Kurtlar Vadisi'ndeki kehanetlerin perde arkasında ne var? Kaşif Kozinoğlu sonrası gözler gizemli sahnelere çevrildi
MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümünün günler önce Kurtlar Vadisi dizisinde canlandırılması, dikkatleri dizinin diğer bölümlerinde yer alan gizemli senaryolara çekti. GÜNAYDIN yazarı Yüksel Aytuğ'un köşe yazısı arşivinden çıkan anekdotlar, Kurtlar Vadisi'nin adeta 'gelecekten haber veren bir haber bülteni' olduğunu doğruluyor.
YÜKSEL AYTUĞ
Merhum Kaşif Kozinoğlu soruşturmasıyla yıllar sonra yeniden gündeme gelen Kurtlar Vadisi dizisini en yakından takip edip en fazla yorum yazan gazeteci olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim. Dizinin beni cezbeden özelliğinin "kâhinliği" olduğunu defalarca Günaydın'daki köşemde dile getirdim. Örneğin, 13 Eylül 2012'de dizi için "Gelecekten haber veren haber bülteni" benzetmesini yapmıştım.

Ancak ortaya çıkan son gelişmeler gösterdi ki, Kurtlar Vadisi sadece reyting kaygılarıyla kaleme alınmış bir mafya dizisinden ibaret değil. Çok daha derin anlamlar içeren, hatta neredeyse "aba altından sopa gösteren" ve toplumu dizayn etmeye, farklı algılar yaratmaya yönelik bir manifesto, bir icraatlar dizisi... Şimdi koltuğunuza yaslanın ve Yakından Kumanda arşivinin rehberliğinde okuyana küçük dilini yutturacak "Vadi kehanetleriyle ilgili gerçeklerden" haberdar olun:

"VADİLEAKS" İCRAATLARI
(5 Ocak 2011 - Yakından Kumanda) Boşuna "Vadileaks" demiyorum... Kurtlar Vadisi'ni her hafta büyük bir dikkatle izlememin en büyük nedenlerinden biri, sıradan bir dizi değil, adeta 'gelecekten haber veren' bir haber bülteni olması. Daha önce bu köşede pek çok örneğini verdim. Kurtlar Vadisi'nde işlenen bir olay, ortaya atılan bir iddia, en fazla bir ay içinde gerçekleşiyor. Bir kez daha öyle oldu. İki haftadır Vadi'de devletin istihbarat görevlilerinin sigara kaçakçılığı ve sahte bandrol işinin içinde oldukları iddia ediliyordu. İki hafta önce söz konusu iddianın büyük tartışma yaratacağından bu köşede uzun uzun söz etmiştim.

Ve gördüm ki, Vadi'nin haberi bir kez daha 'senaryodan ibaret' kalmadı, en azından 'iddia' olarak gazete manşetlerini süsledi. Milliyet gazetesinin önceki gün manşete taşıdığı haberine göre Doğubayazıt'tan kaçak olarak giren 30 bin paket kaçak sigaranın izini süren Kaçakçılık ve Organize Suçlar birimi şaşırtıcı bilgilere ulaştı. Buna göre kaçak sokulan koliler, Ağrı Garnizonu'nda görevli bazı subaylara geliyordu. Haberde 27 muvazzafın ifadesinin alınarak cumhuriyet savcılığına iletileceği belirtiliyordu. Demem o ki, geçenlerde 'Vadileaks' diye adlandırdığım dizideki özel bilgiler ve kehanetler, Kurtlar Vadisi aracılığıyla "sızmaya" devam ediyor...

İSRAİL İLİŞKİSİ
(26 Eylül 2010 - Yakından Kumanda) Kurtlar, sezona büyük yankı uyandıracak bir "iddia" ile girdiler. Bugüne kadar kimsenin yazmaya, çizmeye, hatta ima etmeye bile cesaret edemeyeceği bir konuyu gündeme taşıdılar. Kurtlar'ın iddiasına göre; Dörtyol'da polislerin öldürülmesi ve daha sonra başlatılan provokasyonlar tamamen İsrail'in planı... PKK ile ortak hareket eden İsrail, bölgeyi karıştırmak ve barışa giden yolu mayınlamak için Hatay Dörtyol'da MOSSAD ajanları ile polise pusu kuruyor. Ancak ajanlar eylemlerinden sonra polis tarafından yakalanıp Dörtyol İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne götürülüyor. İsrail, olayı örtbas edebilmek için, akıllara durgunluk veren bir plan daha yapıyor. Bir provokatör, halkı galeyana getiriyor. İstihbarat elemanı kimliği taşıyan MOSSAD üyesi, kargaşadan yararlanarak, İsrail ajanlarını karakoldan kaçırtıp Adana'daki Amerikan üssünde (Tabii ki İncirlik) saklanmalarını sağlıyor. İddia gerçekten de dudak uçuklatacak cinsten... Vadi'nin gündeme taşıdığı bir başka iddia ise çok daha dehşet verici. İsrail, Türkiye'deki Amerikan üslerinde bulunan nükleer bombalardan bazılarını çalmış ve bunları PKK'ya vermek üzere...

