Gündem
  • 4.12.2021 23:58

Haydar Baş'ın oğlu İskilipli Atıf Hoca'yı iftiralarla hedef aldı!

İskilipli Atıf Hoca'yı iftiralarla hedef aldı! Haydar Baş'ın oğlundan provokatif çıkış: Demokrasi varsa Diyanet İşleri Başkanı Şii olsun!

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Flash TV'de yayınlanan Basın Kulübü programında Atatürk, diyanet ve laiklik üzerine dikkat çekici açıklamalar yaptı. Cumhuriyet kararının Hacıbektaş Dergahı'nda alındığını anlatan Baş; Diyanet İşleri Başkanı'nın Alevi, Caferi, Şii mezheplerinden olması önerisi de yaptı.

Bağımsız Türkiye Partisi'nin (BTP) hayatını kaybeden lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ın genel başkanlığa oturan Hüseyin Baş, Flash TV'de Basın Kulübü programında tepki çeken ifadelerle Diyanet'i ve Cumhuriyet döneminde şapka giymediği için şehit edilen İskilipli Atıf Hoca'yı iftiralarla hedef aldı.

Diyanet'in başına Şii birini istedi

Son dönemde Diyanet'in çok tartışıldığını iddia eden ve mezhep fitnesi çıkarmaya çalışan Hüseyin Baş, provokatif ifadeler kullandı.

Demokrasi olduğunu ve bu nedenle Diyanet İşleri Başkanlığı'na Şii, Alevi ve Caferi'lerin de getirilmesini isteyen Hüseyin Baş, çoğunluğun Sünni olduğunu görmezen gelerek, "Bu kadar demokrasimiz varsa, bizim birbirimize saygımız varsa Diyanet İşleri Başkanımız Alevi olsun' dedim. Bu ülke bunu niye hiç konuşmuyor? Diyanet İşleri Başkanı Alevi olsun, Caferi olsun, Şii olsun... Ne zararı var! İşte biz bu kültürü taşımak istiyoruz. Niye istiyoruz? Atatürk Bektaşi dergâhında Cumhuriyeti kurdu. Bu dergâhtan çıkan karar bak ne kadar hayırlı." dedi.

"Atatürk'ün hutbeleri okutulsun"

"Atatürkçü olmak için CHP'li olmaya gerek yok. Müslüman olmak için de Atatürk'e düşman olmaya gerek yok." diyen ve M. Kemal'in yazdırdığı hutbelerin okutulmasını isteyen Hüseyin Baş, şunları söyledi

"Yıllarca böyle kandırıldık. Ben Atatürkçüyüm, iddia ediyorum bu ülkedeki en büyük Atatürkçü benim, varsa daha büyüğü çıksın. Ben Atatürk'ün Cumhuriyeti'ni yaşatmak için her şeyi yaparım. Mesele budur. Biliyorum ki Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet 100 yıldır bütün sağanak yağmurlara rağmen, olumsuz hava koşullarına rağmen ayakta durmuştur. Geçen 29 Ekim Cumhuriyet bayramı Cuma'ya denk geldi. Cuma hutbesinde Atatürk'ten bahsedilmedi. Hemen akabinde bir kongremiz vardı. Orada dedim ki, 'Prof. Dr. Haydar Baş'ın Hoş Geldin Atatürk kitabında Atatürk tarafından hazırlatılan 52 tane hutbe var. Yılda 52 hafta var ve Atatürk 52 hutbe okutmuş, kendisi yazdırtmış. Örneğin Ramazan'a denk gelen hutbede 'Bayram namazını kılmadan fitrelerinizi verin' diyor. İslami öğretinin en ince detayına kadar hepsi mevcut. Bu ülkede biz niye hutbe arıyoruz. Atatürk 52 tane hutbe yazdırmış, Diyanet her hafta birini okutsun. Ne zararı var. Yazdığı her şey bugün güncel. Niye güncel? Din değişmedi ki... Milletimizin bilmesi gereken şu; Cumhuriyetimizin kurucuları Müslümanlardır ve bu Cumhuriyeti biz onlara borçluyuz. Atatürk'ün yanında savaşanlar, o kadınlar, gençler tamamı Müslümandır ve bu vatanın evladıdır. Bugün Atatürk'ün karşısına çıkıp bunu yıkmak isteyenlerin hiçbiri de Türk ve Müslüman değildir. Bunda da iddialıyım. Biz neler duyduk bu ülkede, 'Keşke Yunan galip gelseydi...' dediler. Ne demek şimdi bu, neyi ifade etmeye çalışıyorsun? Sen kalkıp bütün ibadetlerini yaşayabildiğin, bütün özgürlüğünü yaşayabildiğin bir coğrafyada din ile ilgili bir savaş halindesin Cumhuriyet'in kurucusuyla. Neyi yaşayamıyorsun?"

