Mahkeme kararıyla 2,5 yıl aradan sonra yeniden CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu, genel merkez önünde toplanan kalabalığa hitap ettiği tarihi konuşmasında çarpıcı ifadeler kullandı. Parti binasına asılan "Şimdi Arınma Zamanı" pankartlarının gölgesinde kürsüye çıkan Kılıçdaroğlu, geçmiş süreçte yaşanan aksaklıkların sorumluluğunu üstlenerek örgütünden ve kamuoyundan af diledi. Kılıçdaroğlu, "Sinsice sızan FETÖ ajanlarını zamanında fark edemediğim, kapalı kapılar ardında dış odaklardan medet uman gafilleri koynumda beslediğim ve temiz niyetimi sırtımdan hançerlemek için kullananları göremediğim için sizlerden özür diliyorum. Hakkınızı helal edin ve beni affedin" ifadelerini kullandı.
Türkiye an itibarıyla tarihi anları yaşıyor. Mahkemenin 'mutlak butlan' kararı sonrası yeniden hareketlenen CHP Genel Merkezi, tam 2,5 yıl sonra göreve geri dönen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu ağırlıyor. Bahçeyi hıncahınç dolduran kalabalığın coşkulu sloganları ve binaya asılan "Şimdi Arınma Zamanı" posterlerinin gölgesinde kürsüye çıkan Kılıçdaroğlu, canlı yayında partinin geleceğini şekillendirecek kritik açıklamalara imza atıyor.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, genel başkanlık makamında çalışmalara başladı.
"Bu can bu tende kaldıkça, hakkı hukuku, adaleti herkes için savunacağım. Buraya gelen, İzmir'den Genel Merkez'e gelirken bir otobüsümüz hafif bir kaza geçirmiş ama onlara geçmiş olsun dileklerimi göndermek zorundayım. Sevgili kardeşlerim televizyonları başında bizi dinleyen saygıdeğer yurttaşlarım. Mücadelesi dağlar kadar büyük. Yürekleri denizler kadar berrak yol arkadaşlarım... Cumhuriyet Halk Partisi'nin vefakar kahramanları. Kadın kolları, Gençlik Kolları, onurlu parti örgütümüz ve bu aziz vatanın asıl sahibi asil evlatları sizlere sesleniyorum. Evinizdeki o sıcaklığa adalet meydanına, baba ocağına hoş geldiniz, şeref verdiniz.
"YAŞADIĞIMIZ MESELE YALNIZCA BİR KURULTAY TARTIŞMASI DEĞİLDİR"
Bu binanın önünde sizlere bakarken sadece bir Genel Merkez görmüyorum. Ben kardeşlerime, yoldaşlarıma ve evlatlarıma bakarken, ben sizlere bakarken adalet yürüyüşünde birlikte attığımız her adımda toprağa düşen helal alın terini görüyorum. Ben hak hukuk adalet mücadelesinde vatanperver Cumhuriyet Halk Partilileri görüyorum. Ben sizlere bakarken yoksulun, emekçinin, yetimin, hak mücadelesi için çarpan binlerce yüreği görüyorum.
Sevgili dostlarım sizlerle omuz omuza helalleşerek kucaklaşarak ülkenin geleceği için buradasınız, beraber mücadele edeceğiz. Hoş geldiniz tekrar söylüyorum. Sağ olun, var olun. Burası hepimizin halkın yuvasıdır. Partimizin vefakar evlatları. Bugün burada Cumhuriyet Halk Partisi'nin tarihsel namusunu, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik güvenliğini, millet iradesinin onurunu ve devlet aklının geleceğini konuşmak için bulunuyorum. Çünkü yaşadığımız mesele yalnızca bir kurultay tartışması değildir. Bu mesele Türkiye'de siyasetin ahlâkla mı parayla mı hukukla mı operasyonla mı millet iradesiyle mi aparatlar üzerinden mi şekilleneceği meselesidir.
"BİZİM KİTABIMIZDA İNTİKAM YOKTUR"
Ben bugün çok açık konuşacağım. ifade edeyim. Ben bugün çok açık konuşacağım. Açık konuşacağım ama öfkeyle değil. Sert konuşacağım ama kinle değil. Gerçeği söyleyeceğim ama kimseyi aşağılamadan, hedef göstermeden, kimseye haksızlık etmeden. Çünkü bizim geleneğimiz budur. Çünkü biz Cumhuriyet Halk Partiliyiz. Bizim kitabımızda intikam yoktur. Bizim kitabımızda iftira yoktur. Bizim kitabımızda kin yoktur. Bizim kitabımızda mertçe helalleşme vardır, hesaplaşma vardır. Ama bu hesaplaşma kişisel değil ahlakidir. Bu hesaplaşma kişisel değil ahlakidir. Bizim kitabımızda bizim kitabımızda arınma vardır. Arınma. Ama bu arınma tasfiye değil, yeniden bir doğuştur.
