Dünya
  • 4.8.2004 13:37

IRAKLILARLA BİRLİKTE ABD'YE KARŞI SAVAŞAN TÜRK MİLİTANLARIN SAYISI KAÇ?...

SAYGI ÖZTÜRK Irak, İslami örgütlerin ''Cihad Bölgesi'' olarak nitelendirildiği yerlerden birisi. Geçmişte Afganistan'da, Çeçenistan'da, Bosna'da savaşan, bu yüzden dostlukları gelişen değişik ülke vatandaşları, şimdi Irak'ta Amerikan ve onlarla işbirliği yapan ülke vatandaşlarına karşı mücadele veriyor. Kimisi, ''rakip firmaları'' oradan uzaklaştırmak için para karşılığı bu işi yapıyor. Murat Yüce'de işte bu mücadelenin bir sonucu olarak öldürüldü. Irak'ta, 200 civarında Türk militan bulunduğu yolunda bilgiler var. Militanların önemli bir bölümü, Amerika'ya karşı mücadeleyi ''din'' adına değil, dini kullanıp menfaat karşılığı yerine getiriyor. Geçmişte Türk güvenlik birimlerinin gündeminde El-Kaide diye bir örgüt yoktu. 11 Eylül'de ''İkiz Kule'' saldırılarıyla adından söz ettiren örgütün, Türkiye'de tanınması, bilinmesi de hayli ilginç. KAHVEHANEYE 4 KİŞİ GİRDİ Kahvehaneye kendilerini zor attılar. Gelen 4 kişiden 3'ünün yabancı olduğunu anlamışlardı. Sobanın başında olanlar, soğuktan adeta donmuş vaziyette olan yabancılara yer gösterdi. Garson çaylarını uzatırken ''için, için ısınırsınız'' dedi. Yabancılar garsonun ne söylediğini anlamadılar ama çaylarını aldılar. Van'ın Gürpınar ilçesi sakindir. 3 yabancının bu kışta-kıyamette ilçeye gelmesini de yadırgadılar. Onları bazıları kaçakçı sandı. Kahvenin bir köşesinde gelen yabancıları göz ucuyla izleyen kişi, çayını içtikten sonra kalktı. Yabancıların yanına yaklaştı. Hiç konuşmadı. Yabancılara bakarken gözü çantalarına takıldı. Kim bilir içlerinde neler vardı. Genç adam kahvehaneden çıktı, karakola gitti. Yabancılarla birlikte gelen Türk, bir şeyler olacağını tahmin etmişti. Onlara Arapça olarak ''ekmek almaya gideceğini'' söyledi. Minibüsle polisler geldi. Az sonra, yabancılar minibüse bindiriliyordu. Ekmek almaya giden Türk, olanları uzaktan izledi. Ne yapacağını bilemedi. Çıktığı dükkana yeniden girdi. Minibüsün gitmesini bekledi. Polislere birisi ''onlarla birlikte gelen genç karşıdaki bakkalda'' dedi. İki polis bakkala girdi, onun da kollarına girip minibüse doğru getirdiler. Hepsi heyecanlıydı. Bir görevli çantanın fermuarını açarken, yabancılardan birisi Arapça bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Türk, bu kişileri tanımadığını, ilçeye gelişte yolda karşılaştığını öne söylüyordu. Az öncesine kadar soğuktan morarmış olarak kahvehaneye gelen yabancılar, bu kez terlemeye başlamışlardı. Çantanın bir gözünde Türk ve yabancı şahıslar adına düzenlenmiş sahte pasaportlar, sahte nüfus cüzdanları, pasaport düzenlemekte kullanılan sahte mühür, kaşe ve harf klişeleri, İrtibat olarak verilen telefon numaraları, bomba yapımının formüle edildiği değerlendirilen Arapça-Farsça bazı dokümanlar çıktı. Olayın boyutu Gürpınar polisini aşıyordu. Durum