İsrail'in 'Altıgen İttifakı' Stratejisi
Uzmanlara göre, İsrail'in mevcut güvenlik kaygılarını gidermenin ötesinde, bölgesel bir stratejik blok oluşturma hedefi bulunuyor. A Haber'de değerlendirmelerde bulunan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Anar Ali, İsrail tarafından kurulmaya çalışılan bu yapıyı 'Altıgen İttifak' olarak isimlendirdi. Dr. Ali, bu planın detaylarına ilişkin şunları söyledi:
İsrail bu cepheyi mümkün olduğunca genişletmek istiyor. Hindistan'ı da bu yapının içine çekmeye çalışıyor. Körfez'de ise Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Kuveyt'i; Doğu Akdeniz'de Güney Kıbrıs ve Yunanistan'ı bu hattın bir parçası haline getirmeyi hedefliyor.
Aynı zamanda Körfez ülkelerinin, Washington üzerindeki İsrail lobisinin gücünü fark ederek, İsrail ile kurulan yakın ilişkiler vasıtasıyla ABD'nin kendi çıkarlarına uygun politikalar üretmesini hedefledikleri belirtiliyor.
BAE Öncülüğünde İsrail'e Yakınlaşan Blok
Dr. Anar Ali, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve gelecekte Kuveyt'in İsrail ile ilişkilerini daha da ileri bir seviyeye taşıyacağını öngördü. Ali, 'Bu ülkelerin yavaş yavaş İsrail'in güdümüne girdiğini, İsrail ile savunma ve diplomatik alanda çok daha yakın ilişkiler kurduğunu göreceğiz' şeklinde konuştu. Bu kapsamda, 26 Nisan'da BAE'ye 'Demir Kubbe' hava savunma sisteminin gönderildiğine dair haberlerin uluslararası basında yer aldığı ve İsrail'de kullanılan siren sistemlerinin bir benzerinin BAE'de tesis edilmesi amacıyla İsrailli askeri yetkililerin bu ülkeye ziyaret gerçekleştirdiği bilgisi hatırlatıldı.
Körfez Ülkeleri Arasında Derinleşen Ayrışma
Savaşın başlangıcında İran'a karşı Körfez ülkelerinin ortak bir cephe oluşturacağı beklenirken, sürecin tam tersi bir yönde ilerlediği vurgulandı. Dr. Anar Ali, savaşın gidişatıyla birlikte Körfez ülkeleri içinde ciddi bir ayrışmanın gözlemlendiğini ve bu süreci başlatan ülkenin Birleşik Arap Emirlikleri olduğunu ifade etti. BAE'nin, özellikle Suudi Arabistan'dan giderek farklılaşan bir dış politika benimsediğine dikkat çeken Ali, Sudan, Somali ve Libya'yı bu duruma örnek olarak gösterdi. Libya'da iki ülkenin de Hafter güçlerine destek vermesine rağmen perde arkasında bir nüfuz mücadelesi yürüttüğü, Yemen'de ise Suudi Arabistan'ın askeri müdahalesiyle BAE destekli Güney Geçiş Konseyi'nin bölgeden çıkarılmasının talep edildiği aktarıldı.
BAE İçinde Görüş Farklılıkları Mevcut
Programda öne çıkan bir diğer konu, Birleşik Arap Emirlikleri'nin kendi içindeki görüş ayrılıkları oldu. Dr. Anar Ali, Abu Dabi ve Dubai arasında dış politika başta olmak üzere önemli yaklaşım farklılıklarının bulunduğunu belirtti. Ali, 'Dubai daha pragmatist ve ticaret odaklı düşünüyor. Abu Dabi'nin Orta Doğu'daki çatışmalara bu kadar angaje olmasına karşı içeride ciddi itirazlar var' diyerek, Dubai'nin küresel bir finans merkezi olma kimliğinin, bölgesel savaş ortamından menfi etkilendiğini dile getirdi. Körfez'in bir 'istikrar adası' olarak tasarlanan Dubai'nin, bölgedeki gerilim atmosferi nedeniyle uluslararası sermayeyi endişelendirdiği ve bu durumun ülke içinde sessiz bir fikir ayrılığına yol açtığı ifade edildi.
