Sıcak saatler: Trump "Pazar günü" dedi, Tahran yeşil ışık yakmadı

9 dk okuma
Sıcak saatler: Trump "Pazar günü" dedi, Tahran yeşil ışık yakmadı

Hızlı Özet

ABD-İran arasında savaşın sona ermesini öngören anlaşma taslağına ilişkin son değerlendirmeler sürerken, Reuters yeni mutabakat metninin detaylarına ulaştı. İran'ın henüz nihai kararını vermediği süreçte ortaya çıkan taslağın; Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, petrol yaptırımlarının kaldırılması, dondurulmuş milyarlarca dolarlık İran varlıklarının serbest bırakılması ve nükleer programın geleceğine ilişkin kritik maddeler içerdiği öne sürüldü. Öte yandan İsrail ateşkesi bozmak adına Lübnan'a yönelik saldırılarına devam ediyor.

ABD-İran arasında savaşın sona ermesini öngören anlaşma taslağına ilişkin son değerlendirmeler sürerken, Reuters yeni mutabakat metninin detaylarına ulaştı. İran'ın henüz nihai kararını vermediği süreçte ortaya çıkan taslağın; Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, petrol yaptırımlarının kaldırılması, dondurulmuş milyarlarca dolarlık İran varlıklarının serbest bırakılması ve nükleer programın geleceğine ilişkin kritik maddeler içerdiği öne sürüldü. Öte yandan İsrail ateşkesi bozmak adına Lübnan'a yönelik saldırılarına devam ediyor.

İRAN'DAN ABD'YE YENİ UYARI "KÖTÜ POLİS, İYİ POLİS OYUNU ARTIK BAYATLADI"

İran Meclisi ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, İsrail'in Beyrut'un güneyindeki Dahiye bölgesine düzenlediği saldırının ardından Washington'a tepki gösterdi.

Kalibaf, "Siyonistlerin Dahiye'ye yönelik saldırısı, Amerika'nın taahhütlerini yerine getirme iradesinden ya da yeteneğinden yoksun olduğunu bir kez daha gösterdi." dedi.

ABD'nin İsrail'e verdiği desteği eleştiren Kalibaf, "Rejime yeşil ışık yakarak taviz koparamazsınız. Kötü polis ve iyi polis oyunu artık bayatladı." ifadelerini kullandı.

İranlı yetkili, ABD'nin yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde ateşkes sürecinde ilerlemenin zor olduğunu belirterek, "Taahhütlerinizi yerine getirme iradesine ve yeteneğine sahip değilseniz, bu yolda devam etmekten bahsetmek kesinlikle mümkün değil." değerlendirmesinde bulundu.

İRAN BASININDAN BABÜL MENDEB BOĞAZI UYARISI

Bölgedeki gerilim tırmanırken, İran'a yakın Tasnim Haber Ajansı Yemen'in elindeki en önemli stratejik kozlardan biri olan Babülmendep Boğazı'nın yeniden gündeme gelebileceğini öne sürdü.

ABD ve İsrail'in İran ve Lübnan'daki "direniş ekseni"ne yönelik baskılarını artırması halinde Tahran'ın Yemen üzerinden Babülmendep Boğazı'nı stratejik bir koz olarak kullanabileceğini iddia edildi.

Haberde "Babül Mendep, enerji transferi için hayati bir damar ve stratejik bir geçittir. Kapatılması küresel ticaret ve tedarik zincirlerinde geniş çaplı aksamalara yol açacaktır. Bu senaryo gerçekleşirse gemiler, Ümit Burnu gibi daha uzun rotalardan geçmek zorunda kalacak, bu da taşıma maliyetlerinin artmasına, mal tedarikinde gecikmelere ve özellikle bu boğazdan geçen ticaret hacminin dünya ticaretinin %10'undan fazla olması nedeniyle küresel mal ve enerji fiyatlarının yükselmesine neden olacaktır." değerlendirmesi paylaşıldı.