üst makamlara bildirildi. İşte o yabancılar, onların sorgularından elde edilen bilgiler ve bunun üzerine başlatılan operasyonlar El Kaide örgütünün Türkiye ayağının ortaya çıkarılmasını sağladı. O yabancılar mı? Onlar da bir akşam üstü uçağa bindirildi ve Ürdün'e gönderildi… TÜRKİYE, BULUŞMA VE GEÇİŞ YERİ İmamlar Birliği örgütüyle bağlantılı olan şahıslara yönelik olarak gerçekleştirilen operasyonlar kapsamında; yapılan sorgu, mülakat, elde edilen dokümanlar ile operasyonlar sonrasında yapılan tahkikatlar, illerden gelen ve ''hassas kaynaklar''dan elde edilen bilgiler değerlendirildi. Bu değerlendirmeler sonucu, militanlara ilişkin ortak özellikler de belirlendi. İşte İmamlar Birliği örgütü ile ilgili bazı ilginç bilgiler: -1980'li yıllardan itibaren Afganistan, Bosna Hersek, Çeçenistan gibi bölgelerdeki çatışmalara katılan Türk uyruklu şahıslar, İmamlar Birliği Örgütü'nün faaliyetlerini ülkemize taşıdı. Örgütün liderliğini, İstanbul, Bursa gibi illerin sorumluklarını da bu şahıslar yürüttü. - Afganistan'da savaşlara katılmış çok sayıda yabancı uyruklu şahıs, 11 Eylül saldırılarının ardından ABD'nin Afganistan'a yönelik hava harekatına başlamasıyla Afganistan'ı terk edip İran'a, oradan da Irak, Suriye gibi ülkelere kaydılar. - Militanlar, değişik ülkelere çıkış yapabilmek için Afganistan'da eğitim aldıkları kamplardan, yada Çeçenistan-Afganistan-Bosna-Kosova gibi ''Cihad Bölgelerinde'' bir şekilde tanıştıkları Türk vatandaşlarını para, sahte kimlik, pasaport temini ve naklinde kullandılar. Ayrıca pasaport sağlamak için ''sahte pasaport ve insan kaçakçılığı organizasyonu'' içerisinde yer alan, genellikle Arap uyruklu bazı şahıslarla bağlantı kurdular. -Militanlar, bu arada İmamlar Birliği Örgütü'nün Afganistan merkezli faaliyetlerini ABD'nin Afganistan'a yönelik operasyonu sonrası İran'a kaydırdı. Bunlar, son dönemlerde Irak'a geçti. -ABD'nin Afganistan'da yaptığı operasyon sonrasında örgüt tarafından ülkemizdeki bağlantılı olunan kişilerle ilişkiler artırıldı. Örgüt mensuplarının ülkemizden geçişi, barınması ve yapılanması için zemin arayışlarının hız kazandı. -Örgütsel faaliyetlerin geniş bir alanda yürütüldü. Bu arada Suriye, S.Arabistan, Ürdün, Lübnan, B.A.E, Katar, Yemen, Çeçenistan, Gürcistan, Bosna-Hersek, Almanya, Cezayir, Fas, İran, Pakistan gibi ülkelerde, ''irtibat sağlayan'' örgüt mensupları olduğu anlaşıldı. -Yurtdışında Arap kökenli şahıslar tarafından eğitilen ve Türk vatandaşı olan örgüt mensuplarının genelinin; aldıkları siyasi eğitim çerçevesinde ''selefi'' anlayışı benimsedi. Ancak sünni kesimin tepkisini çekmeden faaliyet göstermeye çalıştılar. -Bazı örgüt mensuplarının, faaliyetleri ve konumlarına göre; yabancı veya ülkemiz vatandaşı olan şahısların adına düzenlenmiş sahte pasaport- kimlik taşıdılar. PAKİSTAN VE AFGANİSTAN'DA EĞİTİM -Örgütle bağlantılı şahısların, 11 Eylül dönemine