İsrail'in Bölgesel Stratejisinin Temeli
Uzmanlara göre, İsrail'in bölgesel stratejisinin özünde, güçlü Arap devletlerinin oluşumunu engelleme fikri yatıyor. Dr. Anar Ali, bu stratejiyi şu sözlerle özetledi:
İsrail ne güçlü komşu devlet ister ne de Arap ülkeleri arasında güçlü bir birlik oluşmasını ister.
Savaş süreciyle Körfez'de ortaya çıkan bölünmenin, İsrail'in bölgesel hedeflerine ulaşması için mühim bir avantaj yarattığı ve özellikle BAE ile Bahreyn'in İsrail ile geliştirdiği yakınlığın bu stratejinin bir unsuru olduğu vurgulandı.
Enerji Koridorları Neden İlerlemiyor?
Küresel ticaret yolları ve enerji koridorlarının da ele alındığı programda, İsrail'in Doğu Akdeniz gazını Avrupa'ya taşımayı planladığı EastMed projesinin, ciddi finansman sıkıntıları sebebiyle ilerleyemediği kaydedildi. Dr. Anar Ali, projeler için gereken sermayenin bulunamadığını ve hattın bir kısmının Türkiye'nin Kuzey Kıbrıs ile belirlediği Münhasır Ekonomik Bölge'den geçtiğini hatırlattı. Ali, 'Türkiye gibi büyük bir askeri gücü bypass ederek bu projeleri yürütmek kolay değil' dedi. Büyük enerji şirketlerinin riskli bölgelere yatırım yapmaktan imtina etmesiyle İsrail'in bazı projelerinin 'fuzuli proje' haline geldiği söylendi.
Akabe Limanı ve Stratejik Yakınlaşma
Emekli Pilot Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla, Ürdün'e ait Akabe Limanı'nın BAE tarafından uzun vadeli olarak kiralanmasının mühim bir gelişme olduğuna işaret etti. Fazla, 'İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında simbiyotik bir ilişki gelişiyor. Hem savunma alanında hem ticarette çok farklı yeni gelişmeler görebiliriz' sözleriyle iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın derinleştiğini belirtti.
Türkiye'nin Göz Ardı Edilemez Konumu
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. İsmail Ermağan ise Türkiye'nin jeopolitik pozisyonunun yok sayılamayacağını ifade etti. EastMed gibi projelerde Türkiye'nin tamamen denklem dışında bırakılmasının gerçekçi olmadığını söyleyen Ermağan, 'Azerbaycan ile birlikte yürütülen projelerde Türkiye'yi bypass etmek gerçekçi değil' dedi. Hindistan'ın bile son zamanlarda Türkiye ile iş birliği yolları aradığını belirten Ermağan, IMEC projesindeki belirsizliğin Ankara'nın ehemmiyetini daha da artırdığını vurguladı.
Dünyanın Yeni Ticaret Yolu: Orta Koridor
Programın en önemli konularından biri de 'Orta Koridor' projesiydi. Çin'den başlayarak Kazakistan, Özbekistan, Hazar Denizi, Azerbaycan, Zengezur Koridoru ve Türkiye aracılığıyla Avrupa'ya ulaşan bu hattın, küresel ticarette yeni bir dönemin ana arteri olabileceği değerlendirildi. Dr. Anar Ali, mevcut güney hattının liman ve boğazlara bağımlı olmasının savaş ve kriz anlarında büyük riskler taşıdığını belirterek, 'Orta Koridor tam kapasiteyle çalıştığında ticaret süresi 60 günden 15 güne düşecek. Bu olağanüstü bir avantaj' açıklamasında bulundu. Orta Koridor'un en kritik ülkesinin Türkiye olduğu ve Dünya Bankası destekli INRAIL projesi kapsamında Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden Gebze ile Çatalca arasına yapılacak 127 kilometrelik demiryolu hattının stratejik önem taşıdığı belirtildi.