"PARTİMİZİ KİMLER PAVYON MASALARINA MEZE ETMEYE ÇALIŞTI"
Biliyorsunuz, 38. Kurultayda bir bayrak değişimi olmuştu. Biz o gün dedik ki başımızın üstüne, Cumhuriyet Halk Partisi'nde demokrasi esastır dedik. Ve çekildik. Maalesef gördük ki kardeşlerim, durum öyle değil. O kurultay Türkiye siyasetinde bir milattır. O gün yaşananlar, o günden sonra ortaya çıkan iddialar, yargıya taşınan dosyalar kamuoyunda oluşan derin kuşkular ve bugün geldiğimiz nokta hepimize şunu göstermiştir; Bir siyasi partinin iç demokrasisi sakatlanırsa ülkenin de demokrasisi sakatlanır. Bunu her hafızasının bir yerinde tutması lazım. Bir partinin delegesinin iradesi şaibeli hale gelirse milletin iradesine duyulan güven sarsılır. Ve derin bir yara alır. Bir partinin yönetimi ahlâki meşruiyet sorunu yaşarsa o partinin Türkiye'de demokrasi vaat etmesi de imkansız hale gelir. Soruyorum size biz bu partiyi mahkeme salonlarında itibarımız çiğnensin diye mi büyüttük? Atamızın emaneti partimizi kimler pavyon masalarına meze etmeye çalıştı? (Yuhlayan vatandaşlara) Yuh yok yok arkadaşlar. Emanetimizi kimler mahkeme kapılarına düşürdü? Kimler kapalı kapılar ardındaki küçük hesaplarla kişisel ikbal telaşıyla ihanet etti? Şimdi bana soruyorlar, ne yapacaksın? Benim ne yapacağım bellidir. Ben hesap soracağım, hesap. Herkes bunu bilsin.
"TERTEMİZ BİR KURULTAY YAPACAĞIZ"
Sonra kurultay sandığını en kısa sürede önünüze getireceğim. Temiz, tertemiz bir kurultay yapacağız. Partilerimiz partimizin güvenli limanını işaret ve inşa edecek. O güvenli limana hep beraber gideceğiz. Doğru düzgün bir limana gideceğiz. Ben değil kardeşlerim, güvenli limanı sizler inşa edeceksiniz. Ve o sandıktan kim çıkarsa partinin meşru hukuk. lideri olacaktır. Başımızın tacı olacaktır. Biz usulsüzlüğe de koltuk sevdasına da geçit vermeyiz. Karşınızda duran bu adamı iyi tanırsınız. Ben hayatı boyunca hem bürokratik yaşamında hem de siyasi yaşamımda sadece ve sadece vatana millete hizmet etmiş bir kardeşinizim. Hesap uzmanlığından hesap uzmanlığından genel müdürlüğe milletvekilliğinden genel başkanlığa kadar devletin ve milletin her kademesinde görev yaptım. Tek bir kuruş boğazımdan aşağı haram lokma inmedi. Kul hakkı yemedim, yedirmedim Bundan sonra da bundan sonra da açıkça söylüyorum yedirmeyeceğim, yedirmeyeceğim. Kul hakkını kimseye yedirmeyeceğim. Benim hayatım ortada. Bir ömür boyunca vicdandan, ahlaktan ve dürüstlükten zerre kadar ayrılmadım. Şimdi beni iyi dinleyin. Tüm dünya dinlesin. Altını çizerek ve haykırarak söylüyorum. FETÖ terör örgütü başlı olmak üzere, hiçbir terör örgütüyle ve hiçbir yurt dışı odaklı yapıyla en ufak bağlantısı en ufak teması olmamış Anlı ak, başı dik bir adam duruyor karşınızda.
