İmamoğlu Hakkında Binlerce Yıllık Hapis Talebi
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden alınarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu ile ilgili yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturması, 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfadan oluşan bir iddianamenin tanzim edilmesiyle neticelendi. İddianamede, İmamoğlu’nun 142 ayrı eylemden ötürü 828 yıl 2 aydan başlayıp 2 bin 352 yıla varan hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
İddianamede ‘Örgüt lideri’ olarak nitelendirilen Ekrem İmamoğlu’na; ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Rüşvet’, ‘Suç gelirlerinin aklanması’, ‘Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘İhaleye fesat karıştırma’, ‘Kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘İrtikap’, ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘Çevrenin kasten kirletilmesi’ ve ‘Vergi usul kanununa muhalefet’ gibi çok sayıda suçlama yöneltiliyor.
Duruşmada Savunma Süresi Gerginliği
Duruşmanın başlangıcında söz alan Ekrem İmamoğlu, Murat Ongun’un avukatı ile mahkeme başkanı arasında yaşanan savunma süresi diyaloğuna atıfta bulundu. İmamoğlu, davanın hem Türkiye’nin hem de dünyanın dikkatini çektiğini belirterek savunma sürecinin düzgün yürütülmesinin önemini vurguladı. Savunmaların 9 Temmuz’a kadar bitirilmesinin mümkün olmadığını dile getiren İmamoğlu, şunları söyledi:
Fatih Bey’in çok önemli bir savunma süreci var. Avukatları da uzun bir hazırlık yaptılar. Bunları alt alta dizdiğimizde 9 Temmuz imkansız gözüküyor.
Mahkeme başkanı ise heyet olarak değerlendirme yaptıklarını ve sorgu sırasını değiştirmeyeceklerini ifade ederek, “9’una kadar da biz bu işi tamamlayacağız. Alamadığımız savunmaları 2'nci celseye almaya karar verdik” şeklinde yanıt verdi. Bunun üzerine İmamoğlu, iddianamede ‘örgüt lideri’ olarak tanımlandığını ve tüm sanıkların savunmalarını tamamladıktan sonra en son kendisinin konuşmasının daha önce mahkeme tarafından da kabul edildiğini hatırlattı. Tartışmanın sürmesi neticesinde mahkeme başkanı, CMK 203’ü uyguladığını belirterek İmamoğlu'nun salondan çıkarılması talimatını verdi ve duruşmaya ara verildi.
‘9TEMMUZ TARİHİNDE BİTİRMEK İMKANSIZ GÖZÜKÜYOR’
Ekrem İmamoğlu, duruşma başlangıcında söz aldı. İmamoğlu, Murat Ongun’un avukatı Daniş ile mahkeme başkanı arasında yaşanan savunma süresi tartışmasına değinerek, "Bulunduğumuz bu dava hem Türkiye’nin hem de dünyanın ne yazık ki ilgisini çeken, hem Türkiye’nin hem de milletimiz adına da çok da itibarlı bir süreç olmayan bir zaman dilimini önümüze koyan bir davadır. Şu ana kadar en azından bu savunma kısmı, ya da sorgu diyorsunuz yanlış bir ifadede bulunmayayım, düzgün bir şekilde yürütülmeye gayret edildi. Tabii dün itibarıyla Murat Bey savunmasını bitirdi, avukatı Rahşan Hanım savunmasına başladı. Siz de hani bugün bitmesi gerektiğini, 9 Temmuz’un son tarih olduğunu söylediniz. Şu anda Murat Bey neredeyse bu dosyanın en fazla isminin geçtiği ama aynı zamanda eylemlerle de yargılandığı arkadaşımız. Doğal olarak avukatları da neredeyse 1,5 yıldır süren bu zulüm üzerine hazırlıklarını yaptı ve ifadeleriyle beraber de bugün savunmasını toparlamak istiyorlar. Arzuları bugün akşamüstü bu işi toparlamak. Ardından da kalan zaman diliminde yine Tuncay Yılmaz arkadaşımız da avukatlarıyla beraber bu akşam kalan süreçte zamanı toparlayabilirler diye gözüküyor. Şimdi bunu alt alta koyduğumuzda, Fatih Bey ve İnan Bey ile de konuştuk. Onlar da çok kısa bir zaman diliminde süreci toparlayabilecekler gibi gözüküyor. Yani pazartesi sabah başladıkları takdirde toparlayabilecekler diye gözüküyor. İnan Bey’in ifadeleriyle, avukatlarından bilgi almadım ama hani İnan Bey’in ifadesiyle toplamda 3-3,5 saatlik bir zaman diliminde toparlayabileceği öngörülüyor. Fatih Bey’in çok önemli bir savunma süreci var. Avukatları da uzun bir hazırlık yaptılar. Bunları alt alta dizdiğimizde 9 Temmuz imkansız gözüküyor" dedi.
