Savunma sanayii alanında Türkiye'nin yerli ve milli teknoloji atılımları aralıksız sürerken, bu çabaların en yeni ürünlerinden biri GÜÇHAN Turbofan Jet Motoru olarak kamuoyuna yansıdı. Milli Savunma Bakanlığı Araştırma Geliştirme Merkezi tarafından hayata geçirilen bu yerli motor projesi, ülkenin hava platformlarındaki harici kaynaklara olan ihtiyacını azaltma yolunda stratejik bir işlev görecek.
Gelişmiş mühendislik altyapısı ve yüksek itki gücüyle dikkat çeken GÜÇHAN'ın, milli seyir füzelerinden insansız hava araçlarına (İHA) ve gelecekteki hava platformlarına kadar geniş bir yelpazede kullanılması amaçlanıyor. Mütehassıslar, turbofan mimarisine sahip motorun, sağlayacağı düşük yakıt sarfiyatı ve yüksek verimlilik ile önemli bir avantaj sunacağının altını çiziyor.
Türkiye'nin Motor Teknolojisinde Stratejik Atılım
Motor teknolojilerinin savunma sanayiindeki stratejik önemi göz önünde bulundurulduğunda, GÜÇHAN projesi, Türkiye'nin bu kritik alandaki teknik kabiliyetini ileri taşıyan bir hamle olarak görülüyor. GÜÇHAN Turbofan Jet Motoru'nun ilerleyen dönemde milli hava sistemlerine entegrasyonuyla, Türkiye'nin savunma sanayiindeki bağımsızlık vizyonuna büyük bir katkı sağlaması bekleniyor.
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Doç. Kemal Olçar, Türkiye’nin jet motoru teknolojisindeki bu ilerlemesini 'beklenmedik ve çarpıcı' bir gelişme olarak tanımladı.
Motor meselesi gerçekten çok büyük bir sürpriz oldu. En son 6 binlik güçlerden bahsederken, şu an tam 42 bin itkilik bir güçten söz ediyoruz. Bu rakamın ne anlama geldiğini şöyle özetleyeyim; dünyanın en gelişmiş uçağı olarak pazarlanan F-35'in itki gücü 43 bindir. Bizim yaptığımız jet motoru şu an 42 bin bandına çıktı. Yani neredeyse bir F-35'i uçuracak kadar kuvvetli bir motor artık Türkiye'de üretiliyor.
KAAN Projesinde Motor Sorunu Çözülüyor
Olçar, Milli Muharip Uçak KAAN'ın motor ihtiyacının yerli olanaklarla karşılanacak olmasının önemine de değindi.
KAAN projesiyle birlikte motor sorunu artık tamamen çözülmüş oluyor. 5. ve 6. nesil uçaklar için 40 bin itki gücünün üzerindeki motorlar hayati önem taşıyor. 4. nesil uçaklar için 30-32 binlik güçler yeterliydi ancak biz 42 bin itkiyi yakaladığımız andan itibaren artık KAAN için dışarıda motor aramayacağız. Bu, havacılık tarihimiz için bir dönüm noktasıdır.
Ayrıca, Türkiye'yi yazılım ambargoları üzerinden tehdit etme girişimlerinin boşa çıktığını belirten Kemal Olçar, şu ifadeleri kullandı:
Bizi yıllarca yazılım üzerinden korkutmaya, ambargolarla sindirmeye çalıştılar. Şimdi hepsi kafalarını duvarlara vuruyordur. Çünkü KAAN'ın bütün aviyonik sistemleri tamamen milli olarak geliştirildi. Yazılımdan gövdeye, sensör sistemlerinden AESA radarlara kadar her şey Türk mühendislerinin eseri.
Uluslararası Arenada KAAN'a Yoğun İlgi
Savunma sanayiindeki bu başarının uluslararası siyasette de yankı bulduğunu ifade eden Olçar, İspanya ve Endonezya'nın projeye olan ilgisini aktardı.
İspanya ve Endonezya şu an bizimle masada. Özellikle İspanya, KAAN projesine girmek için büyük bir istekle geldi. Ellerinde Eurofighter ve F-35 gibi seçenekler varken, İspanya'nın F-35'i reddedip Türkiye ile KAAN için masaya oturması, Türk savunma sanayiinin geldiği noktanın en somut kanıtıdır. KAAN'ın çalışmalarına bizzat katılmak ve uçağı satın almak istiyorlar.
Göklerin Yeni Hakimi İçin Takvim Belli Oldu
Doç. Kemal Olçar, yerli motorun envantere dahil olma süreci ve projenin millilik oranlarına ilişkin de bilgi verdi.
Milli motorun 2030, 2031 veya 2032 yıllarında, tıpkı KAAN'ın envantere giriş süreci gibi hazır olması bekleniyor. KAAN 2028-2029 gibi envanterde olacak, birkaç sene sonra da kendi milli motorumuzla uçmaya başlayacağız. Yazılım, gövde, aviyonik sistemler, sensörler ve motoru topladığınızda, karşımızda yüzde 95'in üzerinde millilik oranına sahip devasa bir güç olacak.