Eğer plan, İsrail'in umduğu gibi gelişirse, PKK bölgedeki ilk nükleer eylemine girişecek. Ve bu eylem, bugüne kadar çözüm için yapılan barışçı çabaları sekteye uğratıp, Güneydoğu'yu kan gölüne çevirecek. Bırrr... Bunları "dizi senaryosu" olarak izlemek bile insanın kanını dondurmaya yetiyor. Hele ki "gelecekten haber veren" bir dizi olmasıyla ünlü Kurtlar Vadisi'nde... Ne diyeyim? Allah korusun... Bu arada "Kurtlar Vadisi: Filistin" filminin zorlu sahnelerini banyo aşamasında esrarengiz şekilde kaybeden yapımcı Pana Film, "Kurtlar Vadisi: Pusu"nun master bandını da gözü gibi korumalı. Zira fincancı katırlarını ürkütmeye gelmez! Bu hafta yayın bandı atv'ye bankaların kullandığı zırhlı araçlarla gelirse, şaşırmam!

GİZLİ ÖRGÜT VURGUSU
(30 Temmuz 2008 - Yakından Kumanda) Bir kez daha Kurtlar Vadisi dizisinin "haberci" kimliğine vurgu yapacağım: Dizinin senaryosu, Ergenekon soruşturması başlamadan 6 ay önce yazılmıştı. Türkiye'yi bir çetenin idare etmeye hazırlandığı, kaotik eylemlere girişmek için kollarını sıvadığı, Uğur Mumcu cinayetinden Hrant Dink suikastına, Kahramanmaraş olaylarından Gazi Mahallesi'ndeki provokasyonlara kadar tüm eylemlerde bu gizli örgütlenmenin parmağının olduğu işaret edilmişti. Kurtlar Vadisi: Pusu neredeyse sezon başından bu yana büyük kentlerin varoşlarında bombalı eylemler için hazırlık yapıldığını haber veriyordu.

Ve... Dizinin son bölümlerinde varoş eylemleri gündeme gelmişti. İskender Büyük, taşeron olarak kullandığı PKK'nın şehir sorumlusu Muro'ya kenar mahallelerde bombalı eylemler yaptırmak istemiş, ancak Muro bunu kabul etmeyip durumu nispeten daha zayıf eylemlerle geçiştirmeye çalışmış, bunun üzerine İskender Büyük onun kalemini kırıp, Emniyet'e ihbar etmişti. Kurtlar Vadisi: Pusu neredeyse sezon başından bu yana büyük kentlerin varoşlarında bombalı eylemler için hazırlık yapıldığını haber veriyordu... Belli ki, Kurtlar Vadisi: Pusu'yu yine sıradan bir dizi gibi değil, gelecekten haber veren bir "bülten" gibi izlemeye devam edeceğiz.

ECEVİT KEHANETİ
(23 Şubat 2011 - Yakından Kumanda) Kurtlar Vadisi'nin gelecekten haber veren bir ana haber bülteni gibi çalıştığını bu sütunlarda defalarca yazdım. Vadi'ciler beni bir kez daha yanıltmadılar. Bu hafta Polat, Zaza'nın yeğeni İmdat'ı hastanede ziyaret etti. Boğazına çok düşkün olan İmdat, aç bırakıldığına hükmederek, damarına bağlı serum hortumunu söküp emmeye başlamıştı. Polat, "Aç mısın yeğenim?" diye sorunca İmdat, o kendine has konuşmasıyla "Beni burada aç bıraktılar ağabey. Ecevit gibi kompleye (komplo demek istiyor) kurban gideceğim" dedi. Dizininin yayınlandığı günün ertesinde Adli Tıp'ın şok raporu gündemin zirvesine oturdu. Rapor, Ecevit'in tedavisinin eksik yapıldığına işaret ediyordu!..

'1 DOLAR' AYRINTISI
(28 Temmuz 2016 - Yakından Kumanda) Kurtlar Vadisi: Pusu için bu sütunlarda defalarca "Bu bir dizi değil, gelecekten haber veren bir fantastik haber bülteni" diye yazdım. Zira dizide konu edilen ve izlediğinde herkesin "uçuk" bulduğu pek çok senaryo, en geç bir-iki yıl içinde gerçek olmuştu. (Örnekleri, Yakından Kumanda arşivinde duruyor) Bu "özel" durum bir kez daha önüme çıktı. Hani FETÖ örgütünün darbe planlayıcılarının üzerinde çıkan F serisinden 1 dolarlar var ya, Kurtlar Vadisi tam iki yıl önce 202'nci bölümünde bu konuyu etraflıca dile getirmişti. Safiye, konsey başkanının kasasında bulduğu 1 doları, "Yurtdışındaki hocanın şifresi" diye ifade etmişti. Şimdi bir tek dileğim var: İnşallah bundan böyle Kurtlar Vadisi senaristleri konu sıkıntısı çeker!
(26 Ağustos 2016 - Yakından Kumanda) Çekecekleri Kurtlar Vadisi: Darbe filminin internet isim hakkını ta mayıs ayında almışlar. Terör eylemlerinin tümünün arkasındaki ismin Fetullah Gülen olduğunu aylar önce ima etmişler. Suç örgütünün parolasının '1 Dolar' olduğunu da herkesten önce ekranlara getirmişler.

