Bölgeye hatta dünyaya nefes aldıracak ABD-İran barışı bile CHP'deki iç iktidar kavgasını gündemden indiremedi.
İş öyle çirkinleşti ki, bir önceki genel başkan 'hain', yeni nesil siyasetçiler de 'hırsız' ilan edildi.
Şimdilik hepsinin gözü oyalama siyaseti izleyen Özel'de...
O da öfkeli seçmenleri, 'CHP seçime katılamayacak' kaygısıyla korkutuyor ve şöyle diyor: Bu bilinçli siyaset yalanı belki başlangıçta öfkeli kalabalıkları ateşler ama gerçek ortaya çıktığında tam tersi bir sonuca da yol açabilir.
Çünkü perde arkasında bambaşka bir hazırlık var.
Özel ve arkadaşları bu zehirli siyasi zeminde yeni bir partiye doğru koşuyor.
Hatta yeni partinin genel merkez binasının tutulduğu bile söyleniyor.
Ama en önemli gösterge; Özel tarafından 81 ildeki CHP'li il, ilçe ya da belde başkanlarına ve kendilerine yakın belediye başkanlarına yeni parti için hazırlanın 'talimatı' göndermesi.
Gördüğünüz gibi kamuoyuna, 'CHP'nin kalbini onlara vermem' diye gürleyen Özel, arka planda yeni parti için talimat üstüne talimat gönderiyor ve ciddi hazırlık yapıyor.
Zaten hem İmamoğlu'nun ilk çıkışları hem de Özgür Özel'in 'CHP'yi de aşan bir iktidar yürüyüşü olur' demesi bu yola çıkıldığını gösteriyor.
Bu noktada mesele sadece bir parti kurmak değil, arkalarında yüzde 37 gibi devasa bir kitle desteğinden söz edip çıtayı öyle yukarı koydular ki, sanki ilk seçimde iktidara gelecekler.
Hiç ilgisi olmasa bile burada da bir AK Parti benzetmesi var.
Peki bunu başarmaları mümkün mü?
'Yetkin ve derinlikli yönetici kadro, sürdürülebilir finansal güç ve yeni ideolojik söylem ve vizyon' gibi birçok eksikliğe dikkat çeken Perspektif yazarı, siyaset bilimci Prof.
Edip Asaf Bekaroğlu, üçüncü bir göz olarak şu sonucu çıkartıyor:
Bekaroğlu, üçüncü bir göz olarak şu sonucu çıkartıyor:
"İmamoğlu ve Özel'in CHP'den koparak kuracağı muhtemel bir partinin, sadece mevcut popülarite ve 'seçim kazanabilme' algısı üzerinden bir anda iktidar alternatifi olması zor görünmektedir."
Bu durumun ciddi ciddi tartışılıyor olması bile ilginç. Çünkü bir ülke için, bagajları yolsuzluk, rüşvet ve şaibelerle dolu, cezaevinden yönetilen bir hareketin bırakın başarısı varlığı bile züldür.