MAHKEME BAŞKANI: 9 TEMMUZ’A KADAR TAMAMLAYACAĞIZ
Bunun üzerine mahkeme başkanı, "Biz de heyet olarak değerlendirme yaptık. Normal yargılamada savunmanıza devam edin, bugün toparlayın. Bu anlamda koyulan kurala müdahale etmeyeceğiz. Sorgu sırasını değiştirmeyeceğiz. Normal sorgu sırasıyla devam edeceğiz. Tuncay Yılmaz’ın savunmasını alacağız. Sonrasında sizinle devam edeceğiz. 9’una kadar da biz bu işi tamamlayacağız. Alamadığımız savunmaları 2'nci celseye almaya karar verdik" dedi. İmamoğlu ise, "Hayır Sayın Başkan. Ekrem İmamoğlu 'örgüt lideri' diye tanımlanmış bu iddianamede. Daha önce de 2 kez kabul ettiğiniz üzere, benden önce bütün arkadaşların tamamlaması ve en son benim savunmamın onların savunması üzerine inşa edilmesinin doğru olduğunu kabul ettiniz" dedi.
Mahkeme başkanı cevaben, "Eylem sayısı olarak Fatih Bey sizden daha uygun durumda. Eylem sayısı aynı" dedi. İmamoğlu, "Sayın Başkan, 'aynı' dediğiniz zaman sizin bile nasıl inandığınızı ben anlayamıyorum. Eğer bakın 9 Temmuz’da milli seferberlik ilan edileceksek bilelim. Bu ülkede bizim bilmediğimiz bir şey olacaksa bilelim, ona göre hareket edelim. Bizi niye bir ayara sokuyorsunuz, onu anlamadım" dedi.
İMAMOĞLU’NA SALONDAN ÇIKARILMA TALİMATI
Mahkeme başkanı ise, "Sürekli bu konuyu böyle polemik haline getirmeye gerek yok" dedi. İmamoğlu da, "Siz yaptınız. Ben yapmadım. Önümüze siz getirdiniz" diye konuştu. Tartışmaların sürmesi üzerine mahkeme başkanı, İmamoğlu’nu uyararak CMK 203’ü uyguladığını söyledi ve İmamoğlu’nun dışarı çıkarılmasını istedi. Duruşmaya ara verildi.
Duruşma 13.45 itibarıyla tekrar başladı. Mahkeme Başkanı, Murat Ongun’un avukatı Rahşan Daniş’in salona gelmemesi üzerine şu ana kadar yaptığı savunmanın esasa alınmasına karar verdi.
'MESLEKTAŞLARIMIZ BU SIRAYA GÖRE HAZIRLANDI'
Ardından İmamoğlu’nun avukatı, tutuklu sanık Mehmet Pehlivan söz aldı. Pehlivan, "Benim bu aşamadaki talebim şu; Ekrem İmamoğlu açısından da söylüyorum. Sıralama konusunda vermiş olduğunuz kararı uygulamaya devam etseniz ve yine takdir ettiğiniz şekilde 9 Temmuz tarihinde duruşmayı sonlandırsanız, Ekrem İmamoğlu da 10 Ağustos tarihinde başlayan celsede savunmasını yapsa; hem bugüne kadar meslektaşlarımız ve sanıklar bu sıraya göre hazırlandılar, programlarını buna göre yaptılar, hem de bu düzen korunmuş olur" dedi. Mahkeme Başkanı ise talebi kabul etmedi.
TEKRAR ARA VERİLDİ
Daha sonra Mahkeme Başkanı, İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz’a geçilmesine karar verdi. Yılmaz kürsüye gelerek avukatının burada olmadığını söyledi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı, baroya yazı yazılarak avukat görevlendirmesi yapılmasına karar verdi. Duruşmaya tekrar ara verildi.
