Hakan Fidan : YPG/SDG Kandil'den onay almadan adım atamaz
Yıllık değerlendirme toplantısında konuşan Bakan Fidan "Türkiye olarak bu husustaki kararlı ve net politikamızı 2026 yılında da sürdüreceğiz" diyerek SDG'ye uyarıda bulundu. Fidan, İran konusunda ise diyalog çağrısı yaptı.
SURİYE'DEKİ DÖNÜŞÜM VE SDG SORUNU
Suriye'nin içinden geçtiği büyük dönüşümün ve uluslararası topluma entegrasyonunun 2025 yılının olumlu gelişmelerinden biri olduğunu vurgulayan Fidan, bölge ülkeleri, Avrupa devletleri ve ABD'nin ortaya koyduğu yapıcı iradenin devam etmesini temenni etti. Fidan, SDG meselesinin ise Türkiye ve bölge için sorun olmaya devam ettiğini belirterek, "İnşallah bu yıl bu sorun da çözülür" dedi. Fidan açıklamalarının devamında "SDG meselesi ise takip ettiğiniz gibi yine Suriye, Türkiye ve bölgemizin geri kalanı için bir sorun olmaya devam ediyor. İnşallah bu yıl bu sorun da çözülür. Türkiye olarak bu husustaki kararlı ve net politikamızı 2026 yılında da sürdüreceğiz." şeklinde konuştu.
SDG OYUNU! "KANDİL'DEN ONAY ALMADAN BUNUN HAYATA GEÇMEYECEĞİNİ HERKES BİLİYOR"
Bakan Fidan, SDG'nin (Suriye Demokratik Güçleri) terör örgütü PKK'nın merkezi Kandil ile olan bağının Batılı muhataplar tarafından zaman zaman "yeni keşfedilmiş bir bilgi" gibi sunulmasına tepki gösterdi.
Bu durumun "iki artı iki dört eder" kadar net bir gerçeklik olduğunu vurgulayan Fidan, asıl sorunun Suriye Kürtlerinin otantik yapısının ötesinde, örgütün Suriye'deki uzantısı olan bir yapıyla karşı karşıya olunması olduğunu belirtti.
Fidan, "SDG adına kim görüşmeye giderse gitsin, Kandil'den onay almadan bunun hayata geçmeyeceğini herkes biliyor. Bu işleri sürekli zora sokan bir husus. Bizim temennimiz, 10 Mart mutabakatının uygulanarak ülkede istikrarın sağlanmasıdır" ifadelerini kullandı.
HALEP VE FIRATIN BATISINDAKİ HAREKETLİLİK: "TÜRKİYE GÜVENLİĞİ İÇİN GEREKEN ADIMLARI ATMAKTAN ÇEKİNMEYECEK"
Halep ve Fırat'ın batısında terör örgütü unsurlarının tahkimat girişimlerine ilişkin soruyu yanıtlayan Fidan, Türkiye'nin bu konudaki tavrının ve geçmişteki operasyonlarının (Afrin, Resulayn) ortada olduğunu hatırlattı. Bölgedeki illegal yapıların tahkimat döngüsüne dikkat çeken Fidan, "Gidiyoruz, diyoruz ki burada duruşunuz illegal. Direniyorlar, sonra güç kullanılıyor, geri adım atıyorlar. Bu şablondan çıkılması lazım" dedi.
Fidan, 2024 yılı sonrasında işgal edilen yerlerin iyi niyet göstergesi olarak boşaltılması ve unsurların doğuya çekilmesi gerektiğini belirterek, aksi takdirde Türkiye'nin güvenliği için gereken adımları atmaktan çekinmeyeceği mesajını verdi. Diplomasi ve diyaloğun zaman kazanma aracı olarak kullanılmaması gerektiğini vurgulayan Fidan, "Diyalog içindeymiş gibi gözüküp dünyaya böyle bir imaj verip zaman kazanmak gerçeklikle bağdaşmaz" değerlendirmesinde bulundu.
SURİYE İÇİN ALTIN ORAN: ANAYASAL VATANDAŞLIK
Suriye'deki farklı etnik ve inanç gruplarının sisteme entegrasyonu ve anayasal hakları konusundaki sorusunu da cevaplayan Fidan, çözüm için "altın oran" tanımını yaptı. Suriye rejiminin azınlıkları dışlamaması gerektiğini belirten Fidan, modern zamanların formülünün anayasal vatandaşlık olduğunu söyledi.
Fidan, Suriye'nin geleceği için ayrılıkçı yapılar yerine bütünleştirici bir model önererek şunları kaydetti:
"İnsanlar kendi kimliklerini, kültürlerini, inançlarını yaşarken aynı zamanda bir bayrağın altında o ülkenin vatandaşı olmalı ve ülkenin bütün menfaatinden, gücünden, refahından yararlanmalı. Ancak inanç gruplarının veya etnik azınlıkların yönetime dahil olmasıyla, kendilerini ayrı bir küme olarak belirleyip siyasal bir entiteye (varlığa) dönüşmesi iki ayrı şeydir. Etnik kökene göre adacıklar oluşturmak, ülkeyi siyasal entitelere bölmek bölünmeye davetiye çıkarmaktır. Bizim istediğimiz, Suriye'de istikrarın sağlanması ve Suriyeli Kürtlerin de refah içinde olmasıdır."
Güncellenme Tarihi : 15.1.2026 23:39