Tasnim'e konuşan Yemen Yüksek Siyasi Konseyi Danışmanı Abdulilah el-Hacır, "İsrail gemilerine karşı bu boğazı kapatma deneyimimiz var. Gerilim artarsa ve müdahale gerekirse bu silahı hesaplı bir şekilde kullanacağız." ifadelerini kullandı.

İSRAİL 29 YERLEŞİM İÇİN TAHLİYE UYARISI YAPTI

İsrail ordusu, Güney Lübnan'daki 29 kasaba ve köyde yaşayan sivillere evlerini derhal terk etmeleri çağrısında bulunarak bölgede yeni bir askeri operasyonun sinyalini verdi. İsrail Ordu Sözcüsü Avihay Adraee, tahliye kararının "Hizbullah'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği" gerekçesiyle alındığını öne sürdü.

17 Nisan 2026'da yürürlüğe giren ve ABD'nin girişimiyle temmuz ayı başına kadar uzatılan ateşkese rağmen İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları son haftalarda hız kazandı. Son olarak İsrail savaş uçakları, Beyrut'un güney banliyölerinde Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen hedefleri vurdu.

ARAKÇİ: BÖLGE GÜVENLİĞİ İRAN'I GÖRMEZDEN GELEREK ŞEKİLLENEMEZ

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, son savaşın bölgesel dengelere ilişkin önemli sonuçlar ortaya koyduğunu söyledi.

Arakçi, "İran'ın gerçek gücünü dünyaya gösteren yalnızca askeri kapasitesi değildi. Ulusal birlik, halkın direnişi ve bilinçli şekilde sahada gösterdiği varlık da bugün diplomaside İran'ın en önemli güvencelerinden biri haline gelmiştir." dedi.

Son savaşın bölge ülkelerine önemli mesajlar verdiğini öne süre Arakçi, "Son savaş deneyimi, bölge güvenliğinin İran'ın dışlanması veya görmezden gelinmesi üzerine kurulamayacağını gösterdi. Bölge ülkeleri giderek şu gerçeğe varıyor ki kalıcı güvenlik, ekonomik kalkınma ve bölgesel istikrar ancak işbirliği, karşılıklı anlayış ve tüm bölge ülkelerinin, özellikle de İran Cumhuriyeti'nin ortak çıkarlarının gözetilmesiyle mümkündür." ifadelerini kullandı.

MÜZAKERE HEYETİ TAHRANA ULAŞTI

Katarlı müzakereciler, ABD ile İran arasında yürütülen anlaşma görüşmelerini sonuçlandırmak amacıyla pazar sabahı Tahran'a gitti. 

ABD basınına konuşan bir kaynak, ziyaretin Washington ile koordinasyon halinde gerçekleştirildiğini söyledi.

LÜBNAN, İSRAİL'İ BİRLEŞMİŞ MİLLETLER'E ŞİKAYET ETTİ

Lübnan Dışişleri Bakanlığı, İsrail'in ülkenin güneyinde Lübnan ordusuna ait bir devriye aracını hedef almasının ardından BMGK'ya resmi başvuruda bulunduğunu açıkladı. 

İsrail basını ise Beyrut'un güney banliyölerine iki savaş uçağı tarafından dört güdümlü füze fırlatıldığını iletti.

MÜCTEBA HAMANEY'DEN MEDYA UYARISI: "ZAYIF NOKTALARA ODAKLANMAYIN"

İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney, medya kuruluşlarına yönelik mesajında, siyasi ve kültürel görüş ayrılıklarına rağmen ülkenin zayıf yönlerini gündeme taşıma konusunda dikkatli olunması çağrısında bulundu:

"Ülkemizin iç medya kuruluşlarına tavsiyem; sahip olabilecekleri tüm fikrî, siyasi ve kültürel görüş ayrılıklarına rağmen, zayıf noktalara odaklanmaktan ciddi şekilde kaçınmalarıdır."

14 Haziran, 2026 - 14:08

24 dakika önce

REUTERS: TASLAK ANLAŞMANIN DETAYLARI ORTAYA ÇIKTI

ABD ile İran arasında müzakere edilen ve savaşın sona erdirilmesini amaçlayan mutabakat metninin içeriğine ilişkin yeni ayrıntılar ortaya çıktı.

