Küresel Obezite Tırmanışta
Araştırmacılar, obezite tedavisinin neticelerini daha iyi hale getirmek amacıyla yaşam tarzı değişikliklerine ve alınabilecek tedbirlere giderek daha fazla yoğunlaşıyor. Bu durum, Dünya Obezite Atlası verilerine göre obezitenin dünya genelinde bir artış trendinde olduğu ve 2035 senesine kadar yüzde 30 seviyesine ulaşmasının öngörüldüğü bir dönemde gerçekleşiyor. Yazarlar tarafından, öngörülen bu artışın ciddi bir kaygı unsuru olduğu belirtilmektedir.
Fazla kiloluluk ve obezite, çok sayıda tıbbi ve psikolojik ek rahatsızlıkla bağlantılıdır; sağlık sistemleri üzerinde ağır bir mali yük oluşturmakta, ciddi engelliliklere ve artan ölüm riskine sebebiyet verebilen toplumsal etkilere neden olmaktadır. Yakın zamanda yapılan çalışmalar, obez kişilerin ciddi enfeksiyonlara yakalanma ihtimalinin yüzde 70 daha fazla olduğunu ve dünya çapındaki bulaşıcı hastalıklara bağlı her on vefattan birinin obezite ile ilişkili olabileceğini saptamıştır.
Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Ofisi (DSÖ-WHO), yetişkin obezitesindeki yükselişi 2025'e kadar 2010 seviyelerinde durdurma amacı belirlemişti; ancak bu hedefe hiçbir Avrupa ülkesi tarafından ulaşılamadı ve oranlar 1975'ten bu yana yüzde 138 artış gösterdi. Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar için 2022–2030 Eylem Planı’nda yer alan yeni hedefler arasında, 2030'a kadar ortalama Beden Kitle İndeksi'nde (BKİ) yüzde 30'luk göreli bir düşüş sağlanması ve çocuk obezitesinin engellenmesi bulunmaktadır.
Kilo Korumada Adım Sayısının Rolü
Avrupa Obezite Araştırmaları Derneği tarafından yayımlanan yeni bir araştırmada, kilo vermek için diyet uygulayan bireylerin, kaybettikleri ağırlığı koruyabilmeleri için günde takriben 8.500 adım atmaları gerektiği belirlendi. Çalışmanın ortak yazarlarından Marwan El Ghoch, aşırı kilolu ya da obez bireylerin yaklaşık yüzde 80'inin, verdikleri kilonun bir bölümünü veya tamamını üç ila beş yıl zarfında geri kazandığını dile getirdi.
İtalya'daki Modena and Reggio Emilia Üniversitesi'nde görevli olan El Ghoch, şu ifadeleri kullandı:
“İnsanların ulaştıkları kiloyu korumasına yardımcı olacak etkili bir stratejinin belirlenmesi klinik açıdan büyük önem taşıyor.”
Araştırmacılar, kilo yönetimi programlarında günlük adım sayısını artırmanın sıkça tavsiye edildiğini, fakat bunun ne zaman, niçin ve hangi seviyede yapılması gerektiği konusunda net bir fikir birliği olmadığını vurguladı. Bu konuya bir cevap bulmak maksadıyla, yaklaşık 4 bin kişiyi içeren çok sayıda klinik çalışma ekip tarafından mercek altına alındı. İncelemeler kapsamında, beslenme önerilerinin yanı sıra daha fazla yürümeleri ve günlük adımlarını takip etmeleri istenen bin 987 kişi ile sadece diyet yapan veya herhangi bir tedavi almayan bin 771 kişi mukayese edildi.
Elde edilen bulgulara göre, yaşam tarzı değişikliği programına dahil olan grup, zayıflama sürecinin sonunda günlük ortalama adım sayısını 8.454'e yükseltti. Bu bireyler, vücut ağırlıklarının ortalama yüzde 4,39'una tekabül eden yaklaşık 4 kilogramlık bir kayıp yaşadı.
El Ghoch, konuya ilişkin şu tavsiyede bulundu:
“Katılımcılar, kilo verme döneminde günlük adım sayılarını yaklaşık 8 bin 500’e çıkarmaya ve bu fiziksel aktivite düzeyini kilo koruma sürecinde de sürdürmeye teşvik edilmeli. Bu yaklaşım, verilen kilonun geri alınmasını önlemeye yardımcı olabilir.”