İskilipli Atıf Hoca'yı yalan ve iftiralarla hedef aldı

Konuşmasında İskilipli Atıf Hoca'yı yalanlar ve iftiralarla hedef alan Hüseyin Baş, tepki çeken şu ifadelerde bulundu:

"İskilipli Atıf Müslüman olduğu için mi idam edildi? İskilipli Atıf 'Yunanla birlikte olun' bildirisini bölgesinde dağıttıran insan. Yunanla birlikte olun, Kurtuluş Savaşı'na katılmayın diyor. Mesela tekke ve zaviyeler kapatıldı. O zaman buralar tarafından 'Savaşa katılmayın' diye bildiriler dağıtılıyor. Tekke ve zaviyeleri niye kapatıyor Atatürk? Çünkü burada bir İslam yaşanmıyor ki... Mesela bizim oralarda çok meşhurdur Haçkalı Baba vardı. Çok büyük bir İslam alimi. Cumhuriyet döneminde Atatürk ile birlikte oluyor. Sizin bu coğrafyada gördüğünüz Müslümanların tamamı Atatürk ile birlikte olmuştur ama ne zamanki Yunan'ın, İngiliz'in sermayesi devreye girmiştir, dış mihraklar devreye girmiştir ve işte o zaman 'Atatürk'ün karşısına çıkın' demişlerdir. İşte burada Haydar Baş Hoca'nın bu devlete ve bu millete yaptığı ne büyük hizmetlerden biri de gerçek Atatürk'ü tanıtması olmuştur, Atatürk budur demesi olmuştur."

İskilipli Atıf Hoca idamının gerçeği

Milli Mücadele süreci, halkın Din-i Mübin-i İslam’a olan bağlılığı nedeniyle başarıya ulaştı. Milli Mücadelede başı çeken isimler, dindar olan halkı manevi duygularla motive etti. Ancak Cumhuriyet kurulduktan sonra dine olan bakış açısı tamamen değişti. Dini kurumlar yavaş yavaş önemini kaybederken, Batı taklitçiliği nedeniyle ciddi fikir ayrılıkları yaşanmaya başlandı. Bu durum, toplumun önde gelen hocalarını da hedef haline getirdi.

1924 senesinde “Frenk Mukallitliği ve Şapka” isimli bir kitap yazan İskilipli Atıf Hoca, Avrupa’nın ilim ve fendeki gelişmelerin takip edilmesi ve öğrenilmesinin caiz ve gerekli olduğunu ancak kılık kıyafetlerini almanın caiz olmadığını belirtti. İskilipli Atıf Hoca, Türkiye’de Batılılaşmanın taklitten ibadet olduğu tespitini yaparak uluslararası geçerliliğe sahip Batı usulü giysiler giymenin görünüm dolayısıyla İslâm düşüncesine zıt düştüğünü, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) “Bir kavme benzemeye çalışan onlardandır” hadisini kaynak göstererek izah etmeye çalışıyor ve şu hükmü veriyordu:

“Bir Müslüman, şiar ve alâmet-i küfür addolunan bir şeyi zaruretsiz giymek ve takınmak sûretiyle Gayr-i Müslimleri taklîd etmesi ve kendini onlara benzetmesi şer’an memnû ve yasaktır.”

Bu kitap yazıldıktan sonra çıkan bir kanun nedeniyle İskilipli Atıf Hoca idam edildi. Atıf Hoca, 1 Kasım 1925’te yürürlüğe giren Şapka Kanunu’na muhalefet ve halkı isyana teşvik etme gerekçesiyle İstiklal Mahkemeleri’nde şehit edildi. Tabii ki de Kemalist yönetim, Atıf Hoca’nın da diğer on binlerce isim gibi İngiliz işbirlikçisi olduğunu ileri sürdü. İngiliz’in alfabesini, kıyafetini, kültürünü, şapkasını vb. benimseyen isimlerin, İskilipli Atıf Hoca’yı İngiliz ajanı olarak addetmesi, o dönemde nasıl bir kafa karışıklığının hakim olduğunu gözler önüne seriyor!..

 

İLGİLİ HABERLER