Reuters'a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, taslak anlaşmanın Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasından petrol yaptırımlarına, dondurulmuş İran varlıklarından nükleer programa kadar geniş bir çerçeveyi kapsadığını belirtti.

Yetkiliye göre, İran mutabakatın imzalanmasının ardından Hürmüz Boğazı'nı tüm ticari gemilere açacak. Buna karşılık ABD de İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasını kaldıracak. Ablukanın kaldırılma sürecinin anlaşmanın ardından başlayacağı ve 30 gün içinde tamamlanmasının planlandığı aktarıldı.

Taslağa göre Washington, nihai anlaşmaya kadar İran'a yeni yaptırımlar uygulamamayı taahhüt edecek. Nihai anlaşmanın sağlanması halinde ise ABD ve Birleşmiş Milletler yaptırımlarının belirlenen takvim doğrultusunda kaldırılması öngörülüyor.

Reuters'ın aktardığı bilgilere göre ABD ayrıca İran'ın petrol ihracatına yönelik yaptırımlarda geçici muafiyet sağlayacak ve Tahran'ın petrol satışlarından gelir elde etmesine izin verecek. Bunun yanında İran'a ait yaklaşık 25 milyar dolarlık dondurulmuş varlığın da serbest bırakılması planlanıyor.

Taslak metinde nükleer programa ilişkin maddeler de yer aldı. Buna göre İran, nükleer silah üretmeyeceğini ve edinmeyeceğini kabul edecek. Nihai anlaşmaya kadar mevcut nükleer faaliyet seviyesini koruyacak olan Tahran, yeni uranyum zenginleştirme faaliyetlerinden ve tesis genişletmelerinden kaçınacak.

Reuters'a konuşan İranlı yetkili, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri ve yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarının geleceğine ilişkin detayların ise mutabakatın imzalanmasının ardından başlayacak 60 günlük müzakere sürecinde ele alınacağını söyledi.

Yetkili ayrıca ABD'nin, bölgesel ortaklarıyla koordinasyon halinde İran için bir yeniden inşa ve kalkınma planı hazırlamayı kabul ettiğini, bu planın da 60 gün içerisinde Tahran ile müzakere edilmesinin öngörüldüğünü ifade etti.

İRAN BASINI: SAVAŞSIZ GÜNLER GÖRMEK MÜMKÜN

Diğer yandan İran basınına konuşan uzman ABD ile yürütülen müzakere sürecine ilişkin değerlendirmesinde, "Bu kez önce karşı tarafın adım atması bekleniyor" diyerek anlaşmaya yönelik eleştirilere cevap verdi:

"Nükleer anlaşmada tavizleri peşin vermiş, karşılığını ise vadeye bırakmıştık. Bu kez hiçbir şey vermiyoruz önce karşı tarafın taahhütlerini yerine getirdiğini görmeyi istiyoruz. Temel hedef savaş tehdidini ortadan kaldırmak ve piyasalarla birlikte günlük hayatın normale dönmesini sağlamaktır. ABD ve İsrail'in küresel imajı ciddi şekilde zarar görüyor. Dünya Kupası ve Paris Olimpiyatları gibi organizasyonlarda bunun yansımalarını görmek mümkün. ABD'nin mutlak süper güç olduğu algısının sorgulanması ve İran'ın zayıflatıldığı yönündeki söylemlerin geçerliliğini yitirmesi de önemli kazanımlar arasında yer alıyor. Farklı görüşlerimiz olabilir ancak bu süreçte güven duymamız gerekiyor." dedi.

ATEŞKESE RAĞMAN İSRAİL LÜBNAN'I BOMBALIYOR

İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde birçok beldeyi bombaladı.

Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Israel Katz'ın ortak açıklamasında, Beyrut'taki saldırının Hizbullah'ın İsrail topraklarına yönelik ateşine karşılık düzenlendiği öne sürülerek, "İsrail, topraklarına ateş açılmasına müsamaha göstermeyecektir." denildi.