"HAİN' DİYE BAĞIRANLARI DUYDUM"
Utandıracak, sizi utandıracak hiçbir işin içinde olmamış bir kardeşiniz olarak söylüyorum; Benim tek odağım vatandır ve Türkiye'dir. Unutmayın. Bize çamur atmaya kalkanların çamurları kendi ellerinde kalmıştır. Tarih önünde de hep ellerinde kalacaktır. Değerli yol arkadaşlarım ben 78 yaşındayım. Koca bir ömür... 78 yaşında ama bir derdi olan, derdini anlatmaktan asla vazgeçmeyen, aziz Türk milletinin yürüyüşünü sizlerle yapan bir kişi olarak karşınızdayım. Bu yürüyüş benim yürüyüşüm değil. Bu yürüyüş adaletin, dürüstlüğün, temiz siyasetin son büyük nöbetidir. Bu yürüyüş arınmanın, arınarak çoğalmanın çoğalarak kazanmanın yürüyüşüdür. Bu yürüyüş bu asırlık çınarı kuruluş kodlarına o tertemiz ahlaki zemine geri oturtma yürüyüşüdür. Duydum kardeşlerim duydum. Birilerinin siparişleriyle birilerinin fermanıyla atılan o kirli sloganları duydum. Bana 78 yıllık ömrünü bu vatana adamış, bu adama 'hain' diye bağıranları duydum.
Onlara o sloganları attırılan kirli zihniyete tarih önünde sesleniyorum; Bu vatanda ihanet ile vatan kahramanlığı arasındaki çizgi kıldan ince, kılıçtan keskindir. Tarih bilmeyenler dinlesin. Büyük önderimiz, ebedi genel başkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk. milli kurtuluş mücadelesini başlatmak için Samsun 'a çıkarken boynunda idam fermanı, isminin üstünde de hain ilanı vardı. Şimdi yapmayın dediğimiz halde normalleşenlerin, sarayın karşısında el pençe diban duranların bugün FETÖ artıklarıyla bir olup milletimizi kışkırtarak bizlere hain damgası vurma çabaları nafiledir. Çaba, bu çaba bizi yolumuzdan döndüremez. Bu çaba sadece ve sadece kendi acizliklerinin kendi korkularının tecellisidir.
"SİZLERDEN ÖZÜR DİLİYORUM, BENİ AFFEDİN"
Şimdi müsaade edin ömrünün en zor yürüyüşünü yapan bu kardeşiniz bu yaşlı adam sizinle tam bu noktada tarihi önünde açıkça helal etsin. Benim bu millete bu aziz millete bu cefakar örgüte bir özür borcum var. Bu milletin kurtuluşu, adaleti ve aydınlık geleceği için başlattığım o kutsal yürüyüşe arkamızdan sinsice sızan, ruhunu satmış FETÖ terör örgütü ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum. Biz vatan dedikçe biz vatan dedikçe biz millet dedikçe kapalı kapılar ardında dış odaklardan medet uman onlardan icazet ve yardım dileyen o gafilleri koynumda beslediğim için sizlerden özür diliyorum. Sizin o nasırlı ellerinize helal lokmalarınızdan artırarak bu partiye verdiğiniz emekleri kendi kurdukları o haram sofralarına meze yapanları o hortumları zamanında kesmediğim için sizlerden özür diliyorum. Cumhuriyet Halk Partisi'nin şerefli delegelerini pavyon masalarında pazarlık konusu yapanların Mustafa Kemal'in partisini mahkeme kapılarına düşürüp itibarımızı ayaklar altına almaya çalışanların maskesini vaktinde indiremediğim için sizlerden özür diliyorum. Halkın belediyesinde, halkın belediyesinde yetimin hakkına göz dikip, rüşvete talanına bulaşan o rüşvetli belediye başkanlarını bu partiden söküp atamadığım, onları tek tek ayıklayamadığım için örgütümden ve tarihi önünde hak deryasından özür diliyorum. Benim temiz niyetimi, bu ülkeye olan sevdamı sırtımdan hançerlenmek için kullananları göremedim. Hakkınızı helal edin ve beni affedin.
"YEDEK PARTİ HAZIR' DİYENLER ÇOK İYİ BİLSİNLER"
Değerli dostlarım, değerli yolda arkadaşlarım. 2 yıldır çıkıp kürsülerden ne dediler? İki yıl boyunca bu yönetim her sıkıştığında neyin arkasına sığındı? Baba ocağı değil, dediler mi, değil mi? Ağızlarından bir kutsal kavramı hiç düşürmediler. Şimdi o iki yıllık büyük yalanlarla yüzleşmek için tam da bu binanın önünde sizlere açık açık söylüyorum. Cevap verin bana. Sizin o her fırsatta diline doladığınız baba ocağında rüşvet olur mu?