GAZİANTEP SALDIRISI
(24 Ağustos 2016 - Yakından Kumanda) Evet, bir kez daha konumuz, Kurtlar Vadisi ve onun geleceği gösteren sihirli küresi! Gaziantep'te kına gecesine yapılan saldırıyı, 13-14 yaşlarında bir çocuğun gerçekleştirdiği ortaya çıktı. Kanlı terör örgütü DAEŞ'in çocukların beynini yıkayarak onları canlı bomba olarak kullanmaları da ilk kez Kurtlar Vadisi: Pusu dizisinde geçen sezon konu edilmişti. Kod adı Küçük Komutan olan 13 yaşındaki bir çocuk, örgüt tarafından adeta robotlaştırılarak Galata Kulesi'ndeki bir etkinlikte kendini patlatmak üzere İstanbul'a gönderilmişti. Ancak Polat Alemdar ve arkadaşları onu son anda eylemden vazgeçirmeyi başarmışlardı. Ne yazık ki, Polat ve ekibi o gün Gaziantep'te değildi.

BU NEYİN LİSTESİ?
(12 Şubat 2012 - Yakından Kumanda) Kurtlar Vadisi yine çok konuşulacak bir bölüme imza attı. Derin devletin uzantısı olan yüksek mevkideki bir adam, elindeki listeyi kontrol ediyordu. Daha sonra bu liste için "İşte yola birlikte çıktıklarımızın listesi. Bunları temizlemeden içim rahat etmeyecek. Hangisi hain, hangisi değil öğreneceğiz" dedi.

Liste yakın plan görüntüye geldiği için isimler açıkça belli oluyordu. Avcı Müdür (Kim olduğunu tahmin etmek güç olmasa gerek), Beyefendi (Dizide Süleyman Demirel'in kopyası), Haşim Ağa (Dizi karakterlerinden biri), Topçu Paşa, Müsteşar Burhan, Gazeteci Gökalp, Sabri Müdür, Kara (Yeşil'in dizideki kodlanmış hali. Yanına artı işareti konulmuştu), Mustafa Delibaş, Hande Dirgen, Kazım Yaman, Seyfettin Usta, Fatih Karaca, Ragıp Demir... Özellikle, listenin sondan ikinci sırasındaki isim medya açısından dikkat çekiciydi. Fatih Karaca...
Bu isimde çok kişi olabilir. Ama benim tanıdığım en ünlü Fatih Karaca, RTÜK'ün eski başkanlarından, halihazırda Kanaltürk, Bugün TV ve Bugün Gazetesi'ni kontrol eden İpek Medya Grubu'nun CEO'su olan kişi... Bakalım Karaca'dan bu bölüme nasıl bir tepki gelecek?

BUNLAR SENARYODAN İBARET OLABİLİR Mİ?
İşte özel arşivim bunları söylüyor. 15 Temmuz'dan bir yıl önce de dizinin karakterleri o zamanki ismiyle Boğaziçi Köprüsü'ne bakıp, "Artık Asya ila Avrupa'nın bağlantısını koparma vakti geldi. Booom! Belki de yeni Babil Kulesi'ni buraya dikeriz" demişlerdi. İskender Büyük'ün içinden indiği otomobilin 34 RTE 321 şeklindeki plakası da Cumhurbaşkanı Erdoğan'a atfedilen bir "geri sayım" olarak yorumlanmıştı.

Vadi senaristleri Azerbaycan'daki darbe girişimini ve Suriye'ye Birleşmiş Milletler logosu bulunan araçlarla gayri resmi füze sevkiyatını da aylar öncesinden dizide konu etmişlerdi. Bunları sadece "gazete haberlerinin satır aralarını iyi okuyarak" yazmak ne derece mümkün olabilir? Ben 15 Temmuz'dan sonra büyük resmin parçalarını bir araya getirdiğimde tek kelime ile "dehşete" kapıldım. Ne dersiniz? Bunların hepsi sadece "senaryodan" ibaret olabilir mi? Birbiri ardına eklenen bunca gelişme, dizinin ilk yapımcı ve yönetmeni rahmetli Osman Sınav'ın da diziyi "aniden" bırakmasıyla birleştirildiğinde insanın zihni iyice bulanmıyor mu? Kararı size bırakıyorum.