İSRAİL MUHALEFETİ NETANYAHU'YA İSYAN ETTİ: ERDOĞAN'IN ETKİSİNİ HESAPLAYAMADIN

ABD ve İran arasındaki gizli müzakerelerin nihai aşamaya gelmesi İsrail siyasetini karıştırdı. Eski Başbakan ve ana muhalefet lideri Yair Lapid, yaşanan süreci "tarihin en sarsıcı dış politika iflası" şeklinde tasvir ettikten sonra Başbakan Netanyahu’yu topa tuttu.

Lapid,  "Netanyahu Amerikalılar'a risklerin haritasını detaylandırmadan fazla iyimser bir senaryo sattı ve savaşın ortasında onların güvenini kaybetti. Amerikalıları İran'ın petrol ve enerji tesislerini bombalamaya ikna edemedi. Balistik füzeler konusunu anlaşmaya, hatta müzakerelere dahil ettiremedi. Beklenen Türk tepkisini ve Erdoğan'ın Washington'daki etkisini hesaba katmadan Kürt planını zorladı. Körfez ülkeleriyle ilişkilerini ortak bir savaşa ikna etmek için kullanmayı başaramadı. Yaptırımların kaldırılmasının ve Devrim Muhafızları'nın kontrolündeki İran ekonomisine on milyarlarca dolar akmasının önemini hesaba katmadı." ifadelerini kullandı.

İSRAİL "BERBAT" DEDİ, WASHİNGTON "HARİKA" BULDU

ABD ile İran arasında müzakere edilen anlaşma taslağına ilişkin Washington ve Tel Aviv'den taban tabana zıt açıklamalar geldi.

İsrail'in N12 kanalına konuşan üst düzey bir İsrailli yetkili, anlaşma taslağını sert sözlerle eleştirerek, "Bu berbat bir anlaşma" ifadelerini kullandı.

Öte yandan Fox News'e konuşan üst düzey bir ABD'li yetkili ise anlaşmadan memnun olduklarını belirterek, "İran ile harika bir anlaşma yaptığımıza inanıyoruz" dedi.

İRAN'DA ANLAŞMAYA DİRENEN EN GÜÇLÜ İSİM AHMED VAHİDİ OLDU

Wall Street Journal'a göre, İran ile ABD arasında yürütülen müzakerelerde ülkenin sert tutumunu şekillendiren isimlerden biri olarak İslam Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Ahmed Vahidi öne çıkıyor.

200 bin üyeli Devrim Muhafızları'nın başındaki Vahidi'nin, İran'ın İsrail'e yönelik son balistik füze saldırılarının en güçlü savunucularından biri olduğu ve ABD ile hızlı bir uzlaşıdan yana olan daha ılımlı isimlere karşı etkisini artırdığı ileri sürüldü.

WSJ'ye konuşan İranlı yetkililer, Vahidi'nin Beyrut'taki Hizbullah'a yönelik İsrail saldırılarının durdurulması için Tahran'ın askeri karşılık vermesi gerektiğini savunduğunu aktardı. Kaynaklara göre, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi gibi isimler ekonomik baskılar nedeniyle Washington ile hızlı bir anlaşmadan yana tavır alırken, Vahidi askeri caydırıcılığın yeniden tesis edilmesini öncelik olarak görüyor.

ABD basını, Tahran'ın müzakere masasındaki en etkili isimlerinden biri olarak gösterilen Ahmed Vahidi'nin, "İran'ın askeri caydırıcılığının korunması, füze stoklarının sınırlandırılmaması ve dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması" konusunda taviz verilmesine karşı çıktığını yazdı.

1960'lı yılların sonlarında doğan Vahidi, İran İslam Devrimi sonrasında Devrim Muhafızları'nın kurucu kadrolarında yer aldı. Daha önce Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı görevlerinde bulunan Vahidi, ABD yaptırım listesinde yer alıyor. 

Arjantin ise 1994 yılında Buenos Aires'teki Yahudi toplum merkezine düzenlenen bombalı saldırıyla bağlantılı olduğu iddiasıyla hakkında Interpol aracılığıyla arama kararı çıkarmıştı. 