Uşak Belediyesi'nde rüşvete, talana, göz yumak, yetimin hakkını peşkeş çekmek baba ocağının kitabında yazar mı? Size soruyorum. Değerli kardeşlerim, baba ocağında market poşetlerinin içinde haram paralar olur mu? Baba ocağında kutuların içinde rüşvet verilir mi? Baba ocağında FETÖ'cü hesapların talimatlarıyla kumpaslar kurulur mu? Helaldir, temizdir, halktır ve halktır baba ocağı. Baba ocağımız vatandır. Biz bu baba ocağının sahipleriyiz. Baba ocağının sofrasında asla haram lokma olmaz. Her şey helaldir. Çünkü baba ocağıdır. Baba ocağında oturanlar Gazi Meclis'in çatısı altında rüşvet poşeti iddiaları karşısında sessiz kalamaz. Bu ki bu lekeyi gazi meclisimize ve Cumhuriyet Halk Partimize düşürenlerle nasıl yol yürüyeceğiz? Biz değil. Siz karar vereceksiniz. 'Kapatma olursa yedek parti hazır' diyenler şunu çok iyi bilsinler; Cumhuriyet Halk Partisi devlete istikamet çizen bir partidir. Cumhuriyet Halk Partisi ahlakın, erdemin, ülkesine ve vatandaşına hizmet etmeyi şiar edinenlerin demokrasi savunanların partisidir. Hiçbir Cumhuriyet Halk Partili çift ajandalı değildir. Bu parti mandacılara karşı 'Ya istiklal ya ölüm' diyenlerin partisidir.
Dostlarım, kardeşlerim, evlatlarım arınacağız. Rüşvetçiler ve hırsızlardan arınacağız. Önce Cumhuriyet Halk Partisi sonra Türkiye arınacak. Biz kendi evimizi hukukla, ahlakla temizlerken bir an bile asıl görevimiz olan bu milletin dertlerini unutmayacağız. Çünkü bu ülkenin mutfağında yangın var. Emeklimiz pazar artıklarıyla geçiniyor. İşçimiz alın terinin karşılığını alamıyor. Gençlerimiz geleceğini yurtdışında arıyor. Türkiye yangın yeri. Hiç kimse o mutsuzluğa kapılmasın. Biz bu karanlığı yırtıp atacağız, yırtıp atacağız. Buradan, bu tarihi meydandan. bu ülkeye demokrasiyi getirmek için omuz omuza yürüdüğümüz ve bundan sonra da adalet yolunda beraber yürüyeceğimiz milyonlara selam olsun. Hepiniz aynı selamı gittiğiniz yerlerde söyleyin. Bizim halkımızla kurduğumuz o dostluk köprüleri, o demokrasi birliği bu ülkenin çimentosudur. Selam olsun Türkiye'nin asıl sahiplerine. Seçimlerde broşürlerimizi dağıtan başörtülü bacılarımıza selam olsun.
Apartman görevlisi kardeşlerime, kağıt toplayıcısı yoldaşlarıma, umudumuz olan kadınlarımıza, emeklilerimize ve tüm emekçilere selam olsun. 418 milyar dolar kavgamıza güçlendirilmiş parlamenter sistem mücadelemize bin selam olsun. Bin selam olsun aydınlık geleceğimize.
Beşli çeteler de dinlesin.

Parti binasının dış cephesine ise Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Şimdi arınma zamanı" yazılı posteri asıldı.
"AYRINTILARI HALKLA BULUŞMADA ANLATACAĞIM" DEMİŞTİ
CHP lideri Kılıçdaroğlu, Kurban Bayramının birinci gününde gazetecilere konuşmuş ve "Herkes, yasalara uymak zorundadır. Bu konuda bütün ayrıntıları halkla buluşmada anlatacağım. Cumhuriyet tarihinde, CHP'nin kurulduğu tarihten bu yana hiçbir milletvekili, genel merkeze gittiği zaman kapılar kapatılmamıştır. Bir CHP milletvekili, CHP grubu, CHP Genel Merkezi'ne gittiği zaman genel merkezin kapısı o milletvekillerine nasıl kapatılır? Tarihinde CHP Genel Merkezi'nin kapıları kapanmamıştır, kilitlenmemiştir. CHP Genel Merkezi'nden dışarıya taş atılmamıştır." ifadelerini kullanmıştı.

Programa dakikalar kala Genel Merkez'e gelen Kılıçdaroğlu, partililer tarafından karanfil ve güllerle karşılandı.
1 CHP, 2 BAYRAMLAŞMA!
Kılıçdaroğlu'nun 'bayramlaşma' töreni ile aynı dakikalarda CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel de Güvenpark'ta CHP Ankara İl Başkanlığı önünde açıklamalarda bulundu. Öte yandan, CHP Genel Merkezi, Özgür Özel'in Güvenpark'ta düzenleyeceği mitingin yasaklanması için Ankara Valiliğine başvuruda bulunulduğu yönündeki iddiaları yalanlamıştı.