Saat 15.15 itibari ile duruşma yeniden başladı. Tuncay Yılmaz’ın rahatsızlanıp hastaneye kaldırılması nedeniyle bir sonraki tutuklu sanık Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’e savunmasına geçildi.
‘DOSYAM SÜREKLİ RENK DEĞİŞTİRDİ’
Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney savunmasında, “Öncelikle iddianamenin ‘yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır’ şeklindeki hükmü karşılamadığı, şahsıma isnat edilen fiillerin somutlaştırılmadığı yönündeki itirazımı; dolayısıyla adil yargılanma hakkımın ve savunma hakkımın kısıtlandığını belirtmek isterim. Dosyam sürekli renk değiştirdi, suç unsuru değiştirdi, konu değiştirdi, taraf değiştirdi. Dosyada değişmeyen tek şey benim tutukluluğum oldu. İddianame hakkımda somut, bireyselleştirilmiş, maddi delillerle desteklenmiş mesaj, mail, para hareketi, kamera görüntüsü, yer, zaman, kişi, bedel içeren hiçbir ama hiçbir delil içermiyor. Çürüteceğimiz belge yok, delil yok. Ne var Sayın Başkanım? Savcılık makamında oluşmuş bir şüphe var. Benim göremediğim bir delil var ise savunmamın sonunda bol bol soru olarak sormanızı rica ederim Başkanım. Veremeyeceğimiz cevabımız yoktur. 19 Ağustos 2025’te suç örgütü üyeliğinden tutuklanmıştım. Şimdi iddianame ‘örgüte üye olmamakla birlikte yardım’ diyor. Dolayısıyla lehe gelişme olmuştur. Ben böyle bir örgütün varlığını kabul etmediğimi de vurgulamak isterim. İddianamede isnat edilen suçlarla doğrudan ilgisi olmayan çok sayıda ifadeye ve değerlendirmeye yer verilmiştir. Bu ifadelerin benim hangi somut eylemimi, hangi suç unsurunu, hangi tarih ve işlem bakımından ortaya koyduğunu açıkça göstermek zorundadır. Oysa iddianamede eylemlerle ilgisi olmayan birçok beyan yan yana getirilmiş ancak bu beyanların benim şahsıma yönelen suçlara nasıl bağlandığı açıklanmamıştır. Bu ifadelerden hangisi benim gizli ortak olduğumu söylüyor? Hangisi benim hile teşkil edecek bir işlem yaptığımı söylüyor? Hangisi benim kamu zararına yol açan hileli bir davranışta bulunduğumu söylüyor? Hangisi benim örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiğimi somut olarak anlatıyor? Cevap açıktır: Hiçbiri” dedi.
‘BEYOĞLU BELEDİYE BAŞKANLIĞINI KAYBETMİŞ OLSAYDIN İDDİANAME YAZILIR MIYDI?’
Güney, “HTS raporunda tespit edilenler delil olarak değerlendirilmiştir. HTS ve baz kayıtları ancak dosyada mevcut olan başka somut, maddi ve doğrudan delilleri destekleyen yardımcı delil niteliğinde değerlendirilebilir. Yardımcı delil, adı üzerinde yardımcıdır. Yardımcı delilin destekleyeceği bir ana delil bulunmalıdır. Ana delil yoksa yardımcı delilden tek başına suç sonucu çıkarılamaz. Gözaltına alınmadan 1 hafta önce tüm banka hesap hareketlerim MASAK’tan alınmış, incelenmiş; ancak şüpheli bir hareket, olağan dışı bir transfer olmadığı görülmüştü. Bu nedenle de iddianamede MASAK raporundan kaynaklı bir suç isnadı yazılmamıştır. Gizli ortak diye iddia edilen arkadaşlarla ya da başka şüphe uyandıracak birileriyle 1 lira para hareketi olmadığı görüldüğünden bu raporlar, gizli ortaklığın olduğuna değil, olmadığına delildir. Bana yöneltilen suçlama, örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım ettiğim iddiasıdır. Olduğuna inanmadığım, olmayan bir örgüte yardım etmekle suçlanıyorum. Ancak bu suçun oluşması için sadece birilerini tanımak, aynı siyasi çevrede bulunmak, telefonla görüşmek veya aynı şehirde, aynı ilçede yaşamak