Savaşın ilk günlerinde selefinin öldürülmesinin ardından göreve gelen Vahidi, bugün hem İran'ın askeri stratejisinde hem de Washington ile yürütülen kritik müzakerelerde belirleyici aktörlerden biri olarak görülmeye devam ediyor.

ABD'NİN EN ÖNEMLİ ŞARTI BELLİ OLDU

ABD ile İran'ın savaşı sonlandıracak anlaşmayı ne zaman imzalayacağı konusu belirsizliğini koruyor.

Reuters'ın haberine göre, Tahran yönetimi anlaşmanın zamanlaması ve şartlarına ilişkin temkinli yaklaşımını sürdürürken, ülkedeki sertlik yanlısı çevreler de anlaşmaya karşı tepkilerini dile getirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile anlaşmanın pazar günü, yani 80. doğum gününde imzalanmasının planlandığını açıklamıştı.  Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ise İslamabad'ın elektronik imza sürecine hazırlandığını ve anlaşmanın ardından gelecek hafta teknik düzeyde görüşmelerin başlayacağını duyurmuştu.

Reuters'a konuşan bir kaynak, Katarlı arabulucuların anlaşmayı sonuçlandırma çabaları kapsamında pazar sabahı Tahran'a gittiğini bildirdi.

EN ÖNEMLİ ŞART: HÜRMÜZ

Anlaşma taslağına ilişkin Reuters'ın aktardığı bilgilere göre, Washington'un anlaşma masasında öncelik verdiği konu, İran'ın kapattığı Hürmüz Boğazı'nın yeniden uluslararası deniz trafiğine açılması.

İran'ın Hürmüz Boğazı'nı yeniden açması karşılığında ABD'nin İran'a yönelik deniz ablukasını kaldırması, dondurulmuş İran varlıklarının bir bölümünü serbest bırakması ve petrol ihracatına yönelik yaptırımları hafifletmesi öngörülüyor. İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin ise daha sonraki aşamada ele alınması planlanıyor.

Öte yandan İran genelinde düzenlenen bazı gösterilerde anlaşmaya karşı çıkan grupların hükümete tepki gösterdiği kaydedildi. Reuters'a konuşan görgü tanıkları, bazı protestocuların Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'yi hedef alan sloganlar attığını aktardı.

KATAR’IN 12 MİLYAR DOLARLIK FORMÜLÜ MASADA

Görüşmelerdeki en büyük tıkanıklık noktalarından birini, İran'ın yurt dışında dondurulan fonlarına derhal erişim talep etmesi, ABD'nin ise bunu aşamalı bir takvime bağlamak istemesi oluşturuyor. Diplomatik kaynaklar, arabulucu Katar heyetinin Tahran’daki düğümü çözmek adına 12 milyar dolarlık yeni bir finansal formül sunduğunu belirtiyor. Bu plana göre, dondurulan fonların 6 milyar doları doğrudan serbest bırakılacak, kalan 6 milyar dolar ise Katar mekanizmaları üzerinden düşük faizli ticari krediler ve insani yardım malzemesi tedariki için kullanılacak.

Politico başta olmak üzere Batı medyasında yer alan analizlerde tarafların %80 ihtimalle önümüzdeki günlerde el sıkışacağı öngörülürken, Tahran'ın son hukuki incelemeleri barışın kalıcı olup olmayacağını belirleyecek.

İRAN: ATEŞKES METNİNDEKİ İNCELEMELER SÜRÜYOR

İran Müzakere Heyeti mutabakat metni üzerindeki teknik, siyasi ve hukuki incelemelerin sürdüğünü ve henüz nihai bir karara varılmadığını duyurdu.

Yarı resmi Fars Haber Ajansı’na konuşan üst düzey kaynaklar, Tahran'ın kırmızı çizgilerini ve ulusal çıkarlarını koruma konusunda taviz vermeyeceğini iletti.

Bu haber 12080 kez görüntülendi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR