlik dengelerinin yeniden biçimlendiği bir konjonktürde, Ankara tarafından verilen mesajın sadece teknolojik olmadığı, aynı zamanda siyasi ve stratejik bir nitelik taşıdığı yönünde değerlendirmeler yapıldı.
TÜRKİYE'NİN İLERLEMESİ DİKKATLE İZLENİYOR
İsrailli güvenlik kaynakları tarafından, Türkiye’nin savunma sanayiinde son yıllarda gösterdiği gelişimin yakından izlendiği ifade edildi. Özellikle füze, İHA ve motor teknolojilerindeki atılımların, uzun vadede bölgesel güç dengelerini tesir altına alabileceği belirtildi.
SAVUNMADA BAĞIMSIZ ÜRETİM MODELİ
Haberlere yansıyan bilgilere göre, Türkiye son otuz yıllık süreçte NATO'ya dayalı bir savunma konseptinden, daha otonom bir askeri üretim modeline evrildi. İnsansız hava araçları, yapay zeka, siber güvenlik ve deniz gücü gibi sahalara yapılan yatırımların, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin operasyonel yeteneklerini yükselttiği düşünülüyor.
Ankara’nın son zamanlarda Orta Asya, Kafkasya, Doğu Akdeniz, Libya ve Sudan gibi coğrafyalarda artan askeri ve siyasi nüfuzunun, savunma endüstrisindeki bu atılımlarla doğrudan ilişkili olduğu aktarıldı. Ayrıca, Türkiye’nin savunma teknolojilerindeki bu süratli gelişiminin, bölge devletleri tarafından dikkatle takip edildiği vurgulandı.




