Büyük Birlik Partisi'nin kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki beş kişinin 2009 senesinde bir helikopter kazasında yaşamını yitirmesiyle ilgili yürütülen tahkikatta yeni bir safhaya girildi. Soruşturmayı sürdüren Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyada yetkisizlik kararı alarak dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na intikal ettirdi. Bu kararla birlikte, yıllardır süregelen ve pek çok adli incelemeye sahne olan dosyadaki değerlendirme süreci artık başkentte ilerleyecek.
TAHKİKATTAKİ FETÖ BAĞLANTISI İDDİALARI
Soruşturmanın geçmiş evrelerinde, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen çalışmalarda, Muhsin Yazıcıoğlu ve yanındakilerin ölümünde FETÖ bağlantısına işaret eden deliller tespit edilmişti. Ortaya çıkan ByLock yazışmaları ve bazı tanık beyanları bu yöndeki şüpheleri kuvvetlendirmişti. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı'na yollanan tahkikat dosyası çerçevesinde hazırlanan iddianamede, Yazıcıoğlu'nun vefatıyla neticelenen süreçte FETÖ'nün gaye ve çıkarları uyarınca çok sayıda usulsüz işlem gerçekleştirildiği değerlendirmesi yapılmıştı.
Ayrıca, şimdiye dek yürütülen bazı soruşturmalarda, kurgusal nitelikte gizli tanık beyanları ve ortam dinlemeleri aracılığıyla zorlama kanıtlar yaratıldığı, bu esnada hayatını kaybedenlerin ailelerinin acılarının da suistimal edildiğine yönelik bulgulara yer verilmişti. Tahkikat kapsamında, aralarında FETÖ'nün darbe teşebbüsü sırasında Cumhurbaşkanına suikast girişiminden hüküm giyen eski yarbay Davut Uçum ile eski astsubay Aydın Özsıcak'ın da bulunduğu 17 sanık için çeşitli oranlarda hapis cezası istenmişti.
ÖRGÜT MENFAATLERİ İÇİN YÖNLENDİRME
İddianamede yer alan bilgilere göre, isimli ve isimsiz çok sayıda ihbar mektubu gerekçe gösterilerek yüzden fazla şahsın telefonları iki seneyi aşkın bir müddetle dinlenmiş ve soruşturmaya dahil edilmişti. Yazıcıoğlu'nun adıyla anılması mümkün olmayan, uyuşturucu satışı, sahtekarlık gibi suçlardan kaydı bulunan kişilere, onun hukukunu savunma kisvesi altında yalan beyanda bulundurulduğu belirtilmişti. Örgütün genel stratejisi kapsamında, olayın 'Ergenekon tarafından düzenlenen bir suikast' olduğu teziyle TSK içindeki yapılanmasına eleman yerleştirmeyi hedeflediği kaydedilmişti.
17-25 Aralık sürecinin akabinde ise strateji değiştirilerek, doğrudan o dönemki hükümet ve bazı devlet görevlileri soruşturmayla ilişkilendirilmeye çalışılmıştı. Ancak özel yetkili mahkemelerin kanuni düzenlemelerle lağvedilmesi neticesinde bu teşebbüsün sonuçsuz kaldığı ifade edilmişti. İddianamede, FETÖ tarafından Yazıcıoğlu'nun isminin kullanıldığı ve bu sürecin istismar edildiği vurgulanırken, sanıkların soruşturmayı örgütün çıkarları doğrultusunda manipüle ettikleri belirtilmişti.
ENKAZDAKİ KAYIP CİHAZLAR
Kazanın ardından enkaza ulaşılmasıyla birlikte, helikopterde bulunan Argus5000 CE ve kayıt kabiliyetine sahip SKYMAP isimli cihazların yerinde olmadığı anlaşılmıştı. Bu cihazların, teknisyen Astsubay Aydın Özsıcak tarafından sökülerek alındığı belirlenmişti. Adı geçen Özsıcak'ın, 15 Temmuz darbe girişimi esnasında Kara Havacı Yarbay Davut Uçum ile birlikte Marmaris'te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik suikast girişimine iştirak ettiği ve müebbet hapis cezası aldığı bilgisi de dosyada mevcuttu. Özsıcak’ın helikopter kazasından bir gün evvel telefonunu kapattığı ve enkaz bulununcaya dek açmadığı, bu süreçte telefon kayıtlarının silinmiş olabileceği değerlendirmesi de tahkikat kapsamında ele alınmıştı.
DAHA ÖNCE VERİLEN YARGI KARARI
Soruşturma dosyasında daha evvel de mühim adli kararlar alınmıştı. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, Muhsin Yazıcıoğlu ve 5 kişinin ölümüne dair 132 zanlıyı içeren 'ana soruşturma dosyası' için verdiği kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itiraz, 2018 yılında Kahramanmaraş 2. Sulh Ceza Hakimliği tarafından değerlendirilmişti. Mahkeme, savcılığın takipsizlik kararını bazı zanlılar açısından kaldırırken, diğer zanlılar hakkındaki itirazların ise kabul edilmemesine hükmetmişti.