yeterli olmamalıdır. Bu suçun oluşması için kişinin var olduğu iddia edilen örgütün amacını bilerek ve isteyerek, o amaca hizmet eden somut bir yardım eyleminde bulunması gerekir. Yani ortada bilerek ve isteyerek yapılmış bir yardım olmalıdır. Burada örgütün varlığı şu anda dahi kanıtlanmış değildir. İddianamede benim hakkımda kullanılan ifadeler; ‘yakınıdır’, ‘arkadaşıdır’, ‘duydum’, ‘sistemde olduğu bilinir’ gibi yoruma, duyuma dayalı ifadelerdir. Belediye başkanlığını kaybetmiş birisi olsaydım, siyasi görevi olmayan birisi olsaydım bu iddianame yazılır mıydı? Bırakın suçu, en ufak bir suça şüphe dahi olmayan bu konularla ilgili ne soruşturma açılırdı ne dava açılırdı. Dolayısıyla bu; Beyoğlu Belediyesi’ni kazanmış olmamızdan yazılmış bir iddianame, kesinlikle siyasi bir davadır. Oysaki iddianame siyasal aidiyete göre değil, somut fiil ve delillere göre yazılmalıydı. Siyaset adliye koridorlarında değil, sokakta, halka hizmette yarışmalıydı. Yıllarca 22 dolardan pankart yaptırmışlar Beyoğlu Belediyesi’ne. On binlerce pankart yapılmış. Kaç paradan yapılmış bu pankartlar? 22 dolardan yapılmış. Biz kaç paraya yaptık aynı pankartı? 2 buçuk dolara yaptık. Eğer tersi olsaydı, o dönem 2 buçuk dolara yapılan bir işi biz bugün 22 dolara yapıyor olsaydık; iddianamede muhtemelen bir eylem olarak da o yer alacaktı” dedi.
İnan Güney: 'Bu Dava Siyasidir'
Duruşmanın ilerleyen saatlerinde, bir diğer sanık Tuncay Yılmaz’ın rahatsızlanarak hastaneye kaldırılması üzerine, savunma sırası Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’e geldi. Güney, iddianamenin somut delillerden yoksun olduğunu ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini savundu. Savunmasında şu ifadelere yer verdi:
Dosyam sürekli renk değiştirdi, suç unsuru değiştirdi, konu değiştirdi, taraf değiştirdi. Dosyada değişmeyen tek şey benim tutukluluğum oldu. İddianame hakkımda somut, bireyselleştirilmiş, maddi delillerle desteklenmiş mesaj, mail, para hareketi, kamera görüntüsü, yer, zaman, kişi, bedel içeren hiçbir ama hiçbir delil içermiyor. Olduğuna inanmadığım, olmayan bir örgüte yardım etmekle suçlanıyorum. Belediye başkanlığını kaybetmiş birisi olsaydım, siyasi görevi olmayan birisi olsaydım bu iddianame yazılır mıydı? Bu; Beyoğlu Belediyesi’ni kazanmış olmamızdan yazılmış bir iddianame, kesinlikle siyasi bir davadır.
Güney ayrıca, MASAK tarafından incelenen banka hesaplarında şüpheli bir harekete rastlanmadığını ve HTS kayıtlarının tek başına delil sayılamayacağını belirtti. Önceki dönemde 22 dolara yaptırılan pankartları kendi dönemlerinde 2,5 dolara yaptırdıklarını belirterek kamu zararı iddiasını reddetti.
Davada 51 Sanık Tahliye Edildi
Davanın önceki celselerinde mahkeme heyeti tarafından, aralarında İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük, Medya A.Ş eski Genel Müdürü Elif İpek Atayman, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk, Kültür A.Ş Genel Müdür yardımcısı Erdinç Çolak, İBB Muhtarlıklar Daire Başkanı Yavuz Saltık, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz, iş insanları Ali Üner, Evren Şirolu, Ebubekir Akın, Harun Cengiz Beğenmez, Mehmet Kaya, Ahmet Güllü, reklamcılar Yusuf Utku Şahin, Esma Bayrak, Hasan Yalaz, Alper Aydın, Yunus Göçer, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan ve eniştesi İsmail Akkaya’nın da bulunduğu toplam 51 sanığın tahliyesine karar verilmişti.