kadar olan süreç içerisinde, Pakistan'da siyasi, Afganistan'da ise askeri eğitim aldıkları, kamplara gidişlerde genelde, Ağrı-Gürbulak Hudut kapısı ve İran güzergâhını kullandı, bazen de illegal yollardan giriş ve çıkış yaptılar. -Ülkemizdeki yapılanma içerisinde yer alan şahısların çoğunluğunun kendilerini ifade edebilecek düzeyde Arapça biliyor. -El Kaide örgütünün Türk militanlarının ev ve işyerlerinde ''Müşrikleri Arap Yarımadasından çıkartın'', ''Amerika'yı Harameyn topraklarından çıkartın'' diye yazılar bulundu. TIPKI, HİZBULLAH İNFAZLARI GİBİ Türk Vatandaşı Murat Yüce'nin öldürüldüğü sahne, bizler için yabancı değil. Hizbullah Örgütü de, gerçekleştirdiği eylemleri video kasete alıyordu. Orada da siyah bir örtünün üzerinde Arapça yazılar yer alıyordu. ''İnfaz sahnesi'' yine aynıydı. ''Feminist İslamcı'' olarak nitelendirilen Konca Kuriş'e de yaptığı konuşmalardan dolayı pişmanlık duyduğuna ilişkin bir yazı okutmuşlardı. Video kasete alınan bu yazının hemen ardından, Kuriş öldürüldü. Irak'ta, vatandaşımız Murat Yüce'nin öldürülmesinde, Türk vatandaşlarının bulunduğunu kesin olarak ortaya koyan bulgular yok. Ancak, orada dinci örgütlerle ABD ve onlarla işbirliği yapanlara karşı yürütülen mücadeleye katılan 200 civarında militanın olduğu güvenlik birimleri tarafından biliniyor. Onların bir kısmının, belli şirketleri korumak, bazılarını ise ''para karşılığı'' oradan uzaklaştırmak için görev aldıkları yolunda kesin bilgiler var. Murat Yüce'nin öldürülmesi daha çok, şirketlerarası mücadelenin bir sonucu olarak gözüküyor. Adeta mafyalaşan ve bunu da din adına yaptığını öne süren örgütler, bir garibandan ne ister? Elleri nasıl tetiğe gider? SES ANALİZİ VE DİNLENEN TELEFONLAR Irak'ta Murat Yüce'nin öldürülmesinden önce Türkçe konuşmalar duyuluyor. Bu kişinin Azad Ekinci, Habip Aktaş olabileceği konusundan yorumlar var. Dürn konuştuğum yetkililer ''Türkçe konuşanlar şu kişiler'' demedi. Orada Türkçe konuşanların Türk olabileceği gibi, Türkçe konuşan başkalarının da olabileceğine işaret ettiler. Bu demek değildir ki bu konunun peşinin bıraktılar, ya da araştırma yapılmıyor. Özellikle İstanbul'daki intihar eylemlerinden sonra, dinci örgütler üzerinde önemle duruluyor. Hemen başvurulan her mahkeme, telefon dinlemesi yönünde istenen kararları veriyor. İstihbarat birimlerinin elinde, dinci örgüt militanları ve bunların bağlantılı olduğu kişilerle ilgili hayli arşiv var. Telefon konuşmalarını dinleyen, bunları çözen kişilerin çok sayıda militanın sesi hakkında fikir sahibi. Yani kimin kim olduğunu biliyor. İşte o uzmanların yanı sıra, TRT'den bu konun uzmanı olan bir ekip önceki günden itibaren çalışmaya başladı. Sonuç alınır mı bilemeyiz ama,yetkililer her bilgi ve belgeyi değerlendiriyor. İşte, Irak'tan yükselen sesler de araştırılıyor. Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 22:41

İLGİLİ HABERLER